Kur farkı ödeneceğine dair sözleşme olmasa da yabancı para faturasıyla kurulan ticari ilişkide kur farkı talep edilebilir
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2473 E. 2026/732 K. · · İlk derece: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme veya kur farkı ödeneceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmasa da, faturanın yabancı para birimi üzerinden düzenlenmiş olması taraflar arasında dövize endeksli bir ticari ilişki kurulduğunu ispata yeterlidir. Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde TBK 99/3 uyarınca seçim hakkı alacaklıya geçer ve alacaklı bu alacağını aynen (yabancı para olarak) veya ödeme günündeki rayiç üzerinden talep edebilir; bu talep kur farkı faturası düzenlenmesine bağlı değildir. Faturanın VUK'a uygun süresinde düzenlenmemesi yalnızca vergi idaresiyle ilişkileri etkiler, alacak hakkını sona erdirmez.
Ele alınan sorunlar
Sözleşmede kur farkı kaydı bulunmamasına rağmen kur farkı talep edilip edilemeyeceği → ret
İddia: Davalı vekili, taraflar arasında kur farkı ödemesinin kararlaştırıldığına dair yazılı bir sözleşme bulunmadığını, faturada vadenin 40 gün olarak düzenlendiğini ve gecikme faizi öngörülmüşken kur farkı talep edilmesinin mümkün olmadığını, seçimlik hakkını Türk lirası olarak kullanan alacaklının sonradan yabancı para veya kur farkı talep edemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Kur farkı talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır; faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir. Kur farkı talepleri kur farkı faturası düzenlenmesine bağlı değildir; yabancı para birimine endeksli ticari ilişkinin varlığı halinde kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir ve bu durumda alacak ödeme tarihindeki kur esas alınarak hesaplanır. Davacı tarafından düzenlenen 7.700-Euro bedelli fatura ile ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğu anlaşılmaktadır; fatura 40 gün vadelidir ve vade 01.12.2021'de dolmaktadır, vadesinde hiçbir ödeme yapılmamıştır. TBK 99/3 hükmü gereği, ülke parası dışında bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ifadesi bulunmayan borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine seçim hakkı alacaklıya geçer ve alacaklı, alacağını aynen (yabancı para olarak) isteme hakkını kazanır. Bu durumda, bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere 7.700-Euro alacağa vadesinden sonra yapılan ödemelerin yapıldığı tarihlerdeki efektif satış kurundan TL'den Euro'ya çevrilerek bakiye yabancı para borcunun ödeme tarihindeki karşılığının kur farkı olarak talep edilmesinde bir engel bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kur farkı faturasının VUK'a uygun düzenlenmemesinin alacak hakkına etkisi → ret
İddia: Davalı vekili, kur farkının ilk olarak 09.12.2021 tarihinde oluştuğu halde faturanın 22.12.2021 tarihinde düzenlendiğini, bu şekliyle VUK 213/5 maddesi uyarınca süresinde düzenlenmediğini ve dolayısıyla hiç düzenlenmemiş sayılması gerektiğini, ayrıca kendisinin 31.12.2021 tarihli iade faturasıyla bu faturayı iade ettiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bir faturanın VUK'ta belirlenen sürede düzenlenmemesi, ancak vergi idaresi ile ilişkileri etkileyip alacak hakkını sona erdirmez; kur farkı faturası düzenlenmeden de bu alacağın talep edilebileceği kabul edildiğinden, davalı tarafça düzenlenen iade faturasının da bir hükmü bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kararın gerekçesiz olduğu ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası → ret
İddia: Davalı vekili, ilk derece kararının gerekçesiz olduğunu ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Mahkemece gerekli tahkikat yapılarak, yapılan tahkikata uygun şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olup HMK'nın 297. maddesi şartlarını taşıyan gerekçeli bir karar mevcuttur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Taraflar arasında kur farkı ödeneceğine ilişkin açık bir sözleşme hükmü bulunmasa da, faturanın yabancı para birimiyle düzenlenmiş olmasının dövize endeksli ticari ilişkiyi ispata yeterli olduğu ve vadesinde ödenmeyen yabancı para borcunda TBK 99/3 uyarınca seçim hakkının alacaklıya geçtiği yönündeki tespit, benzer kur farkı alacağı uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kur farkı alacağı↗ dövize endeksli ticari ilişki↗ seçim hakkı↗ TBK 99↗ kısmi dava↗ VUK 213/5↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/2473
KARAR NO 2026/732
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 16/10/2023
NUMARASI 2022/288 Esas - 2023/636 Karar
DAVA
Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ 10/05/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/04/2026
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirketin; 2021 yılında şirkete muhtelif ürünler hakkında fiyat teklifi ibraz ettiğini, müvekkil şirket tarafından davalı şirkete teslim olunduğu ve müvekkili şirket tarafından anlaşmaya uygun olarak 20.10.2021 tarih ve ... sayılı ve 7.700 Euro bedelli fatura düzenlendiğini, Türk Lirası karşılığı 98.521,32-TL olan bu faturanın;
48. 521-TL'lik kısmının 09.12.2021 tarihinde, 50.000,32-TL ise 17.12.2021 tarihinde yine müvekkilinin banka hesabına ödendiğini, ödeme tarihi itibari ile taraflar arasındaki anlaşma gereği döviz cinsinden fatura kesilmesi nedeni ile kur farkı doğduğunu,durumun davalıya bildirildiğini, kurdaki aşırı dalgalanma nedeni ile ticari ilişki içinde olduğu firmaya iyi niyet göstermek maksadı ile kur farkında bir miktar indirim yaparak ve anlaşmaya vardıkları bedel üzerinden 22.12.2021 tarihli faturayı kestiğini, davalı şirket varılan anlaşamaya uymayarak kur farkı faturasını da 31.12.2021 tarihli iade fatura ile iade ettiğini, kur farkından doğan alacak davasının kabulü ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000-TL'nin temerrüt tarihinden işletecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş verdiği ıslah dilekçesiyle ,dava değerini 38.287-TL ye yükseltmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafça 20.10.2021 tarihli ... numaralı 7.700-Euro karşılığı 98.521,32-TL bedelli satış faturası tanzim edildiğini, davacı tarafça tanzim edilen ve işbu davaya konu edilen ... numaralı kur farkı faturasının 22.12.2021 tarihinde tanzim edildiğini, iddia edilen kur farkının ilk olarak 09.12.2021 tarihinde oluştuğu; bu şekliyle ilgili faturanın VUK 213/5 maddesi uyarınca süresinde düzenlenmediğini ve bu sebeple hiç düzenlenmemiş sayılacağını, yine de davalı müvekkil tarafından 31.12.2021 tarihli ... numaralı fatura düzenlenerek davacı tarafça tanzim edilen ... numaralı kur farkı faturasının iade edildiğini, davacı tarafça tanzim edilen 20/10/2021 tarihli satış faturasının ödeme vadesi 40 gün olarak belirlenmiş, vadesinde ödenmediği takdirde ise aylık %3 vade farkı uygulanacağı düzenlendiğini, kur farkı talep edilmesinin mümkün olmadığını, davalı müvekkili tarafından da işbu ödeme vadesine uygun olarak 09.12.2021 tarihinde 48.521-TL, 17.12.2021 tarihinde de 50.000-TL ödendiğini, davalnın VUKnda düzenlenen sürelere uyulmaksızın 22.12.2021 tarihli ...
numaralı 35.305,46-TL bedelli kur farkı faturası tanzim edilerek müvekkiline gönderildiğini kur farkı faturasının kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; tarafların ticari ilişkisinde ödemelerin Euro üzerinden yapılacağı husunda iradelerin uyuştuğunu, ancak VUK 215.maddesi nedeniyle davacının ilgili faturayı yasa gereği TL ye çevirdiğini, ancak davalı tarafından ödemenin Euro üzerinden yapılması ve zamanında yapılması gerektiği ancak davalı tarafça hem gecikmeli hem de TL üzerinden yaparak yapılan sözleşmeye aykırı davranıldığını, davacının ek rapor ile hesaplanan 38.287-TL kur farkı alacağına hak kazandığı kanaatine varılmış, ancak dava tarihinden önce davalının temerrüte düşürüldüğüne dair bir belgeye rastlanamadığından kısmi olarak açılan davada alacağın 5.000-TL'nin dava tarihi olan 10/05/2022 tarihinden, bakiyenin ise ıslah tarihi olan 29/05/2023 tarihinden itibaren işleyen avans faizi davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; taraflar arasında yazılı yapılmış ve kur farkı ödemesinin kararlaştırıldığına dair bir sözleşme bulunmadığını, faturada vadenin 40 gün olarak düzenlendiğini, faturada gecikme faizi düzenlenmişken kur farkı talep edilmesinin mümkün olmadığını, seçimlik hakkını Türk lirası olarak düzenleyen alacaklının daha sonra yabancı para veya kur farkı adı altında talepte bulunamayacağını, kur farkı faturasının VUK uyarınca usulüne uygun düzenlenmediği, davacının işbu dava konusu alacağının dayanağı olarak ... numaralı 22.12.2021 tarihli kur farkı faturası olarak gösterildiğini, işbu faturada talep edilen kur farkının açık ve net şekilde belirlendiğini faturanın 22.12.2021 tarihinde tanzim edildiğini;
oysa iddia edilen kur farkının ilk olarak 09.12.2021 tarihinde oluştuğu; bu şekliyle faturanın VUK 213/5 maddesi uyarınca süresinde düzenlenmediği davalı müvekkili tarafından 31.12.2021 tarihli ... numaralı fatura düzenlenerek davacı tarafça tanzim edilen ... numaralı kur farkı faturası iade edildiğini, kararın gerekçesiz olup adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek kararı kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, kur farkından kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
TBK'nın 99. maddesi "(1. fıkra) Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. (2. fıkra) Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. (3. fıkra) Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Davalı tarafından satın alınan bir adet makine emtiası için davacı tarafça 20.10.2021 tarihli ... numaralı 7.700-Euro karşılığı 98.521,32-TL bedelli satış faturası tanzim edilmiştir. Taraflar arasında mal alım satımına ilişkin akdedilen yazılı bir sözleşme veya kur farkı ödeneceğine ilişkin sözleşme bulunmamaktadır. Fiyat teklifi ile 20.10.2021 tarihli ... numaralı 7.700-Euro karşılığı 98.521,32-TL bedelli satış faturası incelendiğinde her iki belgede de ödeme tarihinin 40 gün vade tanınmıştır. Davalı tarafından da 09.12.2021 tarihinde 48.521-TL;
17. 12.2021 tarihinde de 50.000-TL davacıya ödenmiştir. Davacı tarafça 22.12.2021 tarihli ... numaralı 35.305,46-TL bedelli kur farkı faturası tanzim edilerek davalıya gönderildiği, davalı tarafından tarihinde 8 günlük süreden sonra iade faturası düzenlenerek davacıya gönderilmiştir. Tüm bu vakıalar bakımından taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; kur farkı ödeneceğine ilişkin bir anlaşma bulunmadığı halde ödeneceği kararlaştırılan vade farkı yerine kur farkı istenip istenemeyeceğine ilişkindir.
Kur farkı isteyebilmenin temel ilkeleri; öncelikle kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19. HD’nin 2016/17240 esas, 2018/1950 karar sayılı ve 10/04/2018; 2016/12505 esas, 2017/8069 karar sayılı ve 19/12/2017 tarihli ilamları). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19. HD'nin 2018/965 esas, 2019/5447 karar sayılı ve 05/12/2019 tarihli ilamı). Diğer taraftan kur farkı talepleri kur farkı faturası düzenlenmesine bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir.
Bu durumda kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması gerekir (Yargıtay 19. HD'nin 2017/3549 esas, 2018/4033 Karar sayılı ve 11/09/2018 tarihli ilamı).
Davacı tarafından düzenlenen 7.700-Euro bedelli fatura ile ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğu;
20. 10.2021 tarihli faturaya 09.12.2021,17.12.2021 tarihlerinde ödeme yapılarak faturanın TL karşılığı ödenmiştir. Davalı vekilinin de beyan ettiği üzere fatura 40-gün vadelidir ve faturanın vadesi 01.12.2021 tarihinde dolmaktadır. Faturaya karşılık vadesinde hiç bir ödeme yapılmamıştır. Vadesinde ödenmeyen faturaya TBK 199 nın (3. fıkra) Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." hükmü gereği seçim hakkı yine alacaklıya geçmiş ve davacı yabancı para alacağını aynen(yabancı para olarak) isteme hakkını elde etmiştir.
Bu halde; bilirkişi kök ve ek raporunda hesaplandığı üzere 7.700-Euro alacağa vadesinden sonra yapılan ödemelerin yapıldığı tarihlere göre efektif satış kurundan TL den Euro'ya çevrilerek bakiye yabancı para borcunun ödeme tarihindeki karşılığı için kur farkı faturası düzenlediği fatura tarihindeki kur karşılığının davacı tarafından davalıdan aynen (yabancı paradan) istenebilecek iken kur farkı olarak talep edilmesine hiç bir engel olmadığından davalı vekilinin karara ilişkin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmemiş kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Davanın kısmi dava olarak açıldığı; HMK nın 109/1 maddesi hükmünce mümkün olduğu, bir faturanın; VUK sürede düzenlenmemesi ancak Vergi İdaresi ile ilişkileri etkileyip, alacak hakkını sona erdirmediği gibi yukarıda atıf yapılan ilamlarda belirtildiği üzere kur farkı faturası düzenlemeden de bu alacağın talep edilebileceği; davalı tarafça düzenlenen iade faturasının da bir hükmü olmadığı, davalı vekili gerekçeli kararın gerekçesiz olduğunu, adil yargılanma hakkının ihlal ettiğini ileri sürmekte ise de; mahkemece gerekli tahkikatın yapılarak, yapılan tahkikata uygun şekilde davanın kabulüne karar verilmekle HMK nın 297 maddesi şartlarını taşıyan gerekçeli karara ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 2.615,38-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 653,84-TL harcın mahsubu ile kalan 1.961,54-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 40-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/04/2026
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358765 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi