6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Eş rızası bulunmayan ve el yazısı şartını taşımayan kefalet sözleşmesi geçersizdir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/990 E. 2023/715 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Taşıma

Davacının nitelemesi: Kefalet mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kefalet sözleşmesinin geçerliliği için TBK 583/1'de öngörülen şekil şartlarının (azami sorumluluk miktarı, kefalet tarihi ve müteselsil kefillik ibaresinin kefilin kendi el yazısıyla yazılması) yerine getirilmesi ve gerektiğinde TBK 584/1 uyarınca eş rızasının bulunması şarttır; bu unsurlardan biri eksikse kefalet sözleşmesi geçersizdir ve kefil kredi borcundan sorumlu tutulamaz. TBK 584/3 ile getirilen, şirket ortak/yöneticilerinin şirket lehine verdiği kefaletlerde eş rızası aranmayacağına dair istisna, yürürlük tarihinden önceki sözleşmelere geçmişe etkili uygulanamaz. Kefalet beyanındaki yazı ve tarihin kefile ait olmadığı yönünde delil bulunması halinde, kefilin ayrıca imza itirazında bulunmamış olması, bu konuda ek bir imza incelemesi yaptırılmamasını eksiklik haline getirmez. Kredili mevduat hesabından (KMH) kaynaklanan alacaklarda uygulanacak azami faiz oranı, TCMB'nin ilgili tebliği uyarınca kredi kartı işlemlerine ilişkin tebliğde belirlenen oranı geçemez.

Ele alınan sorunlar

Bilirkişi/adli tıp incelemesinin yetersizliği iddiası → ret

İddia: Davacı vekili, davalıların imza itirazları üzerine mahkemece sadece yazı ve tarih incelemesi yaptırıldığını, imza incelemesi yaptırılmadığını, yeterli yazı ve imza örneği alınmadığını, bu nedenle bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalıların kefalet imzasına yönelik bir imza itirazı bulunmamaktadır; itiraz, kefalete ilişkin el yazısı ve tarihin kefile ait olup olmadığına ilişkindir. Bu durumda kefiller yönünden ayrıca imza incelemesi yaptırılmamış olması bir eksiklik olarak kabul edilemez. Mahkemece alınan adli tıp raporu bu hususta yeterli ve hüküm kurmaya elverişlidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

02.07.2012 tarihli sözleşmede eş rızası ve TBK 583/1 şekil şartı → ret

Gerekçe: Davalı gerçek kişi kefiller, 02.07.2012 tarihli sözleşme tarihi itibariyle asıl borçlu şirketin ortak ve yöneticisidir. TBK 584/1 uyarınca eşlerden birinin kefil olabilmesi diğerinin yazılı rızasına bağlıdır; şirket ortak ve yöneticilerinin şirket lehine verdiği kefaletlerde eş rızasının aranmayacağına ilişkin 3. fıkra 28.03.2013 tarihinde eklenmiş olup Resmi Gazete'de yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir ve geçmişe etkili uygulanacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır; bu nedenle 02.07.2012 tarihli sözleşme itibariyle kefalet eş rızasına tabidir. Adli tıp raporunda, kefil olan gerçek kişilerin eşlerine atfen atılan eş rızası imzalarının bu kişilerin eşlerine ait olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca TBK 583/1 uyarınca kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır; adli tıp raporunda bu sözleşmedeki kefalete ilişkin yazı ve tarihlerin ilgili kefillerin eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenlerle 02.07.2012 tarihli sözleşme kapsamındaki kefalet sözleşmeleri, hem eş rızası eksikliği hem de şekil şartına aykırılık nedeniyle geçersizdir; davalılar bu sözleşmeden kaynaklanan kredi borcundan kefil sıfatıyla sorumlu tutulamazlar.

Gerekçe kaynağı: özgün

15.05.2014 tarihli sözleşmede kefalet sözleşmesinin geçerliliği (davalı bazında ayrım) → ret

Gerekçe: Adli tıp raporunda, bu sözleşmede bir kısım davalılara ait kefalete ilişkin yazı ve tarihlerin bu kişilerin eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olup, bu davalılar bakımından kefalet sözleşmesi TBK 583/1'deki şekil şartını taşımadığından geçersizdir. Buna karşılık iki davalıya ait imzalar üzerindeki kefalete ilişkin yazı ve tarihlerin bu kişilerin eli ürünü olduğu tespit edilmiştir; bu davalılar sözleşme tarihi itibariyle borçlu şirketin ortağı olduğundan kefaletleri eş rızasına da tabi değildir. Bu nedenle kefalet sözleşmesi bu iki davalı bakımından geçerlidir ve mahkemece bu davalıların ikinci sözleşme kapsamında sorumluluğuna hükmedilmesi yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Alacak miktarının hesaplanması (ilk sözleşmeden kaynaklanan tutarın düşülmesi) → ret

İddia: Davacı vekili, mahkemece her iki sözleşmeden doğan alacak miktarının adli tıp raporu gözetilerek hesaplanmasının istenildiğini, ancak bilirkişi tarafından bu hesaplamanın yapılmadığını, mahkemece resen yapılan hesaplamanın alacağı doğru şekilde yansıtmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ilk sözleşme kapsamında kullandırılan kredi alacağının tutarı ve diğer tüm kredilerin ikinci sözleşme tarihinden sonra kullandırıldığı tespit edilmiştir. İlk sözleşmedeki kefaletlerin geçersiz olduğu tespit edildiğinden, mahkemece bilirkişi tarafından tespit edilen toplam alacak tutarından ilk sözleşme gereği kullandırılan krediden kaynaklanan tutarın çıkarılması suretiyle, kalan alacak bakımından ikinci sözleşmede geçerli kefaletleri bulunan davalıların sorumluluğuna hükmedilmesi yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

KMH (kredili mevduat hesabı) alacağına uygulanacak faiz oranı → ret

İddia: Davacı vekili, kredili mevduat hesabı alacağı yönünden bankanın genelgesi ve sözleşmeler gereği uygulanması gereken faiz oranının %36 olmasına rağmen %30,24 oranının esas alınmasının hatalı olduğunu, genel kredi sözleşmesinin 4.2. maddesi kapsamında Merkez Bankasına bildirilen en yüksek ticari kredi faiz oranının %100 fazlası olan %72 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TCMB'nin ilgili Tebliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasına eklenen hükme göre KMH hesaplarında uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranları, Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkındaki Tebliğ'in 3. maddesinde belirlenen oranları geçemez. Alacağın bir kısmı davacı banka tarafından borçlu şirkete kullandırılan KMH kredisinden kaynaklandığından, bu alacak yönünden faiz bakımından kredi kartlarına ilişkin 5464 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Mahkemece bu hükme uygun olarak yapılan hesaplamaya itibar edilerek %30,24 oranında temerrüt faizine hükmedilmesi yerindedir; söz konusu oranlar TCMB tarafından belirlenmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, TBK 584/3 ile getirilen şirket ortak/yöneticisi kefaletlerinde eş rızası muafiyetinin geçmişe etkili uygulanamayacağına ve TBK 583/1'deki el yazısı şartının aynı sözleşmedeki farklı kefiller bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin tespitleri, benzer kefalet uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet sözleşmesi eş rızası TBK 583/1 şekil şartı müteselsil kefillik adli tıp raporu KMH (kredili mevduat hesabı) temerrüt faizi itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 584/1TBK 584/3TBK 583/1 · 5464 sayılı Kanun

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/990

KARAR NO 2023/715

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/02/2020

NUMARASI 2016/1005 Esas -  2020/177 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/05/2023

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile ... San. Tic. Ltd. Şti arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri gereğince borçlu firmaya kredi kullandırıldığını, davalıların ise sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borcun ödenmemesi üzerine davalılara borcun ödenmesi yönünde ihtarname gönderildiğini, ödeme yapılmaması üzerine alacağın tahsili için davalılar hakkında İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiklerini, davalıların kefil sıfatıyla kredi borcundan sorumlu olduklarını, müvekkilince talep edilen faiz oranının kanuna ve sözleşmeye uygun olduğunu, sözleşme ile alacağa %72 oranında temerrüt faizi uygulanmasının kabul edildiğini belirterek, davalıların takibe yönelik itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine alacağın %40'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili; 02/07/2012 tarihli kefalet sözleşmesinde kefil olarak yer alan müvekkillerinin eşlerinin imzalarının geçerli bir imza mahiyetini taşımadığını, sözleşme tarihi itibariyle kefalette eş rızasının arandığını, sözleşmede atılmış olan eş rızasına ilişkin imzaların müvekkillerinin eşlerine ait olmadığını, ilgili bölümde yazılan gerekli bilgilerin tamamen aynı kişi tarafından yazıldığını, bu nedenle davacı ile müvekkilleri ..., ..., ... ve ... arasında geçerli bir kefalet ilişkisi bulunmadığını, 15/05/2014 tarihli kefalet sözleşmesinin de şekil şartlarına aykırılık teşkil etmesi nedeniyle geçersiz olduğunu, bu kefalet sözleşmesinde müvekkilleri ... ve ...'in sorumlu oldukları azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefilliğe ilişkin ifadelerin tamamının ve ayrıca kefalet tarihinin aynı kişi tarafından yazılmış olduğunu, bu nedenle TBK'nın 583.

maddesine aykırı olan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, ayrıca kefalet sözleşmesinde kefil olunan miktar ve kefalet verilen kredi müvekkilleri açısından belirlenebilir olmadığından sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacının talep ettiği %72 faiz oranının TBK'nın 88 ve 120. maddelerine aykırı olduğunu, sözleşmeye eklenen ve müvekkilleri ile müzakere edilmeyen genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlerin geçersiz sayılması gerektiğini, ayrıca alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesin talep emiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalıların 02/07/2012 ve 15/05/2014 tarihli sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, davalı şahısların borçlu şirketin ortak ve yetkilisi oldukları, sözleşme tarihleri itibariyle kefil ... Tekstil yetkilisinin davalı ... ve ...Tekstil yetkilisinin de diğer davalı ... olduğu, davalı gerçek kişilerin her iki sözleşme tarihi itibariyle evli oldukları, 02/07/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarihte henüz TBK 584 maddesi 3. fıkrası yürürlükte olmadığından, kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla imzası bulunan şahıs davalıların eşlerinin usulüne uygun şekilde alınmış rızalarının bulunmasının zorunlu olduğu, eş rızasına ilişkin imzalar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, şahıs davalıların eşlerine atfen atılan imzaların davalıların eşlerine ait olmadığının belirlendiği, bu durumda 02/07/2012 tarihli sözleşme için şahıs davalılar yönünden eş rızası koşulunun yerine gelmediği, dolayısıyla geçerli bir kefalet ilişkisi kurulmadığının söylenebileceği, kefilin sorumlu olduğu miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girdiğini, kefalet sözleşmesini kendi el yazısıyla yazmasının şart olduğu, aksi halde kefalet sözleşmesinin geçerli olmayacağı, alınan Adli Tıp Kurulu raporunda, davalılardan ...

ile ... Tekstil ve ... Tekstil yetkilisinin imzalarının üstündeki yazıların bu kişilere ait olmadığının saptandığı, davalılar ... , ... ve...'in imzalarının üstündeki yazıların ise bu şahıslara ait olduğunun belirlendiği, gelinen noktada davalı şahıs kefiller ..., ... ve ... yönünden geçerli bir eş rızası bulunmadığından, davalı ... yönünden hem geçerli bir eş rızası olmadığından hem de kefalet beyanı TBK 583 maddesinde öngörülen şekilde kefil tarafından yazılmadığından, kefil şirketler yönünden ise kefalet beyanlarının şirket yetkilileri tarafından yazılmamış olmasından ötürü, geçerli bir kefalet sözleşmesinden söz edilemeyecek olup, davalıların bu sözleşmeden kaynaklı  borçtan sorumlu tutulmalarının mümkün görülmediği, 15/05/2014 tarihli ikinci sözleşme tarihi itibariyle TBK 584/3 fıkrası gereği asıl borçlu şirketin ortak ve yetkilisi durumundaki şahıs davalılar yönünden eş rızasının aranmayacağı, alınan raporda bu sözleşme bakımından ...

ile ... Tekstil ... Tekstil'in kefalet beyanlarının davalı şahıs ve şirketler yönünden de yetkililerine ait olmadığının tespit edildiği, bu durumda TBK 583 maddesinde zorunlu kılınan şekil şartları davalılar ... ve ... yönünden yerine getirilmiş olup, diğer davalı kefiller yönünden ise geçerli bir kefalet sözleşmesinin varlığından bahsedilmesinin mümkün olamayacağı, bilirkişi tarafından 15/05/2015 tarihli sözleşme öncesinde kullandırılan kredi nedeniyle asıl borç tutarının 120.578,42-TL, işlemiş akdi faizin 1.326,36-TL, takip tarihine kadar işlemiş %72 temerrüt faizinin 32.797,33-TL ve takip tarihi itibariyle kredi borcunun toplam 154.702,11-TL olduğunun tespit edildiği, bilirkişi ek raporunda her iki kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan krediler nedeniyle takip tarihi itibariyle talep edilebilecek toplam tutarın 1.156.743,65-TL asıl alacak, 281.265,70-TL işlemiş faiz, 300-TL ihtiyati haciz gideri olmak üzere 1.438.309,35-TL olarak belirlendiği, bu tutardan 02/07/2012 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan krediden kaynaklı 120.578,42-TL asıl alacak ile 34.123,69-TL işlemiş faizin düşülmesi gerektiği, bu tutarın düşülmesi sonucu talep edilebilecek alacağın 1.052.721,32-TL asıl alacak, 255.315,93-TL işlemiş faiz ve 300-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere 1.308.337,25-TL olarak belirlendiği, sözleşmelerde davacının kefillerden çek depo talebinde bulunabileceğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığından, davalıların gayrı nakit alacaktan sorumlu tutulamayacakları, talep edilen temerrüt faiz oranının yerinde olduğu, tarafların tacir olması ve sözleşme serbestisi hükümleri bir arada gözetildiğinde, davalıların genel işlem  koşulu yönündeki savunmasının da yerinde görülmediği gerekçesiyle, davalılar ...

ve ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüyle bu davalıların takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin bu davalılar yönünden 1.052.721,32-TL asıl alacak, 255.315,93-TL işlemiş faiz ve 300-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.308.337,25-TL üzerinden devamına, diğer davalılara yönelik davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; davalıların imza itirazları üzerine mahkemece sadece yazı ve tarih incelemesi yaptırılmış olup, imza incelemesi yaptırılmadığını, mahkemeden kapsamlı bir inceleme yaptırılmasını talep etmiş olmalarına rağmen mahkemece sadece adli tıp raporu doğrultusunda karar verildiğini, mahkemece yeterli yazı ve imza örneği alınmadığını, bu nedenle bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğunu, bu konudaki itirazlarının dikkate alınmadığını, aynı zamanda kefiller yönünden imza incelemesi de yapılması gerektiğini, kredili mevduat hesabı alacağı yönünden bankanın genelgesi ve sözleşmeler gereği uygulanması gereken faiz oranı %36 olmasına rağmen %30,24 oranının esas alınmasının hatalı olduğunu, genel kredi sözleşmesinin 4.2.

maddesi kapsamında müvekkili tarafından Merkez Bankasına bildirilen en yüksek ticari kredi faiz oranı %36 olup, bu oranın %100 fazlası olan %72 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiğini, mahkemece her iki sözleşmeden doğan alacak miktarının adli tıp raporu gözetilerek hesaplanmasının istenildiğini, ancak bilirkişi tarafından bu hesaplama yapılmadığı için mahkemece resen hesaplama yapıldığını, ancak bu hesaplamanın alacağı doğru şekilde yansıtmadığını, adli tıp raporuna yönelik itirazları doğrultusunda yeni bir rapor alınmadığı için, bu rapora istinaden davalıların sorumlu oldukları tutarın hesaplanmasının yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Otomotiv arasında 02.07.2012 ve 15.05.2014 tarihli genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalıların da her iki sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, sadece ...'in ikinci sözleşmede kefil olarak yer almadığı, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek 01.12.2015 tarihinde borçlu ve kefillere kat ihtarnamesi keşide edildiği, kat ihtarının 03.12.2015 tarihinde borçlu ve kefillere tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı kefillerin süresinde borca itirazları üzerine işbu davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalılar ...

ve ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise eş rızasının bulunmaması ve kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalılar tarafından; 02/07/2012 tarihli kefalet sözleşmesinde eş rızasına ilişkin imzaların kefil olan müvekkillerinin eşlerine ait olmadığı, kefalete ilişkin el yazıları müvekkillerine ait olup tüm yazıların aynı kişi tarafından yazıldığı, bu nedenle kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu, 15/05/2014 tarihli kefalet sözleşmesinde ise davalılar ... ve ...'in sorumlu oldukları azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefilliğe ilişkin ifadelerin tamamının ve ayrıca kefalet tarihinin aynı kişi tarafından yazılmış olduğu, bu nedenle bu sözleşmenin de şekil şartlarına aykırılık nedeniyle geçersiz olduğu ileri sürülmüştür.

Davalı gerçek kişi kefiller ilk sözleşme tarihi olan 02.07.2012 tarihi itibariyle asıl borçlu ... Otomotiv şirketinin ortak ve yöneticisidirler. 6098 sayılı TBK’nın  584/1. maddesinde, eşlerden birinin, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olmasının şart olduğu hüküm altına alınmıştır. Maddeye 28.03.2013 tarihinde yapılan değişiklik ile eklenen 3. fıkrada, şirket ortak ve yöneticilerinin şirket lehine verdikleri kefaletlerde eş rızasının aranmayacağı belirtilmiştir. Ancak bu fıkra Resmi Gazete’de yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup, geçmişe etkili olacağı yönünde bir hüküm de bulunmadığından, somut olayda davalıların kefaleti eş rızasına tabidir.

Mahkemece eş rızasına ilişkin imzalar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen adli tıp raporunda; kefil olan gerçek kişilerin eşlerine atfen eş rızasına ilişkin olarak atılan imzaların, bu kişilerin eşlerine ait olmadığı tespit edilmiştir. TBK'nın 583/1 maddesi, "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmünü haizdir. Mahkemece alınan adli tıp raporunda;

02. 07.2012 tarihli sözleşmede davalılardan ... ile ... Tekstil ve ... Tekstil yetkililerine ait imzalar üzerinde bulunan kefalete ilişkin yazı ve tarihlerin bu kişilerin eli ürünü olmadığı, 15.05.2014 tarihli sözleşmede ise davalılardan ... ile ... Tekstil ve ... Tekstil'e ait imzalar üzerinde bulunan kefalete ilişkin yazı ve tarihlerin bu kişilerin eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca davalıların kefalet imzasına yönelik bir imza itirazı bulunmadığından, kefiller yönünden imza incelemesi yaptırılmamış olması bir eksiklik olarak kabul edilemeyecektir. Mahkemece bu hususta alınan rapor yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olup, davacı vekilinin raporun eksik incelemeye dayalı olduğu yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir.

Alınan adli tıp raporu doğrultusunda 02.07.2012 tarihli sözleşmede yer alan davalı gerçek kişi kefillerin eş rızasının bulunmadığı, gerçek kişi kefillerden ... ile kefil olan şirketlere ait kefalete ilişkin yazı ve tarihlerin ... ile kefil şirket yetkililerine ait olmadığı, bu kefiller bakımından da kefalet sözleşmesinin TBK'nın 583/1 maddesinde düzenlenen şekil şartlarını taşımadığı anlaşılmakla, kefalet sözleşmeleri geçersiz olup, davalıların kefil sıfatıyla 02.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcundan sorumlu tutulmaları mümkün değildir.

15. 05.2014 tarihli sözleşmede ise davalılardan ... ile ... Tekstil ve ... Tekstil yetkililerine ait ait imzalar üzerinde bulunan kefalete ilişkin yazı ve tarihlerin bu kişilerin eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle bu davalılar bakımından söz konusu kefalet sözleşmesi de geçersizdir. Ancak bu ikinci sözleşmede davalılardan ... ve ...'e ait imzalar üzerinde bulunan kefalete ilişkin yazı ve tarihlerin bu kişilerin eli ürünü olduğu tespit edilmiş olup, kefalet sözleşmesi bu davalılar bakımından geçerlidir. Sözleşme tarihi itibariyle borçlu şirketin ortağı olduğu anlaşılan bu davalıların kefaleti eş rızasına da tabi değildir. Bu nedenle mahkemece bu davalıların ikinci sözleşme kapsamında sorumluluğuna hükmedilmesi yerindedir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; ilk sözleşme kapsamında borçlu şirkete 09.05.2014 tarihinde kullandırılan kredi alacağının 120.578,42-TL asıl alacak ve 34.123,69-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 154.702,11-TL olduğu, diğer tüm kredilerin ikinci sözleşme tarihinden sonra kullandırıldığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenmiş olan 02.07.2012 tarihli ilk sözleşmedeki kefaletlerin geçersiz olduğu tespit edilmiş olmakla, mahkemece, bilirkişi tarafından tespit edilen her iki kredi sözleşmesinden kaynaklanan toplam alacak tutarından, ilk sözleşme gereği kullandırılan krediden kaynaklanan toplam 154.702,11-TL alacağın çıkarılması suretiyle, kalan alacak bakımından ikinci sözleşmede geçerli kefaletleri bulunan ...

ve ...'in sorumluluğuna hükmedilmesi yerinde olup, davacı vekilinin bu hesaplamaya yönelik olarak ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. TCMB'nin yayımladığı Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer  Menfaatler Hakkında Tebliğin 4. maddesinin 1. fıkrasına eklenen cümle, "KMH hesaplarında uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranları, 02.04.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkındaki Tebliğ'in (Sayı 2006/1) 3.maddesinde belirlenen akdi ve gecikme faizi oranlarını geçemez" hükmünü haizdir. Somut olayda da alacağın bir kısmı davacı banka tarafından borçlu şirkete kullandırılan KMH kredisinden kaynaklanmaktadır.

Bu durumda KMH alacağı yönünden faiz bakımından kredi kartlarına ilişkin 5464 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır. Mahkemece de bu hükme uygun olarak yapılan hesaplamaya itibar edilerek %30,24 oranında temerrüt faizine hükmedilmiştir. Söz konusu akdi ve temerrüt faizi oranları TCMB tarafından belirlenmekte olduğundan, davacı vekilinin faiz oranının hatalı uygulandığı yönündeki istinaf nedeni de yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece verilen hükme yönelik ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalılar tarafından yapılan 5,50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.11/05/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358732 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4008 E. 2024/7223 K. · Onandı

Kefalette eş rızası ve el yazısı şekil şartının geçerliliğe etkisi

Gerekçe özeti

6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrası yürürlüğe girmeden önce kurulan kefalette eşin usulüne uygun rızası zorunludur; rıza imzalarının eşe ait olmadığı bilirkişi incelemesiyle belirlenirse geçerli bir kefalet doğmaz. Bundan bağımsız olarak kefil, sorumlu olduğu miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla yazmak zorunda olup, bu ibareler kefilin (tüzel kişi kefilde yetkilisinin) eli ürünü değilse kefalet geçersizdir. Buna karşılık asıl borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi olan kefil yönünden eş rızası aranmaz ve şekil şartlarını taşıyan kefalet limit dâhilinde geçerlidir. Geçersiz kefaletten doğan kredi borcu, geçerli kefillerin sorumluluğuna esas alınan toplam alacaktan düşülür. Kefalet imzasına itiraz edilmemişse imza incelemesi yaptırılmaması eksik inceleme sayılmaz; kredili mevduat hesabından doğan alacakta faiz bakımından kredi kartlarına ilişkin 5464 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Sözleşmede açık düzenleme yoksa kefil gayrı nakit alacaktan sorumlu tutulamaz; tacirler arasında sözleşme serbestisi gözetildiğinde genel işlem koşulu savunması yerinde değildir.

Emsal değeri

Kefalette eş rızası ile el yazısı şekil şartının ayrı ayrı geçerlilik koşulu olması, ortak ve yetkili kefil yönünden eş rızasının aranmaması ve kredili mevduat hesabı alacağında 5464 sayılı Kanun'a göre faiz uygulanması yönünden emsal değer taşır.

Kavramlar: müşterek borçlu müteselsil kefalet eş rızası kefalette şekil şartı el yazısı zorunluluğu kefalet limiti adli tıp imza-yazı incelemesi genel kredi sözleşmesi kredili mevduat hesabı temerrüt faizi genel işlem koşulu gayrı nakit kredi itirazın iptali

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/4008 E.  ,  2024/7223 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/990 Esas, 2023/715 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/1005 E., 2020/177 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile ... Oto. ve Teks. San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri gereğince borçlu firmaya kredi kullandırıldığını, davalıların ise sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borcun ödenmemesi üzerine davalılara borcun ödenmesi yönünde ihtarname gönderildiğini, ödeme yapılmaması üzerine alacağın tahsili için davalılar hakkında İstanbul 19. İcra Dairesinin 2016/14820 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiklerini, davalıların kefil sıfatıyla kredi borcundan sorumlu olduklarını, müvekkilince talep edilen faiz oranının kanuna ve sözleşmeye uygun olduğunu, sözleşme ile alacağa %72 oranında temerrüt faizi uygulanmasının kabul edildiğini ileri sürerek davalıların takibe yönelik itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine alacağın %40'ından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde;

02. 07.2012 tarihli kefalet sözleşmesinde kefil olarak yer alan müvekkillerinin eşlerinin imzalarının geçerli bir imza mahiyetini taşımadığını, sözleşme tarihi itibariyle kefalette eş rızasının arandığını, sözleşmede atılmış olan eş rızasına ilişkin imzaların müvekkillerinin eşlerine ait olmadığını, ilgili bölümde yazılan gerekli bilgilerin tamamen aynı kişi tarafından yazıldığını, bu nedenle davacı ile müvekkilleri ..., ..., Tuğay ve ... arasında geçerli bir kefalet ilişkisi bulunmadığını, 15.05.2014 tarihli kefalet sözleşmesinin de şekil şartlarına aykırılık teşkil etmesi nedeniyle geçersiz olduğunu, bu kefalet sözleşmesinde müvekkilleri ... ve ...'in sorumlu oldukları azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefilliğe ilişkin ifadelerin tamamının ve ayrıca kefalet tarihinin aynı kişi tarafından yazılmış olduğunu, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesine aykırı olan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, ayrıca kefalet sözleşmesinde kefil olunan miktar ve kefalet verilen kredi müvekkilleri açısından belirlenebilir olmadığından sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacının talep ettiği %72 faiz oranının 6098 sayılı Kanun'un 88 ve 120 nci maddelerine aykırı olduğunu, sözleşmeye eklenen ve müvekkilleri ile müzakere edilmeyen genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlerin geçersiz sayılması gerektiğini, ayrıca alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların 02.07.2012 ve 15.05.2014 tarihli sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, davalı şahısların borçlu şirketin ortak ve yetkilisi oldukları, sözleşme tarihleri itibariyle kefil ... Tekstil yetkilisinin davalı ... ve ... Tekstil yetkilisinin de diğer davalı ... olduğu, davalı gerçek kişilerin her iki sözleşme tarihi itibariyle evli oldukları, 02.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarihte henüz 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi 3. fıkrası yürürlükte olmadığından, kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla imzası bulunan şahıs davalıların eşlerinin usulüne uygun şekilde alınmış rızalarının bulunmasının zorunlu olduğu, eş rızasına ilişkin imzalar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, şahıs davalıların eşlerine atfen atılan imzaların davalıların eşlerine ait olmadığının belirlendiği, bu durumda 02.07.2012 tarihli sözleşme için şahıs davalılar yönünden eş rızası koşulunun yerine gelmediği, dolayısıyla geçerli bir kefalet ilişkisi kurulmadığının söylenebileceği, kefilin sorumlu olduğu miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girdiğini, kefalet sözleşmesini kendi el yazısıyla yazmasının şart olduğu, aksi halde kefalet sözleşmesinin geçerli olmayacağı, alınan Adli Tıp Kurulu raporunda, davalılardan ...

ile ... Tekstil ve ... Tekstil yetkilisinin imzalarının üstündeki yazıların bu kişilere ait olmadığının saptandığı, davalılar ..., ... ve ...'in imzalarının üstündeki yazıların ise bu şahıslara ait olduğunun

belirlendiği, gelinen noktada davalı şahıs kefiller ..., ... ve ... yönünden geçerli bir eş rızası bulunmadığından, davalı ... yönünden hem geçerli bir eş rızası

olmadığından hem de kefalet beyanı 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde öngörülen şekilde kefil tarafından yazılmadığından, kefil şirketler yönünden ise kefalet beyanlarının şirket yetkilileri tarafından yazılmamış olmasından ötürü, geçerli bir kefalet sözleşmesinden söz edilemeyecek olup, davalıların bu sözleşmeden kaynaklı borçtan sorumlu tutulmalarının mümkün görülmediği, 15.05.2014 tarihli ikinci sözleşme tarihi itibariyle 6098 sayılı Kanun'un 584/3 fıkrası gereği asıl borçlu şirketin ortak ve yetkilisi durumundaki şahıs davalılar yönünden eş rızasının aranmayacağı, alınan raporda bu sözleşme bakımından ... ile ... Tekstil ... Tekstil'in kefalet beyanlarının davalı şahıs ve şirketler yönünden de yetkililerine ait olmadığının tespit edildiği, bu durumda 6098 sayılı Kanun'un 583 maddesinde zorunlu kılınan şekil şartları davalılar ...

ve ... yönünden yerine getirilmiş olup, diğer davalı kefiller yönünden ise geçerli bir kefalet sözleşmesinin varlığından bahsedilmesinin mümkün olamayacağı, bilirkişi tarafından 15.05.2014 tarihli sözleşme öncesinde kullandırılan kredi nedeniyle asıl borç tutarının 120.578,42TL, işlemiş akdi faizin 1.326,36TL, takip tarihine kadar işlemiş %72 temerrüt faizinin 32.797,33TL ve takip tarihi itibariyle kredi borcunun toplam 154.702,11TL olduğunun tespit edildiği, bilirkişi ek raporunda her iki kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan krediler nedeniyle takip tarihi itibariyle talep edilebilecek toplam tutarın 1.156.743,65TL asıl alacak, 281.265,70TL işlemiş faiz, 300,00TL ihtiyati haciz gideri olmak üzere 1.438.309,35TL olarak belirlendiği, bu tutardan 02.07.2012 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan krediden kaynaklı 120.578,42TL asıl alacak ile 34.123,69TL işlemiş faizin düşülmesi gerektiği, bu tutarın düşülmesi sonucu talep edilebilecek alacağın 1.052.721,32TL asıl alacak, 255.315,93TL işlemiş faiz ve 300,00TL ihtiyati haciz vekâlet ücreti olmak üzere 1.308.337,25TL olarak belirlendiği, sözleşmelerde davacının kefillerden çek depo talebinde bulunabileceğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığından, davalıların gayrı nakit alacaktan sorumlu tutulamayacakları, talep edilen temerrüt faiz oranının yerinde olduğu, tarafların tacir olması ve sözleşme serbestisi hükümleri bir arada gözetildiğinde, davalıların genel işlem koşulu yönündeki savunmasının da yerinde görülmediği gerekçesiyle, davalılar ...

ve ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüyle bu davalıların takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin bu davalılar yönünden 1.052.721,32TL asıl alacak, 255.315,93 TL işlemiş faiz ve 300,00 TL ihtiyati haciz vekâlet ücreti olmak üzere toplam 1.308.337,25 TL üzerinden devamına, diğer davalılara yönelik davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Otomotiv arasında 02.07.2012 ve 15.05.2014 tarihli genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalıların da her iki sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, sadece ...'in ikinci sözleşmede kefil olarak yer almadığı, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek 01.12.2015 tarihinde borçlu ve kefillere kat ihtarnamesi keşide edildiği, kat ihtarının 03.12.2015 tarihinde borçlu ve kefillere tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine İstanbul 19. İcra Dairesinin 2016/14820 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalılar tarafından;

02. 07.2012 tarihli kefalet sözleşmesinde eş rızasına ilişkin imzaların kefil olan müvekkillerinin eşlerine ait olmadığı, kefalete ilişkin el yazıları müvekkillerine ait olup tüm yazıların aynı kişi tarafından yazıldığı, bu nedenle kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu, 15.05.2014 tarihli kefalet sözleşmesinde ise davalılar ... ve ...'in sorumlu oldukları azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefilliğe ilişkin ifadelerin tamamının ve ayrıca kefalet tarihinin aynı kişi tarafından yazılmış olduğu, bu nedenle bu sözleşmenin de şekil şartlarına aykırılık nedeniyle geçersiz olduğu ileri sürüldüğü, davalı gerçek kişi kefillerin ilk sözleşme tarihi olan 02.07.2012 tarihi itibariyle asıl borçlu ...

Otomotiv şirketinin ortak ve yöneticisi oldukları, davalıların kefaletinin eş rızasına tabi olduğu, mahkemece eş rızasına ilişkin imzalar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen adli tıp raporunda; kefil olan gerçek kişilerin eşlerine atfen eş rızasına ilişkin olarak atılan imzaların, bu kişilerin eşlerine ait olmadığının

tespit edildiği, mahkemece alınan adli tıp raporunda;

02. 07.2012 tarihli sözleşmede davalılardan ... ile ... Tekstil ve ... Tekstil yetkililerine ait imzalar üzerinde bulunan kefalete ilişkin yazı ve tarihlerin bu kişilerin eli ürünü olmadığı, 15.05.2014 tarihli sözleşmede ise davalılardan ... ile ... Tekstil ve ... Tekstil'e ait imzalar üzerinde bulunan kefalete ilişkin yazı ve tarihlerin bu kişilerin eli ürünü olmadığının tespit edildiği, ayrıca davalıların kefalet imzasına yönelik bir imza itirazı bulunmadığından, kefiller yönünden imza incelemesi yaptırılmamış olmasının bir eksiklik olarak kabul edilemeyeceği, davacı vekilinin raporun eksik incelemeye dayalı olduğu yönündeki istinaf nedeninin yerinde görülmediği, alınan adli tıp raporu doğrultusunda 02.07.2012 tarihli sözleşmede yer alan davalı gerçek kişi kefillerin eş rızasının bulunmadığı, gerçek kişi kefillerden ...

ile kefil olan şirketlere ait kefalete ilişkin yazı ve tarihlerin ... ile kefil şirket yetkililerine ait olmadığı, bu kefiller bakımından da kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'un 583/1 maddesinde düzenlenen şekil şartlarını taşımadığı anlaşılmakla, kefalet sözleşmeleri geçersiz olup, davalıların kefil sıfatıyla 02.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcundan sorumlu olmadıkları, 15.05.2014 tarihli sözleşmede ise davalılardan ... ile ... Tekstil ve ... Tekstil yetkililerine ait ait imzalar üzerinde bulunan kefalete ilişkin yazı ve tarihlerin bu kişilerin eli ürünü olmadığından bu davalılar bakımından söz konusu kefalet sözleşmesinin de geçersiz olduğu, ancak; bu ikinci sözleşmede davalılardan ...

ve ...'e ait imzalar üzerinde bulunan kefalete ilişkin yazı ve tarihlerin bu kişilerin eli ürünü olduğu tespit edildiğinden kefalet sözleşmesinin bu davalılar bakımından geçerli olduğu, sözleşme tarihi itibariyle borçlu şirketin ortağı olduğu anlaşılan bu davalıların kefaleti eş rızasına da tabi olmadığı, taraflar arasında düzenlenmiş olan 02.07.2012 tarihli ilk sözleşmedeki kefaletlerin geçersiz olduğu tespit edilmiş olmakla, mahkemece, bilirkişi tarafından tespit edilen her iki kredi sözleşmesinden kaynaklanan toplam alacak tutarından, ilk sözleşme gereği kullandırılan krediden kaynaklanan toplam 154.702,11TL alacağın çıkarılması suretiyle, kalan alacak bakımından ikinci sözleşmede geçerli kefaletleri bulunan ...

ve ...'in sorumluluğuna hükmedilmesi yerinde olup, davacı vekilinin bu hesaplamaya yönelik olarak ileri sürdüğü istinaf nedeninin de yerinde görülmediği, somut olayda alacağın bir kısmı davacı banka tarafından borçlu şirkete kullandırılan KMH kredisinden kaynaklandığı, bu durumda KMH alacağı yönünden faiz bakımından kredi kartlarına ilişkin 5464 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı, mahkemece de bu hükme uygun olarak yapılan hesaplamaya itibar edilerek %30,24 oranında temerrüt faizine hükmedildiği, söz konusu akdi ve temerrüt faizi oranları TCMB tarafından belirlenmekte olduğundan, davacı vekilinin faiz oranının hatalı uygulandığı yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 08.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.