6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bonoda ta'lil ve ıslahın hükümsüz sayılması halinde ispat yükü

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1182 E. 2023/549 K. ·

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Bono

Davacının nitelemesi: Kambiyo senedine (bono) dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Menfi tespit davasında, davalının dayandığı bono 'nakten' kaydı ile bir alacak-borç ilişkisine dayandığı şeklinde düzenlenmiş ve bu husus tarafların imzaladığı bir sözleşmede de açıkça teyit edilmişse, davacı borçlunun senedin gerçekte teminat amacıyla verildiğini veya bedelsiz kaldığını iddia etmesi senedin ta'lili niteliğinde olup ispat yükü bu iddiayı ileri süren davacıya geçer; davacı bu iddiasını yazılı delille kanıtlayamazsa dava reddedilir. Ayrıca, ıslah hakkının HMK 180. madde uyarınca süresinde kullanılmaması nedeniyle hükümsüz sayılmasına karar verilmişse, ıslah dilekçesiyle ileri sürülen yeni iddialar ve bunlara ilişkin delil toplama talepleri yargılamaya konu edilemez; ilk dava dilekçesindeki iddialar esas alınarak karar verilir.

Ele alınan sorunlar

Islahın hükümsüz sayılması ve yeni dava dilekçesindeki iddiaların yargılamaya konu edilememesi → ret

İddia: Davacılar vekili, tam ıslah yolu ile sunduğu yeni dava dilekçesinde iddialarını değiştirerek senedin borç para karşılığında verildiğini ancak Ek-1 listesindeki borçların ödendiğini ve bu ödemelerin senet bedelinden düşülmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacılar vekilinin, 04/03/2020 tarihli dilekçe ile davayı tamamen ıslah edeceği yönünde talepte bulunduğu, yeni dava dilekçesinin 12/03/2020 tarihinde ibraz edildiği, mahkemece HMK'nın 180. maddesi uyarınca ıslah hakkının kullanılmamış sayılmasına, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle, tam ıslah yolu ile sunulan yeni dava dilekçesindeki iddiaların (senedin borç para karşılığında verildiği ancak Ek-1 listesindeki borçların ödendiği ve bu ödemelerin senet bedelinden düşülmesi gerektiği yönündeki iddialar) hükme esas alınması ve yargılama faaliyetine konu edilmesi mümkün değildir. Bu sonuca göre, davacılar vekilinin ödeme yapıldığına ilişkin deliller toplanmadan karar verildiğine yönelik istinaf sebebi yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Bononun ta'lili ve ispat yükünün davacıya (borçluya) ait olması → ret

İddia: Davacılar vekili, senedin nakden kaydına rağmen bir para alışverişi sonucu verilmediğini, senedin Ek-1'de listelenen alacakların teminatı olarak verildiğini, dolayısıyla senedin bedelsiz kaldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bono; ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir; bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak senet 'malen' veya 'nakten' kaydı ile bir mal alışverişine veya alacak-borç ilişkisine dayandığı şeklinde yazılmışsa, buna uyulmak gerekir; bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili anlamına gelir ve bu durumda ispat yükü yer değiştirerek senedi ta'lil eden tarafa (aksini iddia edene) geçer. Somut olayda, davacı taraf, 05/08/2014 tarihli protokol ile Ek-1 borç listesinden başkaca borçtan sorumlu olunmayacağının kabul edildiğini, protokolde 800.000-TL bedelli bonodan söz edilmediğini, senedin devredilen hissenin iadesi gereken bir teminat senedi olduğunu iddia etmekte; bu iddia, sözleşmede yazılı borç sebebine (nakden kaydı) aykırı bir beyan içerdiğinden senedin ta'lili niteliğindedir ve ispat yükü bu iddiayı ileri süren davacıya aittir. Sözleşmenin 2. maddesinin son paragrafı, '... tarafından ... ve ...'e elden verilen 800.000-TL alacak karşılığında ...'a 25/01/2014 tanzim tarihli şahsi senet 31/12/2014 tarihinde ödenecektir. Ek-1'de borç listesinde belirtilen alacaklardan ... tarafından ödenen olursa ibraname karşılığında bu senetten düşülecektir.' şeklinde düzenlenmiş olup, dava konusu bononun nakit alışverişi sonucu verilen şahsi bir senet olduğu açıkça yazılmıştır. Yeni dava dilekçesindeki iddialar (Ek-1 borçlarının ödendiği) ıslahın hükümsüz sayılması nedeniyle dikkate alınamayacağından, senedin teminat amacıyla verildiği iddiasının aksini davacı taraf ispat edememiştir; bu yönde somut delil bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Bononun 'nakten' kaydı ile düzenlenmiş olması ve bu hususun ayrıca bir sözleşmeyle teyit edilmiş olması halinde, senedin teminat amaçlı olduğu iddiasının ta'lil niteliğinde olduğu ve ispat yükünün bu iddiayı ileri süren tarafa geçtiği yönündeki değerlendirme, benzer bono uyuşmazlıklarında bölgesel olarak yol gösterici niteliktedir. Ayrıca ıslahın hükümsüz sayılması halinde yeni iddiaların yargılamaya konu edilemeyeceği tespiti usul hukuku açısından emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası bono mücerret borç ikrarı ta'lil ispat yükü nakden kaydı ıslah ıslahın hükümsüz sayılması

Atıf yapılan mevzuat: 2004 S. K. — 2004 S. K. 72 · 6100 S. K. — 6100 S. K. 180 · 4721 S. K. — 4721 S. K. 6

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

(2004 S. K. m.

72) (6100 S. K. m. 180) (4721 S. K. m.

6)

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; müvekkili ...'ın diğer davacı şirket olan ...nin sahibi ve yetkilisi olduğunu, müvekkili ...'ın aynı zamanda 05/08/2014 tarihine kadar diğer borçlu şirket ...nin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, müvekkili ...'ın ... Spor'a ait şirket hisselerini 05/08/2014 tarihinde ...’a devrettiğini ve şirket ortaklığından çıktığını, ortaklık hissesinin devri sırasında taraflar arasında 05/08/2014 tarihli protokol imzalandığını, bu protokol ile ... Spor'a ait borçlar ve borçlular isim isim sayılarak bu borçlar ile devrin gerçekleştirileceğini, isim isim sayılan bu borç ve borçlu listesinden başkaca borçtan ...’ın sorumlu olmayacağının kabul edildiğini, taraflarca yapılan bu protokol ile müvekkili ...’ın ve ...

Oto’nun ... Spor’a borcu olmadığının kabul edildiğini, taraflar arasındaki protokolde ne 800.000 TL bedelli bonodan ne de bu miktarlı borçtan söz edilmediğini, bu protokol ile ... Spor'un da ...’a herhangi bir borcunun olmadığının kabul edildiğini, ancak ... Spor hisselerini devir alan ...'ın 05/08/2014 tarihinden sonra iade etmesi gereken iş bu bonoyu müvekkillerine iade etmediğini, ... cirosu ile akrabası ...’a devir ettiğini, sözde iyiniyetli 3. kişi korumasından istifade edebilmek için onun adına müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen 25.01.2014 düzenleme tarihli 31.12.2014 vade tarihli bononun düzenleme tarihi olan 25.01.2014 tarihinden de anlaşılacağı üzere henüz daha müvekkili ...’ın şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde düzenlendiğini, 05.08.2014 devir tarihinde ...’ın ve ...

Oto’nun ...A.Ş.’ye borcu olmadığı kabul edildiği halde, bono müvekkiline iade edilmeyerek ve vade tarihi de senedi ellerinde bulunduranlar tarafından doldurularak icra takibi başlatıldığını belirterek, müvekkillerinin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ve takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekilinin, 04/03/2020 tarihli dilekçe ile davayı tamamen ıslah edeceği yönünde talepte bulunduğu, davanın tamamen ıslahı ile yeni dava dilekçesinin 12/03/2020 tarihinde ibraz edildiği, mahkemece HMK'nın 180. maddesi uyarınca ıslah hakkının kullanılmamış sayılmasına, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

CEVAP

Davalılar vekili; dava konusu senetin müvekkili ...’ın ...’a verdiği borç karşılığında borcun ifası için alınmış bir borç senedi olduğunu, müvekkilinin kuzeni ...'ın ...’un sahibi olan ...’yi tüm borçlarıyla birlikte devir almaya karar verdiğini ve davacı ... ile bu konuda anlaştıklarını, dava konusu senedin ...’ın ...’a elden nakit olarak vermiş olduğu borcun ödenmesine yönelik olarak verilmiş bir borç senedi olduğunu, ...'ın da bu senedi müvekkili ...’a aldığı borç karşılığında borcun ifası için verdiğini, 05.08.2014 tarihli devir sözleşmesinin 2. maddesinin son paragrafında ...’ın ...'a 800.000-TL borç verdiği ve bu borç karşılığında dava konusu senedi aldığı ve bu senet borcunun 31.12.2014 tarihinde ödeneceğinin açıkça belirtildiğini, söz konusu devir sözleşmesinde dava konusu senedin bedelinin henüz ödenmediği ve bu senedin bir borç senedi olduğu apaçık bir şekilde belirtildiğini, devir sözleşmesinin altında bizzat davacı ...’ın imzasının olduğunu, dava konusu sözleşmede ...’ın ve ...’nin değil, ...

spor’un borçlarından bahsedildiğini, müvekkili ...'ın 28.04.2014 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığını, ... spor’u devir edenin ... devir alanın ... olduğunu, 05.08.2014 tarihli sözleşmede de bu hususun açıkça belirtildiğini belirterek, davanın reddi ile davacılar aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; 05/08/2014 tarihli ''Devir Sözleşmesi'' başlıklı belgenin içeriğinin, ... A.Ş.' nin tüm nama yazılı hisselerinin satım ve devrine ilişkin sözleşme olduğu, sözleşmenin ... ve ... ile ... arasında düzenlenmiş olduğu, davalılar sözleşmenin tarafı olmadığı gibi, senet metninde mücerret borç ikrarı niteliğini kaldıracak bir ibare de bulunmadığı, sözleşmenin 2. maddesinin son paragrafında dava konusu senede atıf yapıldığını, 2. maddenin son paragrafının aynen ''... tarafından ... ve ...' e elden verilen 800.000-TL alacak karşılığında ...'a 25/01/2014 tanzim tarihli şahsi senet 31/12/2014 tarihinde ödenecektir. Ek-1'de borç listesinde belirtilen alacaklardan ... tarafından ödenen olursa ibraname karşılığında bu senetten düşülecektir.'' şeklinde düzenleme yapıldığı, senedin ne şekilde bedelsiz kalacağına ilişkin düzenleme dahi yapılarak ''Ek-1'de borç listesinde belirtilen alacaklardan ...

tarafından ödenen olursa ibraname karşılığında bu senetten düşülecektir.'' denildiği, davacı tarafça sözleşmede belirtilen Ek-1'de borç listesinde belirtilen alacaklardan ödeme yapıldığına ilişkin bir iddiada bulunulmadığı, sözleşmenin açıklığı karşılığında davacı tarafın iddialarının sübut bulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacılar vekili; uyuşmazlığın konusu menfi tespit davası olup, menfi tespite konu senet bakımından tüm deliller toplanmak sureti ile hüküm kurulması gerekirken, yerel mahkemenin delilleri toplamadan hüküm kurduğunu, mahkemenin ispat yükü kapsamında bir araştırma ve inceleme yapmadan hüküm kurduğunu, dava bakımından mücerret borç ikrarından söz etmenin mümkün olmadığını, senedi icraya koyan hamil ...'ın protokolü, müvekkilinin Ek-1 listedeki borçlulara ödeme yaptığını gayet iyi bildiğini, ...'ın iyiniyetli hamil olmadığı gibi, bilerek borçlunun zararına hareket ettiğini, aslında bedelsiz kalan senedi tekrar tahsile çalıştığını, müvekkillerinin bu senetten düşülmesi gereken Ek'1 listedeki borçlardan yine senet miktarının çok üstünde ödeme yaptığını, yerel mahkemenin Ek-1 listedeki borçların ödenip ödenmediği konusunda delilleri toplayarak ve gerekirse bu ödemelerin davalı ...

ticari defterlerine girip girmediğini tespit etmesi gerekirken, davanın reddine karar verdiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Açılan dava, kambiyo senedine dayalı başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Menfi tespit davası, İcra ve İflâs Kanunu’nun72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer.

Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer. Fakat menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Bono; ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir, bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir.

Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir.

Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu kambiyo senedi, 25.01.2014 tanzim tarihli, 31.12.2014 vade tarihli 800.000-TL bedelli bono olup davacı taraf, 05/08/2014 tarihinde düzenlenen protokol ile ... Spor'a ait borç ve borçlu listesinden başkaca borçtan ...’ın sorumlu olmayacağının kabul edildiğini, taraflar arasındaki protokol de ne 800.000 TL bedelli bonodan ne de bu miktarlı borçtan söz edilmediğini, davacıların 05/08/2014 tarihli protokol tarihi itibarı ile ... Spor’a borcu bulunmadığının taraflarca kararlaştırıldığını, ... Spor hisselerini devir alan ...'ın 05/08/2014 tarihinden sonra iade etmesi gereken bonoyu müvekkillere iade etmeyerek ...

cirosu ile akrabası ...’a devir ettiğini, senedin protokolde Ek-1 de listelenen alacakların teminatı olarak verildiğini, senedin nakden kaydına rağmen bir para alış verişi sonucu verilmediğini iddia ederken; davalı taraf ise senedin borç verilen para karşılığında alındığını iddia etmektedir. Buna karşılık davacı taraf, tam ıslah yolu ile sunduğu yeni dava dilekçesinde iddialarını değiştirerek senedin ...'nın elden verdiği borç para karşılığında verildiğini, fakat 05.08.2014 tarihli sözleşmenin EK-1 listesinde yer alan borçları ödediğini ve senedin bedelinden bu ödemelerin düşülmesi gerektiğini iddia etmekteyse de, HMK 180. madde uyarınca yeni dava dilekçesinin süresinde verilmemesi nedeni ile mahkemece ıslahın hiç yapılmamış sayılmasına karar verildiği ve bu nedenle ıslah dilekçesindeki iddiaların hükme esas alınması ve yargılama faaliyetine konu edilmesinin mümkün olmadığı görülmüş olup, davacılar vekilinin ödeme yapıldığına ilişkin deliller toplanmadan karar verildiğine yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Yukarıda da açıklandığı üzere bonoya dayalı menfi tespit davasında yeni dava dilekçesi ve burada yer alan iddialar dikkate alınmaksızın, senedin devir sözleşmesinde yer almadığı ve teminat amacı ile verildiği beyan edildiğinden, ispat yükü davacı borçluda olup senedin teminat senedi olduğunun yazılı delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Oysa sözleşmenin 2. maddesinin son paragrafı, "... tarafından ... ve ...'e elden verilen 800.000-TL alacak karşılığında ...'a 25/01/2014 tanzim tarihli şahsi senet 31/12/2014 tarihinde ödenecektir. Ek-1'de borç listesinde belirtilen alacaklardan ... tarafından ödenen olursa ibraname karşılığında bu senetten düşülecektir.'' şeklinde düzenlenmiş olup, dava konusu edilen bononun nakit alış verişi sonucu verilen şahsi bir senet olduğunun açıkça yazılmış olduğu anlaşılmakta olup, aksi davacı tarafça ispat edilememiştir.

Bu yönde somut delil olmadığı görülmekle, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, istinaf yoluna başvuran davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından davacılar tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 11/04/2023 (¤¤)

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358648 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3829 E. 2024/6179 K. · Onandı

Süresinde verilmeyen ıslah dilekçesi: ıslah yapılmamış sayılır

Gerekçe özeti

Tam ıslah beyanından sonra kanuni süre içinde yeni dava dilekçesi verilmezse ıslah hiç yapılmamış sayılır; bu hâlde ıslah dilekçesindeki iddialar hükme esas alınamaz ve yalnız o iddiaya ilişkin delillerin toplanmamış olması istinaf/temyiz sebebi oluşturmaz. Bonoya dayalı menfi tespit davasında senedin teminat senedi olduğunu ileri süren borçlu bu iddiasını yazılı delille ispat etmek zorundadır; senedin nakit alacak karşılığında düzenlenmiş şahsi bir senet olduğunu açıkça gösteren yazılı sözleşme karşısında aksi ispatlanamazsa dava reddedilir.

Emsal değeri

Süresinde tamamlanmayan tam ıslahın sonucu (ıslahtaki iddiaların ve delil taleplerinin dikkate alınamaması) ile bonoda teminat senedi iddiasının yazılı delille ispatı yönünden emsal değeri taşır; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcı içtihat niteliğindedir.

Kavramlar: menfi tespit bono tam ıslah ıslahın hiç yapılmamış sayılması kanuni süre teminat senedi ispat yükü mücerret borç ikrarı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/3829 E.  ,  2024/6179 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1182 Esas, 2023/549 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/277 E., 2020/235 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ...'ın diğer davacı olan ...nin sahibi ve yetkilisi olduğunu, ... ...'ın 05.08.2014 tarihine kadar davalı ...nin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, ... ...'ın Kahramanmaraş Spor'a ait şirket hisselerini 05.08.2014 tarihinde ... ...’a devrettiğini ve şirket ortaklığından ayrıldığını, ortaklık hissesinin devri sırasında 05.08.2014 tarihli protokol imzalandığını, bu protokol ile Kahramanmaraş Spor'a ait borçlar ve borçlular isim isim sayılarak bunlardan başka borçtan Kahramanmaraş Spor'un sorumlu olmayacağının kabul edildiğini, bu protokol ile müvekkili ... ...’ın ve ... Oto’nun Kahramanmaraş Spor’a borcu olmadığı gibi Kahramanmaraş Spor'un da ...

... ...'a bir borcunun olmadığının kabul edildiğini, taraflar arasındaki protokolde ne 800.000,00 TL bedelli bonodan ne de bu miktarlı borçtan söz edilmediğini, ancak Kahramanmaraş Spor hisselerini devir alan ... ...'ın 05.08.2014 tarihinden sonra iade etmesi gereken davaya konu bonoyu müvekkillerine iade etmediğini, Kahramanmaraş Spor cirosu ile akrabası davalı ...’a devir ettiğini, sözde iyiniyetli 3. kişi korumasından istifade edebilmek için onun adına müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı ... ... ...'ın iyi niyetli hamil olmadığını, fiilen davalı şirketi yöneten kişi olduğunu, medyadaki beyanlarının bu hususu destekler olduğunu, bononun 25.01.2014 tarihinde, müvekkili ...

...'ın şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde düzenlendiğini, 05.08.2014 devir tarihinde ... ...’ın ve ... Oto’nun Kahramanmaraş Spor..A.Ş.’ye borcu olmadığı kabul edildiği halde, bononun müvekkiline iade edilmeyerek ve vade tarihi senedi ellerinde bulunduranlar tarafından doldurularak icra takibi başlatıldığını ileri sürerek İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün 2017/18274 sayılı dosyası ve takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu senedin müvekkili ...’ın ... ...’a verdiği borç karşılığında alınmış bir borç senedi olduğunu, müvekkilinin kuzeni ... ...'ın Kahramanmaraş Spor Sportif Hizm. Yat. San. ve Tic. A.Ş.’yi tüm borçlarıyla birlikte devir almaya karar verdiğini ve davacı ... ... ile bu konuda anlaştıklarını, dava konusu senedin ... ...’ın (... ... ...'dan alarak) ... ...’a elden nakit olarak vermiş olduğu borcun ödenmesine yönelik olarak verilmiş bir borç senedi olduğunu, 05.08.2014 tarihli devir sözleşmesinin 2. maddesinin son paragrafında ... ...’ın ... ...'a 800.000,00 TL borç verdiği ve bu borç karşılığında dava konusu senedi aldığı, senet borcunun 31.12.2014 tarihinde ödeneceğinin açıkça belirtildiğini, söz konusu devir sözleşmesinde dava konusu senedin bedelinin henüz ödenmediğinin ve borç senedi olduğunun açık bir şekilde belirtildiğini, devir sözleşmesinin altında bizzat ...

...’ın imzasının olduğunu, 05.08.2014 tarihli protokolde ... ...’ın ve ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin değil, Kahramanmaraş Spor A.Ş.'nin borçlarından bahsedildiğini, müvekkili ...'ın 28.04.2014 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığını, Kahramanmaraş Spor A.Ş'ye ilişkin hisseleri devir edenin ... ... devir alanın ... ... olduğunu savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin, 04.03.2020 tarihli dilekçesi ile davayı tamamen ıslah edeceği yönünde talepte bulunduğu, davacı tarafa davanın tamamının ıslahı için 05.03.2020 günü 1 haftalık süre verilmişse de 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 90 ncı maddesi uyarınca kanundan doğan sürelerin haklı sebep olmaksızın uzatılmasının söz konusu olamayacağı, davacı tarafın davayı tamamen ıslah edeceğini 04.03.2020 günü bildirdiği, süre uzatımına ilişkin haklı görülebilecek bir sebep öne sürülmediği, bu hali ile 1 haftalık ıslah dilekçesi ibraz süresinin son gününün 11.03.2020 olduğu, yeni dava dilekçesi 12.03.2020 tarihinde süresinde sonra ibraz edildiğinden 6100 sayılı Kanun'un 180 inci maddesi uyarınca ıslah hakkının kullanılmamış sayılmasına, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilmesine karar verildiği, davacı tarafın dava dilekçesinde;

protokolde ne 800.000,00 TL bedelli bonodan ne de bu miktarlı borçtan söz edilmediğini, davacı ... ...'ın 05.08.2014 tarihi itibari ile Kahramanmaraş Spor A.Ş.'ye borcu bulunmadığının taraflarca kararlaştırıldığını bu senedin müvekkillerine iade edilmesi gerektiğini iddia ettiği, bu hali ile ilgili protokolün incelenmesi gerektiği, tarafların delil olarak dayandığı, 05.08.2014 tarihli ''Devir Sözleşmesi'' başlıklı belgenin Kahramanmaraş Futbol Yatırımları A.Ş.'nin tüm nama yazılı hisselerinin satım ve devrine ilişkin olduğu, sözleşmenin ... ve ... ile ... ... arasında düzenlendiği, davalılar sözleşmenin tarafı olmadığı gibi, senet metninde mücerret borç ikrarı niteliğini kaldıracak bir ibarenin bulunmadığı, kaldı ki sözleşmenin 2.

maddesinin son paragrafında dava konusu senede atıf yapıldığı, " ... ... tarafından ... ve ...'e elden verilen 800.000,00 TL alacak karşılığında ... ...'a 25.01.2014 tanzim tarihli şahsi senet 31.12.2014 tarihinde ödenecektir.Ek-1'de borç listesinde belirtilen alacaklardan ... tarafından ödenen olursa ibraname karşılığında bu senetten düşülecektir.'' şeklinde düzenleme yapıldığı, davacı tarafın iddiasının aksine sözleşmenin 2. maddesinde açıkça dava konusu senede atıf yapıldığı, senedin ne şekilde bedelsiz kalacağına ilişkin düzenleme dahi yapılarak 'Ek-1'de borç listesinde belirtilen alacaklardan ... tarafından ödenen olursa ibraname karşılığında bu senetten düşülecektir.'' denildiği, davacı tarafın sözleşmede belirtilen Ek-1'de borç listesinde belirtilen alacaklardan ödeme yapıldığına ilişkin bir iddiasının bulunmadığı, sözleşmenin açıklığı karşılığında davacı tarafın iddialarının sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın ve davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespite konu senet bakımından tüm deliller toplanmak sureti ile hüküm kurulması gerekirken, delilleri toplamadan hüküm kurulduğunu, ispat yükü kapsamında bir araştırma ve inceleme yapılmadığını, mücerret borç ikrarından söz etmenin mümkün olmadığını, senedi icraya koyan hamil ...'ın protokolü ve müvekkilinin Ek-1 listedeki borçlulara ödeme yaptığını iyi bildiğini, ...'ın iyiniyetli hamil olmadığı gibi, bilerek borçlunun zararına hareket ettiğini, aslında bedelsiz kalan senedi tekrar tahsile çalıştığını, müvekkillerinin bu senetten düşülmesi gereken Ek'1 listedeki borçların ve senet miktarının üstünde ödeme yaptığını, yerel mahkemenin Ek-1 listedeki borçların ödenip ödenmediği konusunda delilleri toplayarak ve gerekirse bu ödemelerin davalı şirket ticari defterlerine girip girmediğini tespit etmesi gerekirken davanın reddine karar verdiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasın istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kambiyo senedinin 25.01.2014 tanzim, 31.12.2014 vade tarihli, 800.000,00 TL bedelli bono olduğu, 05.08.2014 tarihinde düzenlenen protokol ile Kahramanmaraş Spor'a ait borç ve borçlu listesinden başkaca borçtan Kahramanmaraş Spor A.Ş.'nin sorumlu olmayacağının kabul edildiği, davacı taraf, protokolde ne 800.000,00 TL bedelli bonodan ne de bu miktarlı borçtan söz edilmediğini, davacıların 05.08.2014 tarihli protokol tarihi itibarı ile Kahramanmaraş Spor’a borcu bulunmadığının taraflarca kararlaştırıldığını, Kahramanmaraş Spor A.Ş. hisselerini devir alan ... ...'ın 05.08.2014 tarihinden sonra iade etmesi gereken bonoyu müvekkillere iade etmeyerek Kahramanmaraş cirosu ile akrabası ...’a devir ettiğini, senedin protokolde Ek-1'de listelenen alacakların teminatı olarak verildiğini, senedin nakden kaydına rağmen bir para alış verişi sonucu verilmediğini iddia ederken;

davalı tarafın senedin borç verilen para karşılığında alındığını iddia ettiği, buna karşılık davacı taraf, tam ıslah yolu ile sunduğu yeni dava dilekçesinde iddialarını değiştirerek senedin ... ...'nın elden verdiği borç para karşılığında verildiğini, fakat 05.08.2014 tarihli sözleşmenin Ek-1 listesinde yer alan borçları ödediğini ve senedin bedelinden bu ödemelerin düşülmesi gerektiğini iddia etmekteyse de, 6100 sayılı Kanun'un 180 inci maddesi uyarınca yeni dava dilekçesinin süresinde verilmemesi nedeni ile mahkemece ıslahın hiç yapılmamış sayılmasına karar verildiği ve bu nedenle ıslah dilekçesindeki iddiaların hükme esas alınması ve yargılama faaliyetine konu edilmesinin mümkün olmadığı, bu sebeple davacılar vekilinin ödeme yapıldığına ilişkin deliller toplanmadan karar verildiğine yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, bonoya dayalı menfi tespit davasında yeni dava dilekçesi ve burada yer alan iddialar dikkate alınmaksızın, senedin devir sözleşmesinde yer almadığı ve teminat amacı ile verildiği beyan edildiğinden, ispat yükünün davacı borçluda olup senedin teminat senedi olduğunun yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, oysa sözleşmenin 2.

maddesinin son paragrafında "... ... tarafından ... ... ve ...'e elden verilen 800.000-TL alacak karşılığında ... ...'a 25/01/2014 tanzim tarihli şahsi senet 31/12/2014 tarihinde ödenecektir. Ek-1'de borç listesinde belirtilen alacaklardan ... ... tarafından ödenen olursa ibraname karşılığında bu senetten düşülecektir.'' düzenlenmesine yer verildiği, dava konusu bononun nakit alış veriş sonucu verilen şahsi bir senet olduğunun açıkça yazılmış olduğu anlaşıldığından, aksinin davacı tarafça ispat edilemediği, bu yönde somut delil de olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşme içeriğinde yer alan bir senedin, alacak tespiti yapılırken sözleşmenin maddesi dikkate alındığı halde, borçlu olmadığının tespiti bakımından sözleşme maddesinin dikkate alınmamasının doğru olmadığını, ispat yükünün hatalı değerlendirildiğini, mücerret borç ikrarından söz edilemeyeceğini, takip başlatan senet hamilinin iyi niyetli olmadığını, müvekkilinin, senet bedelinin üzerinde ödeme yapmış olduğunu, ancak bunların düşümünün yapılmadığını, sözleşme ekinde belirtilen borçların ödenip ödenmediği konusunda delilleri toplanmadan karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kambiyo senedine dayalı takip nedeni ile borçlu olunmadığının tespitine talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 180, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 776 ncı maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.