6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haczedilen hissenin sermaye artırımıyla sulandırılması TTK 447'ye göre batıldır

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1070 E. 2023/669 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)kaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Gerekçe özeti

Şirket ortağına ait pay üzerinde icra yoluyla haciz bulunmasına karşın, şirketin gerçek finansman zorunluluğu olmadığı halde yapay biçimde oluşturulmuş bir ihtiyaca dayanılarak gerçekleştirilen ve haczedilen ortağın (dolayısıyla haciz alacaklısının) sermaye içindeki oranını önemli ölçüde düşüren sermaye artırımı kararı, sermayenin korunması ilkesine aykırılık taşıdığı ve alacaklının haklarını ihlal ettiği için TTK 447. madde uyarınca batıldır.

Ele alınan sorunlar

Sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının TTK 447 uyarınca batıl olup olmadığı → kabul

İddia: Davacı, haczedilen hissenin sermaye artırımı yoluyla %49'dan %4,4'e düşürülmesinin alacaklıya zarar verme kastıyla yapıldığını, hukuken boşluk bulunan bu alanda hacizli payın değerinin korunması gerektiğini, sermaye artırımının kötü niyetle yapıldığını ve TTK 447 uyarınca batıl olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 447. madde uyarınca anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan genel kurul kararları batıldır. Davacının alacaklı olduğu takip nedeniyle dava dışı ortağın şirketteki %49 hissesine haciz konulmuş, haciz pay defterine işlenmiş ve ticaret siciline bildirilmiştir. Şirket yönetim kurulunun sermaye artırımı için genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırma kararı, sermaye artırımına ilişkin bir karar olmayıp çağrı niteliğinde olduğundan, icra dairesinin bu karara ilişkin uygulanmama ihtaratı, mahkemelerin görev ve yetkisinde olan bir konuda icra dairesinin yetki aşımı niteliğindedir ve usul ve yasaya aykırıdır; buna karşın borçlu ortağın tasarruf yetkisinin kısıtlanmasına yönelik diğer ihtaratlar yasaya uygundur. Şirketin ticari defter ve mali kayıtlarının incelenmesinde, 2015-2017 yıllarında yüksek kâr elde edilmekteyken 2017 yılından 30.06.2018'e kadar büyük zarar oluştuğu, öz varlığın büyük kısmının kaybedildiği ve varlıkların %85'inin yabancı kaynaklarla finanse edildiği görülmüş, sermaye artırımının gerekli olduğu tespit edilmişse de, ilişkili yabancı kaynaklar ve stoklara ilişkin ayrıntılı incelemede şirketin 2017'den itibaren satışlar artmadığı halde stoklarını %29'dan %66 seviyesine çıkardığı, stoktaki malzemelerin şirket ortakları tarafından kurulan ilişkili bir şirketten temin edildiği, bu suretle şirketin yapay olarak ek finansman ihtiyacına sokulduğu ve esasen yüksek kârlılığı olan şirketin zarara sokularak gereksiz yere sermaye artırımına zorlandığı tespit edilmiştir. Bu durumda, sermaye artırımının, davacının haczi alındığı hisseye yönelik olarak, sermayenin korunması ilkesine aykırı biçimde ve davacı alacaklının haklarını ihlal edici nitelikte gerçekleştirildiği kabul edilerek, dava konusu genel kurul kararının TTK 447. madde uyarınca batıl olduğuna karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Hissesi haczedilen ortağın payını sulandırmak amacıyla, gerçek bir finansman ihtiyacı bulunmadığı halde yapay biçimde oluşturulan zarar görüntüsüne dayanılarak yapılan sermaye artırımı kararının, sermayenin korunması ilkesine aykırılığı ve haciz alacaklısının haklarını ihlali nedeniyle TTK 447 uyarınca batıl sayılacağına ilişkin tespiti içermesi nedeniyle bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının butlanı sermaye artırımı sermayenin korunması ilkesi hisse haczi TTK 133 İİK 94 rüçhan hakkı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 447TTK 133TTK 462TTK 459TTK 493TTK 494 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 94

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1070

KARAR NO 2023/669

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 05/03/2020

NUMARASI 2018/674 Esas 2020/208 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/05/2023

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin Bursa ... İcra Dairesinin ... E.sayılı icra dosyası ile borçlu ...'den 17.000.000 -TL ve ferileri olmak üzere alacaklı olması sebebi ile ...'nin ... Tic A.Ş'deki (%49) hisselerine TTK 133 ve İİK 94.maddesine göre haciz konulduğunu ve şirketin pay defterine işlendiğini, İİK 94.maddesine göre haczi tatbik edilen davalı şirket borçlu ...'nin haciz konulan %49 hissesinin tasfiyesi ve alacaklılara zarar vermek amacı ile 13/06/2018 tarih ve 2018/8 karar sayılı yönetim kurulu kararı ile şirketin esas sözleşmesinin 6 nolu maddesini değiştirerek 500.000-TL olan şirket sermayesini 11 kat arttırarak 5.500.000- TL'ye çıkarılmasına ilişkin  olağanüstü genel kurul kararı yapılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı aldığını, alınan bu yönetim kurulu kararının iptali için İstanbul 16 ATMnin 2018/604 E.sayılı dosyası ile dava açtıklarını ve davanın halen derdest olduğunu, ...

Tic. A.Ş, yönetim kurulunun borçlu-hissedar ... ile müşterek hareket etmesi veya borçlu hissedardan ayrı olarak hareket etmesi hallerinde hacizli hisse ile ilgili haczi tatbik edilen icra dairesinin muvafakatını almadan yönetim kurulunun hacizli hisseyi de etkileyecek şekilde karar almasının mümkün olmadığını, Bursa ...İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası ile yönetim kurulunun sermaye arttırılması kararının uygulanmamasına ilişkin kararın davalı şirkete tebliğ edilmesine rağmen  davalı şirketin sermaye arttırımı kararı aldığını bildirerek davalı şirket tarafından sermaye arttırılmasına ilişkin olağanüstü genel kurul kararının  TTK.447 maddesine göre butlan ile batıl olduğuna ilişkin karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkili şirketin ..., ..., ..., ... ve ...'ın sermayeleri ve katılımıyla TTK'na uygun olarak 12/11/2015  tarihinde kurulup tescil ve 18/11/2015 tarihinde yayımlanarak ilan olduğunu, davacının borçlusu ...'nin  davalı şirketin kurucu ortağı, en büyük hissedarı olduğunu ve şirketin %49  hissesine sahip olduğunu, davalı firmanın 2015  tarihinde 500.000-TL sermaye ile kurulduğunu, brüt satış tutarının 23.779.407,52- TL olduğunu, yerleşik Yargıtay kararları gereği davalı şirketin söz konusu sermaye arttırımına ihtiyacı olduğunu, sermaye arttırımının olağan bir işlem olduğunu, davacının iddia ettiği gibi sermaye arttırımı davacıyı zarara uğratma amacı ile yapılmadığını bildirerek;

davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, İİK 94 maddesinde ki düzenleme payı haczedilen borçlu ortağa yönelik olup şirket yönetimine yönelik olmadığını, ancak hisse haczi gerçekleştikten sonra  borçlu şirket ortağı veya hisseleri haczedilen anonim şirketin yaptığı tasarruf işleminin alacaklıya zarar verip vermediğinin değerlendirilmesi gerektiğini, davacının, şirketin sermayesinin artırılması sonucu haczedilen hisselerin sermayeye olan oranının azaldığını, hisselerin satım bedelinin düştüğünü ileri sürdüğünden bu davayı açmakta hukuki menfaati olduğunu,  davalı şirketin 2.344.116,46-TL zarar ettiği bu zarar ile öz varlığının büyük bir bölümünü kaybettiği tespit edildiğini, kaybedilen sermayenin yerine gelmesi için sermaye artırımına gidilmesi mümkün olup ancak davalı şirket tarafından yapılan sermaye artışı davacının alacaklı olduğu ...'nin şirketteki hisse oranı %49  'dan %4,4'e düşürdüğünü, Dava dışı  pay sahibi ...'nin sermaye içindeki paylarının itibari değeri aynı kalmakla birlikte payların sermaye içindeki oranı önemli ölçüde düştüğünü, davalı şirket ortağının 245.000-TL karşılığı olan 245.000 adet hissesi aynen korunmakta olduğunu,  bu sebeple dava dışı borçlu ortağın  pay oranın düşmüş olması haciz konulan hissenin satışı aşamasında gerçek değerinin tespitinde  herhangi bir değişikliğe sebep olmayacağını, ortaklık sermayesinin artırılmasının ortaklık çıkarına olduğu, davalı şirketin sermaye artırımından önce mali zararının bulunduğu, öz sermayesini kaybettiği, sermaye artırımı ile birlikte mali zararın bir kısmının karşılandığı bu durumunda davalı şirket ortağından alacaklı olan davacı lehine bir durum yarattığı anlaşıldığından açılan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili, İstanbul  4.ATMnin 2018/604 E. sayılı dosyasındaki bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda  ocak/eylül 2018 tarihleri arasında satışlar artmadığı halde stokların artırılması sureti ile şirket ek finansman ihtiyacı yaratıldığı ... şirketinden normalin çok üzerinde yüklü miktarda mal alınarak davalı şirketin 30/09/2018 tarihi itibarıyla ... şirketine 3.638.854.36 -USD karşılığı 21.797.465,39- TL borçlandırılarak şirketin sermaye ihtiyacına zorlandığı beyan edildiğini, şirkette %49 hissedar olan borçlu ...’den alacaklı olan ...’ın haciz koyduğu %49 hissenin, icra müdürünün kararına rağmen, davalı şirket yönetim kurulu ve genel kurulu tarafından %4,45’e düşürülmesi sebebi ile davacı/ alacaklının hukuken ezildiğini, hacizli payın/hissenin değerinin korunması ve haciz alacaklısının hakları konusunda hukukumuzda açık bir düzenleme bulunmadığı gibi, bu hususta hukukî boşluk bulunduğunu, TTKnın 493-494 maddeleri düzenlemeleri ile icra satışı neticesi şirket paylarını iktisap eden şirket dışı kişilerin şirkete hissedar olmasına karşı anonim şirketleri korumaya almış, devre onay vermeyerek bu payların mahkemece tespit edilecek gerçek değeri karşılığında şirket tarafından iktisap edilebileceğini düzenlediğini , hisse haczini tatbik eden Bursa ...

İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile “yönetim kurulunun sermaye artırılması kararının uygulanmamasına” ilişkin karar verildiğini, TTKndaki düzenlemelere göre pay sahipleri mevcut paylarının sermayeye oranına göre haklarını kullanabileceği ve kazanımlarından istifade edebileceğini, bu duruma göre hacizli hisse miktarının %49’dan % 4,4’e düşmesi büyük bir hak kaybını ortaya koyduğunu, bu konuda hukukumuzda boşluk bulunmakta olup bu boşluğun içtihat ile doldurulması şart olduğunu, T.T.K.nın 133. maddesine istinaden İ.İ.K.nın 88. veya 94. maddelerine göre haciz konmuş şirket payı, şirketin esas sermayesine olan oranını (hisse miktarını) düşürmek amacı ile kötü niyetli olarak yapılacak âfâkî sermaye arttırımları ile alacaklıların tüm hakları ihlâl edilme tehlikesi ile karşı karşıya olacağını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Açılan dava, TTK 447.madde uyarınca alınan genel kurul kararının butlanı ile yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. TTK 447.madde"(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. " hükmüne haizdir. TTK 133.madde de sermaye şirketlerinde alacaklıların alacağın tahsili için senede bağlanmış veya bağlanmamış payların haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebilecekleri düzenlenmiş, aynı kapsamda İİK 94.madde  anonim şirketlerde paylar için pay senedi veya pay ilmühaberi çıkarılmamışsa, borçlunun şirketteki payı icra dairesi tarafından şirkete tebliğ olunarak haczedileceği, bu haczin şirket pay defterine işlenmesinin zorunlu olduğu, haczin, icra dairesi tarafından tescil edilmek üzere Ticaret Siciline bildirileceği, bu durumda haczedilen payların devri, alacaklının haklarını ihlâl ettiği oranda batıl olacağı, icra dairesinin  devre mâni tedbirleri alacağı düzenlenmiştir.

TTK nın 462.maddesinde iç kaynaklardan yapılan sermaye arttırımı sonucu, ortaklar iç kaynaklardan ortaya çıkacak sermaye paylarını, sermaye oranlarına göre bedelsiz olarak kendiliğinden iktisap ederler. Buna karşın TTK 459 vd. maddeleri uyarınca ortakların artırılan sermaye paylarını ödemeyi taahhüt ettikleri bedelli sermaye artırımı yolu ile de esas sermaye artışına gitmeleri mümkün olup bu halde her ortağın rüçhan hakkını kullanması zorunlu değildir. Bursa ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı icra dosyasında davacı tarafın alacaklı olup takip konusu alacak nedeni ile dava dışı davalı şirket hissedarı ...'nin %49 hissesine haciz koyulduğu,  haczin şirket pay defterine işlendiği ve Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirilmiştir.Davalı şirket yönetim kurulunun 13.06.2018 tarih ve 2018/8 sayılı yönetim kurulu kararı ile şirket esas sözleşmesinin 6.

Maddesinin değiştirilerek şirket sermayesinin 500.000-TL den 5.500.000-TL ye yükseltilmesi için genel kurulun olağanüstü toplantıya çağrılmasına karar aldığı, Bursa ... İcra Dairesi'nin 05.07.2018 tarihli yazısı ile ...'nin davalı şirketteki hisselerine haciz konulduğundan 13.06.2018 tarihli 2018/8 sayılı yönetim kurulu kararının uygulanmaması ve ...'nin tasarruf yetkisinin kısıtlandığı, payları için yapılacak her türlü tebligatın İcra Dairesine yapılması yönünde şirkete muhtıra gönderildiği, davalı şirketin 16.07.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda şirket ana sözleşmesinin Sermaye ve Pay Senetlerinin Nev'i başlıklı 6. Maddesinin değiştirilmesine ve sermayenin 500.000- TL den 5.500.000-TL 'ye yükseltilmesine karar verildiği, davalı şirket yönetim kurulunun 17.07.2018 tarih ve 2018/9 sayılı rüçhan haklarının kullanımına davete dair kararının ortaklara tebliğ edilerek 25.07.2018 tarihinde tescil edildiği, ...'nin rüçhan hakkını kullanmadığı ve haciz koyduran davacı alacaklının da bu hakkı kullanmadığı ve bu haliyle  ...'nin %49 olan şirket hissesinin %4,5 oranına düştüğü anlaşılmaktadır.Davacı taraf;

davalının hissedarı ...'nin haciz konulan hissesinin alacaklılara zarar vermek kastı ile 13.06.2018 tarih ve 2018/8 sayılı yönetim kurulu kararı gereğince 16.07.2018 tarihinde yapılan genel kurul kararı ile şirket sermayesinin artırılarak ...'nin şirketteki payının küçültüldüğü bu sebeple dava konusu genel kurulun batıl olduğunu iddia etmekte, davalı taraf ise şirketin zarar etmesi nedeni ile sermaye artırımının zorunlu olduğunu ileri sürmektedir. Dosyada mübrez davalı şirket yönetim kurulunun 13.06.2018 tarih ve 2018/8 sayılı yönetim kurulu kararının incelenmesinde şirket esas sözleşmesinin 6. Maddesinin değiştirilerek şirket sermayesinin 500.000,00 TL den 5.500.000,00 TL ye yükseltilmesi için genel kurulun olağanüstü toplantıya çağrılmasına ilişkin alınan bir karar olduğu, sermaye artırımına ilişkin bir karar olmayıp olağanüstü genel kurul toplantısına çağrı niteliğinde olduğu için Bursa ...

İcra Dairesi'nin 05.07.2018 tarihli yazısı ile 13.06.2018 tarihli ... sayılı yönetim kurulu kararının uygulanmaması yönünde verilen ihtaratın gerek mahkemelerin görev ve yetkisinde bulunan bir konuda icra dairesinin yetki aşımında bulunması ve gerekse tarih itibariyle verilmiş bir sermaye arttırımı kararı olmadığından bu konudaki ihtaratın usul ve yasaya aykırı olduğu, öte yandan ...'nin tasarruf yetkisinin kısıtlandığı ve diğer tedbirlere yönelik ihtaratın yasal mevzuata uygun olduğu, yönetim kurulu kararının iptali için gerek davacı alacaklı gerekse hissesine haciz konulan ... tarafından açılan İstanbul 16.ATM'nin 2018/604 E. Sayılı ve  İstanbul 4.ATM'nin 2018/604 E. Sayılı dava dosyalarında davanın reddine karar verilmiştir.Uyuşmazlık, davalı şirketin yaptığı sermaye arttırımının zorunlu olup olmadığı, şirket menfaatine yapılıp yapılmadığı ve şirket ortağının dolayısıyla davacı alacaklının haklarını sınırlandırıp zarar verip vermediği noktasında toplanmaktadır.

Gerek Yönetim kurulu karar iptali ve gerekse genel kurul karar iptali dosyalarında davalı şirketin ticari defter ve mali kayıtları incelenmiş olup 2015-2016 ve 2017 yıllarında yüksek oranda kar elde etmekteyken 2017 yılından 30.06.2018 tarihine kadar olan dönemde büyük miktarda zarar oluştuğu, özvarlığın büyük kısmının kaybedildiği ve varlıkların %85'inin yabancı kaynaklardan borç ile finanse edildiği, şirketin varlığını sürdürmesi için sermaye artırımı yapılması gerektiği tespit edilmiş ise de İstanbul 4.ATM'nin 2018/604 E. Sayılı dosyasında yapılan mali inceleme sırasında şirketin ilişkili olduğu yabancı kaynakların ve şirket stoklarının da ayrıntılı olarak incelendiği ve yapılan tespitlerde davalı şirketin 2017 yılından itibaren şirket stoklarını arttırmaya başladığı, %29 seviyesinden %66 seviyesine çıkarıldığı, satışlar artmadığı halde stokların arttırıldığı, bunun da ek finansman ihtiyacı oluşturduğu, stoktaki tüm malzemelerin ...

dışında davalı şirket ortakları tarafından Mısır'da kurulan ... şirketinden temin edildiği tespit edilmiş olup netice itibari ile şirketin finansman arayışına sokularak sermaye artışına gidilmek zorunda bırakıldığı, esasen yüksek oranlarda kar elde edilmekteyken şirketin zarara sokularak ihtiyacı olmadığı halde sermaye arttırımına gidilmek durumunda kalındığı,davacının haczi nedeniyle alındığı,sermaye arttırımı kararının sermayenin korunması ilkesine aykırı ve davacı alacaklının haklarını ihlal edici nitelik taşıdığından TTK 447.madde uyarınca batıl olduğunun kabulü gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, belirtilen hata yeniden yargılama gerektirmediğinden, kararın  kaldırılarak "Davanın kabulüne, Davalı şirketin sermaye arttırımına ilişkin olağanüstü genel kurul kararının  batıl olduğunun tespitine " karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/03/2020 tarih  2018/674 Esas 2020/208 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne, davalı şirketin 16.07.2018 tarihli sermaye arttırımına ilişkin olağanüstü genel kurul kararının batıl olduğunun tespitine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 179,90-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 35,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 144‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan 71,80-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 2.400-TL bilirkişi ücreti, ‬242,10-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 2.642,10‬-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 9.200-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 49-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358636 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4513 E. 2024/7995 K. · Bozuldu

Ortağın kişisel alacaklısı genel kurul kararının butlanını isteyemez

Gerekçe özeti

Genel kurul kararının iptalini veya butlanını isteyebilecek kişiler kanunda sınırlı olarak sayılmış olup, şirketin değil şirket ORTAĞININ kişisel alacaklısı olan ve alacağı için ortağın payları üzerine haciz koyduran kişi bu davayı açamaz. Ortağın rüçhan hakkını kullanmaması nedeniyle payın sermaye içindeki oranı düşmüşse alacaklının hukuki korunma yolu, hacizli payların sermaye artışından önceki ve sonraki değeri arasındaki farktan doğan zararının tazminidir.

Emsal değeri

Şirket ortağının kişisel alacaklısının genel kurul kararının butlanını isteyemeyeceği, korunmasının değer farkına ilişkin tazminat talebiyle sınırlı olduğu yönündeki bozma gerekçesi bağlayıcı emsal değeri taşır.

Kavramlar: genel kurul kararının butlanı sermayenin korunması ilkesi rüçhan hakkı hisse haczi iptal davası pay sahibinin vazgeçilmez hakları

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/4513 E.  ,  2024/7995 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1070 Esas, 2023/669 Karar

HÜKÜM

Davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/674 E., 2020/208 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.11.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'den alacaklı olması sebebiyle ortağı olduğu ... Yazma Tekstil San ve Tic A.Ş.'deki %49 oranındaki hisselerine haciz konulduğunu ve şirketin pay defterine işlendiğini, ancak davalı şirketin zarar vermek amacı ile 13.06.2018 tarih ve 2018/8 karar sayılı yönetim kurulunun şirketin esas sözleşmesinin 6 nolu maddesini değiştirerek 500.000,00 TL olan şirket sermayesini 11 kat arttırarak 5.500.000,00 TL'ye çıkarılmasına ilişkin olağanüstü genel kurul kararı yapılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı aldığını, yönetim kurulunun hacizli hisse ile ilgili icra dairesinin muvafakatını almadan hacizli hisseyi de etkileyecek şekilde karar almasının mümkün olmadığını, Bursa 14.

İcra Müdürlüğünün 2018/906 E. sayılı dosyası ile yönetim kurulunun sermaye arttırılması kararının uygulanmamasına ilişkin kararın davalı şirkete tebliğ edilmesine rağmen davalı şirketin genel kurulda sermaye arttırımı kararı aldığını, alınan bu kararla müvekilinin alacak haklarının zarara uğradığını ileri sürerek sermaye artırımına ilişkin olağanüstü genel kurul kararının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 447 nci maddesine göre butlan ile batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin söz konusu sermaye arttırımına ihtiyacı olduğunu, sermaye artırımının olağan bir işlem olduğunu, davacının iddia ettiği gibi sermaye artırımının davacıyı zarara uğratma amacı ile yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, şirketin sermayesinin artırılması sonucu haczedilen hisselerin sermayeye olan oranının azaldığını, davacının bu davayı açmakta hukuki menfaati olduğu, davalı şirketin 2.344.116,46 TL zarar ettiği ve bu zarar ile öz varlığının büyük bir bölümünü kaybettiği, kaybedilen sermayenin yerine gelmesi için sermaye artırımına gidilmesinin mümkün olduğu ancak yapılan sermaye artırımının hacizli hissenin oranını %49'dan %4,4'e düşürdüğü, dava dışı pay sahibi ...'nin sermaye içindeki paylarının itibari değeri aynı kalmakla birlikte payların sermaye içindeki oranı önemli ölçüde düştüğü, davalı şirket ortağının 245.000,00 TL karşılığı olan 245.000 adet hissesinin aynen korunmakta olduğu, ortaklık sermayesinin artırılmasının ortaklık çıkarına olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, şirketin 2017 yılından itibaren zarar ettiği, özvarlığın büyük kısmının kaybedildiği ve varlıkların %85'inin yabancı kaynaklardan borç ile finanse edildiği, şirketin varlığını sürdürmesi için sermaye artırımı yapılması gerektiği tespit edilmiş ise de mali inceleme sırasında şirketin ilişkili olduğu yabancı kaynakların ve şirket stoklarının da ayrıntılı olarak incelendiği ve yapılan tespitlerde davalı şirketin 2017 yılından itibaren şirket stoklarını arttırmaya başladığı, %29 seviyesinden %66 seviyesine çıkarıldığı, satışlar artmadığı halde stokların arttırıldığı, bunun da ek finansman ihtiyacı oluşturduğu, stoktaki tüm malzemelerin ... dışında davalı şirket ortakları tarafından Mısır'da kurulan Globe Spinning Oyeing şirketinden temin edildiği tespit edilmiş olup netice itibari ile şirketin finansman arayışına sokularak sermaye artışına gidilmek zorunda bırakıldığı, sermaye artırım kararının sermayenin korunması ilkesine ve davacı alacaklının haklarını ihlal edici nitelik taşıdığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı şirketin 16.07.2018 tarihli sermaye arttırımına ilişkin olağanüstü genel kurul kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kurul kararının butlanı ile yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davalı şirketin yaptığı sermaye artırımının zorunlu olup olmadığı, şirket menfaatine yapılıp yapılmadığı ve şirket ortağının dolayısıyla davacı alacaklının haklarını sınırlandırıp zarar verip vermediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Kanun'un 133 ve 447 nci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 94 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Dava, şirket ortağı ...'nin şahsi alacaklısı tarafından açılan sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının butlanı istemine ilişkindir. 6102 sayılı Kanun'da genel kurul kararının iptali yada butlanını isteyebilecek kişiler sayılmış olup, buna göre; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu, kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri iptal davası açabilir.

Genel kurul kararlarının butlanı, hem genel hükümlere hem de Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilen hükümlere aykırılıkta söz konusu olabilir. 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi butlanı özel olarak düzenlemiştir. Buna göre, pay sahibinin vazgeçilmez haklarını, bilgi alma ve inceleme hakkını sınırlandıran ve ortadan kaldıran, anonim şirketin temel yapısına ve sermayenin korunmasına aykırılık taşıyan genel kurul kararları batıldır. Bu şekilde düzenlenen özel hükmün yanında 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi hükmündeki butlan hükmü de genel kurul kararlarının butlanı davasında uygulanabilir.

Somut olayda, davacı, davalı şirketin değil şirket ortağının kişisel alacaklısıdır ve bu alacağı için ortağın şirket hisseleri üzerine haciz işlemi uygulanmıştır. Şirket genel kurulunda sermaye artırımına karar verilmiş olup, ortağın rüçhan hakkını kullanmadığını ve sermaye artırımına iştirak etmediğini, bu sebeple ortaklık payının düştüğünü, alacaklı olarak zarar gördüğünü iddia eden davacı 6102 sayılı Kanun'a göre genel kurul kararının iptali yada butlanını değil ancak hacizli hisselerin sermaye artışından önceki ve sonraki değeri arasındaki farktan kaynaklı zararının tazminini isteyebilir. Dava dilekçesinde de bu yönde bir talep de bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 28.000.00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.