6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kredi kullanan tüketicinin tek taraflı iptal dilekçesi ve alacağın tahsili

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/78 E. 2017/65 K. ·

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalZamanaşımı

Davacının nitelemesi: Tüketici Kredisi Kaynaklı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir tüketici kredisi kapsamında banka tarafından üçüncü kişiye (okula) doğrudan ödeme yapılacak şekilde kurulan protokol ve buna bağlı bankacılık işlemleri sözleşmesi imzalandıktan ve kredi kullandırıldıktan sonra, kredi kullanan tüketicinin bankaya tek taraflı ödeme durdurma/iptal dilekçesi vermesi, protokolde öngörülen usule (okulun bankayı bilgilendirmesi ve okulla ilişiğin kesildiğine dair belge sunulması) uyulmadığı sürece bankanın üçüncü kişiye karşı taahhüdünü ortadan kaldırmaz; tüketici bu tek taraflı beyanla borçtan kurtulamaz. Ayrıca itirazın kaldırılması talebinin reddine ilişkin İcra Hukuk Mahkemesi kararı yalnızca takip hukukunu ilgilendirdiğinden, alacaklının genel hükümlere göre açtığı alacak davasında kesin hüküm oluşturmaz. Zamanaşımı def'i ilk derece mahkemesinde karara bağlanmamış olsa da istinafa getirilmediği takdirde HMK 355 gereği re'sen incelenemez.

Ele alınan sorunlar

Zamanaşımı def'inin re'sen incelenip incelenemeyeceği ve zamanaşımının kesilmesi → ret

Gerekçe: HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Zamanaşımı def'i ilk derece mahkemesince karara bağlanmamış olmakla birlikte bu konu istinafa getirilmediğinden re'sen incelenemez. Ayrıca 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesine göre kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak 10 yıllık zamanaşımına tabidir; kredi kullanımından sonra başlatılan icra takibi ile zamanaşımı kesilip yeniden işlemeye başladığından, esasen zamanaşımı def'i de yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İtirazın kaldırılması davasının reddine ilişkin kararın kesin hüküm teşkil edip etmediği → ret

İddia: Davalı, İcra Hukuk Mahkemesinin itirazın kaldırılması talebinin reddine ilişkin kesinleşmiş kararının kesin hüküm teşkil ettiğini ve bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İcra Hukuk Mahkemesi kararları yalnızca takip hukukunu ilgilendirir; itirazın kaldırılması istemi reddedilen alacaklı, genel hükümlere göre alacağını ispat etmek suretiyle alacak davası açabileceğinden, itirazın kaldırılması isteminin reddine ilişkin hüküm kesin hüküm teşkil etmez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının kredi tahsisinin tek taraflı iptaline yetkili olup olmadığı ve borcun varlığı → ret

İddia: Davalı, banka ile olan kredi sözleşmesini iptal ettirdiğini, geriye dönük olarak çalışılamayacağını, dava dışı okul ile banka arasındaki protokolden haberi olmadığını ve bankaya borcunun bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı banka ile dava dışı eğitim kurumu arasında imzalanan STS düzenli ödemeler protokolü, taraflar arasındaki bankacılık işlemleri sözleşmesi ve davalının kredi iptaline ilişkin dilekçesi dosyada bulunmaktadır. Davalı her ne kadar kredilerin iptalini talep eden bir dilekçe sunmuş olsa da, çocuklarının okul ödemelerinin banka tarafından yapıldığı, davalının belirtilen kredileri kullandığı, bu döneme ilişkin ek veya mükerrer bir ödeme yapılmadığı okul yönetimi tarafından bildirilmiştir. Okul ile banka arasındaki 13.6.2005 tarihli protokol gereği yerine getirilmek üzere davalının 13.9.2005 tarihinde imzaladığı taksitli ödeme kayıt formu ve bankacılık işlemi sözleşmesi gözetildiğinde, daha sonraki tarihte davalının ödeme yapılmaması istemli dilekçesi, bankanın okula yaptığı taahhüdün ihlali anlamına geleceğinden, kredi kullandırıldıktan sonra kredi ödenmesinin iptali isteminin yerinde olmadığı; bankanın okula ödemekle yükümlü bulunduğu, davalının tek taraflı olarak kredi tahsisinin iptaline yetkili olmadığı sonucuna varılmıştır. STS protokolünün 6. maddesine göre öğrencinin öğrenimine ara/son vermesi halinde okulun bankayı bilgilendirmesi ve veli tarafından okulla ilişiğin kesildiğine dair ıslak imzalı belge sunulması gerekirken, böyle bir belge sunulmadığı, çocukların davaya konu dönemde ve sonrasında da aynı okulda eğitim gördükleri tespit edilmiştir. Bu nedenle davalının banka şubesine verdiği ödeme yapılmaması yönündeki dilekçe, imzaladığı bankacılık sözleşmesine ve davacı bankanın imzaladığı ödeme protokolüne aykırılık teşkil etmektedir. Davalının çocukların burslu okuduğu yönündeki savunmasına ilişkin herhangi bir ispat vasıtası sunulmadığı gibi okuldan getirilen belgelerde de buna ilişkin bilgi bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Asıl alacak tutarı ve temerrüt faizi oranının belirlenmesi → ret

Gerekçe: Bilirkişi raporlarında hesap kat tarihi itibariyle 22.388,47 TL asıl alacağın ittifakla tespit edildiği ve bu konuda bir çelişki bulunmadığı görülmüştür. Tüketici kredisi kullandırılırken kararlaştırılan yıllık %52 oranında akdi faize, 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 15. maddesi gereğince temerrüt faizinin akdi faizin %30 fazlasını geçemeyeceği kuralı gözetilerek %68,34 oranında temerrüt faizi hesaplanmasının benimsenmesi isabetlidir. Temerrüdün, ihtar ile davalıya verilen süre sonu olan 28.9.2006 tarihi itibariyle başladığı kabul edilmiştir. Davalının duruşmada kredi sözleşmesi ve öğrenci kayıt formundaki imzaların kendisine ait olduğunu ve çocukların halen aynı kurumda okuduklarını beyan etmesi karşısında, STS protokolünün 6. maddesine uygun olmayan iptal dilekçesinin işleme alınmadığı ve bankaca açılan kredi doğrultusunda okula ödemelerin yapıldığı, çocukların burslu okuduğu yönünde bir ispat aracının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın kredi kullanan tüketicinin tek taraflı iptal dilekçesinin, protokolde öngörülen usule uyulmadığı sürece bankanın taahhüdünü sona erdirmeyeceğine ve itirazın kaldırılması davasının reddinin kesin hüküm oluşturmayacağına ilişkin tespitleri, benzer banka-eğitim kurumu protokolü uyuşmazlıklarında ve icra takibi sonrası açılan alacak davalarında bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
6098 sayılı TBK'nın 146. maddesine göre kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak 10 yıllık zamanaşımına tabidir; kredi kullanımından sonra başlatılan icra takibi ile zamanaşımı kesilip yeniden işlemeye başlar.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüketici kredisi STS düzenli ödemeler protokolü bankacılık işlemleri sözleşmesi zamanaşımının kesilmesi kesin hüküm itirazın kaldırılması temerrüt faizi akdi faiz

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 146 · 4077 sayılı Kanun — 4077 sayılı Kanun 15 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 355

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hükmün davalı vekilince istinafı üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı ..... İstanbul Eğitim Hizmetleri A.Ş arasında imzalanan 10/06/2005 tarihli protokol kapsamında, çocukları dava dışı ..... İstanbul Eğitim Hizmetleri A.Ş 'de eğitim gören öğrenci velisi davalı .....'ya kredi tahsis edildiğini ve 2005-2006 eğitim yılında çocukların okul taksitlerinin bu yolla ödendiğini, kredinin geri ödenmesi talebine rağmen davalının ödeme yapmadığını belirterek, ödenmeyen 22.388,47 TL alacağın 14/08/2006 tarihinden itibaren %108 oranda işleyecek temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı, İstanbul 6.İcra Müdürlüğünün 2006/19851 sayılı dosyasında davacının yapmış olduğu icra takibinin itiraz üzerine durduğunu, davacının itirazın kaldırılması amacıyla İstanbul 6.İcra Hukuk Mahkemesine başvurduğunu, Mahkemenin 2006/1308 E 2007/1132 K sayılı kararı ile itirazın kaldırılmasına ilişkin davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini belirterek ortada kesin hüküm olduğunu, kendisi ile banka arasında bir protokol olmadığını, muhatabın ..... A.Ş olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece istinafa konu kararda davalının çocuklarının eğitim giderlerinin davacı tarafından kredilendirildiğini, dava tarihi itibariyle davalının 22.388,47- TL asıl alacağa ilişkin borcunun bulunduğunu, davalının 28/09/2006 tarihinde temerrüde düştüğü belirlenerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davalı, banka ile olan kredi sözleşmesini iptal ettirdiğini, geriye dönük olarak çalışılamayacağını, kendisinin davacı banka ile ..... İstanbul Eğitim Hizmetleri A.Ş arasındaki protokolden haberi olmadığını, bankaya borcunun bulunmadığı ididasıyla davanın kabulüne ilişkin kararın bozulmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

HMK'nın 355.maddesi kapsamında değerlendirme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağından, davalının istinafa getirdiği hususlar davalının dava konusu krediyi kullanıp kullanmadığı, davalının kredinin iptali yönünde vermiş olduğu dilekçenin borcun oluşmasına etkisi bu kapsamda davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının belirlenmesidir.

Zaman aşımı defi ilk derece mahkemesince karara bağlanmadığı, ancak bu konu istinafa getirilmediğinden, re’sen incelenemeyeceği gibi, 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesine göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak 10 yıllık zaman aşımına tabi bulunduğundan kredi kullanımından sonra 1.11.2006 tarihinde İstanbul 6.İcra Dairesinin 2006/19851 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılarak zamanaşımı kesilip yeniden işlemeye başladığından davalının zamanaşımı defii yerinde olmadığı; İcra Hukuk Mahkemesi kararları yalnızca takip hukukunu ilgilendirdiğinden ve itirazın kaldırılması istemi reddedilen alacaklı ;genel hükümlere göre alacağını ispat etmek suretiyle alacak davası açabileceğinden, itirazın kaldırılması isteminin reddine ilişkin hüküm kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden davalının kesin hükme yönelik itirazı da yerinde bulunmamaktadır.

İlk Derece Mahkemesince yapılan tahkikat sürecinde davacı ile dava dışı ..... İstanbul Eğitim Hizmetleri A.Ş arasında imzalanan STS düzenli ödemeler protokolü, taraflar arasındaki bankacılık işlemleri sözleşmesi ve davalının 09/01/2006 tarihli .....bank Erenköy şubesine hitaben yazmış olduğu dilekçenin örneği dosyada bulunmaktadır. Dilekçede davalı, "şubeden ve diğer tüm şubelerden tarafıma açılmış tüm kredilerin iptal edilmesinin talep edildiği" anlaşılmaktadır.

Bankadan davalıya tahsis edilen kredi ve ödemeye ilişkin evraklar ile davadışı ..... İstanbul Eğitim Hizmetleri A.Ş 'den de ödeme ve eğitim belgeleri getirtilmiş, davalının ..... İstanbul Eğitim Hizmetleri A.Ş'ye ait ..... İlköğretim okulunda okuyan çocuğu ..... için 2005-2006 eğitim dönemi için 8.651- TL, ..... için aynı dönem 8.661- TL okul ücretlerinin davacı banka tarafından ödendiği, ödemelerin davalı hesabına davacı tarafından açılan krediyle yapıldığı, her ne kadar davalı kendisine kredi verilmemesi yönünde dilekçe sunmuş olsa da çocuklarının okul ödemelerinin banka tarafından yapıldığı, davalının belirtilen kredileri kullandığı, davalı tarafından bu döneme ilişkin olarak ek ve mükerrer bir ödeme yapılmadığının okul yönetimi tarafından bildirildiği, eğitim ücretlerinin davacının tahsis ettiği krediyle karşılandığı ,okul ile banka tarafından imzalanan 13.6.2005 tarihli protokol gereği yerine getirilmek üzere davalının da 13.9.2005 tarihinde davalının imzaladığı taksitli ödeme kayıt formu ve aynı tarihli bankacılık işlemi sözleşmesi imzalandığı gözetildiğinde daha sonraki tarihte davalının adına hiçbir ödeme yapılmaması istemli dilekçesi bankanın okula yaptığı taahhüdün ihlali anlamına geleceğinden ,kredi kullandırıldıktan sonra kredi ödenmesinin iptali isteminin yerinde olmadığı, bankanın okula ödemekle yükümlü bulunduğu davalının tek taraflı olarak kredi tahsisinin iptaline yetkili olmadığı açıktır.

Davalının çocukların burslu okudukları yönündeki savunmasına ilişkin 20/09/2012 tarihli dilekçesinde buna ilişkin herhangi bir ispat vasıtası sunmadığı gibi, okuldan getirilen belgelerden de davalının çocuklarının 2005-2006 öğretim yılında burs kazandıklarına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı ödemelerin davacı banka tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece 3 kez bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporlarında hesap kat tarihi itibariyle hükmedilen esas alacak ititfakla tesbit edilmiş; STS protokolünün 6. maddesi; öğrencinin öğrenimine ara veya son vermesi veya ödeme ile ilgili değişiklik meydana gelmesi halinde okulun bankayı derhal bilgilendireceği, bu durumda otomatik ödemenin iptal edileceği, veli tarafından da okulla ilişiğin kesildiği durumlarda buna ilişkin okuldan ıslak imzalı belge getirildiğinde bankanın otomatik ödemeyi iptal edeceği düzenlenmiştir. Böyle bir belge sunularak bildirimin yapılmadığı, çocukların taahhütnameyi içeren yılda okuldan ilişiklerinin kesilmediği gibi, davaya konu dönemden sonra ki 2006-2007 yılı döneminde de aynı okulda eğitim gördükleri, çocukların okulla ilişiği kesilmeden davalının banka şubesine adına kredi ödememesi yapılmaması yönünde dilekçe vermesi davalının imzaladığı bankacılık sözleşmesine ve davacı bankanında imzaladığı ödeme protokolüne aykırılık teşkil ettiği açıktır.

Mahkemece yapılan bilirkişi incelemelerinde hesabın kat tarihi itibariyle 22.388,47-TL asıl alacak bulunduğu bu konuda bir çelişki olmadığı, tüketici kredisi kullandırılır iken kararlaştırılan yıllık %52 oranında akdi faize 4077 sayılı kanunun 4822 sayılı kanunla değişik 15.maddesi gereğince temerrüt faizinin akdi faizin %30 fazlasının geçemeyeceği kuralı gözetilerek %68,34 oranında temerrüt faizi hesaplamasının benimsenmesi isabetli olup , temerrüdün ihtar ile davalıya verilen süre sonu olan 28.9.2006 tarihi itibariyle başladığı ,15.7.2014 tarihli oturumda davalının .....bank ile yaptığı kredi sözleşmesi ve öğrenci kayıt formundaki imzaların kendisine ait olduğunu ve çocukların halen aynı kurumda okuduklarını da beyan etmesi karşısında, STS düzenli ödemeler protokolünün 6.

maddesine uygun olmayan iptal dilekçesinin işleme alınmadığı ve bankaca davalının hesabına açılan kredi doğrultusunda okula ödemelerin yapıldığı, dava dışı ..... İstanbul Eğitim Hizmetleri A.Ş'nin de davalının hesabından okul ücretlerini tahsil ettiği, çocukların burslu okuduğu yönünde bir ispat aracının bulunmadığı, bu durumda davacının, davalıdan ilk derece mahkemesince yapılan bilirkişi incelemelerinde tesbit edilen asıl alacak tutarına, yine 4077 sayılı kanunun kısıtlayıcı hükümleri dikkate alınarak tesbit edilen %68,34 oranda faiz işletilerek tahsiline ilişkin hükme yönelik ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

HMK 'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf isteminin esastan REDDİNE,

Davalı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2. Maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine

HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar yönünden kesin olmak üzere Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle karar verildi. 03/03/2017 (¤¤)

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358624 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.