6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sigorta ettirenin rahatsızlığını gizlemesi ve cayma hakkı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/66 E. 2017/63 K. ·

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Hayat sigortası başvuru formunda sigortalının, bildiği ve tedavi gördüğü mevcut rahatsızlıklarını (kalp hastalığı, hipertansiyon vb.) tüm sorulara matbu olarak hayır cevabı vererek gizlemesi ve bu gizlenen rahatsızlıklar ile ölüm nedeni arasında illiyet bağının bilirkişi raporuyla tespit edilmesi halinde, TTK 1435 ve 1439 hükümleri uyarınca sigortacının sözleşmeden cayarak tazminat ödemeyi reddetmesi haklı kabul edilir; bu durumda sigorta şirketinin sigortalıya sormadan formu doldurduğu iddiası, aksi ispatlanmadıkça hayatın olağan akışına uygun görülmez.

Ele alınan sorunlar

Sigortalının sağlık beyan formunda mevcut rahatsızlıklarını gizleyip gizlemediği → ret

İddia: Davacılar, murisin yalan beyanda bulunmadığını, formun matbu olarak banka tarafından düzenlendiğini, sigortalının kasıtlı olarak hayır cevabı vermediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sağlık beyan formunda tüm hastalıklara matbu şekilde hayır cevabı verilmiş olup, evet cevabı için açıklama kısmı bulunduğu ve genel nitelikte 'başka sağlık sorununuz var mı' sorusuna da hayır denildiği görülmüştür. Sigortalının bildiği ve tedavi gördüğü rahatsızlıkları bir şekilde bildirmesi gerekirken tüm sorulara hayır cevabı verilmesi mevcut rahatsızlıkların gizlenmesi anlamına gelmektedir. Sigorta şirketinin sigortalıya sormadan tüm soruları hayır şeklinde işaretlediği iddiası hayatın olağan akışına uygun değildir; beyana tabi hususların beyanda bulunan tarafından sözlü olarak bildirilip sigorta şirketi elemanınca matbu olarak işaretlenmesi hayatın olağan akışına uygundur. Bunun aksini ispat eden bir delil sunulmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Gizlenen rahatsızlıklar ile ölüm nedeni arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davacılar, kesin ölüm nedeninin otopsi yapılmadığı için tespit edilemediğini, bu hususun Adli Tıp Kurumundan sorulması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Aile hekimi tarafından düzenlenen ölüm belgesinde doğrudan ölüm nedeni olarak akut myokart enfarktüsü, önceki nedenler olarak 2 yıldır var olan aterosklerotik kardiyovasküler hastalık ve 4 yıldır var olan hipertansiyon belirtilmiştir. Davacılar vekili de dava dilekçesinde ölüm sebebinin kalp krizi olduğunu kabul etmiştir. Hastanelerden getirtilen tıbbi tedavi evrakları üzerinden alınan bilirkişi heyeti raporunda, sigorta tarihinden önce teşhis edilmiş kalp hastalığı ile ölüm arasında illiyet bağının bulunduğu ve sigortalının sigorta şirketinin sorularına doğru beyanda bulunmadığı tespit edilmiştir. Doktor tarafından düzenlenmiş ölüm belgesindeki açıklık, dava dilekçesindeki kabul ve tedavi evraklarına dayalı bilirkişi kanaatinin netliği karşısında, kesin ölüm sebebinin ancak otopsiyle anlaşılabileceği yönündeki istinaf sebebi, davacı iddialarıyla da çelişki oluşturmaktadır; bu nedenle otopsi yapılmamış olması sonucu değiştirmez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sigortacının TTK 1439 uyarınca cayma hakkını kullanmasının ve tazminatı ödememesinin haklı olup olmadığı → ret

Gerekçe: TTK 1435 uyarınca sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği ve bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür; sigortacı tarafından yazılı veya sözlü sorulan hususlar aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır. TTK 1439/1 uyarınca bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş önemli bir husus varsa sigortacı sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir; bu hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya önemli sayılmaması durumu değiştirmez. Sigortalının gizlediği rahatsızlıkları ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu tespit edildiğinden, davalının TTK 1439/2 gereği tazminat ödemesini reddetmesi haklı görülmüştür.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sigorta ettirenin sağlık beyan formunda mevcut rahatsızlıklarını matbu şekilde gizlemesi, bu rahatsızlıklar ile ölüm nedeni arasındaki illiyet bağının tespiti ve sigortacının TTK 1435/1439 uyarınca cayma hakkını kullanmasının haklılığı konusunda emsal niteliktedir; ancak BAM kararı olarak bağlayıcı olmayıp ikna edici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü sağlık beyan formu illiyet bağı cayma hakkı hayat sigortası sigorta teminatının ödenmemesi daini mürtehin

Atıf yapılan mevzuat: 6100 S. K. — 6100 S. K. 355/1 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — 6102 sayılı TTK 14356102 sayılı TTK 1439/16102 sayılı TTK 1439/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

(6100 S. K. m. 353, 355) (6102 S. K. m. 1435, 1439)

Taraflar arasında görülen dava neticesinde; ilk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinafı üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerin vefat eden babaları İ. Y.'ın Çorlu Finansbank A.Ş. Şubesinden 24/04/2014 tarihinde tarım kredisi kullandığını, 8669859 nolu ve davalı tarafça 30.000-TL teminatlı hayat sigortası poliçesi yapıldığını, İ. Y.'ın 24/06/2014 tarihine tarlada kalp krizi geçirerek vefat ettiğini, vefat nedeniyle davalı sigorta şirketi hayat sigortası kapsamında vefat tazminatını ödemediğini, muris sigorta ettirenin diğer bankalardan aldığı kredilerin bedellerinin diğer hayat sigorta şirketleri tarafından ödenmesine rağmen davalı şirket tarafından vefat tazminatının ödenmediğini, vefat tazminat bedelinin yasal faizi ile birlikte öncelikle dava dışı bankaya (kredi kullanılan) ödenmesine ayrıca kalan bakiye olması halinde kanuni varislerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili davanın ticaret mahkemelerde görülmesi gerektiğini, daini mürtehin bankanın onayının alınması gerektiğini, kısmi dava açılamayacağını usule ilişkin itiraz olarak belirtmiş, esasa ilişkin olarak da; davacıların murisi ile aralarındaki grup hayat sigortası poliçesinin dayanağı olan başvuru formunda ölen sigortalının tamamen sağlıklı olduğunu beyan ettiğini, hipertansiyon ve aterosklerotik, kardiyovaskiler hastalığının bildirilmediğini, bu itibarla sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmediği için sigortacının sözleşmeden cayma hakkının var olduğunu belirtmiş ve davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkeme davacıların murisi ile davalı banka arasında 24.04.2014 tarihinde tarım kredisi sözleşmesi yapılmakta iken, kredi ile bağlantılı olarak davalı sigorta şirketince hayat sigortası akdedildiği, murisin hayat sigortası akdedilirken herhangi bir rahatsızlığın bulunmadığına, hipertansiyon ve aterosklerotik kardiovasküler hastalığı bulunmasına rağmen buna ilişkin beyanda bulunmadığı ve 24.06.2014 tarihinde vefat ettiği murisin vefatına daha öncede var olan hipertansiyon ve aterosklerotik kardiovasküler hastalığının ölümüne neden olup, olmadığının tespiti açısından düzenlene bilirkişi heyet raporunda murisin sözleşmeden 2 yıl önce varolan hastalığı ile ölümü arasında illiyet bağının bulunduğunun tespit edildiği, murisin var olan hastalığının sigorta poliçesi düzenlenirken sigorta şirketine bildirmemesi nedeniyle sigorta şirketinin cayma hakkını kullanmasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacılar vekili, murisin yalan beyanda bulunmadığını, bildirilen sorulara kasıtlı olarak hayır demediğini, poliçenin ve bildirim formundaki yanıtların matbu olarak banka tarafından düzenlendiğini, kesin ölüm nedeninin belli olmadığını, kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için otopsiden başka yolun da bulunmadığını, bunun Adli Tıp Kurumundan sorulması gerektiğini belirterek davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

İstinaf incelemesine esas olacak şekilde davadaki uyuşmazlık konuları; Davacıların murisi ile davalı arasındaki hayat sigortası başvuru formunda murisin, rahatsızlıklarını gizleyip gizlemediği, ölümü ile gizlediği savunulan rahatsızlıklar arasında illiyet bağı olup olmadığı, bu kapsamda davalının sigorta teminatını ödememe hususuna dayanak yaptığı hususların geçerli olup olmadığı yönündedir.

Finansbank Çorlu Şubesi davalı aleyhine açılan davaya daini mürtehin sıfatıyla muvafakatını 05/04/2016 tarihli yazı ile mahkemeye bildirdiği, davacıların dava açmaya aktif husumet ehliyetlerinin bulunduğu tesbit edilmiştir.

Uyuşmazlık konularının belirlenmesine yönelik olarak 24/04/2014 tarihli Finans Bank A.Ş. 8669859 nolu hayat sigortası başvuru formu ekinde sigortalı adayının sağlık beyan formu yer almakta olup; davacıların murisi İ. Y.'ın formda yer alan bütün hastalıkları matbu olarak hayır şeklinde cevap verdiği, hastalıklar arasında kalp hastalığı ve hiper tansiyon hastalıklarının yer aldığı, "Başka sağlık sorununuz var mı ?" şeklinde genel bir sorunun da olduğu, sağlık sorusu cevabı evet ise yanında açıklama istendiği görülmektedir.

Davacıların murisinin 24/06/2014 tarihli aile hekimi tarafından düzenlenen ölüm belgesinde ölüm yeri, diğer tarla olarak belirtilmiş olup ölüm nedeni kısmında doğrudan ölüme sebep olan hastalık veya durum kısmında akut Myokart enfarktüsü bir saat, önceki nedenler olarak B kısmında aterosklerotik, kardiyovaskiler hastalığı  2 yıl ve C kısmında hipertansiyon 4 yıl olarak belirtilmiştir. Davacılar vekili de esasen kalp krizi nedeni ile ölüm sebebini dava dilekçesinde kabul etmekte olup diğer hastalıklarının müteveffanın yakınlarının beyanı üzerine alındığını, ülkenin yarısının bu hastalıklarından müzdarip olduğunu zaten ölüm sebeplerinin de bu hastalıktan dolayı olmadığını dolaylı olarak ölen sigortalı İ.

Y.'ın bu hastalıklara düçar olduğunu kabul etmiş bulunmaktadır.

Ölen sigortalının hastanelerde ki tüm tıbbi tedavi evrakları getirtilmiştir. Çorlu Özel Reyap Hastanesi ve Tekirdağ Muratlı İlçe Devlet Hastanesinden getirtilen evrak kapsamında bilirkişi heyetinden de rapor alınmış olup bilirkişi heyetinin vermiş olduğu rapordan sigorta tarihinden daha önce davacıların murisinin teşhis edilmiş kalp hastalığı ile ölümü arasında illiyet rabıtasının bulunduğu, murisin sigorta şirketinin kendisine yönelttiği yazılı sorulara doğru beyanda bulunmadığı ifade edilmiştir.

HMK'nın 355/1.maddesi uyarınca istinaf nedenlerine yönelik olarak yapılan sınırlı inceleme sonucunda davacıların murisinin 24/04/2014 tarihli hayat sigortasının dayanağı olan beyan formunda o tarihte var olan rahatsızlıklarını bildirmediği, her ne kadar form matbu hayır şeklinde işaretlenmişse de evet olması durumunda açıklama kısmının bulunduğu ayrıca başka bir sağlık sorununuz var mı şeklinde olup buna da hayır şeklinde cevap verildiği murisin bildiği ve tedavi gördüğü rahatsızlıkları bir şekilde bildirmesi gerektiği, bütün sorulara hayır şeklinde verilen cevabın mevcut rahatsızlıklarını gizleme anlamı taşıdığı, sigorta şirketinin, sigortalı adayına sormadan bütün soruları hayır şeklinde işaretlediği iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, beyana tabi hususların beyanda bulunanca sözlü olarak bildirilmesi ve sigorta şirketi elemanı tarafından matbu olarak işaretlenmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, bunun aksine bir ispat vasıtasının sunulmadığı ve sigorta bildirim formunun böyle oluştuğu kanaatine varılmıştır.

6102 sayılı TTK'nın 1435.maddesine göre sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği ve bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.

Sigorta ettirenin, sigortacıya bildirmediği eksik veya yanlış hususlar, sözleşmenin yapılmaması veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikteyse önemli kabul edileceği, sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususların aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılacağı yukarıdaki yasa maddesinde ifade edilmiştir.

TTK'nın 1439/1.maddesina göre sigortacı için öncelikli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde sigortacı sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. Önemli olan bir hususunun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.

Davacılar vekilinin müteveffanın ölüm sebebinin kalp krizi olduğunun ancak otopsi yapılması halinde tesbit edilebileceğini, otopsi yapılmadığını ileri sürerek hükmü istinaf etmiş ise de ,yine bir doktor tarafından düzenlenmiş bulunan ölüm belgesindeki açıklık, dava dilekçesinde müteveffanın kalp krizinden öldüğünün açıkça yazılı olması ,devamında getirtilen tedavi evraklarına göre müteveffada varlığı sabit olan rahatsızlıkların kalp krizi sonucunu doğuracak hastalıklar olduğu ve illiyet bağının mevcut olduğu tesbit edildiğinden ,tüm deliller  bir arada değerlendirildiğinde murisin ölüm nedeni ile gizlenmiş rahatsızlıklar arasında illiyet bağı olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunun tedavi evraklarıyla birlikte değerlendirilerek hazırlandığı, kurulun kanaatının netliği ve açıklılığı karşısında rapora yönelik kesin ölüm sebebinin otopsiyle anlaşılabilir olduğu yönündeki istinaf sebebi davacı iddialarıyla bir çelişki arz ettiği de dikkate alınarak, davalının TTK 1439/2 gereği tazminat ödemesini reddinin haklı olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

HMK 'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf isteminin esastan REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/03/2017 (¤¤)

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358622 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.