Tellaliye sözleşmesinde cezai şartın TBK 182 uyarınca tenkisi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/572 E. 2017/544 K. ·
İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Tellaliye sözleşmesinde satıştan haklı bir sebep göstermeksizin vazgeçen taraf, sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı emlak komisyoncusuna ödemekle yükümlüdür; ancak kararlaştırılan cezai şart miktarı tacir olmayan borçlu yönünden fahiş ise TBK 182/son uyarınca hakim tarafların iktisadi durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti, sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırılığın ağırlığını gözeterek hak, adalet ve nesafet kurallarına göre re'sen tenkis yapmalıdır. Tenkis nedeniyle likit hale gelmeyen alacak bakımından icra inkar tazminatı talep edilemez.
Ele alınan sorunlar
Tellaliye sözleşmesi uyarınca cezai şart talep hakkının varlığı → kabul
İddia: Davalı, sözleşmeyi okumadan imzaladığını, rahatsızlığı ve gözlerindeki sorun nedeniyle kandırıldığını, dükkanın değerinin çok altında bir bedelle sözleşme imzalatıldığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Gerekçe: Davacının davalıya müşteri bulduğu ve tapu işlemlerinin gerçekleşmesi için gerekli hazırlıkları yaptığı tapu işlemleri takip sözleşmesi ve tapu müdürlüğü başvuru belgesinden sabittir. Davalı geçerli hiçbir sebep göstermeksizin satıştan vazgeçmiş, akabinde taşınmazı eşine devretmiştir. Sözleşmenin ilgili maddesi uyarınca satıştan vazgeçen taraf, kararlaştırılan bedelin %10'u oranında cezai şartı emlak komisyoncusuna ödemek zorundadır. Davalının kandırıldığı iddiası, dosyadaki raporlara göre akli dengesinin yerinde olduğu ve sözleşme tarihinde aksini gösteren bir delil bulunmadığı, ayrıca tapuda satışın gerçekleştiği gözetildiğinde itibar edilebilir bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Cezai şartın fahiş olması nedeniyle TBK 182/son uyarınca tenkisi → kısmi kabul
İddia: Davalı, duruşmada talep edildiği halde mahkemenin TBK 182. maddesini uygulamadığını, satış bedelinin %10'u oranındaki cezai şartın orantısız olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK 182/son gereği hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Davalı tacir olmadığından cezai şartın fahiş olması halinde tenkisi gereklidir. Tarafların iktisadi durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti, borca aykırı davranıştan sağlanan menfaat, kusur derecesi ve borca aykırılığın ağırlığı ile hak, adalet ve nesafet kuralları gözetildiğinde, satış bedelinin %10'u olarak kararlaştırılan cezai şart miktarı fahiş bulunmuştur; uygulamada genel olarak alınan hizmet bedelinin dahi %3 oranlarında olması nedeniyle kararlaştırılan ceza koşulundan takdiren yarı oranında indirim yapılarak 14.500-TL üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesinin tenkis yapmaksızın davanın tam kabulüne karar vermesi yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İcra inkar tazminatı talebi → ret
Gerekçe: Cezai şarta ilişkin istem tenkis nedeniyle likit olmadığından, icra inkar tazminatı isteminin reddi gerekmektedir. Ayrıca takipten evvel temerrüt gerçekleşmediğinden işlemiş faiz talebi de yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Tellaliye sözleşmesindeki cezai şartın tacir olmayan borçlu yönünden fahiş bulunması halinde hakimin TBK 182/son uyarınca re'sen tenkis yapması gerektiği ve tenkis edilen alacağın likit sayılmayacağı yönündeki değerlendirme, benzer tellaliye/cezai şart uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tellaliye sözleşmesi↗ cezai şart↗ cezai şartın tenkisi↗ TBK 182/son↗ icra inkar tazminatı↗ itirazın iptali↗ likit alacak↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
(6100 S. K. m. 353) (6098 S. K. m. 182)
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili, davalı borçlu ve dava konusu olan gayrimenkulün alıcısı L. C. arasında tellaliye sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmeye tek taraflı olarak aykırı davrandığını, müvekkilinin taşınmaza alıcı bulduktan sonra davalının satımdan vazgeçerek aralarındaki sözleşmeyi ihlal ettiğini, sözleşmede satıcının geçerli bir hukuki sebep olmaksızın satıştan vazgeçmesi sebebiyle 290.000- TL'nin %10'u oranında komisyon ücretini emlak komisyoncusuna ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bu bedelin tahsili amacıyla yapılan takibe davalının itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, sonuç olarak davalının Lüleburgaz 1. İcra Müdürlüğünün 2016/3370 İcra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatı ile yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davasını kabul etmediklerini, müvekkilinin kiralık ev sormak için davacının yanına gittiğini, müvekkilinin maliki olduğu dükkanı satmayı düşünmediği halde davacının dükkan için alıcı bulduğunu, müvekkilinin tellaliye sözleşmesini okumadan imzaladığını, gözlerinde sorun olduğunu, müvekkilinin kandırıldığını, normal prosedür olduğuna inandırılarak imza attırıldığını, davalının rahatsızlığı kullanılarak dükkanın değerinin çok altında bir bedelle söz konusu sözleşmenin müvekkiline imzalatıldığını, tapuya başvurunun vazgeçmeyi bildirdikten sonra yapıldığını, satış durumunda kararlaştırılan ücretin %12 olduğunu ama vazgeçme durumunda %10 ceza-i şart konmasının da orantılı olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı alacağa ilişkin takip yapıldığı, takibin durduğu ve işbu davanın süresinde açıldığı, davalının cevap dilekçesinde sözleşmedeki imzayı inkar etmediği, davalının kandırıldığı iddiasının ise ispat edilemediği, sözleşmede belirtilen satış bedelinin yüzde onu oranındaki miktarın icra dosyasında takibe konulan miktara tekabül ettiği, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacının davalıdan alacaklı olduğu kanaatine vararak davanın kabulüne karar vermiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili duruşmada talep edildiği halde mahkemenin TBK 182. maddesi hükmünü uygulamadığını, sözleşmeden vazgeçilmesinin nedeninin dükkan bedelinin değerinin çok altında olmasından kaynaklandığını bu iddianın tartışılmadığını, müvekkilinin mevcut rahatsızlıklar nedeniyle görme, işitme zihin bulanıklığı yaşadığını sağlık raporu ile bu durunun ispatlandığını bu hususun göz önüne alınmadığını, malın 15 gün sonra müvekkilinin eşine satılmasının kötüniyetli davranış olmadığını, belirterek İlk Derece Mahkemesinin kabul kararının kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE
Uyuşmazlık taraflar arasında akdedilen tellallık sözleşmesi uyarınca taşınmazın satışından vazgeçilmesi nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi davacının olayda kandırıldığına ilişkin delil bulunmadığı ve davacının taşınmaz satışı konusunda müşteriyi bulduğu gerekli hazırlıkları yaptığı sözleşme gereğince cezai şart talep hakkı bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar vermiştir. Davalı vekili duruşmada talep edildiği halde mahkemenin TBK 182. maddesi hükmünü uygulamadığını, sözleşmeden vazgeçilmesinin nedeninin dükkan bedelinin değerinin çok altında olmasından kaynaklandığını bu iddianın tartışılmadığını, müvekkilinin mevcut rahatsızlıklar nedeniyle görme, işitme zihin bulanıklığı yaşadığını sağlık raporu ile bu durunun ispatlandığını bu hususun göz önüne alınmadığını, malın 15 gün sonra müvekkilinin eşine satılmasının kötü niyetli davranış olmadığını, belirterek ilk derece mahkemesinin kabul kararının kaldırılmasını talep etmektedir.
Taraflar arasında akdedilen 22.3.2016 tarihli tellaliye sözleşmesi uyarınca davalıya ait Atatürk Mah. Yeni san. Sitesi, 9. Sok. No:15/9 kadastro geçmiş hali ile Gündoğu Mah. 618 ada 769 parsel 8 bağımsız bölümün dava dışı alıcı L. C.'a satışı konusunda davacının aracılık yaptığı, bu konuda tapuda devir işlemleri için hazırlık yaptığı, tapu işlemleri takip sözleşmesi, tapu müdürlüğü başvuru belgesinden anlaşılmaktadır. Ancak davalı sebep göstermeksizin satıştan vazgeçtiği sonra da 6.4.2016 tarihinde eşi D. B.'e satış işlemini gerçekleştirdiği tapu kayıt örneğinden anlaşılmaktadır. Davacının davalıya müşteri bulduğu tapu işlemlerinin gerçekleşmesi için tapuda gerekli hazırlıkları yaptığı sabittir.
Taraflar arasında akdedilen tellaliye sözleşmesinin 3. maddesinin b bendi uyarınca satıcının veya alıcının her biri alım satımdan vazgeçtiklerinde satışa engel çıkaran taraf tellaliye ücreti olarak sözleşmede kararlaştırılan 290.000-TL nin %10 oranında cezai şartı emlak komisyoncusu davacıya ödemek zorunda olduğu sözleşmede kararlaştırılmıştır. Somut olayda davalının geçerli hiç bir sebep göstermeden davacının bulduğu alıcıya tapuyu devretmekten vazgeçtiği anlaşılmaktadır. Davalı yan her ne kadar müvekkilinin yaşı itibariyle kandırıldığını iddia etmiş ise de dosyada yer alan raporlara göre akli dengesinin yerinde olduğu kaldı ki sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle akli dengesinin yerinde olmadığı yönünde dosyada bir delil bulunmadığı gibi tapuda satışın gerçekleştiği gözönüne alındığında bu savunmaya itibar etme imkanı bulunmamaktadır.
TBK 182/son gereği hakimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indireceği düzenlenmiştir. Davalı tacir olmadığından, TBK'nun 182/son maddesi gereğince cezai şartın fahiş olması halinde ise tenkisi gereklidir. Davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması sebebiyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı hak, adalet ve nesafet kuralları göz önüne alındığında satış bedelinin %10 u olarak kararlaştırılan cezai şart miktarının fahiş olduğu, uygulamada genel olarak alınan hizmet bedelinin dahi %3 oranlarında bulunması nedeniyle kararlaştırılan ceza koşulundan takdiren yarı oranında indirim yapılmak suretiyle tayin edilen 14.500- TL cezai şart üzerinden takibin devamı gerektiği, takipten evvel temerrüt gerçekleşmediğinden işlemiş faiz bakımından istemin yerinde olmadığı, 14.500-TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu husus nedeniyle hükmün kaldırılmasına, yarı oranında tenkisine istem cezai şarta ilişkin bulunmakla likit olmadığı gözetilerek icra inkar tazminatı istemin reddine, kalan kısım için takibin devamına, tenkis nedeniyle reddedilen kısım bakımından davalı yararına yargı gideri ve vekalet ücreti takdir edilmemesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,
Lüleburgaz 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/290 Esas 2017/216 Karar sayılı 04/04/2017 tarihli hükmün HMK 353(b)-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;
"İtirazın KISMEN İPTALİNE, cezai şarttan takdiren 1/2 oranında tenkis yapılarak 14.500- TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 oranında yasal faiz işletilerek takibin devamına, fazla istemin tenkis nedeniyle ve yerinde olmadığından REDDİNE,
Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı isteminin REDDİNE",
İlk derece yargılamasına ilişkin olarak:
6502 sayılı kanunun 73/2 maddesi gereğince davalıdan harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 29,20-TL başvuru harcı, 29,20 -TL peşin harç olmak üzere toplam 58,40- TL peşin harcın talebi halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan 107,- TL tebligat ve posta giderinden ibaret yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 100-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan 42- TL tebligat ve posta giderinden ibaret yargı giderinin davanın red oranı göz önünde bulundurularak takdiren davalı üzerinde bırakılmasına,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 1.740- TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT nin 13/2 gereği hesaplanan 58-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,"
İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 495- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362.a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.
08. 11.2017 (¤¤)
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358619 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi