6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İşçi-danışman sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta görevli mahkeme

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/37 E. 2017/36 K. ·

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

rekabet yasağı sözleşmesi

Gerekçe özeti

İşveren ile işçi arasında iş sözleşmesine ek olarak imzalanan danışmanlık/gizlilik sözleşmesinde yer alan sır saklama ve sadakat yükümlülüğüne aykırılık iddiasının, iş akdi devam ederken gerçekleştiği ve iş akdinin bu eylemler nedeniyle sona erdiği durumlarda, uyuşmazlık iş ilişkisinden ve iş sözleşmesinden kaynaklandığından, 5521 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca görevli mahkeme iş mahkemesidir; sözleşmede açık rekabet yasağı hükmü bulunmasa bile TBK 444/2 kapsamındaki bilgilerin korunmasına yönelik yükümlülükler zımni rekabet yasağı olarak nitelendirilebilir; ancak bu durum uyuşmazlığın işçi-işveren ilişkisinden doğduğu sonucunu değiştirmez.

Ele alınan sorunlar

Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği ve görevli mahkemenin tespiti → ret

İddia: Davacı vekili, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi değil danışmanlık sözleşmesi kapsamında oluşan bir ilişki bulunduğunu, rekabet yasağını ihlal eden eylemlerin iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra gerçekleştiğini, bu nedenle davada iş mahkemesinin değil ticaret mahkemesinin görevli olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasındaki sözleşme ve içeriği ile tanık beyanlarından, taraflar arasındaki ilişkinin iş ilişkisi olduğu, davalının işçi sıfatı taşıdığı ve danışmanlık sözleşmesinin de işçi ile işveren arasında imzalanan ek bir sözleşme olduğu kanaatine varılmıştır. TBK'nın 396. maddesi işçinin özel ve sadakat borcunu ifade etmekte olup, sözleşmenin konusu büyük oranda bu maddenin somutlaştırılmış şeklidir. Davalının yükümlülüğüne aykırı olduğu iddia edilen eylemin iş akdi devam ederken 23/04/2016 tarihinde gerçekleştiği iddia edildiğine göre ve davalının bu eylemleri üzerine iş sözleşmesinin sona erdiği anlaşılmakla, davalının yükümlülüklerini ihlal edip etmediği hususunun iş mahkemesinde tartışılması gerekmektedir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin açık bir sözleşme maddesi bulunmamakla birlikte, davalının yükümlendiği eylemlerin ihlalinin TBK 444/2. maddesinde tanımlandığı şekliyle müşteri çevresi, üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkındaki bilgilerin üçüncü kişilere transferi olasılığını içerdiğinden, sözleşmenin zımni olarak rekabet yasağını içerdiği kabul edilmelidir. İş sözleşmesindeki yükümlülüklerin iş sözleşmesinin başladığı tarihten itibaren geçerli olması ve davalının iddia edilen eylemlerinin iş akdi sürerken meydana gelmiş olması, iş akdinin fiilen bu eylemlerden sonra sonlandırıldığı tartışmasız olduğuna göre, uyuşmazlığın iş ilişkisinden ve iş sözleşmesinin yüklediği sır saklama, özen ve sadakat borcu ile rekabet yasağına aykırılık iddiasından kaynaklandığı kabul edilmelidir. 5521 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'ndan doğan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği hükme bağlanmış olup, bu husus TTK'nın 5. maddesindeki 'aksine hüküm bulunmadıkça' ifadesi kapsamında ticaret mahkemelerinin görevlerinin istisnalarından birini oluşturmaktadır. Bu açıdan dava konusu eylemlerin ve sözleşmenin değerlendirilmesini iş mahkemeleri yapmalıdır. Aynı yönde Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 11/10/2016 tarih ve 2016/15516 Esas, 2016/17659 Karar sayılı kararı bulunmaktadır. (BAM'ca yerinde görülen ilk derece mahkemesi gerekçesi)

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İşçi ile işveren arasında ek olarak imzalanan danışmanlık/gizlilik sözleşmesinden kaynaklanan sır saklama, sadakat borcu ve zımni rekabet yasağı ihlali iddialarında, ihlalin iş akdi sürerken gerçekleşmesi halinde görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğuna ilişkin değerlendirme, benzer nitelikteki görev uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır. Kararda karşı oy bulunması, konunun tartışmalı olduğunu göstermektedir.

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
İşçi ile işveren arasında iş akdine ek olarak imzalanan sözleşmeden kaynaklanan sır saklama, sadakat borcu ve rekabet yasağı ihlali iddiasının, ihlal eyleminin iş akdi devam ederken gerçekleşmesi ve iş akdinin bu eylemler nedeniyle sona ermesi halinde, uyuşmazlık iş ilişkisinden ve iş sözleşmesinden kaynaklandığından 5521 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca iş mahkemeleri görevlidir.
Dava şartı
görev

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
görev iş mahkemesi ticaret mahkemesi sadakat borcu sır saklama yükümlülüğü rekabet yasağı zımni rekabet yasağı danışmanlık sözleşmesi cezai şart mutlak ticari dava

Atıf yapılan mevzuat: 6098 S. K. — 6098 S. K. 3966098 S. K. 4446098 S. K. 444/26098 S. K. 447 · 5521 S. K. — 5521 S. K. 1 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 355/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

(6100 S. K. m. 355) (6098 S. K. m. 396, 444, 447) (5521 S. K. m.

1)

Taraflar arasındaki dava neticesinde; görevsizliğe ilişkin hükmün davacı vekilince istinafı üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında danışmanlık sözleşmesinin davalı tarafından ihlal edildiğini öne sürerek belirsiz alacak davası niteliğinde 10.000 TL tazminat ve cezai şart alacağının ödenmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında iş sözleşmesi bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede rekabet yasağı anlamını taşıyan hükümlerin geçersiz olduğunu davalının şirketten ayrılırken yaptığı iddia edilen eylemlerin doğru olmadığını öne sürerek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece Mahkemesi istinafa konu kararında davaya iş mahkemelerinin bakması gerektiğinden bahisle, dava şartı yokluğu nedeniyle görevsizlik kararı vermiş dosyanın iş mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasında işçi işveren ilişkisi değil danışmanlık sözleşmesi kapsamında oluşan bir ilişkinin olduğu rekabet yasağını ihlal eden eylemlerin iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra gerçekleştiğini ve böylelikle davada iş mahkemesinin değil ticaret mahkemesinin görevli olduğunu öne sürmektedir.

UYUŞMAZLIK KONUSU

Davada uyuşmazlık konusu, taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olup olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede 'işyerinin ve işverenin yürütmekte olduğu işler ve çalışmalar ile ilgili olarak davalıya işveren tarafından verilen, açıklanan, gizlilik içerdiği açıkça belirtilen bilgi ve belgenin işverenin onayı alınmadan herhangi bir 3. gerçek ve/veya tüzel kişiye açıklanmaması' şeklinde ifade edilen sır saklama yükümlülüğünün ihlali iddiasının gerçekleşip gerçekleşmediği bu iddia gerçekleşmişse haksız rekabet niteliği taşıyıp taşımadığı ve bu bağlamda davaya iş mahkemelerinin mi ticaret mahkemelerinin mi bakacağı yönündedir.

UYUŞMAZLIK KONUSUNUN ÇÖZÜMÜNE ETKİ EDEN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Taraflar arasındaki 06/01/2015 tarihli 'danışmanlık sözleşmesi' başlıklı sözleşmede sözleşmenin konusu: 'İşyerinin ve işverenin yürütmekte olduğu işler ve çalışmalar ile ilgili olarak kendisine iş veren tarafından verilen, açıklanan gizlilik içerdiği açıkça belirtilen bilgi ve belgenin işverenin onayı alınmadan herhangi bir 3. gerçek ve/veya tüzel kişiye açıklanmamasını temin edecek olan gizliliğin sınırlarının ve koşullarının belirlenmesi' olarak ifade edilmiştir.

Burada kendisine kelimesiyle kastedilen şahsın sözleşmenin başında danışman olarak sözleşmenin altında ise işçi olarak ifade edilen Ö. T. olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmedeki yükümlülüklerin taraflar arasındaki iş sözleşmesi akdi ile başlayıp iş akdinin bittiği tarihten itibaren 3 sene geçerli olacağı, süre başlıklı 5. maddede ifade edilmiştir. Sözleşmenin tarihi 06/01/2015'tir.

Dosyada örneği bulunan Büyükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/508 sayılı dosyasının dayanağı olan 24/08/2016 tarihli iddianamede İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali, Herkesin Girebileceği Bir Yerde Bırakılmakla Birlikte Kilitlenmek Suretiyle Muhafaza Altına Alınan Eşyaya İlişkin Hırsızlık ve Mala Zarar Verme suçlarından şüpheli olarak gösterilen Ö. T.'in 23/04/2016 suç tarihi itibariyle şikayetçi A. S.'ın yetkilisi olduğu şirketin atölye şefi ve danışmanı olduğu, olay tarihinde iş yerine giderek işyerindeki konfeksiyon-matkap makinelerini, üretim kalıplarını, bilgisayar programlarını, flaş diskleri ile birlikte aldığı ve bilgisayar programlarını sildiği ve böylelikle şikayetçi şirketin ticaretine bir süre engel olduğu, şirkete zarar verdiği, hırsızlık suçunu işlediği öne sürülerek cezalandırılması istenmiştir.

Soruşturma safhasında ifadesi alınan tanıklar beyanlarında Ö. T.'in atölye şefi olduğunu belirtmişlerdir.

10/105/2016 tarihli Bursa 10. Noterliğince düzenlenmiş ihtarnamede davalının dava konusu olan haksız rekabet ve sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil edecek davranışlara son verilerek, şirketteki ticari sır niteliğindeki bilgileri 3. kişilerle paylaşılmaması, kayıtların imhası ve şirketten alınan malların iadesi talep edilmektedir.

Taraflar arasındaki sözleşme ve içeriği ile tanık beyanlarından taraflar arasındaki ilişkinin iş ilişkisi olup, davalının işçi sıfatı taşıdığı ve taraflar arasındaki danışmanlık sözleşmesinin de işçi ile işveren arasında imzalanan ek bir sözleşme olduğu kanaatine varılmıştır.

HMK'nın 355/1. Maddesi uyarınca istinaf incelemesine esas tutulan uyuşmazlık konusunun çözümüne etki edecek asıl husus davaya hangi mahkemenin bakacağı yönündedir. Bunun belirlenebilmesi için de taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, davalının sıfatı ile sözleşmenin analiz edilmesi gerekmektedir. Zira istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi ticaret mahkemesi olup verdiği görevsizlik kararında davaya iş mahkemesinin bakması gerektiğini belirterek görevsizlik kararı vermiş bu karar istinafa konu olmuştur.

6098 sayılı TBK'nın 396. Maddesi işçinin özel ve sadakat borcunu ifade etmekte olup taraflar arasındaki sözleşmede sözleşmenin konusu da büyük oranda bu maddenin somutlaştırılmış şeklidir.

6098 sayılı TBK'nın 444 ve 447. maddeleri arasında da rekabet yasağı düzenlenmiş ve rekabet yasağına aykırı davranmanın ceza koşuluna bağlanabileceği ifade edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin cezai şart başlık 7.Maddesinde sözleşmeye uyulmaması durumunda 100.000 TL cezai şart uygulanacağı kararlaştırılmıştır.

TTK'nın 4/1-c maddesine göre TBK'nın 444. ve 447. maddeleri arasında düzenlenen rekabet yasağına ilişkin davalara bakma görevi ticaret mahkemesinin görevine dahildir. Öte yandan TTK 5/1 Maddesine göre aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.

Taraflar arasındaki sözleşmede danışman olarak ifade edilen işçi Ö. T.'in yükümlülüğü TBK'nın 396.Maddesinde yazan özen ve sadakat borcu kapsamında bir yükümlülük olup davalının bu yükümlülüğüne aykırı olduğu iddia edilen eyleminin iş akdi devam ederken 23/04/2016 tarihinde gerçekleştiği iddia edildiğine göre ve davalının söz konusu eylemleri üzerine iş sözleşmesinin sona erdiği anlaşılmakla, eldeki davada davalının yükümlülüklerini ihlal edip etmediği hususunun iş mahkemesinde tartışılması gerekmektedir.

Taraflar arasında iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin açık bir sözleşme maddesi bulunmamakla birlikte davalının yükümlendiği eylemlerin ihlalinin 6098 sayılı 444/2. Maddesinde tanımlandığı şekliyle, davacı firmanın müşteri çevresi, üretim sırları, ya da işverenin yaptığı işler hakkında davalının sahip olduğu anlaşılan bilgilerin gerek davalı gerekse onun aracılığıyla üçüncü kişilere transferi olasılığını içerdiğine göre bu açıdan sözleşmenin zımni olarak rekabet yasağını içerdiği kabul edilmelidir. Taraflar arasındaki sözleşmede danışman olarak ifade edilen işçinin iş veren ve iş yeri tarafından kendisine tevdi edilen ekipmanları ve gizlilik içeren bilgi ve belgeleri iş verenin izni olmaksızın 3.

kişi ve kuruluşlara açıklanmaması görsel araçlarla kaydedilip ifşa edilmemesi davalıya teslim edilmiş makine parkuru ile ilgili teknik bilgilerin müşteri ve tedarikçi bilgileri dahil her türlü belge ve bilginin iş verenin rızası haricinde sözleşmeye aykırı olarak ifşa edilmemesi ve bununla ilgili her türlü tedbiri almayı içermesi nedeniyle taraflar arasında iş sözleşmesindeki yükümlülüklerin iş sözleşmesinin başladığı tarihten itibaren geçerli olması ve davalının 23/04/2016 tarihinde gerçekleştirdiği iddia edilen eylemlerinin iş akdi sürerken meydana gelmiş olması iş akdinin fiilen davalının bu eylemlerinden sonra sonlandırıldığı tartışmasız olduğuna göre, uyuşmazlığın iş ilişkisinden ve iş sözleşmesinin yüklediği sır saklama ve özen ve sadakat borcu ile rekabet yasağına aykırılık iddiasından kaynaklandığı kabul edilmelidir.

5521 sayılı Kanunun 1. maddesine göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında işakdinden veya iş kanunundan doğan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği hükme bağlanmış olup bu husus 6102 sayılı TTK'nın 5. Maddesinde yazılı aksine hüküm bulunmadıkça ifadesi kapsamında ticaret mahkemelerinin görevlerinin istisnalarından birini oluşturmaktadır. Bu açıdan dava konusu eylemleri ve sözleşme kapsamında değerlendirilmesi ve tartışmasını iş mahkemeleri yapmalıdır.

Aynı yönde Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 11/10/2016 tarih ve 2016/15516 Esas 2016/17659 Karar sayılı kararı belirtilebilir. Söz konusu yüksek yargı kararında bu tür davalara iş Mahkemelerinin bakması gerektiğine karar verilmiştir.

Bu durumda ilk derece mahkemesi kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla istinaf talepleri yerinde olmadığından başvurunun esastan reddi gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf isteminin esastan REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsubuna, eksik kalan 2,20- TL harcın istinaf eden davalıdan tahsiline,

İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere, 07.02.2017 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Dava dilekçesinde davacının istemi eski işçisi davalının işten ayrılırken müvekkili şirketteki üretime ait ürünleri, USB leri, özel programları ve yazılımları aldığı, müvekkili şirketten aldığı bilgi, belge ve ürünleri imha veya iade etmemesi, aynı sektörde faaliyet gösterip 3.kişilerle paylaşması üzerine haksız rekabetin tesbiti, meni ve uğranılan zararın tazmini talebine ilişkin olduğu, danışmanlık sözleşmesindeki cezai şart maddesi uyarınca 10.000-TL tazminat ve cezai şart talep edildiği, taraflar arasında haksız rekabetin vukubulduğu zamanda işçi- işveren ilişkisi olmadığı gibi, haksız rekabetin çalışmakta iken meydana geldiğinin iddia olunmadığı, davanın yasal dayanağı TBK nun 444.maddesi olup TTK nun 4.maddesiyle TBK nun 444.maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğu, mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlanma noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup, aynı kanunun 5.maddesine göre ticari davalara bakma asliye ticaret mahkemelerine ait olduğundan görevsizlik kararı yerinde bulunmadığından görevsizliğe ilişkin hüküm kaldırılarak esas hakkında hüküm verilmek üzere mahkemesine iadesi gerektiğinden verilen çoğunluk kararına katılmamaktayım.

(¤¤)

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358617 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.