Ttk 23. madde
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3957 E. 2017/2488 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6102/63']
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 23. madde↗ kötüleme↗ ön inceleme aşaması↗ aktif husumet yokluğu↗ ticari itibar↗ kişilik hakları↗ ceza zamanaşımı↗ aktif husumet↗ şikayet↗ ticari faiz↗ husumet yokluğu↗ maddi ve manevi tazminat↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ haksız rekabet↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacıların defter ve belgeleri üzerinde yapılan hesaplama sonucu tespit edilen 19.547,28 TL zarardan davalıların haksız eylemlerinden dolayı sorumlu oldukları, davalıların davacıların iş çevresine gönderdiği yazı ve tanık beyanları ile sabit olduğu üzere davacıların ticari itibarlarının ve kişilik haklarının zedelendiği gerekçesi ile davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 19.547,28TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte; davacılar ... ve ... in manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 5.000,00TL manevi tazminatın 21/11/2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve TTK 63. madde hükmü gereğince davalının davaya konu haksız rekabet eyleminin suç oluşturmasına ve bu eylem yönünden ceza zamanaşımı süresinin dolmamış olmasına göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi zararın, zarar sorumlusu bulunan davalıdan tazmini istemine ilişkindir.
Davacılar vekilince sunulan dava dilekçesinde, davalının iki nedenle müvekkillerini zarara uğrattığı ileri sürülmüştür. Bunlardan ilki, davalının kendisine ait tescilli “...” markası ile davacıların tescilsiz olarak kullandığı “...” markasının, “...” etken maddesinden türetilen ibareler olduğunu, dolayısıyla 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi anlamında cins ve vasıf bildirdiğinden, kendi markasının tecrit maddesi üretimine ilişkin ticaret alanında korunamayacağını bildiği halde, adli makamlara davacı gerçek kişiler hakkında suç duyurusunda bulunup, davacıların mallarına el konulmasına ve bozulmasına neden olduğu iddiasına ilişkindir. Dava dilekçesinde belirtilen ikinci neden ise davalının 28.11.2000 tarihli ve “Sayın Baylar” ibaresiyle başlayan yazıyı, davacıların da iş yaptığı müşteri çevresine göndererek, davacıların ürettiği malları kötülemesidir. Gerçekten de anılan yazıda davalı, kendi firmalarınca 65 yıldır üretilen “...” ve “...” isimli ürünlerin bazı firmalarca “ucuz” ürünlerle taklit edildiğini, bazı firmaların daha da ileri giderek ürünlerini, davalının markasına çok benzeyen “...” veya “...” gibi isimlerle satmaya başladığını, ekteki toplatma zabıtlarının da bunun son örneği olduğunu, zor duruma düşülmemesi için “taklit” ürünlerin satılmaması gerektiğini bildirmiş, bu yazıya davalı ... Ltd. Şti’ne ait “...” isimli ürünü ile ilgili toplatma tutanağını da eklemiştir. Mahkemece dinlenen davacı tanıkları da mal satmak için gittikleri müşterilerin, davacı şirket aleyhine “mallarınız kötüymüş, sahtekarlık yapmışsınız” dediklerini bildirmiştir.
Dairemizin 2011/6640 Esas 2013/8807 Karar sayılı bozma ilamında, davalının ilk eylemi yönünden davalının tescilli markasının bulunduğu ve bu markanın hükümsüz kılınmadığı sürece korunması gerektiği, dolayısıyla davalının tescilli markasının korunması amacıyla yasal yollara başvurması eylemi, anayasal şikayet hakkının kullanılması kapsamında kaldığından, bu eylemin haksız olduğunun söylenemeyeceği, kaldı ki davacıların ürettiği malların toplatılmasına neden olan kararı da davalının değil, yargı makamlarının verdiği belirtilerek mahkemece davalının anılan eyleminin haksız olduğu kabul edilerek, bu eyleme dayalı maddi ve manevi tazminat hesabı yapılmasının doğru olmadığı belirtilmiştir. Davalının ikinci eylemi yönünden ise, davalının anılan yazıyı, davacı şirketin iş yaptığı çevrelere göndermesinin, davacı şirket aleyhine TTK’nın 56 vd. maddeleri anlamında haksız rekabet teşkil edeceğinin açık olduğu, dolayısıyla mahkemenin davacı şirket yönünden davalının bu yazısı nedeniyle haksız rekabetin gerçekleştiğine ilişkin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı vurgulanmıştır.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre, haksız rekabet eyleminin sadece davacı şirket aleyhine gerçekleştirildiği kabul edilerek diğer davacı gerçek kişiler yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, anılan şahıslar yönünden maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin faizin türüne ve başlangıç tarihine, davalı vekilinin ise vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6640 E. 2013/8807 K.
Ortak:kötüleme · ticari itibar · kişilik hakları · şikayet · maddi tazminat · haksız rekabet · vekalet ücreti · zamanaşımı · zamanaşımı ['6102/63']
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacıların «defter» ve belgeleri üzerinde yapılan hesaplama sonucu tespit edilen 19.547,28 TL zarardan davalıların haksız eylemlerinden dolayı sorumlu oldukları, davalıların davacıların iş çevresine gönderdiği yazı ve tanık beyanları ile sabit olduğu üzere davacıların «ticari itibarlarının» ve «kişilik haklarının» zedelendiği gerekçesi ile davacının «maddi tazminat» talebinin kısmen kabulüne, 19.547,28TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte; davacılar ... ve ... in manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 5.000,00TL manevi tazminatın 21/11/2000 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve TTK 63. madde hükmü gereğince davalının davaya konu «haksız rekabet» eyleminin suç oluşturmasına ve bu eylem yönünden «ceza zamanaşımı» süresinin dolmamış olmasına göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, «haksız rekabetten» kaynaklanan maddi ve manevi zararın, zarar sorumlusu bulunan davalıdan tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu durum karşısında mahkemece, öncelikle davalının yukarıda açıklanan yazı nedeniyle davacı şirket yönünden «haksız rekabet» oluşturan eylemine karşı açılan davanın «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığı konusunda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmesi, eğer davanın zamanaşımına uğramadığı kabul edilirse, bu kez davacı «şirket zararının» bu eyleme göre incelenip hesaplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma «vekalet ücretinin» davacılardan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, «şikayet» hakkının anayasal bir hak olmakla birlikte, bu hakkın sınırsız olmayıp başkalarını zararlandırmak için kullanılamayacağı, davalının iştigal ettiği sektör itibariyle ... veya ... adıyla piyasaya sürülen ürünlerin «ayırt edicilik» vasfının bulunmadığını bilecek durumda olduğu, savcılıkça el konulan ürünlerin bozulmadan korunacağının «taahhüt» edilmesi üzerine, mahkemece bu koşullarda muhafaza edilmesi için davacılardan ...'e «teslim» edildiğinden, davalının ürünlerin bozulmasından sorumlu tutulamayacağı, ancak bu «haksız eylem» nedeniyle davacı firmanın, «ciro» düşüşü ile «kazanç kaybının» 78.342 TL olduğu, davacıların «ticari itibarlarının» sektör içinde asgari ölçüde bile olsa zedelenmesi ile BK.
49. maddesinde öngörülen şekilde «kişilik haklarının ihlal» edildiği, her ne kadar davacılar 02/06/2010 tarihinde «maddi tazminat» taleplerini «ıslah» etmişlerse de, Yargıtay İBGK'nun 04/02/1948 tarihli 10/3 sayılı kararı doğrultusunda, «yetkisizlik» kararının bozulmasından sonra ıslah talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle, 40.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın «haksız fiil» tarihi olan 21/11/2000 gününden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · cevap süresi · müddeabih · kazanç kaybı · peşin karar harcı · haksız eylem · hakkın kötüye kullanılması · maddi hata
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, «şikayet» hakkının anayasal bir hak olmakla birlikte, bu hakkın sınırsız olmayıp başkalarını zararlandırmak için kullanılamayacağı, davalının iştigal ettiği sektör itibariyle ... veya ... adıyla piyasaya sürülen ürünlerin «ayırt edicilik» vasfının bulunmadığını bilecek durumda olduğu, savcılıkça el konulan ürünlerin bozulmadan korunacağının «taahhüt» edilmesi üzerine, mahkemece bu koşullarda muhafaza edilmesi için davacılardan ...'e «teslim» edildiğinden, davalının ürünlerin bozulmasından sorumlu tutulamayacağı, ancak bu «haksız eylem» nedeniyle davacı firmanın, «ciro» düşüşü ile «kazanç kaybının» 78.342 TL olduğu, davacıların «ticari itibarlarının» sektör içinde asgari ölçüde bile olsa zedelenmesi ile BK.
… hkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve TTK’nun 56 vd. maddelerinde düzenlenen «haksız rekabet» hükümlerine dayalı işbu davada «görevli» mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olmasına, usulü nedenlerle de olsa Yargıtay bozmasından sonra «ıslah» yoluyla «müddeabihin» artırılmasının mümkün bulunmamasına ve mahkemece karar başlığına dava tarihinin 01.04.2005 yerine 03.12.2007 olarak yazılmasının, mahallinde her zaman düzeltilebilecek nitelikte bir «maddi hata» olmasına göre, davacılar vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar ve …
49. maddesinde öngörülen şekilde «kişilik haklarının ihlal» edildiği, her ne kadar davacılar 02/06/2010 tarihinde «maddi tazminat» taleplerini «ıslah» etmişlerse de, Yargıtay İBGK'nun 04/02/1948 tarihli 10/3 sayılı kararı doğrultusunda, «yetkisizlik» kararının bozulmasından sonra ıslah talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle, 40.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın «haksız fiil» tarihi olan 21/11/2000 gününden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dolayısıyla mahkemenin davacı şirket yönünden davalının bu yazısı nedeniyle «haksız rekabetin» gerçekleştiğine ilişkin kabulünde bir isabetsizlik yoktur.Ancak davalı vekilince uzatılmış «cevap süresi» içinde sunulan cevap dilekçesi ile «zamanaşımı» savunmasında bulunulduğu halde, mahkemece bu savunma hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12828 E. 2013/19969 K.
Ortak:maddi tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacıların «defter» ve belgeleri üzerinde yapılan hesaplama sonucu tespit edilen 19.547,28 TL zarardan davalıların haksız eylemlerinden dolayı sorumlu oldukları, davalıların davacıların iş çevresine gönderdiği yazı ve tanık beyanları ile sabit olduğu üzere davacıların «ticari itibarlarının» ve «kişilik haklarının» zedelendiği gerekçesi ile davacının «maddi tazminat» talebinin kısmen kabulüne, 19.547,28TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte; davacılar ... ve ... in manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 5.000,00TL manevi tazminatın 21/11/2000 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece davacılar vekilinin «ıslah» talebi reddedilerek «maddi tazminat» isteminin kabulüne,manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizin 2011/6640 E,2013/8807 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah
Benzer bu karardaMahkemece davacılar vekilinin «ıslah» talebi reddedilerek «maddi tazminat» isteminin kabulüne,manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizin 2011/6640 E,2013/8807 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5899 E. 2013/7552 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşıma hukukundan kaynaklanması nedeni ile 6762 Sayılı ...'nın 4. maddesinin 1. bendi gereğince «mutlak ticari» dava sayılacağı, tüketici mahkemesinin «görevli» bulunmadığı gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın görevli ...
Tüketici Mahkemesinin yargı çevresinde «görevli» Asliye Ticaret Mahkemesi kurulu bulunduğundan, mahkemece "«görevsizlik» kararı kesinleştiğinde talep halinde dosyanın ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/3957 E. , 2017/2488 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20/10/2015 tarih ve 2013/438-2015/779 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.04.2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, "..." adı altında tecrit maddesi üreten davalının, bu ürünün müvekkilleri tarafından "..." adı altında taklit edilip piyasaya sürüldüğünü iddia ederek, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı başvuru üzerine 22/11/2000 tarihinde, 205 teneke 15 kg.'lık ürüne el konulduğunu, gerçek kişi davacılar hakkında ceza davası açıldığını, oysa taraflarca üretilen tecrit maddesinin asfalt emülsüyonu olup, "..." kelimesinden üretildiğini ve herkesçe kullanıldığını, bu kelimelerin ayırt edicilik vasfının bulunmadığını, nitekim bu nedenle yapılan ceza yargılaması sonunda verilen beraat kararının onanıp kesinleştiğini, el konulan ürünlerin iade edilinceye kadar geçen 50 aylık zaman içinde bozulup kullanılamaz hale geldiğini ve bu sürede davacıların kazanç kaybına uğradıklarını ileri sürerek, 40.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın 21/11/2000 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 02/06/2010 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 78.342 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacıların defter ve belgeleri üzerinde yapılan hesaplama sonucu tespit edilen 19.547,28 TL zarardan davalıların haksız eylemlerinden dolayı sorumlu oldukları, davalıların davacıların iş çevresine gönderdiği yazı ve tanık beyanları ile sabit olduğu üzere davacıların ticari itibarlarının ve kişilik haklarının zedelendiği gerekçesi ile davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 19.547,28TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte; davacılar ... ve ... in manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 5.000,00TL manevi tazminatın 21/11/2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve TTK 63. madde hükmü gereğince davalının davaya konu haksız rekabet eyleminin suç oluşturmasına ve bu eylem yönünden ceza zamanaşımı süresinin dolmamış olmasına göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi zararın, zarar sorumlusu bulunan davalıdan tazmini istemine ilişkindir.
Davacılar vekilince sunulan dava dilekçesinde, davalının iki nedenle müvekkillerini zarara uğrattığı ileri sürülmüştür. Bunlardan ilki, davalının kendisine ait tescilli “...” markası ile davacıların tescilsiz olarak kullandığı “...” markasının, “...” etken maddesinden türetilen ibareler olduğunu, dolayısıyla 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi anlamında cins ve vasıf bildirdiğinden, kendi markasının tecrit maddesi üretimine ilişkin ticaret alanında korunamayacağını bildiği halde, adli makamlara davacı gerçek kişiler hakkında suç duyurusunda bulunup, davacıların mallarına el konulmasına ve bozulmasına neden olduğu iddiasına ilişkindir. Dava dilekçesinde belirtilen ikinci neden ise davalının 28.11.2000 tarihli ve “Sayın Baylar” ibaresiyle başlayan yazıyı, davacıların da iş yaptığı müşteri çevresine göndererek, davacıların ürettiği malları kötülemesidir.
Gerçekten de anılan yazıda davalı, kendi firmalarınca 65 yıldır üretilen “...” ve “...” isimli ürünlerin bazı firmalarca “ucuz” ürünlerle taklit edildiğini, bazı firmaların daha da ileri giderek ürünlerini, davalının markasına çok benzeyen “...” veya “...” gibi isimlerle satmaya başladığını, ekteki toplatma zabıtlarının da bunun son örneği olduğunu, zor duruma düşülmemesi için “taklit” ürünlerin satılmaması gerektiğini bildirmiş, bu yazıya davalı ... Ltd. Şti’ne ait “...” isimli ürünü ile ilgili toplatma tutanağını da eklemiştir. Mahkemece dinlenen davacı tanıkları da mal satmak için gittikleri müşterilerin, davacı şirket aleyhine “mallarınız kötüymüş, sahtekarlık yapmışsınız” dediklerini bildirmiştir.
Dairemizin 2011/6640 Esas 2013/8807 Karar sayılı bozma ilamında, davalının ilk eylemi yönünden davalının tescilli markasının bulunduğu ve bu markanın hükümsüz kılınmadığı sürece korunması gerektiği, dolayısıyla davalının tescilli markasının korunması amacıyla yasal yollara başvurması eylemi, anayasal şikayet hakkının kullanılması kapsamında kaldığından, bu eylemin haksız olduğunun söylenemeyeceği, kaldı ki davacıların ürettiği malların toplatılmasına neden olan kararı da davalının değil, yargı makamlarının verdiği belirtilerek mahkemece davalının anılan eyleminin haksız olduğu kabul edilerek, bu eyleme dayalı maddi ve manevi tazminat hesabı yapılmasının doğru olmadığı belirtilmiştir. Davalının ikinci eylemi yönünden ise, davalının anılan yazıyı, davacı şirketin iş yaptığı çevrelere göndermesinin, davacı şirket aleyhine TTK’nın 56 vd.
maddeleri anlamında haksız rekabet teşkil edeceğinin açık olduğu, dolayısıyla mahkemenin davacı şirket yönünden davalının bu yazısı nedeniyle haksız rekabetin gerçekleştiğine ilişkin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı vurgulanmıştır.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre, haksız rekabet eyleminin sadece davacı şirket aleyhine gerçekleştirildiği kabul edilerek diğer davacı gerçek kişiler yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, anılan şahıslar yönünden maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin faizin türüne ve başlangıç tarihine, davalı vekilinin ise vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına bozulmasına, (3) Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin faizin türüne ve başlangıç tarihine, davalı vekilinin ise vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 27.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358362700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz