İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/786 E. 2017/2211 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kira ilişkisinden kaynaklanan dava↗ alt kira sözleşmesi↗ kira ilişkisi↗ davanın konusu↗ kötüniyet tazminatı↗ kira sözleşmesi↗ icra takibine itiraz↗ kamu düzeni↗ sulh hukuk mahkemesi↗ protokol↗ geçersizlik↗ iflas↗ sulh↗ kötüniyet↗ ibraz↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça ibraz edilen 01/07/2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde "... & ..." kaşesi ve üzerinde imza bulunmakla birlikte, ... Derneği’nin onayının bulunmadığı, bu durumda davacı ile davalı şube arasında akdedilen kira sözleşmesinin geçersiz olduğu, yani davacının dava konusu çay ocağı ile ilgili olarak kanundan doğan kullanım hakkı, yani kiracı sıfatı bulunmadığından, sahip olmadığı kullanım hakkını da davalıya devretmesi söz konusu olamayacağından, taraflar arasında akdedilen 01/07/2006 tarihli protokolün de geçerli olmadığı ve bu sebeple alacak talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, alt kira sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesi uyarınca dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda sulh hukuk mahkemeleri görevlidir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davanın, dava konusu taşınmazda kiracı olan davacının, taraflar arasında düzenlenen protokol gereğince taşınmazın işletmesinin davalıya devredilmesi nedeniyle protokolden kaynaklanan kira bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali ve tazminat istemine ilişkin olduğu belirtilerek, davacının akdettiği kira sözleşmesinin geçersiz olması, kiracı sıfatının bulunmaması nedeniyle sahip olmadığı kullanım hakkını davalıya devretmesinin söz konusu olamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece de kabul edildiği üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan işbu davada sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu, görev hususunun dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğu ve yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerektiği göz önünde bulundurulmaksızın işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9292 E. 2010/441 K.
Ortak:kira sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça «ibraz» edilen 01/07/2006 başlangıç tarihli «kira sözleşmesinde» "... & ..." kaşesi ve üzerinde imza bulunmakla birlikte, ...
Derneği’nin onayının bulunmadığı, bu durumda davacı ile davalı şube arasında akdedilen «kira sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu, yani davacının «dava konusu» çay ocağı ile ilgili olarak kanundan doğan kullanım hakkı, yani kiracı sıfatı bulunmadığından, sahip olmadığı kullanım hakkını da davalıya devretmesi söz konusu olamayacağından, taraflar arasında akdedilen 01/07/2006 tarihli «protokolün» de geçerli olmadığı ve bu sebeple alacak talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın ve davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «alt kira sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «kira sözleşmesinin» dava dışı mal sahibi ile yine dava dışı şirket arasında yapıldığı, davalının sözleşmenin «müteselsil kefili» olduğu, kiracı şirketin yetkilisi bulunmadığı, bu nedenle «komisyon sözleşmesi» ile sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon sözleşmesi · müteselsil kefil · komisyon · uyuşmazlık konusu · kefil · ticaret sicili · cy/cy kaydı · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «kira sözleşmesinin» dava dışı mal sahibi ile yine dava dışı şirket arasında yapıldığı, davalının sözleşmenin «müteselsil kefili» olduğu, kiracı şirketin yetkilisi bulunmadığı, bu nedenle «komisyon sözleşmesi» ile sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kira sözleşmesi incelendiğinde davalının sözleşmeyi dava dışı şirketi «temsilen» akdettiği gibi, şahsı adına «müteselsil kefil» sıfatıyla da imzalamıştır.
Ancak, mahkemenin kabulünün aksine, gerek «ticaret sicil» «kaydı» gerekse davalı adına düzenlenen vekaletname içeriğinden davalının, dava dışı kiracı ...
Dava, «komisyon» ücretinin tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/786 E. , 2017/2211 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/05/2015 tarih ve 2014/667-2015/340 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kiracı olduğu dükkanın işletmesini içinde bulunan demirbaşlarla birlikte, 01/07/2006 tarihli protokolle davalıya verdiğini ancak, davalı tarafından 2008 yılı yılbaşından itibaren haftalık 500,00 TL ödemenin yapılmadığını, davalı aleyhine alacağın tahsili için takip başlatılmış ise de davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen protokol gereğince müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, ancak davacı ile malik dernek arasında ihtilaf çıktığını ve davacının iş yerinden tahliye edildiğini, bilahare dernekle müvekkili arasında 01/01/2009 başlangıç tarihli sözleşme imzalandığını savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça ibraz edilen 01/07/2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde "... & ..." kaşesi ve üzerinde imza bulunmakla birlikte, ... Derneği’nin onayının bulunmadığı, bu durumda davacı ile davalı şube arasında akdedilen kira sözleşmesinin geçersiz olduğu, yani davacının dava konusu çay ocağı ile ilgili olarak kanundan doğan kullanım hakkı, yani kiracı sıfatı bulunmadığından, sahip olmadığı kullanım hakkını da davalıya devretmesi söz konusu olamayacağından, taraflar arasında akdedilen 01/07/2006 tarihli protokolün de geçerli olmadığı ve bu sebeple alacak talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, alt kira sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesi uyarınca dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda sulh hukuk mahkemeleri görevlidir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davanın, dava konusu taşınmazda kiracı olan davacının, taraflar arasında düzenlenen protokol gereğince taşınmazın işletmesinin davalıya devredilmesi nedeniyle protokolden kaynaklanan kira bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali ve tazminat istemine ilişkin olduğu belirtilerek, davacının akdettiği kira sözleşmesinin geçersiz olması, kiracı sıfatının bulunmaması nedeniyle sahip olmadığı kullanım hakkını davalıya devretmesinin söz konusu olamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece de kabul edildiği üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan işbu davada sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu, görev hususunun dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğu ve yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerektiği göz önünde bulundurulmaksızın işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358053600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz