Ticaret unvanı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/1896 E. 2014/4834 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanı↗ uyuşmazlık konusu↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ dahili dava↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, marka işaretlerinin olmadığı, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, dava konusu başvurunun emtia listesinde bulunan tüm malların, davacı tüm markalarının emtia listesindeki mallar ile aynı veya benzer mallardan oluştuğu, ancak marka işaretlerinin “benzer” olmadığı, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin de bulunmadığı, yargılama aşamasında sunulan delillerin tanınmışlık iddiasını ispata yeterli olmadığı, dolayısıyla 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinin uygulanmasını gerektirebilecek bir olgunun tespit edilemediği, 556 sayılı KHK’nın 8/5 hükmü çerçevesinde, davacının tescilli ticaret unvanı ile davalının tescil başvurusu arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10.10.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
./..
-2-
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava,kararının iptaline ve davalının 2009/33727 sayılı ibareli marka başvurusunun reddine, tescile karar verilmiş ise tescilin iptali ile sicilden terkinine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davacının 27.11.2004 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde 18, 24, 25. sınıf emtiada kullanılmak üzere " ibareli, 07.05.2004 tarihinden geçerli olacak şekilde 18, 24, 25. sınıf emtiada kullanılmak üzere " ibareli, 09.02.2007 tarihinden geçerli olacak şekilde 25, 35. sınıf emtia/hizmette kullanılmak üzere "" ibareli ve 23.06.1992 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde 25. Sınıf emtiada kullanılmak üzere " ibareleri markaları bulunduğu, davalı markasının da 25.6.2009 tarihinden geçerli olmak üzere 24. Sınıf emtiada kullanılmak üzere tescil ettirdiği uyuşmazlık konusu değildir. Davacı taraf, hükümsüzlük isteminde kendisine ait markalar ile davalı markasının 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca benzer bulunduğunu, markalarının uzun yıllardır sektörde tanınmakta ve bilinmekte olduğunu, tüketicilerin arkasını da müvekkili firmanın bir alt veya yan markası olarak algılayacağını, bu durumun karışıklığa neden olacağını ve bu nedenle hükümsüzlüğünün gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkemece, dava konusu başvurunun emtia listesinde bulunan tüm malların, davacı tüm markalarının emtia listesindeki mallar ile aynı veya benzer mallardan oluştuğu, ancak marka işaretlerinin “benzer” olmadığı, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin de bulunmadığı, yargılama aşamasında sunulan delillerin tanınmışlık iddiasını ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, bu değerlendirmeler dosya kapsamına uygun olmadığı gibi 556 sayılı KHK'nın hükümleriyle de bağdaşmamaktadır.
556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi hükmü uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescili için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal ve hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa, marka sahibinin tescile itirazı üzerine başvurunun reddine karar verilir. Tescil edilmesi halinde de koşulları oluştuğunda anılan KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüzlüğü talep edilebilir. Marka hakkının ihlalinden söz edebilmek için, iltibas tehlikesi gerekli ve yeterlidir. Bu ihtimalin gerçekleşebilir olması önemlidir. Bunun tespitinde ortalama alıcılar dikkate alınacaktır. Bu durum karşısında, davacının adına tescil edilen ibareli marka ile davalı adına sonradan tescil edilenibareli markaları ayıran tek unsurun harfleri olduğu, kelimelerin anlamları farklı olsada kelimeler yabancı kökenli olup bu farklılığın ortalama tüketici nezdinde dava konusu markaya yeterli ayırt edicilik sağlamayacağı, taraf işletmeler arasında bağlantı bulunduğu ihtimali de dahil olmak üzere iltibas tehlikesi doğuracağı, davalının davacı markasına yaklaşma amacı da dikkate alınarak, davalı markasının 556 sayılı KHK'nın 8/1-b ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle bu istemin reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle de davacı yararına bozulması gerektiğinden davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 10.10.2013 tarih, sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına ve kararın açıklanan gerekçe itibariyle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9993 E. 2010/10922 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/1896 E. , 2014/4834 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 29/05/2012 gün ve 2011/76-2012/91 sayılı kararı onayan Daire’nin 10/10/2013 gün ve 2013/601 - 2013/18069 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili markasının nezdinde 1992 yılından bu yana 25. sınıf mallar için, 2005 yılından bu yana 18, 24, 25. sınıf mallar için, 2008 yılından bu yana 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetler için olmak üzere 4 ayrı marka tescili ile korunmakta ve müvekkili tarafından tüm bu sınıflarda kullanılmakta olduğunu, dava konusu 2009/33727 sayılı ibareli marka başvurusunun 24. sınıf için yapıldığını ve müvekkili markaları ile aynı emtia sınıfında olduğunu, söz konusu markanın müvekkil markası aynen alınarak tanzim edildiğini ve yeterli ayırt edicilikte olmadığını, başvurunun 556 sayılı KHK’nın 7. maddesi uyarınca reddi gerektiğini, kaldı ki, müvekkiline aitmarkalarının uzun yıllardır sektörde tanınmakta ve bilinmekte olduğunu, tüketicilerin markasını da müvekkili firmanın bir alt veya yan markası olarak algılayacağını, nezdinde başvuruya yapılan itirazların ise haksız ve hukuka aykırı kararı ile reddedildiğini ileri sürerek, itirazlarının reddine dair 21.03.2011 tarihli sayılı kararının iptaline ve 2009/33727 sayılı marka başvurusunun reddine, tescile karar verilmiş ise tescilin iptali ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili,kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, marka işaretlerinin olmadığı, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, dava konusu başvurunun emtia listesinde bulunan tüm malların, davacı tüm markalarının emtia listesindeki mallar ile aynı veya benzer mallardan oluştuğu, ancak marka işaretlerinin “benzer” olmadığı, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin de bulunmadığı, yargılama aşamasında sunulan delillerin tanınmışlık iddiasını ispata yeterli olmadığı, dolayısıyla 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinin uygulanmasını gerektirebilecek bir olgunun tespit edilemediği, 556 sayılı KHK’nın 8/5 hükmü çerçevesinde, davacının tescilli ticaret unvanı ile davalının tescil başvurusu arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10.10.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
./..
-2-
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava,kararının iptaline ve davalının 2009/33727 sayılı ibareli marka başvurusunun reddine, tescile karar verilmiş ise tescilin iptali ile sicilden terkinine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davacının 27.11.2004 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde 18, 24, 25. sınıf emtiada kullanılmak üzere " ibareli, 07.05.2004 tarihinden geçerli olacak şekilde 18, 24, 25. sınıf emtiada kullanılmak üzere " ibareli, 09.02.2007 tarihinden geçerli olacak şekilde 25, 35. sınıf emtia/hizmette kullanılmak üzere "" ibareli ve 23.06.1992 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde 25. Sınıf emtiada kullanılmak üzere " ibareleri markaları bulunduğu, davalı markasının da 25.6.2009 tarihinden geçerli olmak üzere 24. Sınıf emtiada kullanılmak üzere tescil ettirdiği uyuşmazlık konusu değildir. Davacı taraf, hükümsüzlük isteminde kendisine ait markalar ile davalı markasının 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca benzer bulunduğunu, markalarının uzun yıllardır sektörde tanınmakta ve bilinmekte olduğunu, tüketicilerin arkasını da müvekkili firmanın bir alt veya yan markası olarak algılayacağını, bu durumun karışıklığa neden olacağını ve bu nedenle hükümsüzlüğünün gerektiğini ileri sürmüştür.
Mahkemece, dava konusu başvurunun emtia listesinde bulunan tüm malların, davacı tüm markalarının emtia listesindeki mallar ile aynı veya benzer mallardan oluştuğu, ancak marka işaretlerinin “benzer” olmadığı, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin de bulunmadığı, yargılama aşamasında sunulan delillerin tanınmışlık iddiasını ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, bu değerlendirmeler dosya kapsamına uygun olmadığı gibi 556 sayılı KHK'nın hükümleriyle de bağdaşmamaktadır.
556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi hükmü uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescili için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal ve hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa, marka sahibinin tescile itirazı üzerine başvurunun reddine karar verilir. Tescil edilmesi halinde de koşulları oluştuğunda anılan KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüzlüğü talep edilebilir.
Marka hakkının ihlalinden söz edebilmek için, iltibas tehlikesi gerekli ve yeterlidir. Bu ihtimalin gerçekleşebilir olması önemlidir. Bunun tespitinde ortalama alıcılar dikkate alınacaktır. Bu durum karşısında, davacının adına tescil edilen ibareli marka ile davalı adına sonradan tescil edilenibareli markaları ayıran tek unsurun harfleri olduğu, kelimelerin anlamları farklı olsada kelimeler yabancı kökenli olup bu farklılığın ortalama tüketici nezdinde dava konusu markaya yeterli ayırt edicilik sağlamayacağı, taraf işletmeler arasında bağlantı bulunduğu ihtimali de dahil olmak üzere iltibas tehlikesi doğuracağı, davalının davacı markasına yaklaşma amacı da dikkate alınarak, davalı markasının 556 sayılı KHK'nın 8/1-b ve 42.
maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle bu istemin reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle de davacı yararına bozulması gerektiğinden davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 10.10.2013 tarih, sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına ve kararın açıklanan gerekçe itibariyle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 10.10.2013 tarih, 2013/601 Esas-2013/18069 Karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına ve açıklanan bu gerekçe itibariyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 13/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/347819900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz