6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ttk 309/4

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/5322 E. 2014/11469 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 309/4 icazet bedel iadesi muvazaa hile hisse devri denetime elverişlilik hak düşürücü süre alacak davası temlik anonim şirket yönetim kurulu kararı dava sebebi zamanaşımı i̇i̇k 72/son

Usul tespitleri

Zamanaşımı
['6102/309', '818/126', '818/28']
Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': '1 yıllık', 'kanun': ['818/28']}
Dava şartı
dava şartı
Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 28BK 126 · HMK · HUMK — HUMK 438 · TTK — TTK 309

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın, hile iddiasına dayalı alacak davası olduğu, davacıların; şirketin sermayesi ve sermayenin tamamının ödenip ödenmediği hususunda davalıların hileli beyan ve davaranışları nedeniyle dava dışı şirkete ortak olduklarını iddia ettikleri, davada TTK'nın 309/4. maddesi ile BK'nın 126 B-4. maddelerinde belirtilen zamanaşımı sürelerinin uygulanamayacağı, BK'nın 28-31. maddeleri uyarınca hile nedeniyle açılacak davaların fiile ve faile ıttıla tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmasının gerektiği, davalılardan Kubilay Gürlüler'in 04.04.2008 tarihinde şirket denetçisi olarak seçildiği, şirket denetçisinin şirket ortaklarının sermaye borcunun tamamının ödenip ödenmediğini bilmemesinin mümkün olmadığı, her halükarda şirket yönetim kurulunca yapılan apel borcu ödenmesine ilişkin 16.06.2009 tarihli ilanla bu durumun bilinmesinin gerektiği, bu tarih ile dava tarihi arasında bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1-Dava; davacılar tarafından bir kısım davalılardan satın alınan anonim şirket hisselerinin hile ile satıldığı ve sonrasında davalı ...'e devredildiği ancak devir bedelinin ödenmediği iddiasından kaynaklı alacak istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; müvekkillerinin, davalılarca, hisseleri satın alınan şirketin sermayesinin 10.000.000,00 TL olduğu, sermayenin tamamının ödendiği hususunda ikna edilerek 1.050.000,00 USD bedelle sermayenin % 15'ine denk gelen hisseyi satın aldıklarını, müvekkillerinin, hisse devri sonrasında apel borcu talep edilmesi üzerine şirket sermayesinin satın alma tarihinde 2.500.000,00 TL olduğunu ve bunun tamamının ödenmediğini öğrenerek hisse alımına aracılık eden davalı ... ve ... ile durumu konuştuklarını, onların, bu durumu düzeltmek için satın aldıkları hisseleri sembolik bedelle şirket ortağı ...'e devretmeleri, işlemler tamamlandıktan sonra hisselerin satın alınması için ödedikleri 1.050.000,00 USD'yi müvekkillerine faiziyle iade edeceklerini söyleyip müvekkillerini ikna ettikleri, bu telkinler uyarınca müvekkillerinin hisselerini 1,00 TL gibi bir bedelle davalı ...'ye devrettikleri, davalı ...'in de bu hisseleri başkasına devretmesine rağmen hisse bedeli olarak ödemeyi vaad

ettiği parayı ödemeyip müvekkillerini dava tarihine kadar oyaladıklarını iddia etmiştir. Mahkemece davacıların hile hukuki sebebe dayandıkları ancak en geç kendilerinden apel borcu talep edildiği tarihte hileyi öğrenmiş oldukları, bu tarih ile dava tarihi arasında bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak hileli olduğu iddia edilen devre ilişkin bedelin 30.03.2007 tarihinde ödendiği, bu tarih sonrasında yapılan hisse devir ve ferağ senetlerinden şirketin sermayesinin 2.500.000,00 TL olduğunun ve bunun tamamının ödenmediğinin anlaşılabilir olduğu, davacıların buna rağmen dava açmayıp şirket hisselerini ellerinde tuttukları, hatta davacılardan ...'ın şirkette denetçi olarak görev aldığı, sonrasında davacıların tüm hisselerini davalı ...'ye devrettikleri sabittir. Bu durumda davacıların devir işlemi sonrasındaki eylemleri nedeniyle hisse alımına ilişkin tüm işlemlere icazet verdiklerinin bu itibarla davalı ... ve ... dışında kalan davalılardan bir talepte bulunamayacaklarının kabulü gereklidir. Mahkemece ... ve ... dışındaki davalılar yönünden bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilmek suretiyle bu davalılar yönünden onanmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Davacılar vekilinin davalı ... ve ...'e yapılan hisse devrine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Yukarıda açıklanıdığı üzere davacılar vekilince davalı ...'e yapılan devrin muvazaalı olduğu, hisselerin gerçek bedelinin ödenmediği iddia edilerek alacak isteminde bulunmuştur. Olayları açıklamak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir. (HMK md 33) Mahkemece hilenin öğrenildiği tarih 16.06.2009 olarak belirtilmiş olup davalı ...'ye devir işleminin 02.07.2009 tarihli temliknameler ve 21.07.2009 tarihli yönetim kurulu kararıyla yapıldığı gözetildiğinde bu iddialar yönünden mahkeme gerekçesinde denetime elverişli bir değerlendirme yapılmadığı da anlaşılmaktadır.Somut olayda davacılar vekilince hile hukuki sebebine dayanılmış ise de iddia ve iddanın ileri sürülüş biçimi karşısında hileden değil görünürde 1,00 TL'ye gerçekte ise 1.050.000,00 USD'ye muvazaalı olarak davalı ...'ye devredilen pay bedelinin ödenmesi hususunda davacıların davalı ... ve ... tarafından oyalandıkları ve pay bedelinin davacılara ödenmediğinden söz edilecektir. Bu nedenle davanın bu iddialara ilişkin olarak ve davalı ... ve ... yönünden 1,050,000,00 USD tutarındaki pay bedelinin iadesi isteminden de kaynaklandığı gözetilerek, ileri sürülen bu vakıalar uyarınca ele alınıp, sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçeyle davanın bu davalılar yönünden de reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2014/5322 E.  ,  2014/11469 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/12/2013 tarih ve 2011/388-2013/434 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili; davalılardan ..., ..., ..., ..., ...'ın 10.07.2006 tarihli anasözleşme ile ... Kadın Sağlığı A.Ş. unvanlı şirketi kurduklarını, şirketi temsil ve ilzama yetkili olarak diğer davalı ...'i genel müdür sıfatıyla atadıklarını, şirketin 22.12.2006 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında sermayesinin 2.500.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, müvekkillerinden ...'ın babası ...'ın da amcası olan Nurettin Kırcal'ın davalı ... ve eşi ... ile tanışıklığının bulunduğunu, bu davalıların, kurulan şirketin gelecekte çok başarılı olacağını, kızının şirket hastanesinde görev alabileceğini, şirket sermayesinin 1.000.000,00 TL'ye yükseltiğini, bu sermayenin tamamının ödendiğini, kurucu ortaklardan bir kısmının hisselerini satmak istediklerini, bu konuda davalı ...'i yetkilendirdiklerini, pay satın almak istemesi durumunda yardımcı olabileceklerini söylemesi üzerine Nurettin Kırcal'ın ödenmiş olduğu belirtilen 10.000.000,00 TL'lik sermayenin %15'ine denk gelen 1.050.000,00 ABD dolarını 30.03.2007 tarihinde davalı ...'in hesabına, davacılar adına hisse satın almak için havale ettiğini, buna karşılık davalı ...'in Makbuz ve Beyanname adı altında şirket genel müdürü sıfatıyla bir tutanak tanzim edip verdiğini, 12.04.2007 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında şirket sermayesinin 10.000.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, hisse devirlerine yönelik devir ve ferağ senedi düzenlenip 19.04.2007 tarihinde şirket defterlerine işlenildiğini, ancak 17.06.2009 tarihli şirket yazısı ile müvekkillerinden ödenmemiş sermaye borcunun ödenmesinin istenildiğini, bunun üzerine müvekkillerinin davalı ...

ve ...'e durumu sorduklarını, davalıların şirkete yeni ortaklar alınması nedeniyle durumun karışık olduğunu, işlemlerin düzeltilebilmesi için hisselerini sembolik bedelle davalı ...'ye

devretmelerinin gerektiğini, hisseler için ödedikleri paranın müvekkillerine faiziyle iade edileceğini söylediklerini, müvekkillerinin 1,00 TL gibi bir bedelle hisselerini davalı ...'e 02.07.2009 tarihli temliknamelerle devrettiklerini, davalı ...'in devraldığı hisseleri 24.07.2009 tarihinde dava dışı ....'a devrettiğini, davalı ... ve ...'in tüm bu işlemler sırasında müvekkillerini, çeşitli telkinlerle ikna edip kandırdığını, davalıların müvekkillerinin güvenini kötüye kullandıklarını, diğer davalıların da bu kişilerle birlikte hareket etiklerini, en son 13.03.2011 tarihli gazete ilanıyla şirketin olağanüstü toplantıya çağırılmasıyla, davalı ... ve ...'in şirket hastanesinden ayrıldıklarını, paylarını büyük oranda devrettiklerini öğrendiklerini davalıların daha sonra telefonlara dahi cevap vermemeleri üzerine hilenin farkına vardıklarını, ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıya 1.050.000,00 ABD dolarının 30.03.2007 tarihli döviz kuru üzerinden karşılığı olan toplam 1.455.000,00 TL'nin davacı ...

yönünden; 388.000,00 TL'lik kısmının davalı ..., 194.000,00 TL'lik kısmının davalı ..., 97.000,00 TL'lik kısmının davalı ..., 485.000,00 TL'lik kısmının davalı ...'dan, davacı ... yönünden; 485.000,00 TL'lik kısmının ..., 2.425.000,00 TL'lik kısmının davalı ...'dan ödeme tarihi olan 30.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline, davalı ... yönünden; tahsilde tekerrür olmamak üzere 1.455.000,00 TL'nin 30.03.2007 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar; davanın hile hukuki sebebine dayalı açıldığını, davada hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacıların iddialarının yersiz olduğunu, basirteli tacir gibi davranma yükümlülüklerin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın, hile iddiasına dayalı alacak davası olduğu, davacıların; şirketin sermayesi ve sermayenin tamamının ödenip ödenmediği hususunda davalıların hileli beyan ve davaranışları nedeniyle dava dışı şirkete ortak olduklarını iddia ettikleri, davada TTK'nın 309/4. maddesi ile BK'nın 126 B-4. maddelerinde belirtilen zamanaşımı sürelerinin uygulanamayacağı, BK'nın 28-31. maddeleri uyarınca hile nedeniyle açılacak davaların fiile ve faile ıttıla tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmasının gerektiği, davalılardan Kubilay Gürlüler'in 04.04.2008 tarihinde şirket denetçisi olarak seçildiği, şirket denetçisinin şirket ortaklarının sermaye borcunun tamamının ödenip ödenmediğini bilmemesinin mümkün olmadığı, her halükarda şirket yönetim kurulunca yapılan apel borcu ödenmesine ilişkin 16.06.2009 tarihli ilanla bu durumun bilinmesinin gerektiği, bu tarih ile dava tarihi arasında bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1-Dava; davacılar tarafından bir kısım davalılardan satın alınan anonim şirket hisselerinin hile ile satıldığı ve sonrasında davalı ...'e devredildiği ancak devir bedelinin ödenmediği iddiasından kaynaklı alacak istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; müvekkillerinin, davalılarca, hisseleri satın alınan şirketin sermayesinin 10.000.000,00 TL olduğu, sermayenin tamamının ödendiği hususunda ikna edilerek 1.050.000,00 USD bedelle sermayenin % 15'ine denk gelen hisseyi satın aldıklarını, müvekkillerinin, hisse devri sonrasında apel borcu talep edilmesi üzerine şirket sermayesinin satın alma tarihinde 2.500.000,00 TL olduğunu ve bunun tamamının ödenmediğini öğrenerek hisse alımına aracılık eden davalı ... ve ... ile durumu konuştuklarını, onların, bu durumu düzeltmek için satın aldıkları hisseleri sembolik bedelle şirket ortağı ...'e devretmeleri, işlemler tamamlandıktan sonra hisselerin satın alınması için ödedikleri 1.050.000,00 USD'yi müvekkillerine faiziyle iade edeceklerini söyleyip müvekkillerini ikna ettikleri, bu telkinler uyarınca müvekkillerinin hisselerini 1,00 TL gibi bir bedelle davalı ...'ye devrettikleri, davalı ...'in de bu hisseleri başkasına devretmesine rağmen hisse bedeli olarak ödemeyi vaad

ettiği parayı ödemeyip müvekkillerini dava tarihine kadar oyaladıklarını iddia etmiştir. Mahkemece davacıların hile hukuki sebebe dayandıkları ancak en geç kendilerinden apel borcu talep edildiği tarihte hileyi öğrenmiş oldukları, bu tarih ile dava tarihi arasında bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak hileli olduğu iddia edilen devre ilişkin bedelin 30.03.2007 tarihinde ödendiği, bu tarih sonrasında yapılan hisse devir ve ferağ senetlerinden şirketin sermayesinin 2.500.000,00 TL olduğunun ve bunun tamamının ödenmediğinin anlaşılabilir olduğu, davacıların buna rağmen dava açmayıp şirket hisselerini ellerinde tuttukları, hatta davacılardan ...'ın şirkette denetçi olarak görev aldığı, sonrasında davacıların tüm hisselerini davalı ...'ye devrettikleri sabittir.

Bu durumda davacıların devir işlemi sonrasındaki eylemleri nedeniyle hisse alımına ilişkin tüm işlemlere icazet verdiklerinin bu itibarla davalı ... ve ... dışında kalan davalılardan bir talepte bulunamayacaklarının kabulü gereklidir. Mahkemece ... ve ... dışındaki davalılar yönünden bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilmek suretiyle bu davalılar yönünden onanmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Davacılar vekilinin davalı ... ve ...'e yapılan hisse devrine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Yukarıda açıklanıdığı üzere davacılar vekilince davalı ...'e yapılan devrin muvazaalı olduğu, hisselerin gerçek bedelinin ödenmediği iddia edilerek alacak isteminde bulunmuştur. Olayları açıklamak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir. (HMK md 33) Mahkemece hilenin öğrenildiği tarih 16.06.2009 olarak belirtilmiş olup davalı ...'ye devir işleminin 02.07.2009 tarihli temliknameler ve 21.07.2009 tarihli yönetim kurulu kararıyla yapıldığı gözetildiğinde bu iddialar yönünden mahkeme gerekçesinde denetime elverişli bir değerlendirme yapılmadığı da anlaşılmaktadır.Somut olayda davacılar vekilince hile hukuki sebebine dayanılmış ise de iddia ve iddanın ileri sürülüş biçimi karşısında hileden değil görünürde 1,00 TL'ye gerçekte ise 1.050.000,00 USD'ye muvazaalı olarak davalı ...'ye devredilen pay bedelinin ödenmesi hususunda davacıların davalı ...

ve ... tarafından oyalandıkları ve pay bedelinin davacılara ödenmediğinden söz edilecektir. Bu nedenle davanın bu iddialara ilişkin olarak ve davalı ... ve ... yönünden 1,050,000,00 USD tutarındaki pay bedelinin iadesi isteminden de kaynaklandığı gözetilerek, ileri sürülen bu vakıalar uyarınca ele alınıp, sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçeyle davanın bu davalılar yönünden de reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ve ... dışında kalan davalılar yönünden açılan davanın reddine ilişkin kararın HMK'nın 438/son maddesi gereğince gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 16/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/346093900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.