Alacak tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4493 E. 2014/11485 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki menfaat↗ tahsilde tekerrür↗ ticari defter ve kayıtlar↗ acentelik↗ ticari defter↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalı acenteden dava tarihi 30/06/2009 tarihi itibariyle 106,241,32 TL talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 106.241,32 TL alacağın avans faizi ile birlikte, davalı acenteden, tahsil edilmeyen Una Gıda Ltd Şti. ve Hür Gıda Ltd. Şti'nin 69.186,24 TL'lik kısmı yönünden tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 54.671,75 TL yönünden davanın hukuki menfaat yokluğu ve İİK'nın 45. maddesi dikkate alınarak reddine, 8.272,78 TL alacak yönünden tahsilatlar ile konusuz hale gelmesi nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair tesis edilen karar, davalılar vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davacı vekili ile davalı şirket vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekili ile davalı şirket vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Sigorta acentelik sözleşmesinin feshi | Alacak | Alacak tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5187 E. 2013/21419 K.
Ortak:hukuki menfaat · tahsilde tekerrür · acentelik · ticari defter · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının «ticari defter» ve kayıtlarına göre davalı «acenteden» dava tarihi 30/06/2009 tarihi itibariyle 106,241,32 TL talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 106.241,32 TL alacağın «avans faizi» ile birlikte, davalı acenteden, tahsil edilmeyen Una Gıda Ltd Şti. ve Hür Gıda Ltd.
Şti'nin 69.186,24 TL'lik kısmı yönünden «tahsilde tekerrür» oluşturmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 54.671,75 TL yönünden davanın «hukuki menfaat» yokluğu ve İİK'nın 45. maddesi dikkate alınarak reddine, 8.272,78 TL alacak yönünden tahsilatlar ile konusuz hale gelmesi nedeniyle esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair tesis edilen karar, davalılar vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının «ticari defter» ve kayıtlarına göre davalı «acenteden» dava tarihi 30/06/2009 tarihi itibariyle 106,241,32 TL talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 106.241,32 TL alacağın «avans faizi» ile birlikte, davalı acenteden, tahsil edilmeyen Una Gıda Ltd Şti'yi ve Hür Gıda Ltd Şti nin 69.186,24 TL'lik kısmı yönünden «tahsilde tekerrür» oluşturmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 54.671,75 TL yönünden davanın «hukuki menfaat» yokluğu ve İİK.'nun 45. maddesi dikkate alınarak reddine, 8.272,78 TL alacak yönünden tahsilatlar ile konusuz hale gelmesi nedeniyle esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Aynı vekilinin diğer davalılara yönelik temyiz itirazlarına gelince;Dava, «sigorta acentelik sözleşmesinin» feshinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı ile davalılardan şirket arasında 29.03.1995 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığı, akdin devamı sırasında bu sözleşmeyle ilgili olarak davacının diğer davalılarla 31.01.2007 tarihli «garanti sözleşmesini» akdettiği, acentelik sözleşmesinin 06.05.2009 tarihinde feshedildiği, bakiye alacağın tahsili amacıyla asıl borçlu ile garanti verenler sıfatıyla diğer davalılar aleyhine işbu davanın açıldığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.Uyuşmazlık, anılan garanti sözleşmesinin geçerli olup olmadığı bu bağlamda davalı gerçek kişilerin sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, anılan garanti sözleşmesi'nin geçerli olup olmadığı «denetime elverişli» bir şekilde tartışılmadan diğer bir deyişle davalı gerçek kişilerin gerçekten garanti veren olup olmadığı, bu sıfatlarının bulunup bulunmadığı incelenmeden yazılı …
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya gelince, davacı ile davalı gerçek kişiler arasında imzalanan "«garanti sözleşmesi»" başlıklı sözleşmede davalı gerçek kişilerin sorumluluğunun ikincil olduğu açıkça düzenlenmiş, diğer davalı «acentenin» «acentelik sözleşmesi» uyarınca mükellef olduğu her türlü borç ve yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle davacı ... şirketinin doğmuş/doğacak tüm alacaklar ile bunların bilcümle fer' …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sigorta acentelik sözleşmesi · garanti sözleşmesi · sigorta acenteliği · sözleşme serbestisi · şekil şartı · acentelik sözleşmesi · kefalet sözleşmesi · rücu hakkı
Benzer bu kararda2- Aynı vekilinin diğer davalılara yönelik temyiz itirazlarına gelince;Dava, «sigorta acentelik sözleşmesinin» feshinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı ile davalılardan şirket arasında 29.03.1995 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığı, akdin devamı sırasında bu sözleşmeyle ilgili olarak davacının diğer davalılarla 31.01.2007 tarihli «garanti sözleşmesini» akdettiği, acentelik sözleşmesinin 06.05.2009 tarihinde feshedildiği, bakiye alacağın tahsili amacıyla asıl borçlu ile garanti verenler sıfatıyla diğer davalılar aleyhine işbu davanın açıldığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.Uyuşmazlık, anılan garanti sözleşmesinin geçerli olup olmadığı bu bağlamda davalı gerçek kişilerin sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, anılan garanti sözleşmesi'nin geçerli olup olmadığı «denetime elverişli» bir şekilde tartışılmadan diğer bir deyişle davalı gerçek kişilerin gerçekten garanti veren olup olmadığı, bu sıfatlarının bulunup bulunmadığı incelenmeden yazılı …
Somut olaya uygulanması gereken mülga BK'nın 484. maddesinde düzenlenen «kefalet sözleşmesinin» geçerli olması için yazılı olması ve ayrıca da «kefilin» sorumlu olacağı belirli bir miktarın gösterilmesi gerektiği halde, aynı Kanun'un 110. maddesinde yasal temelini bulunan «garanti sözleşmesi» için, belli bir «şekil şartı» öngörülmediği gibi verilen garantinin limite de bağlanması koşulu yoktur.
Uygulamada ve doktrinde bir sözleşmenin «kefalet sözleşmesi» mi yoksa «garanti sözleşmesi» mi olduğu yönünde sorunlar çıkmış, sözleşmenin niteliğinin tespit ve yorumunda esas itibariyle «teminat» verenin iradesi esas alınmakla birlikte, HGK'nın 03.12.2008 tarih 2008/19-729 Esas- 2008/718 Karar sayılı ilamında etraflıca açıklandığı üzere, asli/fer'i yükümlülük, yararlanma, kişiye yönelik teminat verilmesi gibi bir takım kıstasların da dikkate alınacağı kabul edilmiştir.Yukarıda da açıkça vurgulandığı üzere kefaletten farklı olarak asıl borç ilişkisinden tamamen bağımsız nitelikteki garanti sözleşmesinde şekil serbestisi hakim olup garantinin sınırının önceden belirlenmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.Ancak, «sözleşme serbestisi» sınırsız değildir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında, davalı gerçek kişilerle davacı arasında düzenlenen 31.01.2007 tarihli sözleşme her ne kadar '«garanti sözleşmesi»' olarak adlandırılmış ise de anılan davalıların gerçek iradesinin, «acentelik sözleşmesinin» fer'isi olarak düzenlenmesi karşısında «kefalet sözleşmesi» niteliğinde olduğu, ancak mülga BK'nın 484. maddesinde düzenlenen kefalet sözleşmesinin geçerli olması için de ayrıca «kefilin» sorumlu olacağı belirli bir miktarın gösterilmemesine bağlı olarak davalı gerçek kişiler yönünden davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6878 E. 2013/9296 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · olumsuz oy · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce “davalının «zamanaşımı defi» hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, TTK’nın 106/2. maddesi gereğince bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4493 E. , 2014/11485 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.12.2011 gün ve 2009/309-2011/348 sayılı kararı bozan Daire’nin 26.11.2013 gün ve 2012/5187-2013/21419 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin acentesi olan davalı şirketin acenteliğinin 06.05.2009 tarihli fesihname ile sona erdirildiğini ve 04.02.2009 tarihli mutabakata göre acente cari borç toplamının 237.342,06 TL olduğunun imza altına alındığını, diğer davalıların garanti sözleşmesi uyarınca acentenin tüm borçlarına garantör olduklarını, 06.05.2009 tarihi itibariyle de davalı acentenin davacıya olan borcunun 169.185,85 TL olduğunun belirlendiğini ileri sürerek, şimdilik bu meblağın tahsilde tekerrüre meydan vermemek kaydı ile temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili şirketin mutabakat formunda yada 6.5.2009 tarihli ihtarnamede belirtilen miktarda borcunun bulunmadığını, taraflar arasında borç konusunda bir mutabakatın bulunmadığını, davacının iddia ettiği alacağının 50.000 TL tutarındaki kısmı için 25.08.2009 tarihinde ödeme yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalı acenteden dava tarihi 30/06/2009 tarihi itibariyle 106,241,32 TL talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 106.241,32 TL alacağın avans faizi ile birlikte, davalı acenteden, tahsil edilmeyen Una Gıda Ltd Şti. ve Hür Gıda Ltd. Şti'nin 69.186,24 TL'lik kısmı yönünden tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 54.671,75 TL yönünden davanın hukuki menfaat yokluğu ve İİK'nın 45. maddesi dikkate alınarak reddine, 8.272,78 TL alacak yönünden tahsilatlar ile konusuz hale gelmesi nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair tesis edilen karar, davalılar vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davacı vekili ile davalı şirket vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekili ile davalı şirket vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili ile davalı şirket vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacı ve davalı şirketten ayrı ayrı alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 16.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/345964700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz