Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4550 E. 2014/12011 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
munzam zarar↗ dava dilekçesinin tebliği↗ zamanaşımı def'i↗ muvafakat↗ def'i↗ uyuşmazlık konusu↗ ıslah↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin 17/06/2010 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut bilirkişi raporu kapsamında, davalının temerrüde düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içerisinde her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre değerlendirme yapılarak munzam zarar bedelinin hesaplandığı ve söz konusu raporun dosya ve oluşa uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 129,178,67 TL munzam zarar bedelinin 50.000 TL’lik kısmının dava, tarihinden geri kalan kısmın ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, banka hesap sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar istemine ilişkindir.
Davacının, davalı banka nezdinde hesapları olduğu, anılan hesaplarında davalı personelince usulsüzlükler yapıldığı, davacının açtığı davalar sonucu alacağını tahsil ettiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Yapılan yargılama sonucunda davacının alacağının geç alması nedeniyle munzam zararının da doğduğu tespit edilmiştir.
Davacı, bozmadan önceki yargılama aşamasında alacak talebini artırarak dava dilekçesini ıslah etmiştir. Davalı, dava dilekçesi ile ıslah dilekçesinin tebliğinden sonra süresinde zamanaşımı def'inde bulunmamış, hükmün tefhim edildiği duruşmadan önce 04.08.2011 tarihli dosyaya sunduğu beyan dilekçesinde ilk defa zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür. Anılan dilekçe pulsuz olarak dosyaya sunulduğundan davacı vekiline önceden tebliğ edilmemiştir. Hükmün açıklandığı 15.09.2011 tarihli celse zaptından anlaşılacağı üzere, anılan dilekçenin davacıya tebliği sağlanmamış, zamanaşımı def'ini içeren bu dilekçe taraflara okunmamış, diyecekleri sorulmamıştır. Davalının zamanaşımı def'inden davacı, ilk defa davalının temyiz dilekçesinin tebliği ile haberdar olmuş, temyiz istemine verdiği cevabında da sonradan ileri sürülen zamanaşımı def'ine muvafakat etmediğini, karşı koyduğunu açıklamıştır.
Bu durum karşısında, davalı tarafın ıslah dilekçesine karşı süresinden sonra zamanaşımı def'inde bulunduğu, davacının süresinden sonra yapılan zamanaşımı def'ine karşı koyduğu, davalının zamanaşımı savunmasının dinlenemeyeceği dikkate alınıp, davalının bu yönüyle temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması gerekirken, yazılı gerekçe ile bozulmuş olduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 04.10.2013 tarih, 2011/14981 Esas, 2013/17650 Karar sayılı bozma kararının kaldırılarak hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14981 E. 2013/17650 K.
Ortak:munzam zarar · zamanaşımı def'i · def'i · ıslah · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı var · Tazminat
İncelediğiniz karardaDavalı, dava dilekçesi ile «ıslah» «dilekçesinin tebliğinden» sonra süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunmamış, hükmün tefhim edildiği duruşmadan önce 04.08.2011 tarihli dosyaya sunduğu beyan dilekçesinde ilk defa zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür.
Bu durum karşısında, davalı tarafın «ıslah» dilekçesine karşı süresinden sonra «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, davacının süresinden sonra yapılan zamanaşımı def'ine karşı koyduğu, davalının zamanaşımı savunmasının dinlenemeyeceği dikkate alınıp, davalının bu …
Mahkemece, Dairemizin 17/06/2010 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut bilirkişi raporu kapsamında, davalının «temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içerisinde her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre değerlendirme yapılarak «munzam zarar» bedelinin hesaplandığı ve söz konusu raporun dosya ve oluşa uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 129,178,67 TL munzam zarar bedelinin 50.000 TL’lik kısmının dava, tarihinden geri kalan kısmın ise «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen n …
Benzer bu karardaAncak, davacı vekili tarafından bozma kararı öncesinde verilen «ıslah» dilekçesine karşı davalı vekili tarafından 04.08.2011 tarihli dilekçe ile «zamanaşımı def»’inde bulunulduğu anlaşılmakla, mahkemece davalının ıslah dilekçesine karşı sunduğu zamanaşımı def’i göz önünde bulundurulmak suretiyle yapılacak hesaplamaya göre davacının «munzam zararının» tayini gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, Dairemizin 17/06/2010 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut bilirkişi raporu kapsamında, davalının «temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içerisinde her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre değerlendirme yapılarak «munzam zarar» bedelinin hesaplandığı ve söz konusu raporun dosya ve oluşa uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 129,178,67 TL munzam zarar bedelinin 50.000 TL’lik kısmının dava, tarihinden geri kalan kısmın ise «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2 - Dava, davacının murisinin davalı banka nezdinde ki hesabında davalı banka «görevlisi» tarafından yapılan oynamalar sebebiyle uğranılan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilamların icrası · görevli mahkeme
Benzer bu kararda2 - Dava, davacının murisinin davalı banka nezdinde ki hesabında davalı banka «görevlisi» tarafından yapılan oynamalar sebebiyle uğranılan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkindir.
… i banka çalışanı olan uzaktan akrabası ... aracılığıyla yaptığını, bu şahsın usulsüzlükleri sonucunda davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, «ilamların icra» edildiğini ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle faiz ile karşılanamayan «munzam zararlarının» bulunduğunu, müvekkilinin murisinin olayda 1/3 oranında kusurlu bulunması sebebiyle talep edilen tazminattan bu oranda indirim yapıldığını ileri sürerek işbu davay …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5372 E. 2021/5538 K.
Ortak:munzam zarar · ıslah · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin 17/06/2010 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut bilirkişi raporu kapsamında, davalının «temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içerisinde her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre değerlendirme yapılarak «munzam zarar» bedelinin hesaplandığı ve söz konusu raporun dosya ve oluşa uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 129,178,67 TL munzam zarar bedelinin 50.000 TL’lik kısmının dava, tarihinden geri kalan kısmın ise «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen n …
Davalı, dava dilekçesi ile «ıslah» «dilekçesinin tebliğinden» sonra süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunmamış, hükmün tefhim edildiği duruşmadan önce 04.08.2011 tarihli dosyaya sunduğu beyan dilekçesinde ilk defa zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür.
Bu durum karşısında, davalı tarafın «ıslah» dilekçesine karşı süresinden sonra «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, davacının süresinden sonra yapılan zamanaşımı def'ine karşı koyduğu, davalının zamanaşımı savunmasının dinlenemeyeceği dikkate alınıp, davalının bu …
Benzer bu kararda3- Ayrıca, Dairemizin bozma ilamına uyularak «zamanaşımına» uğramayan «son» on yıl için «munzam zarar» hesabı yapılmış ise de davacının bu on yıl için aldığı «temerrüt faizinin» hesaplanan munzam zarardan mahsubu gerekirken, davacının bu süreden daha uzun süre için almış olduğu temerrüt faizinin tamamının zarardan düşülmesi doğru olmamış, mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılamada davacının talebinin «munzam zararın» tahsiline yönelik olduğu, davaya on yıllık zaman aşımı süresinin uygulanmasının gerektiği, asıl davanın açılmasının munzam zarar istemine yönelik zaman aşımı süresini kesmediği, davacının dava ve «ıslah» tarihinden önceki on yıla ilişkin zararını talep edebileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon oranının eşya f …
2- Dava, «munzam zarar» istemine ilişkin olup mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek “davacının talep edebileceği 58,92 TL tutarında munzam zarar alacağı kalmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda3- Ayrıca, Dairemizin bozma ilamına uyularak «zamanaşımına» uğramayan «son» on yıl için «munzam zarar» hesabı yapılmış ise de davacının bu on yıl için aldığı «temerrüt faizinin» hesaplanan munzam zarardan mahsubu gerekirken, davacının bu süreden daha uzun süre için almış olduğu temerrüt faizinin tamamının zarardan düşülmesi doğru olmamış, mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2631 E. 2015/685 K.
Ortak:munzam zarar · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin 17/06/2010 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut bilirkişi raporu kapsamında, davalının «temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içerisinde her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre değerlendirme yapılarak «munzam zarar» bedelinin hesaplandığı ve söz konusu raporun dosya ve oluşa uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 129,178,67 TL munzam zarar bedelinin 50.000 TL’lik kısmının dava, tarihinden geri kalan kısmın ise «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen n …
Dava, banka hesap sözleşmesinden kaynaklanan «munzam zarar» istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama sonucunda davacının alacağının geç alması nedeniyle «munzam zararının» da doğduğu tespit edilmiştir.
Benzer bu kararda… alacağını geç alması nedeniyle bundan oluşan zararını BK'nın 105. maddesi hükmü kapsamında talep etmesinin mümkün olduğu, bu tür davalarda mahkemece yapılacak işin «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri getirtilerek tüm bu unsurların toplanarak ortalamasının alınmak suretiyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının belirlenmesi ve bulunacak miktarın BK'nın 43. maddesi çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulması ve bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının «munzam zararının» 22.896,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup, Dairemizin bozma kararında davacının uğradığı munzam zararın tesbiti için “«borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine verilen faiz oranları ve döviz kurlarındaki artış oranlarının toplamının ortalaması alınmak suretiyle davacının maruz kaldığı zarar miktarının belirlenmesi ve bulunacak miktarın BK'nın 43. maddesi çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulması ve bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" belirtilmiş olup, her ne kadar mahkemece bozma ilamında belirtilen unsurların ortalaması alınarak da …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:borçlunun temerrüdü · temerrüt faizi
Benzer bu kararda… alacağını geç alması nedeniyle bundan oluşan zararını BK'nın 105. maddesi hükmü kapsamında talep etmesinin mümkün olduğu, bu tür davalarda mahkemece yapılacak işin «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri getirtilerek tüm bu unsurların toplanarak ortalamasının alınmak suretiyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının belirlenmesi ve bulunacak miktarın BK'nın 43. maddesi çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulması ve bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının «munzam zararının» 22.896,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup, Dairemizin bozma kararında davacının uğradığı munzam zararın tesbiti için “«borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine verilen faiz oranları ve döviz kurlarındaki artış oranlarının toplamının ortalaması alınmak suretiyle davacının maruz kaldığı zarar miktarının belirlenmesi ve bulunacak miktarın BK'nın 43. maddesi çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulması ve bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" belirtilmiş olup, her ne kadar mahkemece bozma ilamında belirtilen unsurların ortalaması alınarak da …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3959 E. 2011/14860 K.
Ortak:munzam zarar · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin 17/06/2010 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut bilirkişi raporu kapsamında, davalının «temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içerisinde her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre değerlendirme yapılarak «munzam zarar» bedelinin hesaplandığı ve söz konusu raporun dosya ve oluşa uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 129,178,67 TL munzam zarar bedelinin 50.000 TL’lik kısmının dava, tarihinden geri kalan kısmın ise «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen n …
Dava, banka hesap sözleşmesinden kaynaklanan «munzam zarar» istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama sonucunda davacının alacağının geç alması nedeniyle «munzam zararının» da doğduğu tespit edilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, «munzam zararın» hesaplanmasında mahkemece yapılacak iş, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklikler belirlenerek, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının yukarıda belirtilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı nedeniyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43. maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 10.000,00 TL. olan alacağına ödeme tarihine kadar geçen süre için altın, döviz, mevduat faizi ve enflasyon rakamlarında oluşan değişiklikler uygulanmak suretiyle yapılan hesaplama sonucu davacının «munzam zararının» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, B.K.nun 105/1. maddesine dayalı alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanamayan «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının davalıdan aldığı faiz miktarından daha fazla bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:borçlunun temerrüdü · temerrüt faizi
Benzer bu karardaAncak, «munzam zararın» hesaplanmasında mahkemece yapılacak iş, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklikler belirlenerek, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının yukarıda belirtilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı nedeniyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43. maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18009 E. 2013/17840 K.
Ortak:munzam zarar · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin 17/06/2010 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut bilirkişi raporu kapsamında, davalının «temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içerisinde her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre değerlendirme yapılarak «munzam zarar» bedelinin hesaplandığı ve söz konusu raporun dosya ve oluşa uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 129,178,67 TL munzam zarar bedelinin 50.000 TL’lik kısmının dava, tarihinden geri kalan kısmın ise «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen n …
Dava, banka hesap sözleşmesinden kaynaklanan «munzam zarar» istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama sonucunda davacının alacağının geç alması nedeniyle «munzam zararının» da doğduğu tespit edilmiştir.
Benzer bu karardaBuna göre, somut uyuşmazlıkta mahkemece «munzam zararın» tespit edilebilmesi için ikame değer değil, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurul veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarı yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43'ncü maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye de tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekmektedir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zarara uğrayan malının sigorta güvencesinde olduğu, bu tür mallarla ilgili olarak «munzam zarar» hesabında ikame değerin esas alınması gerektiği, davacının «gerçek zararının» tazmin edildiği, munzam zararının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı taşıma şirketi tarafından taşınan ve diğer davalı ... şirketine CMR «sorumluluk sigorta poliçesi» kapsamında sigortalı bulunan emtianın «zayi» olması sebebiyle «munzam zarar» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mal sigortası · borçlunun temerrüdü · sorumluluk sigortası · gerçek zarar · zayi · temerrüt faizi · sigorta poliçesi · teminat
Benzer bu karardaAncak, her ne kadar mahkemece sigortalı emtiaya ilişkin olarak «munzam zarar» hesabında ikame değerin esas alınması gerektiği belirtilmiş ise de, davaya konu «sigorta poliçesi» mal varlığında meydana gelecek azalmaya karşı «teminat» sağlayan «mal sigortası» kapsamında bulunmayıp, CMR «sorumluluk sigortası» kapsamındadır.
Dava, davalı taşıma şirketi tarafından taşınan ve diğer davalı ... şirketine CMR «sorumluluk sigorta poliçesi» kapsamında sigortalı bulunan emtianın «zayi» olması sebebiyle «munzam zarar» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, somut uyuşmazlıkta mahkemece «munzam zararın» tespit edilebilmesi için ikame değer değil, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurul veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarı yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43'ncü maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye de tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekmektedir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zarara uğrayan malının sigorta güvencesinde olduğu, bu tür mallarla ilgili olarak «munzam zarar» hesabında ikame değerin esas alınması gerektiği, davacının «gerçek zararının» tazmin edildiği, munzam zararının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4550 E. , 2014/12011 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.09.2011 gün ve 2011/182-2011/415 sayılı kararı bozan Daire’nin 04.10.2013 gün ve 2011/14981-2013/17650 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin murisi ...’ın davalı bankada vadeli repo ve mevduat hesaplarının bulunduğunu, işlemlerini banka çalışanı olan uzaktan akrabası Ülke Alıncan aracılığıyla yaptığını, bu şahsın usulsüzlükleri sonucunda davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, ilamların icra edildiğini ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle faizi ile karşılanamayan munzam zararlarının bulunduğunu, müvekkilinin murisinin olayda 1/3 oranında kusurlu bulunması sebebiyle talep edilen tazminattan bu oranda indirim yapıldığını ileri sürerek, 50.000 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile toplam talebini 129.378,67 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın on yıllık zaman aşımına uğradığını davacının herhangi bir zararının bulunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemizin 17/06/2010 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut bilirkişi raporu kapsamında, davalının temerrüde düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içerisinde her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre değerlendirme yapılarak munzam zarar bedelinin hesaplandığı ve söz konusu raporun dosya ve oluşa uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 129,178,67 TL munzam zarar bedelinin 50.000 TL’lik kısmının dava, tarihinden geri kalan kısmın ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, banka hesap sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar istemine ilişkindir.
Davacının, davalı banka nezdinde hesapları olduğu, anılan hesaplarında davalı personelince usulsüzlükler yapıldığı, davacının açtığı davalar sonucu alacağını tahsil ettiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Yapılan yargılama sonucunda davacının alacağının geç alması nedeniyle munzam zararının da doğduğu tespit edilmiştir.
Davacı, bozmadan önceki yargılama aşamasında alacak talebini artırarak dava dilekçesini ıslah etmiştir. Davalı, dava dilekçesi ile ıslah dilekçesinin tebliğinden sonra süresinde zamanaşımı def'inde bulunmamış, hükmün tefhim edildiği duruşmadan önce 04.08.2011 tarihli dosyaya sunduğu beyan dilekçesinde ilk defa zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür. Anılan dilekçe pulsuz olarak dosyaya sunulduğundan davacı vekiline önceden tebliğ edilmemiştir. Hükmün açıklandığı 15.09.2011 tarihli celse zaptından anlaşılacağı üzere, anılan dilekçenin davacıya tebliği sağlanmamış, zamanaşımı def'ini içeren bu dilekçe taraflara okunmamış, diyecekleri sorulmamıştır. Davalının zamanaşımı def'inden davacı, ilk defa davalının temyiz dilekçesinin tebliği ile haberdar olmuş, temyiz istemine verdiği cevabında da sonradan ileri sürülen zamanaşımı def'ine muvafakat etmediğini, karşı koyduğunu açıklamıştır.
Bu durum karşısında, davalı tarafın ıslah dilekçesine karşı süresinden sonra zamanaşımı def'inde bulunduğu, davacının süresinden sonra yapılan zamanaşımı def'ine karşı koyduğu, davalının zamanaşımı savunmasının dinlenemeyeceği dikkate alınıp, davalının bu yönüyle temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması gerekirken, yazılı gerekçe ile bozulmuş olduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 04.10.2013 tarih, 2011/14981 Esas, 2013/17650 Karar sayılı bozma kararının kaldırılarak hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 04.10.2013 tarih, 2011/14981 Esas, 2013/17650 Karar sayılı bozma kararının kaldırılarak mahkeme kararının ONANMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, bozmadan dolayı iade edilmesine karar verilen 1.922,00 TL temyiz ilam harcının yatırılması gereken 8.812,00 TL temyiz ilam harcından mahsubu ile bakiye kalan 6.890,00 TL temyiz ilam harcının ilk temyizden dolayı temyiz eden davalıdan alınmasına, 24.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/345054500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz