Reeskont faizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/5152 E. 2014/12012 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
reeskont faizi↗ yenileme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, yenilenen 19.03.2010 tarihli hayat sertifikası için davalı tarafça sağlık beyan formunun alınmadığı, olmayan sağlık beyan formuna dayanılarak muris tarafından hastalıklarının gizlendiğinin söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 64.000,00 TL'nin 23.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara hisseleri oranında ödenmesine dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2218 E. 2013/18616 K.
Ortak:reeskont faizi · yenileme
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, «yenilenen» 19.03.2010 tarihli hayat sertifikası için davalı tarafça sağlık beyan formunun alınmadığı, olmayan sağlık beyan formuna dayanılarak muris tarafından hastalıklarının gizlendiğinin söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 64.000,00 TL'nin 23.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacılara hisseleri oranında ödenmesine dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen ne …
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, «yenilenen» 19/03/2010 tarihli hayat sertifikası için davalı tarafça sağlık beyan formunun alınmadığı, olmayan sağlık beyan formuna dayanılarak muris tarafından hastalıklarının gizlendiğinin söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 64.000,00 TL'nin 23.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacılara hisseleri oranında ödenmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · mal sigortası · cayma hakkı · bildirim yükümlülüğü · ihbar yükümlülüğü · sigorta tazminatı · hayat sigortası · illiyet bağı
Benzer bu karardaSigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme («ihbar) yükümlülüğünü» düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarını» düzenlemekte ise de, Dairemizin yerleşik kararları uyarınca «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
Taraflar arasındaki ikinci soruna gelince; eğer sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise «sigortacının sözleşmeden» «cayma hakkı» söz konusu olup, Dairemiz yerleşik uygulamasına göre, bu durumda dahi TTK’nın 1290/1. maddesindeki «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranışın gerçekleşebilmesi için bildirilmeyen rahatsızlık ile «riziko» arasında «illiyet bağının» mevcut olması gerekmektedir.
Somut olayda, davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 19.03.2009-19.03.2010 tarihleri arası için bir yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş, bu poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından imzalanan 20.03.2009 tarihli «formda» hiçbir hastalığının bulunmadığı belirtilmiş, 19.03.2010-19.03.2011 dönemini kapsayan ikinci yıl poliçesi düzenlenirken sigortalıdan yeni bir form alınmamış, davacıların murisi 25.04.2010 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin koah hastası olduğunun gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
Bunlardan birincisi, davalı sigortacı tarafından ikinci yıl poliçesi düzenlenirken sigortalıdan yeni bir «form» doldurmasının istenmemesinin, sigortalının sağlığı ile ilgili doğru «beyan yükümlülüğü» açısından bir etkisinin olup olmadığı, ikincisi ise bir etkisi yok ise poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının koah hastalığının bulunup bulunmadığı, varsa bu hastalığını kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile «ihbar yükümlülüğüne» aykırı davranıp davranmadığıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12657 E. 2012/3651 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat kapsamı · dosya masrafı · eksik inceleme · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının poliçe başvuru formunda herhangi bir hastalığından bahsetmediği, göz hastalıkları tedavisinin «teminat kapsamında» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sağlık sigortasından kaynaklanmakta olup, uyuşmazlık davacının dava konusu göz rahatsızlığının ne zaman başladığı, sigorta başvuru formunun düzenlendiği tarihte anılan hastalığının bulunup bulunmadığı, hastalığın «teminat kapsamında» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davacının sigorta başvuru formunda göz rahatsızlığından bahsetmediği, hastalığın «teminat» dışında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı taraf hastalığına ilişkin olarak ilk defa Batman’da özel bir hastanede tedavi gördüğünü, poliçenin ilk olarak 02.10.2006 tarihinde tanzim edildiğini, rahatsızlığının ise 01.12.2006 tarihinde ortaya çıktığını, yine davalının tedavi «masraflarını» ödememe gerekçesi olarak gösterdiği provizyon formunda hastane personelinin hatalı olarak hastalığın geçmişini 3 yıl olarak belirttiğini, ancak sonradan itirazı üz …
Bu itibarla mahkemece, yukarıda anılan belgeler getirtilip, gerektiğinde uzman bilirkişiden rapor alınıp, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/5152 E. , 2014/12012 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi’nce verilen gün ve sayılı kararı bozan Daire’nin 24/10/2013 gün ve 2012/2218-2013/18616 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi İsa ....'ın .... Şubesi'nden kullandığı araç kredisi sebebiyle davalı şirket tarafından 20/03/2009 başlangıç tarihli hayat sigortası ile sigortalandığını, sigortanın 19/03/2010 tarihinde davalı tarafça yenilendiğini, müvekkillerinin murisi ...'ın 25/04/2010 tarihinde öldüğünü, davalıya vefat tazminatının ödenmesi için yaptıkları müracaatın TTK'nın 1290. maddesi uyarınca beyan yükümlüğünün kasıtlı ihlali nedeniyle reddedildiğini, tazminat bedelinin ödenmemesi üzerine müvekkilleri hakkında kredi borcu nedeni ile icra takibi yapıldığını, müvekkillerinin icra tehdidi altında borcu ödemek zorunda kaldıklarını, muris İsa Atılgan'ın hayat sigortasını yaptırırken okuma yazmasının olmadığı gibi kendisine herhangi bir açıklama dahi yapılmadığını ileri sürerek, 64.000,00 TL.'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, yenilenen 19.03.2010 tarihli hayat sertifikası için davalı tarafça sağlık beyan formunun alınmadığı, olmayan sağlık beyan formuna dayanılarak muris tarafından hastalıklarının gizlendiğinin söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 64.000,00 TL'nin 23.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara hisseleri oranında ödenmesine dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 24/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/344955100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz