6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Belirsiz alacak davası koşulları oluşmadan açılan davada süre verilmeden karar verilemez

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1865 E. 2024/2008 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali

Mahkemenin nitelemesi: Taşıma

Gerekçe özeti

Talep edilecek alacak miktarının dava açıldığı anda tam ve kesin biçimde belirlenmesi mümkün olduğu halde belirsiz alacak davası şeklinde açılan bir dava, hukuki yarar (dava şartı) yokluğu nedeniyle doğrudan usulden reddedilemez; çünkü miktar belirtilerek açılan bu dava da bir eda davasıdır ve eda davalarında hukuki yarar var kabul edilir. Bu durumda mahkeme, davacıya alacak miktarını netleştirip eksik harcı tamamlaması için HMK 119/2 uyarınca bir haftalık kesin süre vermeli; süre içinde eksiklik tamamlanırsa davaya tam eda davası olarak devam edilmeli, tamamlanmazsa dava usulden reddedilmelidir. Bu süre verilmeden, belirtilen dava değeri üzerinden doğrudan esasa girilerek karar verilmesi hatalıdır.

Ele alınan sorunlar

Belirsiz alacak davası şartlarının bulunmaması ve bunun hukuki sonucu → kabul

İddia: Davalı vekili, davacının müvekkil şirketten talep ettiği tutarın belirli olduğunu, belirsiz alacak davası açılması şartları oluşmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili ise, dosyada alınan bilirkişi raporlarının davayı aydınlatacak ölçüde olmadığını, alacağın belirlenememesi nedeniyle yeniden bilirkişi incelemesi yapılmadığını ve taleplerini ıslah etmek üzere kendisine süre verilmeden doğrudan karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının talebi, yaptığı taşımanın ücretine ilişkin olduğundan davacının bilebileceği niteliktedir; navlun alacağı belirsiz alacak davasına konu edilemez. Alacak belirli olmasına rağmen belirsiz alacak davasına konu edilmesi durumunda, şartları bulunmaması yani talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin biçimde belirlenmesinin mümkün olmasına rağmen belirsiz alacak davası şeklinde açılan dava, hukuki yarar (dava şartı) yokluğu nedeniyle usulden hemen reddedilmemelidir. Zira bir miktar belirtilmek suretiyle açılan belirsiz alacak davası da, alacak ister belirli ister belirsiz olsun bir eda davasıdır ve eda davalarında hukuki yarar var kabul edilir. Davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukuki yararı vardır; alacağın belirli veya belirsiz olması başlangıçta var olan hukuki yararı ortadan kaldırmaz. Ancak dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek toplam alacak miktarı kadar değilse ve kısmi davanın koşulları da bulunmuyorsa, mahkemece alacak miktarını netleştirmesi ve bildireceği dava değerine göre eksik harcı tamamlaması için davacıya HMK'nın 119. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bir haftalık kesin süre verilmeli ve verilen kesin süre içinde eksikliğin tamamlanması halinde davaya tam eda davası olarak devam edilmeli, aksi durumda davanın usulden reddine karar verilmelidir. Eldeki davanın belirsiz alacak davası koşullarını taşımadığı; ancak mahkemece dava değerini belirtmek ve harcı ikmal etmek üzere bir haftalık süre verilmesi, harç ikmal edildiği takdirde davaya tam eda davası olarak bakılması gerekirken davanın belirtilen dava değeri üzerinden kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Alacağın belirli olduğu hallerde belirsiz alacak davası şeklinde açılan davanın doğrudan hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilemeyeceği, bunun yerine davacıya alacağı netleştirip harcı tamamlaması için HMK 119/2 uyarınca kesin süre verilmesi gerektiği yönündeki bölgesel ikna edici gerekçe emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirsiz alacak davası hukuki yarar dava şartı eda davası kesin süre (HMK 119/2) harcın ikmali kısmi dava navlun alacağı taşıma sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 119/2HMK 353(1)a-4HMK 353(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/1865

KARAR NO 2024/2008

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/06/2024

NUMARASI 2022/1170 Esas - 2024/655 Karar

DAVA

Alacak (Cari Hesap veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 31/12/2024

Davanın kabulüne ilişkin kararın davacı ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkil ile davalı arasında taşıma işi yapılmasına ilişkin anlaşma sağlandığını, müvekkil şirket, taraflar arasında tutulan cari hesaptan kaynaklı olarak alacaklı durumda olduğunu,taşıma sözleşmesine istinaden ... plaka numaralı araç ile davalı şirketin talimatlarına uygun olarak taşınmasına rağmen, yükün hasarlandığından bahisle, müvekkil şirketin hak edişinin ödenmediğini, eksper kanaatine göre; istiflemenin hatalı yapılması ve sabitlemenin dorseye yeterli şekilde yapılmaması ve metal ayakların altına kauçuk mat konulmaması sonucunda söz konusu hasarın meydana geldiğini, mevcut hasardan dolayı nakliyecinin sorumluluğu bulunmadığını,haksız ve mesnetsiz olarak hasar bedeli fatura edilmişse de, işbu faturalar iade edilmiş ve işbu hasara ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığının açık bir şekilde ifade edildiğini, buna karşın, müvekkil şirketin hak edişlerine adeta el konulmasının kötü niyetli olduğunu,talep sonradan arttırılmak üzere şimdilik 500-Euro alacağın, ödenmesi gereken tarihten itibaren işletilecek temerrüt faizi ile müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; CMR Konvansiyonu'nun 32. maddesine göre; "Bu Sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. "ve bu tarihler iddia edilen kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde teslim tarihinden itibaren başlandığını, işbu dava yasal sürede açılmadığından reddinin gerektiğini, davacı tarafından dava konusu taşıma nedeniyle hak edişlerinde yapılan kesintinin ödenmesi istemi ile dava açıldığını, gönderilen ihtarnameler kapsamında davacının müvekkil şirketten talep ettiği tutarın belirli olduğunu, belirsiz alacak davası açılması şartları oluşmadığından davanın bu nedenle reddinin gerektiğini,davacı tarafın Ekspertiz Raporunu davanın dayanağı olarak göstermiş ise de söz konusu raporun usulüne uygun hazırlanmadığından davacı tarafından iddia olunan taleplere konu edilemeyeceğini,yetersiz ambalajlama/istifleme durumunda dahi taşıyıcı yetersiz ambalajlamayı/istiflemeyi gönderene bildirmeli ya da taşıma senedine bu yönde çekince koyması gerektiğini, itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen hükme esas almaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile dava konusu taşınan emtia üzerindeki hasarın taşıma sırasında meydana geldiği, hasarın meydana gelmesinde ... firması tarafından (Satıcı) Ex-Works (gönderenin sorumluluğunda) yükleme şekli ile gönderilen emtianın -araç içerisinde yükleme ve sabitleme eksikliğinden kaynaklı olduğunun tespit edildiği, taşımacı firmaların ve adamlarının gerekli özeni göstermediği, tali görevini yerine getirmediğinden %20 kusurlu bulunduğu, taşımacının tali kusuru nispetinde hasara sebebiyet verilen olayda “tamir sonrası tekrar nakliye bedeli ile hasar nedeniyle yapılan vinç çalışması bedelini de kapsayan 7.990-USD tutarının %20 kadarı 1.598-USD 'den sorumlu olabileceğinin anlaşıldığı, her ne kadar alacağın USD cinsinden yazıldığı anlaşılsa da dosya kapsamında yapılan incelemede sehven USD yazıldığı, EURO cinsinden olduğu gerekçesiyle,taleple bağlı kalınarak taşıma sözleşmesi nedeniyle davalının sorumlu olduğu 500-EURO yönünden davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Davacı vekili; taraflar arasında akdedilen Taşıma Sözleşmesine istinaden ... plaka numaralı araç ile sözleşme konusu yükün taşınması hususunda anlaşma sağlandığını, yük, davalı şirketin talimatlarına uygun olarak taşınmasına rağmen yük hasarlandığından bahisle müvekkil şirketin hak edişi ödenmediğini, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, akabinde 03.04.2023 tarihli celse uyarınca taraflar arasındaki ihtilafın, taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesi nedeniyle taşınan yükte hasar meydana gelip gelmediği,davacının cari hesaptan kaynaklı olarak davalıdan alacaklı olup olmadığının belirlenmesi için tarafların ticari defter ve kayıtları da incelemek suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiğini,kök rapor ve ek raporunda yapılan inceleme yeterince açıklayıcı olmadığı, kök raporda kanaat dahi bildirilmediğini, ek raporda tarafların kusur oranları net ve kesin belirtilmediği,her iki yan tarafından rapora itiraz edilerek mahkemeden yeni bir heyetten rapor alınması taraflarca talep edilmişse bu talep reddedilerek ,ıslah taleplerini sunmak üzere süre verilmeden doğrudan karar verildiği , dosyada alınan bilirkişi raporlarının davayı aydınlatacak ölçüde olmaması,hesaplama yapılmaması karşısında hem alacağın belirlenememesi sebebiyle yeniden bilirkişi incelemesi yapılmaması hem de taleplerimizi ıslah etmek üzere tarafımıza süre verilmeden mahkemece "belirsiz alacak" olarak ikame ettiğimiz davada dava dilekçesinde talep ettiğimiz bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili; Dosyada hazırlanan kök ve ek raporun kusur hususunda birbirleriyle çelişmekte iken dosya kapsamında işbu çelişki giderilmeden hüküm verildiğini , belirsiz alacak davası davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının belirlenmesinin mümkün olmadığı durumlarda davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği düzenlendiğini ,mevcut olayda davacının müvekkil şirketten talep ettiği tutar belirli olup, Belirsiz alacak davası açılması şartları oluşmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne dair karar verilmesinin hatalı olduğu,Dava konusu olayda davacı fiili taşıyıcı konumunda olup, taşınan emtiaların hakimiyeti hiçbir şekilde akdi taşıyan olan müvekkile geçmemiş, gönderen ile fiili taşıyıcı arasında fiili hakimiyet devri olduğunu, Hasarın hatalı istifleme ve sabitlemeden kaynaklandığı kabul edilmesi ve istiflemenin gönderenin sorumluluğunda olması halinde dahi fiili taşıyıcının nezaret yükümlülüğü gereğince yetersiz gördüğü istifleme ve sabitlemeyi gönderene bildirmek veya taşıma senedine çekince koyması gerektiği ,fiili taşıyıcının bu yükümlülüğünü yerine getirmeksizin meydana gelen olayda müvekkil şirketin sorumlu tutulması açıkça hatalı olup, %20 dahi olsa müvekkile şirkete kusur atfının hatalı olduğunu ,davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki bir menfaat bulunmamaktadır.

bu nedenle davacının talep artırımı için süre verilmesi gerektiği yönündeki itirazları yerinde olmadığını , davacı tarafından dava konusu taşıma nedeniyle hak edişlerinde yapılan kesintinin ödenmesi istemi ile dava açtığını ,yapılan yazışmalar ve davacı tarafından müvekkil şirkete gönderilen ihtarnameler kapsamında davacının müvekkil şirketten talep ettiği tutarın belirli olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı navlun alacağının taşınan emtiaya hasar verildiği gerekçesiyle davalının cari hesap alacağını ödenmediğini ileri sürerek dava değerini 500-Euro olarak göstererek açtığı davada ,mahkemece davanın kabulü ile 500-Euro alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiş , davacı vekili talep artırımı dilekçesi sunmalarına fırsat verilmeden dava değeri üzerinden davanın kabulüne karar verildiğini ,davalı vekili de; alacak belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası açma hakkı olmadığını ileri sürerek davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.

Davacının talebi ;yaptığı taşımanın ücretine ilişkin olduğundan davacının bilebileceği niteliktedir. Navlun alacağı belirsiz alacak davasına konu edilmesi mümkün değildir. Alacak belirli olmasına rağmen belirsiz alacak davasına konu edilmesi durumunda ne yapılması gerektiğinin üzerinde durulmalıdır. Şartları bulunmamasına başka bir anlatımla talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesinin mümkün olmasına rağmen belirsiz alacak davası şeklinde açılan dava, hukuki yarar, yani dava şartı yokluğu nedeni ile usulden hemen reddedilmemelidir. Zira bir miktar belirtilmek sureti ile açılan belirsiz alacak davası da alacak ister belirli ister belirsiz olsun bir eda davasıdır ve eda davalarında hukuki yarar var kabul edilir.

Öte yandan davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukuki yararının bulunduğu tartışmasızdır. Başka bir anlatımla alacağın belirli veya belirsiz olması başlangıçta var olan hukuki yararı ortadan kaldırmaz. "..... Ancak dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek toplam alacak miktarı kadar değilse ve kısmî davanın koşulları da bulunmuyorsa, bu durumda mahkemece alacak miktarını netleştirmesi ve bildireceği dava değerine göre eksik harcı tamamlaması için davacıya HMK'nın 119. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bir haftalık kesin süre verilmeli ve verilen kesin süre içinde belirtilen eksikliğin tamamlanması hâlinde davaya tam eda davası olarak devam edilmeli, aksi durumda ise davanın usulden reddine karar verilmelidir.

(Yargıtay HGK nın 2019/853 esas, 2020/907 karar sayılı 17.11.2020 tarihli ilamı ) Elde ki davanın belirsiz alacak davası koşullarını taşımadığı; ancak mahkemece dava değerini belirtmek ve harcı ikmal etmek üzere bir haftalık süre verilmesi, harç ikmal edildiği takdirde davaya tam eda davası olarak bakılması gerekirken davanın belirtilen dava değeri üzerinden kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile he iki yan vekilinin kararın esasına ilişkin istinaf nedenleri incelenmeksizin kaldırılmasına, dosyanın dava yeniden görülmek üzere kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/06/2024 tarihli 2022/1170 Esas 2024/655 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)a-4 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Davacı ve davalı tarafından yatırılan 427,60‬-TLşer peşin istinaf karar harcının yatıranlara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/34362 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.