Bayilik sözleşmesi feshi, cezai şart ve iade edilmeyen tüplerin bedeli alacağı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/591 E. 2024/1901 K. · · İlk derece: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Menfi Tespit-Tazminat (Karşı Dava) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
bayilik (acente-kıyas)
Gerekçe özeti
Bayilik sözleşmesinde bayiin temel borcu aldığı malların bedelini zamanında ödemek olup, bu borcun ifasında temerrüde düşülmesi halinde sözleşmenin şirket tarafından haklı sebeple feshedilebileceği ve buna bağlı cezai şart talep edilebileceği kabul edilir. İade edilmeyen tüplerin bedeli talebinde, sektördeki yerleşik teamül (dolu tüp karşılığı boş tüp teslimi) tek başlı başına talebin reddi için yeterli değildir; fesih tarihi itibariyle bayinin elinde iadesi gereken tüp bulunup bulunmadığının tespiti ve bulunduğu takdirde bu tüpleri iade ettiğini ispat külfetinin bayiye ait olduğu esas alınmalıdır. Ayrıca üçüncü kişi tarafından verilen ipotekte, ipotek veren kişinin sorumluluğu ayni nitelikte olup, şahsi teminat verilmediği hallerde bu kişi borçtan şahsen sorumlu tutulamaz.
Ele alınan sorunlar
Sözleşmenin haklı fesih nedeninin belirlenmesi (bayii temerrüdü) → ret
İddia: Davalı-karşı davacı, sözleşmenin davacı tarafça haksız feshedildiğini, ihtarların ve fesih gerekçelerinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bayilik sözleşmesinin 6-d maddesine göre bayi tarafından keşide/ciro edilen çeklerin karşılıksız çıkması, bonoların ödenmemesi veya protestoya uğraması halinde bayinin temerrüde düştüğü kabul edilerek şirketin sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği düzenlenmiştir. Davalı-karşı davacının borcu sabit olup evvelden aktarılan borçların ödenmesi amaçlı verilen bonoların ödenmediği kendi kabulündedir; prim ödemelerinin eksik yapıldığı iddiasıyla senetlerin ödenmediğini beyan etmiştir. Bu temerrüt sabit olduğundan sözleşmenin bayii tarafından haklı sebeple feshedildiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiş, sözleşmenin davalı bayii tarafından ihlali nedeniyle davacı tarafça haklı sebeple feshedildiği sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Cezai şart talebinin kabulü → kabul
Gerekçe: Sözleşmenin 21. maddesinde, 27. maddede belirtilen sebeplerle şirketçe tek taraflı fesih, bayi tarafından süresinden önce haksız fesih ya da herhangi bir sebeple sözleşmenin sona ermesi hallerinde bayinin, şirkete talep tarihindeki 50.000 USD karşılığı ceza şartı ödemeyi kabul ettiği; ayrıca şirketin haklı sebeple feshi halinde bayinin ceza şartından bağımsız olarak şirketin her türlü alacağını, zarar ve kâr mahrumiyetini de ödemeyi taahhüt ettiği kararlaştırılmıştır. Bu hüküm gereği davacının 25.000 USD cezai şart istemi haklı bulunmuştur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Dolu tüp imalat bedeli talebinin (ilk incelemede) reddi ve ispat yükünün belirlenmesi → kısmi kabul
İddia: Davacı-karşı davalı, ibraz edilen stok satış raporları, satış listeleri, tüp imalat faturaları ve tahsil edilen depozito bedellerine rağmen sektör bilirkişisinin hatalı görüşüyle tüp imalat bedeli taleplerinin geçersiz görülmesini kabul etmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Ticari teamül gereği dolu tüp verilirken boş tüplerin bayiden teslim alınması esas olduğundan ve 10.671 adet boş tüpün bayi tarafından depo edilmesi hayatın olağan akışına göre mümkün olmadığından, ayrıca bu husus sevk irsaliyeleriyle kanıtlanamadığından ilk incelemede talebin reddine karar verilmiştir. Ancak Yargıtay bozma ilamında, sektör bilirkişisinin mütalaası ve davacının süreç boyunca boş tüp iadesi talep etmediği göz önüne alındığında, davacının 5 yılı aşkın süre boyunca iddia edilen miktarda boş tüpü almaksızın dolu tüp vermesinin sektördeki yerleşik teamül gereği mümkün olmadığı, ancak bunun fesih tarihi itibariyle davalının elinde iadesi gereken tüp bulunmadığı şeklinde yorumlanamayacağı, sözleşmeye göre esas olanın davalının fesih tarihi itibariyle elindeki tüpleri iade etmesi olduğu ve bu hususu ispat külfetinin davalıya ait olduğu belirtilerek eksik incelemeyle karar verildiği gerekçesiyle bozma yapılmıştır. Bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda, tüplerin ortalama kullanım/sirkülasyon süreleri ve satış tonajı esas alınarak bayinin elinde kalabilecek tüp miktarına ilişkin imalat bedeli 151.167,68-TL olarak hesaplanmış ve bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilerek fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İpotek borçlusunun şahsi sorumluluğu bulunmadığı halde borçtan sorumlu tutulması → kabul
İddia: Davalılar vekili, müvekkili ...'in sözleşmenin tarafı olmayıp 3. şahıs olarak ipotek verdiğini, ipotek bedeli kadar ayni sorumluluğu bulunduğunu, borçtan şahsen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: İpotek, ayni sorumluluk doğuran bir güvence olup bir taşınmazın bir borcun güvencesine özgülenmesi anlamına gelir; alacaklı önce taşınmazın değeri üzerinden alacağını elde eder, yetmezse borçlunun mal varlığının tamamına başvurabilir (kişisel sorumluluk). Davalı ..., diğer davalının borçlarını teminen taşınmazını 150.000-TL'ye kadar 3. derecede ipotek etmiş olup karşı davalının borçlarına şahsi teminat vermemiştir. İlk derece mahkemesince ipotek borçlusunun ayni değil şahsi sorumlu tutularak ipotek tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Menfi tespit, prim alacağı, kar mahrumiyeti ve cezai şart taleplerini içeren karşı davanın reddi → ret
İddia: Karşı davacı, bayilik sözleşmesinin karşı davalı tarafça haksız feshedildiğini, kar kaybına uğradığını, prim alacaklarının eksik ödendiğini ileri sürerek borçlu olunmadığının tespitini ve tazminat taleplerinin kabulünü istemiştir.
Gerekçe: Davalı-karşı davacının borcu sabit olduğu, evvelden aktarılan borçların ödenmesi amacıyla verilen bonoların ödenmediğinin kendi kabulünde olduğu, prim ödemelerinin eksik yapıldığından senetlerin ödenmediğinin beyan edildiği, yapılan bilirkişi incelemeleriyle belirlenen borcundan sorumlu olduğu göz önüne alındığında menfi tespit isteminin, ispatlanamayan prim alacaklarının, fesihte haksız olunması nedeniyle cezai şart ve kar mahrumiyeti talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Bayilik sözleşmelerinde iade edilmeyen malzeme/ambalaj (tüp) bedeli taleplerinde, sektördeki teslim-iade teamülünün varlığının tek başına talebin reddi için yeterli olmadığı; fesih tarihi itibariyle bayinin elindeki malın iadesini ispat külfetinin bayiye ait olduğu yönündeki değerlendirme ile üçüncü kişi ipotek verenin ayni sorumluluğunun şahsi sorumluluğa dönüştürülemeyeceği tespiti, benzer bayilik sözleşmesi ve ipotek uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- pasif husumet (davalı ... yönünden açılan davada husumet yokluğu nedeniyle ret)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi↗ haklı fesih↗ cezai şart↗ kar mahrumiyeti↗ ispat yükü↗ ipotek↗ ayni sorumluluk↗ şahsi sorumluluk↗ temerrüt↗ menfi tespit↗ sektör teamülü↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/591
KARAR NO 2024/1901
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 04/04/2019
NUMARASI 2014/110 Esas - 2019/278 Karar
DAVA
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARŞI DAVA
Menfi Tespit - Tazminat
Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. H.D tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
ASIL DAVA
Asıl davada davacı vekili; taraflar arasında 07/02/2007 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, ipotek resmi senedi gereğince, diğer davalının, davalı ...'nin doğabilecek borçlarına karşılık 150.000-TL'sine kadar taşınmazını ipotek verdiğini, bu bağlamda davalıya teslim edilen 10.671 adet LGP tüp bedellerinin yapılan ihtara rağmen davalı bayii tarafından ödenmediğini, bu nedenle sözleşmenin 11/12/2009 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, davalıya verilen çelik tüplerin de yapılan ihtara rağmen müvekkiline iade edilmediğini, sözleşmenin feshi nedeniyle müvekkilinin kar kaybına uğradığını ve sözleşme uyarınca davalının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle davalının cezai şart ödemesi gerektiğini, ayırca müvekkilinin cari hesap alacağının bulunduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle sözleşmenin feshi nedeniyle şimdilik 1.000-TL kar kaybı alacağı ile 25.000-USD cezai şart alacağının, davalıya teslim edilip iade edilmeyen LGP tüplerinin imalat bedeli olan 303.338,24-TL ve 264.327,25-TL cari (açık) hesap alacağının, davalı ...'in ipotek bedeli ile sınırlı olmak üzere davalılardan tahsiline, ihtar tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP- KARŞI DAVA: Davalı- karşı davacı ... ve davalı ... vekili; davacı ile dava dışı ... arasındaki bayilik sözleşmesinin feshedilerek devir taahhüdü ile bayiliğin müvekkili tarafından 10/11/2006 tarihli sözleşme devralındığını, müvekkilinin devir tarihinden önceki işlemlerden sorumlu olmadığını, ayrıca iş bu sözleşmeye ek taraflar arasında 14/07/2007 tarihli ek sözleşme imzalandığını ve diğer davalının 150.000-TL bedelle iş bu sözleşmeye ipotek verdiğini, sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak feshedildiğini; müvekkilinin teslim ettiği boş tüpler karşılığında dolu tüp alındığını, bu nedenle davacı karşı davalı tarafından iddia edilen 10.671 adet tüpün karşılığında emanet depozito teslim makbuzunun veya depozito satış makbuzunun dosyaya davacı tarafından ibrazı gerektiğini, müvekkilinin, 14/07/2007 tarihli ek sözleşme dışında davacıya başka taahhüdünün olmadığını, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Karşı davada; bayilik sözleşmelerinin karşı davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, bu nedenle müvekkilinin kar kaybına uğradığını, ayrıca sözleşmeler uyarınca karşı davalı tarafça taahhüt edilmesine rağmen müvekkili prim alacaklarının eksik ödendiğini ileri sürerek borçlu olunmadığının tespitine ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle şimdilik 1.000-TL kar kaybı ile 1.000-TL cezai şart alacağının, eksik ödenen iş yeri destek priminden şimdilik 1.000-TL, ev ve kamp tüpü satışlarına yönelik prim alacağından şimdilik 1.000-TL alacağın karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; asıl davada davacı taraf ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalı bayiden 246.233,92- TL alacaklı olduğu; sözleşmenin davacı tarafça haklı olarak feshi nedeniyle, bayilik sözleşmesinin 21.maddesi gereği davacı tarafça cezai şart talep edebileceğini ancak, davacı yan kar mahrumiyetine yönelik taleplerin ikinci bir cezai şart niteliğinde bulunduğu,davacının davalı bayiye teslim ettiği tüplerin iade edilmemesi nedeniyle uğradığı ileri sürülen zararlarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 246.233,92- TL cari hesap alacağının ve 25.000- USD cezai şartın, davalı ...'in 150.000- TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan tahsiline; fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Karşı davanın; asıl davadaki hükme göre karşı davacının, davacıya ihtarda belirtilen miktarda borcu bulunduğu, menfi tespit isteminin yerinde olmadığı; sözleşmenin karşı davalı tarafça haklı feshi nedeniyle, karşı davacının cezai şart ve kar mahrumiyeti talep hakkı bulunmadığı,prim alacakları talepleri ispatlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı/ karşı davalı vekili; 303.338,24-TL tüp imalat bedeli alacağına yönelik olarak hükmü istinaf etmiş,ibraz edilen “stok satış raporları”, “... satış listeleri”, “tüp imalat faturaları”, “davalıdan tahsil edilen tüp depozito bedelleri”ne rağmen sektör bilirkişisinin hatalı bir görüş ile tüp imalat bedeli taleplerinin geçersiz görülmesini kabul etmediklerini,tüp imalat bedeli alacakları bakımından davanın kabulünü talep etmiştir.
2- Davalılar/ karşı davacı vekili; iskonto değerlerinin %40 ve %50 olduğu ,iskontoların sadece 013351 seri nolu fatura ile verildiği, devam eden faturalarda asla tam verilmediğini ticari defterlerde de iskontolu satışların belli olduğunu, 26/11/2009 tarihli ihtarnamede sözleşmelerin ihlal edildiğinin gerekçe gösterildiğini,sözleşmenin feshine davalı şirketin kusurlu davranışlarının sebebiyet verdiğini,sözleşmenin 07/02/2012 tarihinde sona erecekken haksız olarak 26/11/2009 tarihli ihtarnameyi tebliğ alınan 12/11/2009 tarihinde feshedilmiş sayıldığını, buna göre yaklaşık 27 ay süre zarfında 300.000-TL - 350.000-TL'lik kar kaybı bulunduğunu, müvekkiline hem tüp depozito bedeli adı altında fatura bedellerinin ödettirildiğini, hemde gelen dolu tüplerin karşılığı yabancı marka tüp alındığını,iskonto karşılığında müvekkiline ödenen rakam alış fiyatından 14-TL indirime karşılık sadece 700 kuruş verildiğini, şirket müvekkiline vermesi gereken primleri vermediğini senetlendirdikten sonra o anki 279 bin lira olan cari hesabın 95 bin TL'sinin 30/12/2008 tarihinde havale edildiğini, müvekkilinin ödemesi gereken senetler sadece geri dönük veremeyecekleri için alınan hatta 50.000-TL senedin de ödenmeyeceğini ikrar ettikleri senetler olduğunu asıl davanın reddine ile karşı davanın kabulüne karar verilmesini,müvekkillerinden ...'in sözleşmenin tarafı olmayıp 3.
şahıs olarak ipotek verdiğini, sözleşmelerde tarafların ... ve ... olduğunu, ipoteğin bozulması amacıyla müvekkili ...'in dosyaya eklendiğini, mahkemenin ...'ten 150.000-TL alacak varmış gibi hüküm verdiğini, dava aşamasında ipotekli gayrimenkulün başkalarına satıldığını, burada ...'in şahsından alacak olmayıp, gayrimenkulden kaynaklı olduğunu, yapılması gerekenin ipotek verilen gayrimenkulün nakde çevrilmesi ile alakalı bir karar olması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 2019/2093 esas, 2022/469 karar sayılı 24/04/2022 tarihli karar ile "Asıl dava; bayilik sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği iddiasından kaynaklanan sözleşmenin ifa edilemeyen süresindeki 1.000-TL kar kaybı, 25.000-USD cezai şart, iade edilmeyen 10.671 adet tüp imalat bedeli toplamı 303.338,24-TL'nin, 264.327,25-TL cari (açık) hesap alacağının davalılardan (davalı ... 150.000-TL ipotek bedeli ile sınırlı sorumlu olmak üzere) tahsili istemine ilişkindir. Karşı dava; bayilik sözleşmesinin karşı davalı tarafından haksız feshedildiği ileri sürülerek, 246.101,58-TL karşı davalıya menfi tespit, 1.000-TL iş yeri destek pirimi, 1.000-TL %40 ev ve kamp tipi tüp prim alacağı, haksız fesih nedeniyle 1.000-TL cezai şart, 1.000-TL kar mahrumiyetinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı ile dava dışı ... ile imzalanan 25 Eylül 2003 tarihli sözleşmenin imzasından sonra aynı iş yeri adresinde faaliyet göstermek üzere, aynı hükümleri içerir şekilde davalı- karşı davacı ... ile 10.11.2006 tarihinde ... Tüplü Gaz Bayilik Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 6-d maddesinde, bayi tarafından keşide ve ciro edilen çeklerin kısmen veya tamamen karşılıksız çıkması, bonoların vadelerinde ödenmemesi, protestoya uğraması halinde, ayrıca bir merasime gerek kalmaksızın bayinin temerrüte düştüğünün kabul edildiği, bu halde şirketin LPG ikmalini durdurup, sözleşmeyi tek taraflı fesih ederek sözleşmeden doğan tüm haklarını kullanabileceği, kabul ve taahhüt edilmiştir. Sözleşmenin 20.
maddesinde, “...Bayinin en çok 15 (on beş) gün şirketten LPG almaması, şirketin satış programına uygun olarak mal mubayaa etmemesi, iş yerini kapatması, işi fiilen yürütmemesi... '' bayiliği haksız ve tek taraflı bırakma olarak taraflarca kabul edilmiştir.
21. maddesinde, “....Bu sözleşmenin 27. maddesinde belirtilen sebeplerden dolayı sözleşmenin şirketçe tek taraflı olarak fesih edilmesi, bayi tarafından sözleşmenin süresinden önce haksız olarak fesih edilmesi hallerine karşılık ve ayrıca herhangi bir sebepten dolayı sözleşmenin sona ermesi durumu da dahil olmak üzere, sözleşmenin sona ermesinden sonraki bayi yükümlülüklerini yerine getirmemesine karşılık şirkete talep tarihindeki 50.000-usd karşılığı YTL ceza şartı ödemeyi kabul, taahhüt ve beyan etmiştir... '' kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından davalı- karşı davacıya gönderilen 24.09.2009 tarihli e-faksta;
07. 02.2007 tarihli bayilik sözleşmesinin 6. maddesine göre LPG bedellerinin 20 gün vadeli kambiyo senetleri ile ödenmesi gerekirken 2008 yılından bu yana ödemelerde çok sayıda aksaklık olduğu, ödeme planının dahi ihlal edildiği, satış programına uygun LPG mubayaa edilmediği, sözleşmenin 20.maddesindeki en çok 15 gün şirketten LPG alınmaması hükmünün ihlal edildiği belirtilerek, bu bildirimin tebliğinden itibaren 24 saat içerisinde 24.09.2009 tarihi itibariyle vade farkı hariç 24.443,06-TL cari hesap borcunun ve 12.000-TL bedelli protestolu senet borcunun ödenmesi ve sözleşmenin 20.maddesinin ihlaline son verilmesi ihtar edilmiştir. Cevaben keşide edilen ihtarname ile ;kendisinin şirkete olan toplam 200.000-TL borçlarının Ocak 2009 sonlarında varılan anlaşma ile bonoya bağlandığını ve 50.000-TL'lik borç da bonoya bağlanmış ise de saha sorumlusu Satış Müdürü tarafından geriye dönük eksik ödenen iş yeri iskonto bedeline mahsup edilerek tahsil edilmeyeceğinin garanti edildiğini, Ocak 2009'da yapılan borç yapılandırılmasında 4 adet 7.000-TL'lik bonolarını ödediklerini, diğer senetlerin ise Mayıs 2009'dan itibaren ton başına primlerinin arttırılacağı vadedildiğinden primler verilmeyince 2 adet 12.000-TL bedelli senetleri ödeyemediklerini, bu haksızlığın sözleşmenin haklı feshini gerektirmekle birlikte ...
bayii olarak devam etmek istediklerini ancak taleplerinin kabul edilmemesi halinde sözleşmeyi fesih edip yasal haklarını arayacaklarını ihtar etmiştir. ... A.Ş.'cevaben 02.11.2009 tarihli ihtarname ile; Mart 2009 tarihinde imzalanan anlaşmada; 250.000- TL civarına ulaşan borcun 20 aylık süreye yayılarak yapılandırılması konusunda, bu süre boyunca 20 ton aylık LPG alışı yapmaları gereği ve birikmiş ve yapılandırılmış borçları hariç olmak üzere 30.03.2009 gününden itibaren mubayaa ettikleri LPG'nin bedelinin en geç bir sonraki siparişlerinden önce ödenmiş olmasının şart olacağı aksi halde LPG verilmeyeceği konusunda anlaşıldığı , 30.03.2009 gününden önce birikmiş olan borçlarının tamamının, 30.03.2009 günlü ilk bono ve bunu takip eden her ayın aynı günü vadeli olacak bonolar ile güvenceye alınacağı konusunda karar alındığı, ilk 10 adet bononun bedeli süresinde ödendikten ve 30.03.2009 gününden itibaren mubayaa edilecek olan LPG'nin bedeli belirtilen şartlarda ödendikten sonra ve de aylık ortalama 20 ve yıllık toplam 240 ton LPG alımı yapıldıktan sonra 01.04.2010 günü vadeli ve 50.000-TL bedelli bononun bedelinin ödenmesi talep edilmeyerek bononun iptal edilecek olduğu, bayi tarafından bu bedel miktarınca ve karşılığında sözleşme bedeli alındığına dair fatura kesileceği ve bu fatura ...
hesaplarına girdiğinde 50.000-TL bedel tahsil edilmiş gibi borçtan mahsup edileceği, 50.000-TL'lik senet bedelinin karşılıksız borçtan mahsubunun şartlı olarak kabul edilmiş olduğu,Haziran 2009'da firmanın saha yönetimine ulaştırdıkları kararın üzerine şartları belirlenen sözleşme gereklerini ifa etmeyeceklerinin açıkça ortaya çıktığı,ciro prim artışı taleplerinin uygun bulunmadığı bildirilmiştir. ... AŞ tarafından davalı- karşı davacı ...'ye Samsun ...Noterliği'nden keşide edilen 26.11.2008 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile; bayilik faaliyeti esnasında bayilik sözleşmesine ve ... A.Ş.'nin prensiplerine aykırı davranıldığı, özellikle 2009 yılı başından bu yana yapılan uyarıların sonuçsuz kalması nedeniyle 25.09.2009 ve 02.11.2009 tarihli yazılı bildirimlerin yapılması gereği doğduğu, 07.02.2007 başlangıç tarihli bayilik sözleşmesine ek protokollerin ve borç temdit sözleşmesinin açık hükümlerine, aykırı davranılması, özellikle teslim alınan LPG bedellerinin ...
A.Ş.'ye ödenmemesinin alışkanlık haline getirilmesi, nedenleri ile sözleşmenin haklı nedenlerle fesih edildiği bildirilerek,10.671 adet Lipetgaz markalı tüpün teslim edilmesi ve Ağustos 2009 itibariyle 246.101,58 TL ana para borcunun ödenmesi ihtar edilmiştir. Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde;
16. 03.2007 tarihi itibariyle ...'nin borcunun 78.397,63-YTL olduğu, bu borcun 19.03.2007 tarihinde davalı- karşı davacının cari hesabına aktarılarak ...'nin cari hesabının kapatıldığı 31.01.2009 tarihi itibarı ile davalı- karşı davacının 162.067,08-YTL bakiye şüpheli alacaklar hesabına aktarımda bulunulduğu tespit edilmiştir. Protestolu senetler hesabı ile, ...'nin nihai olarak Şüpheli alacaklar hesabı ile, 31.01.2010 itibarı ile neticeten davalı- karşı davacının nihai olarak toplam 246.233,92-YTL bakiye alacak bulunduğu tespit edilmiştir. 07/02/2007 tarihli sözleşmenin 6-d maddesinde bayi tarafından keşide ve ciro edilen çeklerin kısmen veya tamamen karşılıksız çıkması, bonoların vadelerinde ödenmemesi, protestoya uğraması halinde ayrıca bir merasime gerek kalmaksızın bayinin temerrüte düştüğünün kabulü gerektiği, bu halde şirketin LPG ikmalini durdurup, sözleşmeyi tek taraflı fesih ederek sözleşmeden doğan tüm haklarını kullanabileceği düzenlenmiştir.
27. maddede de bayinin sözleşme hükümlerinden herhangi birini ihlal etmesi halinde şirketin bu sözleşmeyi her zaman tek taraflı olarak yazılı ihbarda bulunmak sureti ile fesih edebileceği ve sözleşmeden doğan tüm haklarını talep edebileceği kararlaştırılmıştır. Bayilik sözleşmesinde; bayiinin temel borcu aldığı malların bedelini zamanında ödemek olup, davalı- karşı davacının temerrütü sabit olduğundan sözleşmenin bayii tarafından haklı sebeple fesih edildiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Sözleşmesinin 21. maddesinde; sözleşmenin 27. maddesinde belirtilen sebeplerden dolayı sözleşmenin şirket tarafından tek taraflı olarak fesih edilmesi, bayi tarafından sözleşmenin süresinden önce haksız olarak fesih edilmesi hallerine karşılık ve ayrıca herhangi bir sebepten dolayı sözleşmenin sona ermesi durumu da dahil olmak üzere, sözleşmenin sona ermesinden sonraki bayi yükümlülüklerini yerine getirmemesine karşılık bayi, şirkete talep tarihindeki 50.000- USD karşılığı YTL ceza şartı ödemeyi kabul, taahhüt ve beyan etmiştir.
Ayrıca, bu sözleşmenin şirket tarafından haklı sebeple tek taraflı olarak yada bayi tarafından süre sonunu beklemeden fesih edilmesi hallerinde bayi, ceza şartı haricinde ve ceza şartından bağımsız ve ayrı olarak şirketin her türlü alacağını, zarar ve ziyanı ile kâr mahrumiyetini ödemeyi de kabul ve taahhüt etmiştir. Bu hüküm gereği davacının 25.000-USD cezai şart istemi haklı bulunmaktadır. Cezai şarttan ayrık olarak talep olunan ve reddolunan kar kaybı istemine yönelik istinaf başvurusu olmadığından bu kısım ile ilgili inceleme yapılmamıştır. Davacı taraf toplam 10.671 adet tüpün imalat bedeli olarak 303.338,24-TL talep etmiştir. Taraflarca sunulan ve toplanan deliller gereğince, ticari teamül gereği davalı- karşı davacıya davacı- karşı davalı tarafından dolu tüp verilirken boş tüplerin davalı- karşı davacıdan davacı - karşı davalı tarafından teslim alınması esas olduğundan ve davalı- karşı davacının 10.671 adet boş tüpü depo etmesi hayatın olağan akışına göre mümkün olmadığı yapılan incelemeler ile belirlendiği, ayrıca bu husus davacı tarafından sevk irsaliyeleri ile de kanıtlanamadığından;
davacının boş tüp imalat bedellerinin tahsili isteminin reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı, davalı tarafından sunulan boş tüp takas faturalarını ve kendi tarafından tutulan ticari kayıtlar ile stok satış raporlarını sunmuş ise de boş tüp alınmadan dolu tüp verilmeyeceğinden ve tüketici elinde bulunan tüpler de yine dolu tüp alınırken ilerleyen aşamalarda aynı yöntemle iade edileceğinden davalı bayiinin zimmetinde kaldığı kabul edilmeyeceğinden süreçte kullanılan tüm tüplerin imalat bedellerinin davalıdan istenemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Davalı- karşı davacının borcu sabit olduğu, evvelden aktarılan borçların ödenmesi amaçlı verilen bonoların ödenmediğinin davalı karşı davacının kabulünde olduğu, prim ödemelerinin eksik yapıldığından senetleri ödenmediğini beyan ettiği anlaşılmakla yapılan bilirkişi incelemeleri ile belirlenen borcundan sorumlu olduğu göz önüne alındığında menfi tespit isteminin, ispatlanamayan prim alacaklarının, fesihte haksız olmakla cezai şart ve kar mahrumiyeti talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak ipotek, ayni sorumluluk doğuran güvence olup bir alacağın güvencesi olarak taşınmazın karşılık gösterilmesi, diğer bir deyişle, bir taşınmazın bir borcun güvencesine özgülenmesi demektir. Burada alacaklı, alacağını ilk önce taşınmazın değeri üzerinden elde eder. Eğer ipotekli taşınmazın bu değeri alacağın ödenmesine yetmezse, alacaklının borçlunun mal varlığının tamamına başvurma hakkı da vardır ki buna kişisel sorumluluk denilir. Davalı ..., diğer davalının davacıya karşı borçlarını teminen Sivas Merkez 1. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü'nce 03/05/2006 tarihinde ... yevmiye numarası ile düzenlenen resmi senet ile Sivas ili, ... Mah. ... ada, ... parsel numarasında kayıtlı taşınmazda ...kat ...
numaralı dairesi üzerinde davalı- karşı davacı bayiinin davacıdan mubayaa ettiği ve edeceği emtia alışverişinden ve her türlü bayilik ilişkisinden doğan taahhütlerinden doğmuş ve doğacak borcunun 150.000-TL'ye kadar olan kısmının teminatını teşkil etmek üzere 3.derecede ipotek etmiştir. Tapu kaydı incelendiğinde, taşınmazın 25.03.2008 tarihinde dava dışı ...'e satış yolu ile ipotekle birlikte satıldığı tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince ipotek borçlu davalının karşı davalının borçlarına şahsi teminat vermediği halde ipotek tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince sözleşmenin davalı bayii tarafından ihlali nedeniyle davacı tarafından haklı sebeple feshedildiği, bu sebeple davacının cari hesaptan kaynaklanan alacaklarının ve cezai şartın davalı- karşı davacıdan tahsiline, tüp imalat bedeli istemlerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak davalı ..., ipotek borçlusu iken ipotek bedeli kadar ayni olarak sorumlu iken borçtan şahsen sorumlu tutularak adı geçen davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davalılar vekilinin asıl davaya yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmekle yapılan hata/ eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm verilmesine, davacı- karşı davalı tarafça hüküm tüp imalat bedelleri ile sınırlı olarak istinaf edildiğinden kesinleşen kısımlar dikkate alınarak davalı- karşı davacı ... aleyhinde açılan davanın kısmen kabulüne, fazla istemin reddine, davalı ... bakımından davanın reddine, karşı davanın reddine" karar verilmiştir.
Kararın taraflarca temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 2022/4600 Esas, 2024/760 Karar sayılı 06.02.2024 tarihli kararı ile "2. Davacı vekili, davalı bayinin kendisine teslim edilen 10.671 adet LGP tüpünü tekrardan doldurulup dağıtıma sokulmak üzere müvekkiline iade etmediğini, müvekkilinin bu nedenle bu sayıda tüpü yeniden imal ettirmek zorunda kaldığını ileri sürerek bu tüplerin imalat bedeli olan 303.338,24 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili ise müvekkilinin müşterilere dolu tüp götürdüğünde müşterilerin elinde bulunan boş tüpleri aldığını, bu tüplerden bir kısmının davacıya bir kısmının ise başka firmalara ait olduğunu, müvekkilinin davacıya ait tüpleri davacının nakliye firmasına, davacıya ait olmayan tüpleri ise davacının çalıştığı takas firmasına verdiğini, bu suretle almış olduğu tüm tüpleri iade ettiğini savunmuştur.
3. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan heyette yer alan sektör bilirkişisi, sektördeki teamül gereğince, dağıtıcının bayiye dolu tüp verirken boş tüpleri almasının esas olduğunu, davalının bu miktardaki tüpü depolayabilmesinin de mümkün olmadığını belirterek davacının iddiasını ispatlayamadığını mütalaa etmiştir.
4. Taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 3 üncü maddesinin (a) bendinde, LPG tüplerinin mülkiyetinin dağıtıcıya ait olduğu ve bayinin, istenilmesi veya bayilik sözleşmesinin hitamında 3 gün içinde bu tüpleri derhal iade edeceği, keza 12 nci maddesinin (f) bendinde de, bayinin, sözleşmenin herhangi bir nedenle feshi veya sona ermesi halinde kendisine depozito faturası karşılığı emanet olarak verilen tüm LPG tüplerini dağıtıcıya 3 gün içinde derhal iade ve teslim etmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
5. Davacı yanın iddiasına göre, davaya konu tüpler taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin devam ettiği tüm süreç boyunca 31.03.2004 ila 20.05.2009 tarihleri arasında davalıya ve davalının bayiliği devraldığı ...'ye dolu olarak verilmiş ancak kullanıldıktan sonra boş olarak iade edilmemiştir. Sektör bilirkişisinin, yukarıda zikredilen mütalaası ve davacının sözleşmenin feshine kadar gerek davalıdan gerekse de ...'den boş tüplerin iade edilmesine yönelik olarak herhangi bir talepte bulunmadığı göz önüne alındığında, davacının 5 yılı aşkın bir süre boyunca iddia edilen miktarda boş tüpü almaksızın davalıya dolu tüp vermesinin sektördeki yerleşik teamül gereğince mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Ancak bu durum fesih tarihi itibariyle davalının elinde iadesi gereken tüp bulunmadığı şeklinde yorumlanamaz. Bu nedenle davanın başkaca bir araştırma yapılmaksızın salt bu gerekçeyle reddi doğru olmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre esas olan, davalının fesih tarihi itibariyle elinde bulunan tüpleri davacıya iade etmesi olup savunması da göz önüne alındığında bu hususu ispat külfeti davalıya aittir.
6. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların defter ve kayıtları üzerinde sektör bilirkişisi marifetiyle inceleme yapılıp sektördeki yukarıda zikredilen yerleşik teamül de gözetilerek fesih tarihi itibariyle davalının elinde davacıya iadesi gereken tüp bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bulunduğunun tespiti halinde ise davalının elinde kalan tüpleri iade ettiğini ispat etmekle yükümlü olduğu düşünülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir." denilerek kararımız bozulmuştur. Usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay bozma ilamına uyulmuş bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporunda Kullanım şekline göre 12 kg'lık bir tüpün ortalama kullanım süresi 2-3 ay arasında değişkenlik göstermekle birlikte bu süre yine kullanım şekline göre 4 aya kadar dahi uzayabilir.
Kesin bir süre vermek mümkün değildir. Dolayısıyla ... markalı boş tüplerin mutfak tipi oluşlarına göre, 1 yılda 3- 4 kez sirkülasyon (değişim) süreleri dikkate alındığında, davalının satış tonajı doğrultusunda ... tarafından 12.10.2018 tarihli müzekkereye cevap yazısında bildirilen tüp imalat bedelleri esas alınarak bayinin elinde kalabilecek tüp miktarına ilişkin imalat bedeli 2009 yılı verileri kapsamında 151.167,68-TL olarak hesaplanmıştır. Açıklanan nedenlerle; bozmaya konu hususda eksiklik bilirkişi raporu alınarak giderildiği , boş tüp bedellerinin tahsiline karar verilmesi gerektiği ,diğer yönleriyle kesinleşen kararın tekrarı ile ilave olarak boş tüp bedelinin de davalıdan tahsili ile, 151.167,68-TL alacağın dava tarihinden itibarin reeskont faizi işletilerek davalıdan tahsiline, tüp depozito bedelleri bakımından fazla istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1- Karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2- Davalılar vekili ile davacı vekilinin asıl davaya ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2019 Tarih 2014/110 Esas 2019/278 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "1- Asıl davanın kısmen kabulüne, 246.233,99-TL cari hesap alacağı ile 25.000-USD cezai şartın davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine, bu kalemde fazla istemin reddine, Davacının tüp bedellerine ilişkin talebinin kısmen kabulüne 151.167,68-TL boş tüp bedelinin dava tarihinden itibaren reeskont faiz işletilerek davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine, bu kalemde fazla istemin reddine, Davalı ...
yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, 2- Karşı davanın reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Asıl davada; alınması gereken 31.190,70-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 10.724,95-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 20.465,75-TL'nin davalı ...'den alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 10.750,15-TL peşin harçların davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan ve hakkındaki dava red edilen davalı hakkında yapılan giderler ayrık tutularak hesaplanan 3.000-TL bilirkişi ücreti ve 370-TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.370-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.430-TL'sinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı ...
tarafından yapılan 86-TL posta masrafından ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 24-TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 54.133,99-TL(kesinleşen kararda hükmedilen+30.000) nispi vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı ... lehine taktir olunan 25.446,94-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine, Davalı ... lehine taktir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karşı Davada; alınması gereken 80,70-TL karar ve ilam harcından yatırılan 68,35-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 12,35-TL harcın karşı davacı ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, Karşı davalı vekili için takdir olunan 20.956,09-TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak karşı davalıya verilmesine, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine" Karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun reddi nedeniyle alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcının;
asıl davada davalılar/ karşı davada davacı tarafından asıl ve karşı davaya yönelik yatırılan toplam 6.653,80-TL peşin istinaf karar harcından mahsubu ile fazla olan 6.226,20-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılar/ karşı davacıya iadesine,Davacı/ karşı davalı tarafından yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 12.000-TL bilirkişi ücreti ve 310,30-TL posta masrafı olmak üzere toplam 12.310,30-TL yargılama giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 8.865-TL'nin davalı/ karşı davacı ...'den alınarak davacı/ karşı davalıya verilmesine, kalanın davacı/ karşı davalı üzerinde bırakılmasına, Duruşmalı yapılan inceleme neticesinde taraf vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde HMK’nun 361/1 maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
25/12/202
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/34046 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi