Sulh sözleşmesinde gabin iddiasında bir yıllık hak düşürücü süre
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1980 E. 2024/1912 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalHak düşürücü süre
Gerekçe özeti
TBK 28/2 uyarınca gabin nedeniyle sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülebilmesi için tanınan bir yıllık hak düşürücü süre, zarar görenin ekonomik zor durumunun ortadan kalktığı tarihten itibaren işlemeye başlar; sulh sözleşmesi kapsamında borçlu tarafından yapılan ödemelerin ve devirlerin gerçekleştiği tarih, ekonomik zorluğun sona erdiği tarih olarak kabul edilir ve bu tarihten itibaren bir yıl içinde ileri sürülmeyen gabin iddiası hak düşürücü süre nedeniyle dinlenemez.
Ele alınan sorunlar
TBK 28/2 kapsamında gabin iddiasının hak düşürücü süre içinde ileri sürülüp sürülmediği → ret
İddia: Davacı vekili, işin esasına girilerek sulh sözleşmesi kapsamında devredilen taşınmazların değerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca mahkemenin dava dosyasını tam incelemeden, bir kısım tapu kaydını dahi celp etmeden eksik inceleme ile hatalı karar verdiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK'nın 28. maddesi uyarınca, sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunması ve bu oransızlığın zarar görenin zor durumda kalmasından yararlanılarak gerçekleştirilmiş olması halinde, zarar gören bu hakkını, zor durumda kalmanın ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir. Dava beş yıllık süre içinde açılmış olmakla birlikte, bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı bakımından, davacıya sulh sözleşmesi gereğince yapılan ödemelerin ve tapu devirlerinin gerçekleştiği tarih esas alınmalıdır; bu ödemeler yapıldığında ekonomik zorluğun ortadan kalktığı kabul edilerek hak düşürücü süre bu tarihten itibaren işlemeye başlar. Önceki kaldırma kararı üzerine mahkemece yapılan araştırmada, sulh sözleşmesi kapsamındaki ödemelerin ve tapu devirlerinin 2017 yılında tamamlandığı tespit edilmiş, ödeme güçlüğü nedeniyle dava açamadığını ileri süren davacının bu tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde gabin iddiasını ileri sürmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin eksik araştırma yapıldığına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Sulh sözleşmesi kapsamında yapılan ödeme ve devirlerin, gabin iddiasına ilişkin bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıç tarihini belirleyen 'ekonomik zorluğun ortadan kalkması' anı olarak kabul edilmesi yönünden, benzer sulh/ibra sözleşmelerine dayalı gabin iddialarında hak düşürücü sürenin başlangıcının tespiti bakımından yol gösterici niteliktedir.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- TBK 28 uyarınca gabin nedeniyle sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesi hakkı, zarar görenin zor durumda kalmasının ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanılabilir; sulh sözleşmesi kapsamında yapılan ödeme ve tapu devirlerinin gerçekleştiği tarih, ekonomik zorluğun ortadan kalktığı tarih olarak kabul edilerek bir yıllık sürenin başlangıcı bu tarihten itibaren hesaplanır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gabin↗ hak düşürücü süre↗ sulh sözleşmesi↗ pasif husumet↗ kıymetli evrak (bono)↗ TBK 28↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/1980
KARAR NO 2024/1912
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03/10/2024
NUMARASI 2024/231Esas - 2024/820 Karar
DAVA
Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/12/2024
Davanın davalılardan...AŞ yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle, davalı ... AŞ yönünden davanın hak düşürücü sürede açılmadığından reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı .... AŞ (...) arasında düzenlenen 24.01.2015 tarihli hisse devir sözleşmesi ile müvekkilinin .... AŞ (... AŞ)'deki hissesinin bedeli davalı ... tarafından sözleşmenin 5.7 maddesindeki tablodaki vade ve miktarlarda ödenecek şekilde devredildiğini, davalı ... şirketinin sözleşmeyi ihlali sonucunda davalıya karşı birtakım dava ve icra takipleri başlatıldığını, hisse devir bedelini alamayarak ekonomik sıkıntıya düşen müvekkilinin mecburen karşı taraf ile 12.04.2017 tarihli sulh sözleşmesini imzaladığını, 2015 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davalıya devredilen bir kısım taşınmazların müvekkilinin alacağına karşılık ve sulh sözleşmesi kapsamında kendisine iade edildiğini, sulh sözleşmesinin 4.3 maddesi hükmünde bu husus açıkça yazılarak hangi gayrimenkullerin hangi senetler karşılığında verildiği belirtilmesine rağmen, gayrimenkullerin o tarihteki rayiç değerlerine ilişkin bir belirleme yapılmadığı, ekonomik olarak zor durumda olan müvekkilinin bu durumunu davalı tarafın kötüye kullandığını ve gabin söz konusu olduğunu, sulh protokolü çerçevesinde müvekkiline devredilen taşınmazların devir tarihi itibariyle rayiç bedelleri belirlendiğinde, müvekkilinin 10.02.2018 vade tarihli 4.683.000-TL bedelli bonodan dolayı davalıdan 590.000-USD alacaklı olduğunun ortaya çıktığını belirterek, müvekkilinin 10.02.2018 vade tarihli ve 4.683.000-TL bedelli bonodan dolayı davalıdan olan 590.000-USD'lik alacağının şimdilik 10.000-TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili; ticari alacak konulu davalardan önce arabulucuya başvurulması zorunlu olup bu hususun dava şartı niteliğinde olduğunu, davacının sadece ... açısından arabulucuya başvurduğunu, ... AŞ açısından ise arabuluculuk başvurusu yapılmadığını,teminat bonosunda ... şirketinin taraf olmadığını, TBK'nın 28. maddesi gereği gabin iddiasının, taraflarca bir yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini, ancak davacının hak düşürücü süre içerisinde gabin iddiasını öne sürmediğini, müvekkili ... şirketinin davacı ve diğer paydaşlardan ... şirketi hisselerini 24.01.2015 tarihli sözleşmeyle devraldığını, anlaşmazlıklar nedeniyle bir tahkim süreci yaşandığını, ancak sonuçta tarafların anlaşarak 13.04.2017 tarihli sulh sözleşmesinin imzalandığını, dava konusu bononun pay alım sözleşmesinin teminatı için verildiğini, bonoda açıkça teminat olduğunun yazılı olduğunu, sulh sözleşmesi ile davacının tüm taleplerinden vazgeçtiğini, gabinin unsurlarının oluşmadığını, edimler arasında açık bir orantısızlık bulunmadığı gibi gabinin sübjektif unsurunun da bulunmadığını, bono TL cinsi düzenlenmekle USD cinsinden alacak talebinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; 13/04/2017 tarihli sulh sözleşmesi imzalandığının tarafların kabulünde olduğu, gelen tapu kayıtları gereğince davacıya davalı tarafça tapu devirleri yapıldığı, yine sözleşme gereği davacıya ödenmesi gereken 2.500.000-TL ve 845.000-TL tutarlı ödemelerin yapıldığı ve 20/05/2024 tarihli ... Bankası müzekkere cevabı ile 15/05/2024 tarihli ... müzekkere cevabı ile sabit olduğu, davacıya sulh sözleşmesi gereğince yapılan ödemeler sebebiyle TBK 28/2 maddesi kapsamındaki ekonomik zorluğun ortadan kalktığının kabulü ile hak düşürücü sürenin ödeme tarihlerinden başlatılması gerektiği, gelen dekont örneklerinde ödeme tarihinin 2017 yılına ilişkin olup eldeki davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, davalı ...
AŞ yönünden davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmaması sebebiyle, davacı ve davalı ... şirketi arasında düzenlenen 10/02/2018 vade tarihli, 4.683.000-TL bedelli teminat bonosundan kaynaklı bakiye 590.000-USD'nin alacağının olduğunu beyan etmekte ise de; davalı ... AŞ'nin anılan bonoda cirosu bulunmadığı gibi taraflar arasındaki uyuşmazlıktan yasal hasım noktasında da bir taraf sıfatı bulunmadığını davalı ... AŞ yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; mahkemenin verdiği kararın sulh sözleşmesinin içeriğinin ... AŞ'yi de ilgilendirmesi ve bu doğrultuda işin esasına girmek suretiyle taşınmazların değerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerekirken, söz konusu hususlar dikkate alınmaksızın pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca mahkeme kararının gerekçesinde tapu kayıtlarının tamamının celp edildiği ifade edilmiş ise de mahkemenin Gebze Tapu Müdürlüğüne yazmış olduğu müzekkere de ... ada ... parselde bulunan taşınmaz da istenilmiş olmasına rağmen ilgili tapu müdürlüğü ... ada ...-...-...-...-...-...-... parsele ilişkin tapu kaydını göndermiş ... parsele ilişkin tapu kaydını göndermediğini, bu husus dahi mahkemenin dava dosyasını tam olarak incelemeksizin adeta yasak savma kabilinden hareket ederek hatalı bir karar verdiğini belirterek, kararın bozularak kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflarca düzenlenmiş olan 24.01.2015 tarihli hisse devri sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla akdedilmiş olan 13.04.2017 tarihli sulh sözleşmesinin gabin nedeniyle geçersizliği iddiasına dayalı olarak, daha önce hisse devri sözleşmesi kapsamında davalı ... tarafından davacıya verilmiş olan bono bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Davanın arabulucu dava şartı ve hakdüşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin karar Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 2023/2497 esas, 2024/197 karar sayılı 18.01.2024 tarihli karar ile "TBK'nın 28. maddesinde; bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlığın, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, zarar görenin, durumun özelliğine sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebileceği, zarar görenin bu hakkını düşüncesizlik veya deneyimsizliği öğrendiği, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda dava beş yıllık süre içerisinde açılmış ise de, bir yıllık hak düşürücü sürenin tespiti bakımından mahkemece TBK'nın 28/2 maddesi kapsamında herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu kapsamda taraflarca imzalanan sulh sözleşmesi gereği davacının kabulünde olduğu üzere davacıya davalı tarafça tapu devirleri yapıldığı, yine sözleşme gereği davacıya ödenmesi gereken 2.500.000-TL ve 845.000-TL tutarlı ödemelerin yapıldığının davalı vekilince cevap dilekçesiyle beyan edildiği anlaşılmaktadır. Ancak dosya kapsamında başkaca bir inceleme yapılmadığından, bu ödemelerin yerine getirilip getirilmediği, ödeme yapılmışsa tarihi, tapu devirlerinin ne zaman gerçekleştirildiği belirlenememektedir.
Davacıya sulh sözleşmesi gereğince söz konusu ödemeler yapılmış ise ekonomik zorluğun ortadan kalktığının kabulü ile hak düşürücü sürenin ödeme tarihlerinden başlatılması gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece eksik inceleme sonucunda davalı ... aleyhine açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir. "denilerek karar kaldırılmıştır. Kaldırma kararı üzerine mahkemece; ödeme tarihleri araştırılarak ödemelerin 2017 yılında tamamlandığı, tapuların devirlerinin de yapıldığını tespit edilmekle ödeme güçlüğü nedeniyle dava açamadığını ileri süren davacının bir yıllık hakdüşürücü süre içinde gabin iddiasını ileri sürmediği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin eksik araştırma yapıldığına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/12/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/33979 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi