6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiasında ihtiyati tedbir talebi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/2009 E. 2024/1935 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle hisselerin bedelsiz devredildiği ileri sürülen bir davada, davacı tarafça davanın esası yönünden haklılığın yaklaşık olarak ispatına yarar somut bir delil (örneğin ödemesizliğe ilişkin objektif kanıt) sunulmamışsa, HMK 390/3 gereği yaklaşık ispat koşulu sağlanmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddi yerindedir; iddianın doğruluğu ancak esas hakkındaki tahkikatla belirlenebilir.

Ele alınan sorunlar

İhtiyati tedbir talebinin yaklaşık ispat koşulu yönünden değerlendirilmesi → ret

İddia: Davacı vekili, dava konusu hisselerin rayiç değerinin çok altında ve gerçekte bedelsiz olarak devredildiğini, davalı tarafın ödemeye ilişkin banka dekontu veya benzeri objektif bir delil sunamadığını, kötü niyetli devreden vekil ile davalının salt beyanlarına itibar edilerek bedelin ödendiğinin kabul edilemeyeceğini ileri sürerek ara kararın kaldırılmasını ve şirketin dava konusu hisselere ilişkin haklarının kullanılmasının (genel kurul oy hakkı, temettü, yönetim, taşınmaz ve araç satışı vb.) ihtiyati tedbirle durdurulmasını talep etmiştir.

Gerekçe: HMK 389. madde uyarınca ihtiyati tedbir, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği veya gecikme nedeniyle ciddi bir zarar doğacağı hallerde uyuşmazlık konusu hakkında verilebilir. HMK 390/3 uyarınca tedbir talep eden taraf, dayandığı sebebi ve tedbir türünü açıkça belirtmeli ve davanın esası yönünden kendi haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. Somut olayda davacı, vekilinin karşı tarafla anlaşarak hisselerin kendisine talimat verilmeden bedelsiz olarak devredildiği iddiasına dayanmakta olup, davanın esası bakımından haklılığın ortaya konulduğunu kabule yarar bir delil gösterilmemiştir. İddiaların doğruluğu ancak yapılacak tahkikat sonucunda belirlenebilecektir. Hisseler dava konusu olsa da HMK 390/3'te yazılı koşullar sağlanmadığından istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Vekalet görevinin kötüye kullanılarak hisselerin bedelsiz devredildiği iddiasına dayalı davalarda, ihtiyati tedbir talebinin kabulü için davanın esası yönünden yaklaşık ispat yükümlülüğünün (HMK 390/3) somut delille karşılanması gerektiğini; salt iddiaya dayanan taleplerin bu koşulu sağlamayacağını ortaya koyması yönünden emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir yaklaşık ispat vekalet görevinin kötüye kullanılması hisse devri

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389HMK 390/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/2009

KARAR NO 2024/1935

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/11/2024 (Ara Karar)

NUMARASI 2024/565 Esas

TALEP İhtiyati Tedbir

İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/12/2024

İhtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin 12/11/2024 tarihli ara kararın davacı temlik alan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA VE TALEP

Davacı vekili; müvekkilinin ... A.Ş.nin %50 pay sahibi olduğunu, bu payını menfaatleri ve talimatı doğrultusunda devretmesi için ... isimli şahsa vekaletname verdiğini, adı geçen şahıs ise, müvekkile bilgi vermeden ve satış şartlarını konuşmadan vekalet yetkilerini kötüye kullanarak müvekkile ait şirket hissesini davalılara devrettiğini, müvekkilinin yıl içinde daha çok iş nedeniyle yurt dışında bulunduğunu, zaman zaman Türkiye'ye geldiğini, bu nedenle devirden henüz bilgisi olduğunu, aradan geçen sürede kendisine hiçbir bilgi verilmediğini, hiçbir hisse bedelinin bugüne kadar ödenmediğini, Ticaret Sicil Gazetesinden yaptığı kontrol sonucunda şirkette yeni hissedarların davalılar olduğunu gördüğünü, adı geçen vekil davalıların hissedar ve/veya ilişkili olduğu şirketlerde ücretli çalışan olup davalılarla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğinden aynı şekilde davalılar hakkında şikayet hakkını saklı tuttuklarını, müvekkile ait hissenin hileli şekilde bedelsiz olarak gerçekleştirilen devir işleminin iptal edilerek, müvekkilin devir öncesi hissesi olan %50 oranında hissedar sayılmasına, karar kesinleşinceye kadar dava konusu olan hisselere ilişkin genel kurul oy hakkı, temettü, yönetim, şirketin adına kayıtlı taşınmaz ve araçların satışı ve benzeri hakların kullanılmasının ihtiyati tedbir kararı verilerek durdurulmasına kararı verilmesini, talep etmiştir.

ARA KARAR

Mahkemece;

12. 11.2024 tarihli ara kararı ile tashih edilen 11.11.2024 tarihli ara kararı ile "davanın hisse devrinin iptaline ilişkin olduğu, gayrimenkulün tapu kaydına ve ... AŞ'nin dava konusu hisselerine ilişkin hakların kullanılmasından kaynaklı alacak istemine ilişkin olduğu, ihtiyati tedbir kararı verilmesi, talep edilen gayrimenkulün işbu davanın konusunu oluşturmaması, ihtiyati tedbirin ise ancak "dava konusu" hakkında verilebilecek olması karşısında koşulları oluşmayan tedbir talebinin reddine " karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı temlik alan vekili; dava konusu hisselerin devri tarihindeki rayiç değerin yaklaşık yirmide biri gibi fahiş düşük olarak kararlaştırılan bedel de kağıt üzerinde kaldığını, hisse devrinin gerçekte bedelsiz olarak yapıldığını, kötü niyetli devreden vekil ile devralan davalının “beyanlarına itibar edilerek” bedelin ödendiğinin kabul edilmesini talep ettiğini,fahiş miktarda düşük bedelin ödendiğine dair kötü niyetli kişilerin beyanlarına dayanmayan objektif delillerin sunulması gerektiğini davalı taraf ödemeye dair belge sunamadığını, açıklama dahi getirmediklerini, 21.000.000-TL paranın hayatın olağan alışına göre elden ödenmesi söz konusu olamayacağına göre banka dekontu veya benzeri bir objektif delilin gösterilmesi gerektiğini, uzun yıllardır çok sayıda anonim şirkette pay sahibi ve yönetici konumunda davalı ...

ile anonim şirketlerde mali müşavirlik yapan ...’ın bu miktarda bir paraya ilişkin ödeme işlemini kayıt altına almadan tamamen profesyonellik dışında yaptıklarını iddia etmeleri ise itibar edilecek bir beyan olmak bir tarafa ayrı bir kötü niyet göstergesi olarak kabul edilebileceğini, hisselerin bedelsiz devredildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, ileri sürerek ara kararın kaldırılmasını ... AŞ'nin dava konusu olan hisselere ilişkin haklarının kullanılmasının (genel kurul oy hakkı, temettü, yönetim, şirketin adına kayıtlı taşınmaz ve araçların satışı ve benzeri hakların kullanılmasının) ihtiyati tedbir kararı verilerek durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; davalılara vekaletname ile devir edildiği ileri sürülen şirket hisselerinin vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle devri edildiği ileri sürülerek şirket hisselerinin davacı adına tescili istemine ilişkindir. HMK'nın 389. maddesi "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.HMK 390/3 maddesi ise "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirterek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemesini içerir.

Davacıya ait hisselerin davacının vekili ile anlaşan davalılara devir edildiği ileri sürülmüştür.Somut olayda davacının hisse devri için vekaletname verdiği vekilin karşı tarafla anlaşarak hisselerin satımı konusunda kendisine henüz talimat vermeden bedelsiz olarak devri edildiği iddiasına dayalı olup, davacı tarafça davanın esası bakımından haklılığın ortaya konulduğunu kabule yarar bir delil gösterilmemiştir.Davacının iddialarının doğruluğu ancak yapılacak tahkikat neticesinde belirlenecektir. Açıklanan nedenlerle;hisseler dava konusu ise de HMK nın 390/3 maddesinde yazılı koşullar sağlanmadığından istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı temlik alan vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı (temlik alan) vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/33965 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.