Merkezi Kayıt Kuruluşu'na husumet yöneltilebilir; taraf sıfatı vardır
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/2006 E. 2025/314 K. · · İlk derece: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Husumet mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Bir hizmetin fiilen sunulması ve bedelinin nihai olarak kendi hesaplarına aktarılması söz konusu olduğunda, aracı kuruluşların yalnızca tahsilat/iletim işlevi görmesi, esas hizmet sağlayıcısının pasif husumet ehliyetini ortadan kaldırmaz; taraf sıfatı maddi hukuk ilişkisine göre belirlenir ve resen gözetilir. Ayrıca, kamu fonlarına yönelik kesinti yasağı düzenleyen kanun hükümleri (4447 sayılı Kanun m.53/4 gibi) kamu alacaklarına ilişkindir; özel hukuka tabi tüzel kişilerin, mevzuata dayalı olarak ve yetkili kurul onayıyla belirledikleri hizmet bedelleri bu yasak kapsamında değerlendirilemez.
Ele alınan sorunlar
Davalı MKK'nın husumet/taraf sıfatı ehliyeti → kabul
İddia: Davacı vekili, kesintilerin davalı MKK'nın hesaplarına girdiğini, muafiyet tanıma ve kaldırma kararlarının da davalı tarafından alındığını, dolayısıyla davanın davalıya yöneltilmesinde tereddüt bulunmadığını ileri sürerek ilk derece kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: Taraf sıfatı (husumet ehliyeti), davaya konu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder ve maddi hukuka göre belirlenir; aktif ve pasif husumet ehliyetinin varlığı resen gözetilir. Davalı MKK'nın yürüttüğü saklama hizmeti kapsamında tahakkuk ettirilen bedel, DİBS hesaplarının bulunduğu dava dışı bankalarca davacının hesabından kesilerek davalı MKK'nın hesaplarına gönderilmektedir. Mevcut mevzuata göre hizmetin ödeme yükümlüsü, MKK üyesi banka/aracı kuruluşlarda hesabı olan yatırımcı müşterilerdir; bankaların rolü, tahakkuk ettirilen bedeli müşteri hesabından tahsil ederek MKK'ya iletmekten ibarettir ve kesintiler bankaların uhdesinde kalmamaktadır. Bu nedenle dava konusu kesintilerden fiilen ve nihai olarak davalı MKK sorumludur; mahkemenin hizmetin bankalarca verildiği ve bedelin bankalarca yansıtıldığı gerekçesiyle davalıya husumet yöneltilemeyeceği yönündeki değerlendirmesi hatalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
4447 sayılı Kanun 53/4 uyarınca fondan kesinti yapılamayacağı iddiasının değerlendirilmesi → ret
İddia: Davacı, 4447 sayılı Kanunun 53. maddesi uyarınca İşsizlik Sigortası Fonu bütçe kapsamı dışında olduğundan, vergi kesintileri hariç fon gelirlerinden hiçbir şekilde kesinti yapılamayacağını, dolayısıyla davalı tarafından tahakkuk ettirilen komisyon ve masraf kesintilerinin kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sermaye Piyasası Kanunu 81. madde gereğince özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket vasfını haiz davalı MKK'nın, Kuruluş Faaliyet ve Çalışma Esasları Hakkındaki Yönetmeliğin 28. maddesi uyarınca belirlediği ücret ve komisyonlar yönetim kurulu kararıyla belirlenip SPK onayına sunulmakta ve SPK'nın otuz gün içinde olumsuz görüş bildirmemesi halinde yürürlüğe girmektedir. Davalı yönetim kurulunun 02.07.2012 tarihli kararıyla tanınan muafiyet, 15.02.2017 tarihli yönetim kurulu kararıyla kaldırılmış ve düzenlenen tarife SPK onayıyla yürürlüğe girmiştir; bu süreçte ilgili mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmamaktadır. 4447 sayılı Kanunun 53/4. maddesindeki fondan vergi kesintileri hariç kesinti yapılamayacağı düzenlemesi, kamu alacaklarına yöneliktir; özel hukuka tabi gerçek ve tüzel kişilerin alacakları bu kapsamda değerlendirilemez. Davalı da özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olduğundan, verdiği hizmet karşılığında aldığı bedel bu hüküm kapsamında sayılamaz.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Merkezi Kayıt Kuruluşu'nun, üye banka/aracı kuruluşlar aracılığıyla tahsil edilip kendisine aktarılan hizmet bedellerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda pasif husumet ehliyetinin bulunduğu ve 4447 sayılı Kanun m.53/4'teki kesinti yasağının özel hukuk tüzel kişilerinin hizmet bedellerine uygulanamayacağı yönündeki tespitler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Taraf sıfatı (husumet)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
husumet/taraf sıfatı↗ pasif husumet ehliyeti↗ resen inceleme↗ sözleşmenin nispiliği↗ kamu alacağı↗ sübut↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/2006
KARAR NO 2025/314
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 07/12/2023
NUMARASI 2022/827 Esas 2023/763 Karar
BİRLEŞEN DOSYA İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/675 Esas 2022/1041 Karar Sayılı Dosyası
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
ASIL VE BİRLEŞEN DAVA Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/02/2025
Asıl ve birleşen davanın usulden reddine ilişkin kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) 29.06.2012 tarihi itibari ile davalı Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdinde hak sahibi adına izlenmeye karar verildiğini, bu işlemle birlikte MKK tarifesi doğrultusunda komisyon alınacağının ve ikincil piyasalarda yapılan işlemlerden de masraf alınacağının bildirildiğini, bunun üzerine 4447 sayılı kanunun 53. maddesi dikkate alınarak Fondan kesinti yapılması hususunun yeniden değerlendirilmesi yönünde davalı kuruluş ile yapılan yazışmalar neticesinde, davalı kuruluş Yönetim Kurulu'nun 02.07.2012 tarihli toplantısında 4447 sayılı kanun çerçevesinde kurulmuş olan İşsizlik Sigortası Fonu hesaplarına ilişkin Fon'un üstlendiği kamusal fonksiyon dikkate alınarak, herhangi bir komisyon tahakkuku yapılmamasının kararlaştırıldığını ve söz konusu kararın SPK tarafından onaylanarak müvekkiline bildirildiğini, ancak 13.10.2017 tarihinde müvekkilinin hesaplarından kesinti yapılması üzerine yapılan yazışmalar sonucunda davalıdan alınan 18.09.2017 tarihli yazı ile söz konusu muafiyetin Hazine Müsteşarlığının uygun görüşü ve SPK‘nın onayı üzerine 14.09.2017 tarihinde kaldırıldığının ve mevcut ücret tarifesi doğrultusunda ücretlendirme yapılacağının öğrenildiğini, 4447 sayılı kanunun 53/4 maddesi uyarınca Fon bütçe kapsamı dışında olup, gelirlerinden vergi kesintileri hariç hiçbir şekilde kesinti yapılamayacağını, dolayısıyla davalı tarafından tahakkuk ettirilen kesintilerin dayanağı olan MKK Yönetmeliği ve yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan ücret tarifesinin kanunun bu hükmüne aykırı olduğunu, söz konusu kanun hükmüne rağmen davalı tarafından kanuna aykırı olarak kesintiler yapıldığını ve müvekkili tarafından gönderilen ihtarnamelere rağmen İşsizlik Sigortası Fonu gelirlerinden doğrudan masraf ve komisyon kesintisi yapılmaya devam edildiğini,fondan kesinti yapılmaması davalının takdirinde olmayıp, muafiyet tanınmasa dahi açık kanun hükmü gereği kesinti yapılmasının mümkün olmadığını,fonun işleyiş ve yapılan ödemelere göre tamamen kamusal menfaatin ön planda olduğunu, işsizlik sigortasının temel amacının muhtemel işsizlik riskine karşı çalışanın geleceğine güvenle bakmasına imkan hazırlamak olduğunu, davalının 03.07.2017 tarihli ücret tarifesinde ...
ve ... Bankası gibi kurum ve kuruluşların ücret ödemeden muaf tutulmasına rağmen aynı nitelikte olan fondan açık kanun hükmüne rağmen kesinti yapılmasının MKK Yönetmeliği hükmüne aykırı olduğunu, 4447 sayılı kanunun Fondan vergi kesintileri hariç hiçbir şekilde kesinti yapılamayacağı yönündeki açık hükmüne rağmen, işsizlik sigortası fonu portföyünde bulunan DİBS'lerin hukuki statüsünde ve davalı kuruluş nezdinde yapılan işlemler ile ikincil piyasalarda gerçekleştirilen alım satım işlemleri nedeniyle komisyon ve masraf tahakkuk ettirilerek ... Bankası ve ... Bankası nezdindeki hesaplarından toplam 897.928,72-TL kesinti yapıldığını belirterek, 897.928,72-TL kesinti bedelinin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkili kurumun davada davalı olarak gösterilmesinin usule aykırı olduğunu,davanın husumet yokluğundan reddin gerektiğini,SPK tarafından çıkarılan Merkezi Kayıt Kuruluşunun Kuruluş Faaliyet ve Çalışma Esasları Hakkındaki Yönetmeliğin 28. maddesinde, MKK’nın verdiği hizmetler nedeniyle alacağı ücret ve komisyonların tahsil zamanı ve şekillerinin yönetim kurulu tarafından belirlenerek SPK onayına sunulacağının düzenlendiğini, söz konusu düzenleme doğrultusunda MKK tarafından üyelerine verilecek hizmetler nedeniyle alınacak ücret ve komisyonların her yıl yönetim kurulu tarafından belirlenerek SPK onayı ile yürürlüğe girdiğini, SPK tarafından onaylanan bu tarife uyarınca müvekkilinin hizmet bedeli aldığını,Yönetmeliğin 20.
Maddesinde MKK üyelerinin ihraççılar, yatırım kuruluşları ve merkezi takas kuruluşları olduğunu, müvekkilinin üyelik hizmeti, hesap açma, ihraç hizmeti, saklama hizmeti gibi üyelerine vermekte olduğu hizmetler karşılığında sadece üyelerinden ücret ve komisyon aldığı, davacı gibi MKK üyelerinde hesabı bulunan gerçek veya özel kişilerden herhangi bir ücret ve komisyon almadığını,davacının gelirlerinden MKK tarafından kesinti yapılmadığı, müvekkili tarafından üyelerden alınan ücret ve komisyonun fon gelirleri üzerinden yapılan bir kesinti niteliğinde olmayıp, saklamaya konu varlıkların getirisinden bağımsız olarak verilen hizmet karşılığında üyeden alınan ücret niteliğinde olduğunu, davacının kendisinden ücret ve komisyon alan banka yerine hiçbir ücret ve komisyon hizmet bedeli almayacak bir başka MKK üyesi banka veya aracı kurumda hesap açmasının mümkün olduğunu, bu durumun davacıya defalarca bildirildiğini, müvekkili yönetim kurulunun 02.07.2012 tarihli toplantısında işsizlik sigortası fonu hesaplarında kayden izlenen DİBS nedeniyle ilgili üyelere verilecek hizmetlerden ücret alınmaması kararının 4447 sayılı kanunun 53.
maddesinde yer alan düzenlemeye istinaden verilen bir karar olmadığını, yönetim kurulunun 15.02.2017 tarihli toplantısında ise geçmişte alınan muafiyet kararları incelenerek yönetim kurulu kararıyla uygulanmakta olan söz konusu muafiyetin kaldırılmasına ve üyelere verilen hizmetlerin ücretlendirilmesinde işsizlik sigortası fonu hesaplarının da mevcut tarifeye göre ücretlendirilmesine karar verildiğini,14.09.2017 tarihinde yürürlüğe giren yeni tarife çerçevesinde üyeleri olan ... Bankası ve ... Bankası’na müvekkili tarafından verilen kaydi saklama hizmetinin hesabında banka nezdindeki işsizlik sigorta fonu hesabında bulunan kaydi hizmetlerin de dikkate alındığını, bu bağlamda müvekkili tarafından fon gelirlerinden kesinti yapılması söz konusu olmayıp, saklamaya konu varlıkların getirisinden bağımsız olarak bankaya verilen hizmet karşılığında bankadan hizmet bedeli alındığını, bankanın, müşterisi olan davacıdan aralarındaki sözleşmeye veya mevzuata uygun olarak ücret ve komisyon talep edilip edilmediği meselesinin ise davacı ile banka arasındaki hukuki ilişki olup, bu konuda müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının banka tarafından kendisinden haksız olarak kesinti yapıldığı iddiasında ise buna ilişkin talebini bankaya yöneltmesi gerektiğini, müvekkili tarafından ...
ve ... Bankası gibi kurumlara uygulanan muafiyetin ise anılan kurumların hesaplarında bulunan kıymetlere ilişkin olmayıp, sermaye piyasası aracı ihraç ettikleri için ihraçcı sıfatıyla ödenmesi gereken üyelik ücretleri ile sınırlı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Davacı vekili; asıl davada dayandığı vakıaları tekrar ederek işsizlik sigortası fonunun ... Bankası ve ... Bankası nezdindeki hesaplarından toplam 475.708,51-TL kesinti yapıldığını belirterek,kesinti bedelinin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP Davalı vekili; asıl davada ki savunmalarını tekrar ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalı Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) ile davacı arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı, davacı gibi tüm hak sahiplerinin yatırım araçlarını kaydi olarak izleyen davalının, davacının ... Bankası ve ... Bankası nezdinde bulunan nakit hesaplarına doğrudan erişim hakkının bulunmadığı, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uyarınca davacının yatırım hesabının dava dışı bankalar nezdinde bulunduğu ve saklama hizmetinin davacıya dava dışı bankalar tarafından sunulduğu, davalı MKK tarafından üye kuruluşlar olan ... Bankası ve ... Bankası'na tahakkuk ettirilen saklama hizmeti bedeli/komisyon ücretinin anılan bankalar tarafından davacıya yansıtıldığı, sözleşmelerin nispiliği gereği davacının saklama hizmetini sunan dava dışı bankalar tarafından kendisine yansıtılan bedeller yönünden davalıdan talepte bulunamayacağı, davalının anılan talepler yönünden taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Asıl ve birleşen davada davacı vekili; dava konusu uyuşmazlığın davalının mevzuatından kaynaklandığını, 13.10.2017 tarihinde müvekkilinin işsizlik sigortası fonu hesaplarından kesinti yapılmasına kadar fona muafiyet tanınmasına karar veren kuruluşun davalı olduğunu, işsizlik sigortası fonu hesaplarından yapılan kesintilerin davalının hesaplarına girdiğini, dolayısıyla kanuna aykırı olarak fondan yapılan kesintiler sonucunda zenginleşen kurumun davalı olduğunu, dava konusu işlemlerin ilgili mevzuat kapsamında davalı kuruluşun yetkisi ile yapıldığını, bu nedenle davanın davalıya yöneltilmesi hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığını, dava konusu kesintilerin yapılmaya başlanılmasından önce davalı kuruluş tarafından işsizlik sigortası fonunun kamusal fonksiyonu göz önüne alınarak muafiyet tanındığı da dikkate alındığında, uyuşmazlığın muhatabının davalı kuruluş olduğu ve fon işlemlerine ilişkin olarak muafiyet tanınması yönündeki kararın da davalı tarafından alınbileceği ve sürece dair tüm işlemlerin davalı tarafından tesis edildiğinin açık olduğunu, kesintilerin hiçbir şekilde kesinti yapılamayacağı kanun ile güvence altına alınmış olan fon hesaplarından yapıldığını ve yapılan kesintilerin davalının kasasına girdiğini, dolayısıyla muhatabın komisyon ve masraf kesintilerinin yapılmasını isteyen davalı olduğunu, uyuşmazlığın 4447 sayılı kanunun 53.
maddesine aykırılık teşkil eden davalı tarafından düzenlenen yönetmelikten kaynaklandığını, fondan hiçbir kesinti yapılmayacağına dair açık kanun hükmüne rağmen davalı kurumun mevzuatından kaynaklı olarak kesinti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu edilen kesintiler öncesinde fondan kesinti yapılmaması yönünde davalı kuruluşa başvurulduğunu ve davalının yönetim kurulu tarafından fon hesaplarından kesinti yapılmaması yönünde muafiyet tanındığını, davalı tarafından fona tanınan muafiyetin de bu davanın davalısının davalı kuruluş olması gerektiğinin en açık göstergesi olduğunu, zira muafiyet kararının banka için değil işsizlik sigortası fonu için alındığını, davalara davalı tarafından fon hesaplarına tanınan muafiyetin kaldırılmasının sebebiyet verdiğini, kaldı ki davalı tarafından fondan kesinti yapılmamasına yönelik bir karar alınmasına dahi gerek bulunmadığını, zira 4447 sayılı kanunun 53.
maddesi hükmü uyarınca fondan vergi hariç herhangi bir kesinti yapılamayacağını, davalının kamusal hizmet veren ... ve ... Bankası gibi kurumları ücret ödemeden muaf tutmasına rağmen, aynı nitelikte olan işsizlik sigortası fonundan kesinti yapmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacının dava dışı bankalar nezdindeki İşsizlik Fonu hesaplarından, davalının verdiği kaydileştirme ve saklama hizmetleri karşılığında kesilen masraf ve komisyonların iadesi istemine ilişkindir.Somut olayda; davacının dava dışı ... Bankası ve ... Bankası şubelerinde bulunan fon hesaplarından, davalı Merkezi Kayıt Kuruluşu'nun (MKK) vermiş olduğu saklama hizmeti kapsamında ilgili bankaca komisyon kesintiler yapıldığı, davacı tarafça söz konusu kesintilerin iadesi istemiyle davalı MKK aleyhine işbu davaların açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın husumet yokluğundan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti; davaya konu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder.
Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, davaya konu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise davaya konu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir.Bir davada aktif ve pasif husumet ehliyetinin varlığının resen gözetilmesi gerekmekte olup, sıfat bir itiraz olduğundan hakim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır.Sermaye Piyasası Kanununun 81.
maddesinde Merkezî Kayıt Kuruluşu; sermaye piyasası araçlarının kaydileştirilmesine ilişkin işlemleri gerçekleştirmek, kaydileştirilen bu araçları ve bunlara bağlı hakları, elektronik ortamda, üyeler ve hak sahipleri itibarıyla kayden izlemek, bu araçların merkezî saklamasını yapmak üzere kurulmuş, özel hukuk tüzel kişiliğini haiz anonim şirket olarak tanımlanmıştır. Merkezi Kayıt Kuruluşunun Kuruluş Faaliyet ve Çalışma Esasları Hakkındaki Yönetmeliğin 28. maddesinde; MKK’nın verdiği temel hizmetler kapsamında olan ve bu hizmetlerin tek sunucusu olmaktan kaynaklanan statüsüne dayalı olarak uyguladığı ücret ve komisyonlar ile bunların tahsil zaman ve şekillerinin yönetim kurulu tarafından belirlenerek SPK onayına sunulacağı, Kurulun MKK yönetim kurulu kararının, Kurul tarafından otuz gün içerisinde olumsuz görüş bildirilmediği takdirde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir.
Davalı MKK Yönetim Kurulunun 02.07.2012 tarihli toplantısında İşsizlik Sigortası Fonu hesaplarında kayden izlenen DİBS'ler nedeniyle ilgili üyelere verilecek hizmetlerden ücret alınmamasına karar verilmiş iken, davalının 15.02.2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacıya tanınan bu muafiyet kaldırılarak üyelere verilen hizmetlerin ücretlendirilmesinde İşsizlik Sigortası Fonu hesaplarının da dikkate alınarak mevcut tarifeye göre ücretlendirilmesine karar verildiği, buna istinaden davalı tarafından davacı kuruma tahakkuk ettirilen dava konusu saklama hizmet bedelinin DİBS hesaplarının bulunduğu dava dışı bankalar tarafından davacının hesaplarından kesilerek davalı MKK'nın hesaplarına gönderildiği anlaşılmaktadır.
Mevcut mevzuat hükümlerine göre davalının verdiği hizmetlerin ödeme yükümlüsü, MKK üyesi banka veya aracı kuruluşlarda yatırım hesabı bulunan yatırımcı müşteriler olup, mevcut işleyişte aracı kuruluş ve bankaların yükümlülüğü, müşteri bazında davalı MKK tarafından tahakkuk ettirilen saklama hizmet bedelini müşteri hesabından tahsil ederek MKK'ya göndermekten ibarettir. Nihayetinde yapılan kesintiler aracı kuruluş veya bankaların uhdesinde kalmayıp, davalı MKK'nın hesaplarına girmektedir. Bu nedenle dava konusu kesintilerden davalı sorumlu olup, mahkemece hizmetin aracı bankalar tarafından verildiği ve hizmet bedelinin de bankalar tarafından yansıtıldığı, bu nedenle davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Sermaye Piyasası Kanununun 81.
maddesi gereğince özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket vasfına haiz davalı Merkezi Kayıt Kuruluşunun (MKK) Kuruluş Faaliyet ve Çalışma Esasları Hakkındaki Yönetmeliğin 28. maddesinde; MKK’nın verdiği temel hizmetler kapsamında olan ve bu hizmetlerin tek sunucusu olmaktan kaynaklanan statüsüne dayalı olarak uyguladığı ücret ve komisyonlar ile bunların tahsil zaman ve şekillerinin yönetim kurulu tarafından belirlenerek SPK onayına sunulacağı, kurulun MKK yönetim kurulu kararının, Kurul tarafından otuz gün içerisinde olumsuz görüş bildirilmediği takdirde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davalı MKK yönetim kurulunun 02.07.2012 tarihli toplantısında işsizlik sigortası fonu hesaplarında kayden izlenen DİBS'ler nedeniyle ilgili üyelere verilecek hizmetlerden ücret alınmamasına karar verilmiş iken, davalının 15.02.2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacıya tanınan bu muafiyet kaldırılarak üyelere verilen hizmetlerin ücretlendirilmesinde işsizlik sigortası fonu hesaplarının da dikkate alınarak mevcut tarifeye göre ücretlendirilmesine karar verilmiş ve davalı tarafından düzenlenen tarife gereğince davacı kuruma tahakkuk ettirilen dava konusu saklama hizmet bedeller, DİBS hesaplarının bulunduğu dava dışı bankalar tarafından davacının hesaplarından kesilerek davalı MKK'ya ödenmiştir.
İlgili yönetmelik gereğince davalı tarafından düzenlenen ücret tarifeleri, SPK'nın onayı ile yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla davalı tarafından verilen hizmet karşılığında hizmet bedeli tahakkuk ve tahsil edilmesinde ilgili mevzuat hükümlerine bir aykırılık yoktur. 4447 sayılı kanunun 53/4 maddesinde, fon bütçe kapsamı dışında olup, gelirlerinden vergi kesintileri hariç hiç bir şekilde kesinti yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak söz konusu düzenleme kamu alacaklarına yönelik olup, özel hukuka tabi gerçek ve tüzel kişilerin alacaklarının bu kapsamda değerlendirilemeyeceği açıktır. Davalı da özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olup, vermiş olduğu hizmet bedelinin bu hüküm kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle asıl ve birleşen davanın sübut bulmadığından reddi gerekirken, mahkemece tarafı sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; asıl ve birleşen davanın esastan reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle taraf sıfatı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden karar verilerek "asıl ve birleşen davanın sübut bulmadığından reddine" karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/827 Esas - 2023/763 Karar sayılı 07/12/2023 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Asıl ve birleşen davanın sübut bulmadığından reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; Asıl davada; "Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Birleşen davada; "Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.
maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/32831 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi