Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3360 E. 2017/1752 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aldatma kastı↗ ifa imkansızlığı↗ aldatma (hile)↗ bilirkişi ücreti↗ sözleşmenin iptali↗ kar payı↗ illiyet bağı↗ hile↗ rehin↗ hisse senedi↗ hisse devri↗ ifa↗ garantörlük↗ taraf ehliyeti↗ ortaklık ilişkisi↗ bilirkişi incelemesi↗ haksız fiil↗ kâr payı↗ geçersizlik↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme ehliyeti, hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, ifa imkansızlığının bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır (Prof Dr. Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50). 818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre hile, diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir. Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklanan zorunluluğu bulunmadığı halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır. Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi yapmayacağı bilinç ve düşüncesinde olmalıdır. Aldatma kastında, kişiyi gerçek dışı eylem ve davranışlarda bulunmak suretiyle sözleşme yapmaya ikna etme düşüncesi vardır. Bir başka ifadeyle, sözleşmenin yapılması ile aldatma eylemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Hileye uğrayan kişinin iradesi sakatlanmıştır. Bu nedenle sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade yükümlülüğü doğacaktır.
Somut olayda davacı vekili, istenildiği her an iade edileceği, yüksek faiz verileceği garantileriyle müvekkilinden belge karşılığında para tahsil edildiğini, müvekkilinin ortak olmadığını, davalı şirketlerin ikincil kayıtlar tuttuğunu ileri sürmüş, davalılar vekili ise davacının ... A.Ş'nin ortağı olduğunu ve bu şirkete ilişkin elinde hisse senetleri bulunduğunu, TTK'nın 329. maddesine göre, şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi rehin olarak da kabul edemeyeceğini savunmuştur.
Dairemizden geçen emsal dosyalardan davalı ... bünyesindeki şirketlerin birleşmesi ve kayda alınması amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu'na kendilerinin verdikleri 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılarda ortak olunan şirkete verilen sermaye katılım bedelleri ile kişiler arasındaki hisse değişimine ilişkin ödeme ve tahsilatlara dair bir takım listeler eklenmiştir. Her ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası hisse devri sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ya sunulan sözkonusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14.09.2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından kayda alındığı, hava yoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09.05.1999 tarihli tutanakta ... Havalimanı Dış Hatlar Geliş kapısında yapılan kontrolde ...'a ait çanta içinde TL, DM cinsi yüksek miktarda para ile altın bilezik gibi emtianın tespit edildiği, ...'un imzalı ifadesinde, ... şirketinin Almanya'daki temsilcisinin hisse senetlerini sattıktan sonra paraları ve altınları Türkiye'deki ... şirketine götürmesi amacıyla kendisine teslim ettiğini ifade etmiş olması karşısında davalı şirket ve aynı holding bümyesindeki şirketlerce ikincil kayıtlar tutulduğunun kabulü gerektiği, yine pek çok dosyaya sunulan davalı ... imzalı mektupta ortaklıktan ayrılmak isteyenlerin üç ay önce bildirmeleri halinde paralarını alabileceklerinin belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, ... Grubu şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kar payı ile birlikte iade edileceği taahüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, böylelikle davalıların haksız fiilde bulundukları anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yukarıda bahsi geçen SPK yazıları ekindeki listeler getirtilmeden henüz bilirkişi incelemesi için hazır olmayan dosya yönünden bilirkişi ücreti yatırılmadığı, davacının tüm davalılar yönünden iddialarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, davalı şirketlerce SPK'ya yazılan 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar ve ekindeki listeler bir bütün halinde incelenerek, bu listelere göre davacıdan tahsilat yapılıp yapımadığı, davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda gerekirse bilirkişi raporu alınarak ortaya çıkacak sonuca göre davalıların hukuki durumları hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde görülmekle Dairemizin onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4519 E. 2016/5682 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · bilirkişi ücreti · sözleşmenin iptali · kar payı · illiyet bağı · hile · hisse devri · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaAncak, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır (Prof Dr.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Hile nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» sayılabilmesi için kişide «aldatma kastının» bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının iddialarının araştırılması için bilirkişi raporu alınması gerektiği, davacı tarafça verilen «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücreti» yatırılmadığı, davacının tüm davalılar yönünden iddialarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50) 818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin süre · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının iddialarının araştırılması için bilirkişi raporu alınması gerektiği, davacı tarafça verilen «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücreti» yatırılmadığı, davacının tüm davalılar yönünden iddialarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4889 E. 2016/5671 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · kar payı · illiyet bağı · hile · hisse senedi · hisse devri · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaAncak, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır (Prof Dr.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Hile nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» sayılabilmesi için kişide «aldatma kastının» bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «dolandırıcılık» eyleminin davacı tarafından ispat edilemediği, davacı tarafından ortaklık durum belgesi ile bedeli ödemesi borç ve kredi olmayıp borsada işlem görmeyen bir şirketin hisse senetlerininin satın alma yoluyla görünüşte ortaklığa katılma işlemi olduğu, ortaklık durum belgesinin de hisse bedeli karşılığı olduğunu gösterdiği, halen davacının şirkete ortak olduğu, SPK'dan «hisse senedi» çıkarılma izni alınmamasının nedensiz zenginleşme sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50) 818 Sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:derdestlik · dolandırıcılık
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «dolandırıcılık» eyleminin davacı tarafından ispat edilemediği, davacı tarafından ortaklık durum belgesi ile bedeli ödemesi borç ve kredi olmayıp borsada işlem görmeyen bir şirketin hisse senetlerininin satın alma yoluyla görünüşte ortaklığa katılma işlemi olduğu, ortaklık durum belgesinin de hisse bedeli karşılığı olduğunu gösterdiği, halen davacının şirkete ortak olduğu, SPK'dan «hisse senedi» çıkarılma izni alınmamasının nedensiz zenginleşme sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… ki listeler bir bütün halinde incelenerek, bu listelere göre davacıdan tahsilat yapılıp yapımadığı, davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, «derdestlik» itirazına konu dava dosyası da gözetilerek ortaya çıkacak sonuca göre davalılar hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davacının şirket ortağı olduğu gerekçesiyl …
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4886 E. 2016/5681 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · kar payı · illiyet bağı · hile · hisse senedi · hisse devri · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaAncak, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır (Prof Dr.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Hile nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» sayılabilmesi için kişide «aldatma kastının» bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «dolandırıcılık» eyleminin davacı tarafından ispat edilemediği, davacı tarafından ortaklık durum belgesi ile bedeli ödemesi borç ve kredi olmayıp borsada işlem görmeyen bir şirketin hisse senetlerininin satın alma yoluyla görünüşte ortaklığa katılma işlemi olduğu, ortaklık durum belgesinin de hisse bedeli karşılığı olduğunu gösterdiği, halen davacının şirkete ortak olduğu, SPK'dan «hisse senedi» çıkarılma izni almamasının nedensiz zenginleşme sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50) 818 Sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolandırıcılık
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «dolandırıcılık» eyleminin davacı tarafından ispat edilemediği, davacı tarafından ortaklık durum belgesi ile bedeli ödemesi borç ve kredi olmayıp borsada işlem görmeyen bir şirketin hisse senetlerininin satın alma yoluyla görünüşte ortaklığa katılma işlemi olduğu, ortaklık durum belgesinin de hisse bedeli karşılığı olduğunu gösterdiği, halen davacının şirkete ortak olduğu, SPK'dan «hisse senedi» çıkarılma izni almamasının nedensiz zenginleşme sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4884 E. 2016/5672 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · kar payı · illiyet bağı · hile · hisse senedi · hisse devri · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaAncak, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır (Prof Dr.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Hile nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» sayılabilmesi için kişide «aldatma kastının» bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «dolandırıcılık» eyleminin davacı tarafından ispat edilemediği, davacı tarafından ortaklık durum belgesi ile bedeli ödemesi borç ve kredi olmayıp borsada işlem görmeyen bir şirketin hisse senetlerininin satın alma yoluyla görünüşte ortaklığa katılma işlemi olduğu, ortaklık durum belgesinin de hisse bedeli karşılığı olduğunu gösterdiği, halen davacının şirkete ortak olduğu, SPK'dan «hisse senedi» çıkarılma izni almamasının nedensiz zenginleşme sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50) 818 Sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolandırıcılık
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «dolandırıcılık» eyleminin davacı tarafından ispat edilemediği, davacı tarafından ortaklık durum belgesi ile bedeli ödemesi borç ve kredi olmayıp borsada işlem görmeyen bir şirketin hisse senetlerininin satın alma yoluyla görünüşte ortaklığa katılma işlemi olduğu, ortaklık durum belgesinin de hisse bedeli karşılığı olduğunu gösterdiği, halen davacının şirkete ortak olduğu, SPK'dan «hisse senedi» çıkarılma izni almamasının nedensiz zenginleşme sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9441 E. 2016/8205 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · bilirkişi ücreti · sözleşmenin iptali · kar payı · illiyet bağı · hile · hisse devri · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaAncak, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır (Prof Dr.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Hile nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» sayılabilmesi için kişide «aldatma kastının» bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretini» yatırmamakla «bilirkişi incelemesinden» vazgeçtiği, bilirkişi incelemesi yapılmadan da davacının talepleri konusunda bir hüküm kurmanın mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. ...
Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50) 818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin süre · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretini» yatırmamakla «bilirkişi incelemesinden» vazgeçtiği, bilirkişi incelemesi yapılmadan da davacının talepleri konusunda bir hüküm kurmanın mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9445 E. 2016/8172 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · bilirkişi ücreti · sözleşmenin iptali · kar payı · illiyet bağı · hile · hisse devri · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaAncak, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır (Prof Dr.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Hile nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» sayılabilmesi için kişide «aldatma kastının» bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacının iddialarının araştırılması için «bilirkişi incelemesi» yapılması gerektiği ancak davacı tarafça verilen «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. ...
Hükümler, 2. baskı, sayfa 50) 818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin süre · taahhütname · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacının iddialarının araştırılması için «bilirkişi incelemesi» yapılması gerektiği ancak davacı tarafça verilen «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… e oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş «kar payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, böylelikle davalıların «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1517 E. 2017/5258 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · kar payı · illiyet bağı · hile · hisse senedi · hisse devri
İncelediğiniz karardaAncak, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır (Prof Dr.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Hile nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» sayılabilmesi için kişide «aldatma kastının» bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda 6762 Sayılı TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, tüm bu hususların yanında davacının daval …
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50) 818 Sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hamil · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerin ortağı bulunduğu, hisse senetlerinin «hamiline» «hisse senedi» oldukları ve bu senetlerin doğrudan davalı şirketten değil üçüncü kişilerden alındığı, davacının ortaklığının devren iktisap yoluyla kurulduğu, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı, bu durumda 6762 Sayılı TTK'nın 329. ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortağı olan davacının, hisse senetlerinin davalı şirket tarafından alınarak hisse bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceği, tüm bu hususların yanında davacının daval …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1182 E. 2019/719 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · bilirkişi ücreti · sözleşmenin iptali · kar payı · illiyet bağı · hile · hisse devri
İncelediğiniz karardaAncak, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır (Prof Dr.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Hile nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» sayılabilmesi için kişide «aldatma kastının» bulunması gerekir.
Benzer bu karardaA.Ş'de davacının ortak olduğunun davalı tarafından kabul edildiği, aksinin davacı tarafça kanıtlanamadığı, «anonim şirketlerde» ortakların paylarını devrederek ortaklıktan ayrılabilecekleri, şirketlerin kendi hisselerini almasının ...'nın 329 ve 405. maddelerinde yasaklandığı, davacının aradan on yıl geçtikten sonra ortak olmadığı ve «dolandırıldığı» iddiasında bulunmasının MK'nın .... maddesi gereğince objektif iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, davacının diğer davalı ...ye para verdiğini ve ortak olduğunu kanıtlayamadığı, davacının iddialarının kanıtlanmasının ancak davalı şirketler «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması ve rapor alınmasıyla mümkün olacağı, davacıya verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmaması sebebiyle «bilirkişi inceleme» talebinden vazgeçmiş sayıldığı, iddiaları doğrular belge ve delillerin de dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, .... baskı, sayfa 50) 818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin süre · dolandırıcılık · anonim şirket · taahhütname · kesin hüküm · e-defter
Benzer bu karardaA.Ş'de davacının ortak olduğunun davalı tarafından kabul edildiği, aksinin davacı tarafça kanıtlanamadığı, «anonim şirketlerde» ortakların paylarını devrederek ortaklıktan ayrılabilecekleri, şirketlerin kendi hisselerini almasının ...'nın 329 ve 405. maddelerinde yasaklandığı, davacının aradan on yıl geçtikten sonra ortak olmadığı ve «dolandırıldığı» iddiasında bulunmasının MK'nın .... maddesi gereğince objektif iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, davacının diğer davalı ...ye para verdiğini ve ortak olduğunu kanıtlayamadığı, davacının iddialarının kanıtlanmasının ancak davalı şirketler «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması ve rapor alınmasıyla mümkün olacağı, davacıya verilen «kesin süre» içinde «bilirkişi ücretinin» yatırılmaması sebebiyle «bilirkişi inceleme» talebinden vazgeçmiş sayıldığı, iddiaları doğrular belge ve delillerin de dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… e oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş «kar payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, böylelikle davalıların «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/3360 E. , 2017/1752 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/12/2012 gün ve 2012/323-2012/143 sayılı kararı onayan Daire’nin 18/11/2014 gün ve 2014/7798-2014/17849 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin de içinde bulunduğu ... Grubu tarafından ... başta olmak üzere bir çok ülkede yüksek faiz garantisi ve paraların her istendiği an geri çekilebileceği sözü verilerek bir banka gibi binlerce Türk vatandaşından cami, kahvehane gibi yerlerde mevduat toplandığını, müvekkilinin de davalı şirkete bu nedenle para yatırdığını ileri sürerek, 28.02.2000 tarih itibarı ile kendisine 31.300 DM (17.000 Euro) olduğu bildirilen 27.200,00 YTL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Ş. ve ... vekili, davacının müvekkillerinden ... A.Ş'nin ortağı olduğunu ve bu şirkete ilişkin elinde hisse senetleri bulunduğunu, TTK'nın 329. maddesine göre, şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi rehin olarak da kabul edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı yanıt vermemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme ehliyeti, hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, ifa imkansızlığının bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır (Prof Dr. Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50). 818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre hile, diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir.
Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklanan zorunluluğu bulunmadığı halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır. Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi yapmayacağı bilinç ve düşüncesinde olmalıdır. Aldatma kastında, kişiyi gerçek dışı eylem ve davranışlarda bulunmak suretiyle sözleşme yapmaya ikna etme düşüncesi vardır. Bir başka ifadeyle, sözleşmenin yapılması ile aldatma eylemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Hileye uğrayan kişinin iradesi sakatlanmıştır. Bu nedenle sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade yükümlülüğü doğacaktır.
Somut olayda davacı vekili, istenildiği her an iade edileceği, yüksek faiz verileceği garantileriyle müvekkilinden belge karşılığında para tahsil edildiğini, müvekkilinin ortak olmadığını, davalı şirketlerin ikincil kayıtlar tuttuğunu ileri sürmüş, davalılar vekili ise davacının ... A.Ş'nin ortağı olduğunu ve bu şirkete ilişkin elinde hisse senetleri bulunduğunu, TTK'nın 329. maddesine göre, şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi rehin olarak da kabul edemeyeceğini savunmuştur.
Dairemizden geçen emsal dosyalardan davalı ... bünyesindeki şirketlerin birleşmesi ve kayda alınması amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu'na kendilerinin verdikleri 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılarda ortak olunan şirkete verilen sermaye katılım bedelleri ile kişiler arasındaki hisse değişimine ilişkin ödeme ve tahsilatlara dair bir takım listeler eklenmiştir. Her ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası hisse devri sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ya sunulan sözkonusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14.09.2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından kayda alındığı, hava yoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09.05.1999 tarihli tutanakta ...
Havalimanı Dış Hatlar Geliş kapısında yapılan kontrolde ...'a ait çanta içinde TL, DM cinsi yüksek miktarda para ile altın bilezik gibi emtianın tespit edildiği, ...'un imzalı ifadesinde, ... şirketinin Almanya'daki temsilcisinin hisse senetlerini sattıktan sonra paraları ve altınları Türkiye'deki ... şirketine götürmesi amacıyla kendisine teslim ettiğini ifade etmiş olması karşısında davalı şirket ve aynı holding bümyesindeki şirketlerce ikincil kayıtlar tutulduğunun kabulü gerektiği, yine pek çok dosyaya sunulan davalı ... imzalı mektupta ortaklıktan ayrılmak isteyenlerin üç ay önce bildirmeleri halinde paralarını alabileceklerinin belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, ... Grubu şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kar payı ile birlikte iade edileceği taahüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, böylelikle davalıların haksız fiilde bulundukları anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yukarıda bahsi geçen SPK yazıları ekindeki listeler getirtilmeden henüz bilirkişi incelemesi için hazır olmayan dosya yönünden bilirkişi ücreti yatırılmadığı, davacının tüm davalılar yönünden iddialarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, davalı şirketlerce SPK'ya yazılan 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar ve ekindeki listeler bir bütün halinde incelenerek, bu listelere göre davacıdan tahsilat yapılıp yapımadığı, davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda gerekirse bilirkişi raporu alınarak ortaya çıkacak sonuca göre davalıların hukuki durumları hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde görülmekle Dairemizin onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 18.11.2014 tarih, 2014/7798 Esas-2014/17849 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 23/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/323638200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz