6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rekabet yasağı sözleşmesinde cezai şart ve tenkis

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1217 E. 2025/434 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

rekabet yasağı sözleşmesi

Gerekçe özeti

İşçi ile işveren arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesinde cezai şart, iş sözleşmesinden farklı bir hukuki temele (TBK 444 vd.) dayandığından karşılıklılık şartına bağlı değildir; işçinin, işyerinde üretim sırlarına veya müşteri çevresine vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış olması ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içinde benzer/rakip faaliyet gösteren bir işyerinde aynı nitelikte iş yapmaya başlaması halinde, işverene önemli zarar verme ihtimalinin varlığı cezai şart talebi için yeterlidir; somut zararın ispatı gerekmez. Ancak talep edilen cezai şart miktarı tarafların ekonomik durumu, kusur derecesi ve borca aykırılığın ağırlığı gözetilerek TBK 182/3 uyarınca hakim tarafından re'sen tenkis edilebilir; tenkis edilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi işlem yapılıp karşı taraf yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir.

Ele alınan sorunlar

Rekabet yasağı kaydında karşılıklılık şartı (TBK 420) → ret

İddia: Davalı vekili, TBK'nın 420/1. maddesi gereğince hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğunu, sözleşmenin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Somut olayda davacı hizmet sözleşmesine değil, TBK'nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine/şartına dayalı olarak talepte bulunmaktadır. İş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir. Bu görüş yargı uygulamasında genel olarak kabul görmüştür. Cezai şart hükmünün karşılıklı olması gerekmediğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği ve ihlali (faaliyet alanı benzerliği) → ret

İddia: Davalı vekili, müvekkilinin çalıştığı yeni şirketin davacı ile aynı/benzer sektörde faaliyet göstermediğini, üretim bilgilerine veya müşteri portföyüne sahip olmadığını, somut bir zarar oluşmadıkça cezai şart talep edilemeyeceğini, rekabet yasağı ihlalinin gerçekleşmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK'nın 444 ve devamı maddeleri uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından haklı nedenle veya işçi tarafından haksız olarak fesih yapılmış olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış olması ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içinde rakip işyerinde çalışmaya başlaması, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir; işverenin somut bir zarara uğraması gerekmez. Sözleşmenin 4.c maddesinde süre ve coğrafi alan sınırlaması bulunduğundan işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürüldüğünden söz edilemez ve cezai şart hükmü geçerlidir. Davalının iş sözleşmesinin işten çıkarılma baskısı altında imzalatıldığı iddiası delille ispat edilmemiştir. Tanık beyanları ve dosya kapsamından davalının davacı işyerinde kalite kontrol sorumlusu olarak çalıştığı, üretim sırlarına vakıf olduğu, ayrıldıktan sonra yeni işyerinde de aynı görevle çalışmaya devam ettiği tespit edilmiştir. Bu durumda önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması davacıya önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, bu ihtimalin varlığı cezai şart talebi için yeterlidir. Her iki şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre boya üretim ve pazarlaması ile tekstil makineleri üretim ve ticareti gibi benzer/ortak alanlarda faaliyet gösterdiği görülmüştür. Davalı vekilinin faaliyet alanlarının aynı/benzer olmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cezai şarttan TBK 182/3 uyarınca tenkis oranının uygunluğu → ret

İddia: Davacı vekili, mahkemece yapılan %70 oranındaki tenkisin cezai şartın amacını ve caydırıcılığını ortadan kaldırdığını, hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti, borcunu yerine getirmemesi nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak hak, adalet ve nesafet kurallarına göre tayin edilmelidir. Somut olayda işten ayrıldığında 5.838,51-TL brüt ücret alan davalının 10 aylık brüt ücretine tekabül eden cezai şart isteği fahiştir. Bu nedenle mahkemece talep edilen cezai şarttan %70 oranında tenkis yapılması somut olayın özelliklerine göre hakkaniyete uygun bulunmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tenkis edilen kısım için yargılama gideri ve vekalet ücreti → ret

İddia: Davalı vekili, mahkemece TBK'nın 182/son maddesi kapsamında cezai şarttan takdiri indirim yapıldığı halde davalı yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmede öngörülen cezai şarttan TBK'nın 182/3. maddesi hükmü doğrultusunda tenkis yapılması hakimin takdirine bağlı olup, tenkis nedeniyle reddedilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi yargılama giderine hükmedilmesi gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece reddedilen kısım bakımından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi yerindedir. Mahkemece hatalı olarak reddedilen kısım bakımından davalı lehine yargılama giderine hükmedilmişse de, bu husus davacı tarafça istinaf konusu edilmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda rekabet yasağı sözleşmesindeki cezai şartın karşılıklı olması gerekmediği ve işverenin somut zarara uğraması gerekmeyip zarar verme ihtimalinin yeterli olduğu yönündeki tespitler ile tenkis edilen kısım için yargılama gideri/vekalet ücreti uygulamasına ilişkin holding, benzer rekabet yasağı davaları için emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı sözleşmesi cezai şart tenkis (TBK 182/3) genel işlem koşulu üretim sırları müşteri çevresi işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmesi

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 444TBK 444/2TBK 445/lTBK 182/3TBK 420/1 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 362(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/1217

KARAR NO 2025/434

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/05/2024

NUMARASI 2023/605 Esas 2024/546 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalının müvekkili şirkette 09/12/2011-14/02/2022 tarihleri arasında kimya teknikeri ve kalite kontrol şefi olarak çalıştığını, davalı ile müvekkili şirket arasında imzalanan iş sözleşmesinin 4. maddesi ile davalının sözleşmenin sona ermesinden itibaren 24 ay süresince İstanbul ili sınırları içinde geçerli olmak üzere ve müvekkili şirketin ana faaliyet alanında faaliyet gösteren bir firmada çalışamayacağının, aksi halde 10 aylık brüt ücret tutarında cezai şart ödeyeceğinin düzenlendiğini, TBK'nın 444. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı şartlarının davalı yönünden gerçekleştiğini, 14/02/2022 tarihinde müvekkili şirketten ayrılarak müvekkili şirketle aynı faaliyet konusunda iştigal eden ve müvekkili şirketin rakibi olan ...San.

ve Dış Tic. Anonim şirketinde çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin faaliyet konusunun, emprime baskı boyası ve baskı atölyesi makineleri üretimi olup, davalının çalıştığı firmanın da faaliyet konusunun aynı olduğunu,davalının, müvekkilinin pek çok ticari sırrına vakıf olarak eski işvereni olan müvekkilinin yanında çalıştığı dönem içinde müvekkilinin iş ve müşteri çevresi, üretim sırları, büyüme ve pazarlama stratejileri ve benzeri hususlarda detaylı bilgi sahibi olduğunu belirterek, 10 aylık brüt tutarında olan 58.385,10-TL cezai şartın yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin davacı şirkette kimya teknikeri olarak işe başladığını, bilahare kalite kontrol şefi olarak çalışmaya devam ettiğini ve bu görevdeyken de işten ayrıldığını, davacı şirketin kimyasal boya yapan bir şirket olduğunu, ancak müvekkili görevi itibariyle üretim yapmadığından, üretim bilgilerine ya da müşteri portföyü gibi hiç bir bilgiye sahip olmadığını, ancak davacının haksız tutumu sebebiyle tedirginliğe düştüğünden, daha önce işe girdiği ... Tekstil firmasındaki görevinden ayrılarak kimya sektöründe iş yapmayan başka bir şirkette işe girmek zorunda kaldığını ve halen bu firmada kalite kontrol işi yaptığını, müvekkilinin davacı şirkette yaptığı iş ile halen çalıştığı şirkette yaptığı işin aynı olmadığını, her kalite kontrol işinin aynı ürünlerin kontrol edildiği anlamına gelmeyeceğini, sektörün aynı olmasının dahi kontrol edilen ürünlerin aynı olduğunu göstermediğini, müvekkilinin halen çalıştığı ...

firmasının kağıt ticareti yapan bir firma olduğunu, davacı gibi kimyasal üretim yapmadığını, bu durumda müvekkilinin aynı sektörde bir firmada çalıştığından söz etmenin mümkün olmadığını, TBKnın 420/1 maddesindeki emredici hüküm gereğince davaya konu iş sözleşmesindeki ceza koşulunun geçersiz olduğunu, iş sözleşmesinin 4. maddesi genel işlem koşulu niteliğinde olup geçersiz olduğunu, sözleşme hükmünün çalışma hürriyetine aykırı olduğunu, soyut şekilde düzenlenen rekabet yasağı kapsamında somut zarar oluşmadıkça cezai şart talep edilemeyeceğini, işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülemeyeceğini, davacının zararını ispatla yükümlü olduğunu, talep edilen cezai şartın fahiş olup olmadığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 4. maddesi uyarınca; davalının, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra 24 ay boyunca İstanbul ili sınırları içerisinde davacı şirketin ana faaliyet alanı veya aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir firmada çalışamayacağının, aksi halde 10 aylık brüt ücretin toplamı tutarında cezai şartı ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ile davalının sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren 24 ay süre ile rekabet etmeme yükümlülüğü altına girdiği, sürenin TBK'nın 445/l maddesinde düzenlenen üst sınırı aşmadığı, davalının 09.12.2011 tarihinde davacı şirkette kimyager olarak işe başladığı, 14.02.2022 tarihinde kalite kontrolcü olarak işten ayrıldığı, davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra 03.03.2022 tarihinde kalite kontrol sorumlusu meslek koduyla dava dışı ...

adlı benzer meslek kolunda faaliyet gösteren işyerinde çalışmaya başladığı, dolayısıyla davalının süre yönünden rekabet yasağı kaydına aykırı davrandığı, her iki şirketin adresinin İstanbul olduğu, her ne kadar davalının davacı şirkette çalışmakta olduğu dönemde meslek kodu ilk olarak kimyager, sonrasında ise kalite kontrolcü olarak belirtilmiş ise de, kalite kontrol işinin yapılabilmesi için de kimya bilgilerine vakıf olması gerektiği dikkate alınarak, davalının davacı şirkette ve ... şirketinde aynı meslek kodu ile çalıştığının kabul edildiği, bu kapsamda taraflar arasında akdedilen sözleşmenin rekabet yasağını düzenleyen 2. maddesinin geçerli olduğu, davalının çalışmaya başladığı firmada üstlendiği görev dikkate alındığında, taraflar arasında akdedilen ve rekabet yasağının düzenleyen sözleşmenin 4.

maddesinin ihlal edildiği sonucuna varıldığı, TBK'nın 182/son maddesi uyarınca, fahiş ceza koşulunun tenkisi gerektiği, somut olayda tarafların sözleşmede kararlaştırdıkları ceza koşulunun miktarı, sözleşmenin sona eriş şekli, davalının eylemleri, davalının çalışma süresi ve çalışması sırasında elde ettiği gelir durumu dikkate alındığında, 10 aylık brüt ücretin toplamı tutarında cezai şart talebinin hakkaniyete uygun olmadığı, buna göre cezai şarttan takdiren %70 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 17.515,53-TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

1-Davacı vekili; mahkemece yapılan tenkisin, cezai şartın amacını ortadan kaldırdığı, hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkeme tarafından yapılan indirim sonucunda, enflasyon oranları da dikkate alındığında cezai şartın sadece bir aylık asgari ücret tutarında kaldığını, bu miktarın davacının gelirinin yaklaşık 1/4'üne yakın olduğunu, bu koşullar altında yapılan tenkisin, cezai şartın caydırıcılığını ortadan kaldırdığını ve hakkaniyet dengesini zedelediğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili;TBK'nın 420/1. maddesi hükmü gereğince iş sözleşmesindeki ceza koşulunun geçersiz olduğunu, zira sözleşmenin 4. maddesi hükmünün sadece işveren lehine düzenlendiğini, söz konusu hüküm genel işlem koşulu niteliğinde olup, bu nedenle ceza koşulunun geçersiz olduğunu, müvekkilinin çalıştığı şirketin davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermediğini, davacı şirketin tekstil kimyasalları üretim ve satışı alanında, müvekkilinin çalıştığı ... Makine şirketinin ise ham kağıt, hassas kağıt, ambalaj kağıdı üretim ve satışı alanında çalıştığını,her iki şirketin aynı sektörde faaliyet gösterdiklerinin kabulünün hatalı olduğunu, müvekkilinin davacı şirkette kimya teknikeri olarak işe başladığını ve kalite kontrol şefi olarak çalışmaya devam ettiğini, davacı şirketin kimyasal boya ürettiğini, ancak müvekkili görevi itibariyle üretim yapmadığından, üretim bilgilerine ya da müşteri portföyü bilgisine sahip olmadığını, kimya sektöründe faaliyet göstermeyen ...

firmasında işe girdiğini, kalite kontrol işinin aynı ürünlerin kontrol edildiği anlamına gelmeyeceğini, sektörün aynı olmasının dahi kalitesi kontrol edilen ürünlerin aynı olduğunu tek başına göstermeyeceğini, müvekkilinin halen çalıştığı ... firmasının kağıt ticareti yapan bir firma olduğunu, davacı gibi kimyasal üretim yapmadığını, bu durumda müvekkilinin aynı sektörde bir firmada çalıştığından da söz edilemeyeceğini, bu sebeple de rekabet yasağı ihlalinin gerçekleşmediğini, somut bir zarar oluşmadıkça cezai şart talep edilemeyeceğini, rekabet yasağı ihlalinin gerçekleştiğinden söz edilebilmesi için, ortada işverenin korunmaya değer bir menfaatinin olması gerektiğini, müvekkilinin bu çalışması nedeniyle rekabet yasağının ihlal edildiği ve davacının zarara uğradığı hususunun somut delille ispat edilmediğini, rekabet yasağı hükmünün süre ve alan olarak çalışma hürriyetine aykırı olduğunu, ayrıca mahkemece TBK nın 182/son maddesi kapsamında cezai şarttan takdiri indirim yapıldığı gerekçesiyle, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir.

Yani rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir. Somut olayda; davalının 09.12.2011 tarihinden itibaren davacı şirkette çalışmaya başladığı ve kalite kontrol şefi olarak çalışmaya devam ettiği, taraflarca akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinin 4.c maddesinde; personelin, işveren ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir firmada, rakip firmada veya şirketin faaliyet konusunu oluşturan alanlarda faaliyet gösteren bir firmada iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 24 ay süreyle İstanbul bölge sınırları içerisinde çalışamayacağı, 4.e maddesinde ise, yukarıdaki hükme aykırılık halinde personelin işverene 10 aylık brüt ücreti tutarında cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, hükümdeki süre ve coğrafi alan sınırlaması nedeniyle, işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmesinden söz edilmesi mümkün olmayıp cezai şart hükmünün geçerli olduğu, davalının 04.02.2022 tarihinde kendi isteğiyle davacı iş yerinden ayrılarak, 2 yıllık süre içerisinde olmak üzere 13.08.2022 tarihinde davacı ile aynı konularda faaliyet gösteren ...

Makine firmasında yine kalite kontrol sorumlusu olarak çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça iş sözleşmesinin işten çıkarılma baskısı altında imzalatıldığı ileri sürülmüşse de bu hususta delil ibraz edilmemiştir. Davalı vekilince, TBK’nın 420. maddesi gereğince hizmet sözleşmelerinde taraflardan sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu hükmünün geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Ancak somut olayda davacı hizmet sözleşmesine değil, TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine/şartına dayalı olarak talepte bulunmaktadır. İş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir (Yargıtay 11.HD'nin 2019/4833 Esas-2020/3179 Karar sayılı, 24.06.2020 tarihli ilamı).

Yargı uygulamasında bu görüş genel olarak kabul görmüştür. Cezai şart hükmünün karşılıklı olması gerekmediğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. TBK'nın 444/2. maddesi gereğince; rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Tanık beyanları ve dosya kapsamından; davalının, davacının iş yerinde kalite kontrol sorumlusu olarak çalıştığı, bu nedenle davacı şirketin üretim sırlarına vakıf olduğu, davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra yeni işyerinde de kalite kontrol sorumlusu olarak çalışmakta olduğu tespit edilmiştir.

Davalı, davacı işyerinde şirketin iş ve üretim sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra da dava dışı şirkette aynı işi yapmaya devam etmiştir. Bu durumda davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı da cezai şart talebi için yeterlidir. Her iki şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre boya üretim ve pazarlaması ile tekstil makineleri üretim ve ticareti gibi benzer/ortak alanlarda faaliyet gösterdiği görülmektedir.Davalı vekilinin her iki şirketin faaliyet alanının aynı/benzer olmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Ancak TBK'nın 182/3.

fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarı belirlenirken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda somut olayda işten ayrıldığında 5.838,51-TL brüt ücret alan davalının 10 aylık brüt ücretine tekabül eden cezai şart isteği fahiştir. Bu nedenle mahkemece talep edilen cezai şarttan %70 oranında tenkis yapılması somut olayın özelliklerine göre hakkaniyete uygun bulunmuştur.

Diğer yandan sözleşmede öngörülen cezai şarttan mahkemece TBK'nın 182/3. maddesi hükmü doğrultusunda tenkis yapılması hakimin takdirine bağlı olup, tenkis nedeniyle reddedilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi yargılama giderine hükmedilmesi gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece reddedilen kısım bakımından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi yerindedir. Mahkemece hatalı olarak reddedilen kısım bakımından davalı lehine yargılama giderine hükmedilmişse de, bu husus davacı tarafça istinaf konusu edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile kalan 187,8‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalıdan alınması gereken 1.196,49-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile kalan 768,89‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/03/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/32313 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.