Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/733 E. 2017/1100 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısmi ödeme↗ kefalet limiti↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ mahsup↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ havale↗ kredi sözleşmesi↗ çek↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; asıl borçlu ...'ın dava tarihi itibariyle 10.785,00 TL borçlu olduğu ve en son tahsilat tarihi olan 13.10.2000 tarihi itibariyle 6.651,01 TL borcunun kaldığı, kefil ...'ın dava tarihi itibariyle 5.281,70 TL borçlu olduğu ve en son tahsilat tarihi olan 13.10.2000 tarihi itibariyle 351,51 TL borcunun kaldığı, kefil ...'in dava tarihi itibariyle 4.923,25 TL borçlu olduğu ve en son tahsilat tarihi olan 13.10.2000 tarihi itibariyle borcunun kalmadığı, asıl borçlu ... ve kefil ... için ise 13.10.2000 tarihinden itibaren belirtilen borç tutarlarına % 135 oranında faiz istenebileceği gerekçesiyle 6.651,01 TL’nin 13.10.2000 tarihinden itibaren %135 temerrüt faizi ile davalı ...'dan tahsiline, 351,51 TL’nin 13.10.2000 tarihinden itibaren %135 temerrüt faizi ile davalı ...'dan tahsiline ve davalı ... açısından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... ve ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın asıl borçlu ve müteselsil kefillerden tahsiline ilişkindir. Dairemizin bozma ilamında, kredi borçlusunun borcun tamamından, müteselsil kefillerin ise kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin sonuçlarıyla sınırlı olmak üzere borçtan sorumlu oldukları, asıl borçlu ve kefillerin borç miktarının dava tarihi itibariyle ayrı ayrı belirlenip davadan sonra kefillerin kendilerinin sorumluluk miktarı kadar ödemede bulunmaları halinde, kendileri yönünden borcun sona ereceği, asıl borçlunun kısmi ödeme yapması halinde ise kefillerin sorumluluklarının önceden olduğu gibi devam edeceği ve yapılan kısmi ödemelerin ise öncelikle faiz alacağından mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak, mahkemece, bozma ilamına uyulmasına rağmen, asıl borçlu tarafından dava açıldıktan sonra yapılan ödemeler bozma ilamı doğrultusunda faiz alacağından düşülmüş ancak bu ödemeler kefillerin kefalet borcundan da düşülerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Oysa, dosya kapsamından, dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin asıl borçlu tarafından çek ile yapıldığı ve kefillerin dava konusu borç dolayısıyla ödeme yapmadıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, hükme esas alınan 11.07.2014 havale tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, dava tarihi itibariyle davalıların temerrüt tarihleri dikkate alınarak asıl borçlu ...’ın 6.651,01 TL’den, kefil ...’ın 5.281,70 TL’den, kefil ...’in ise 4.923,95 TL’den sorumlu olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kredi borçlusu tarafından yapılan kısmi ödemelerin kefil davalılarca yapılan ödeme gibi değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin vekalet ücretine temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/955 E. 2013/1851 K.
Ortak:kısmi ödeme · kefalet limiti · kefalet · mahsup · kefil · temerrüt faizi · kredi sözleşmesi · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaDairemizin bozma ilamında, kredi borçlusunun borcun tamamından, müteselsil kefillerin ise «kefalet limiti» ve kendi «temerrütlerinin» sonuçlarıyla sınırlı olmak üzere borçtan sorumlu oldukları, asıl borçlu ve kefillerin borç miktarının dava tarihi itibariyle ayrı ayrı belirlenip davadan sonra kefillerin kendilerinin sorumluluk miktarı kadar ödemede bulunmaları halinde, kendileri yönünden borcun sona ereceği, asıl borçlunun «kısmi ödeme» yapması halinde ise kefillerin sorumluluklarının önceden olduğu gibi devam edeceği ve yapılan kısmi ödemelerin ise öncelikle faiz alacağından «mahsup» edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; asıl borçlu ...'ın dava tarihi itibariyle 10.785,00 TL borçlu olduğu ve en «son» tahsilat tarihi olan 13.10.2000 tarihi itibariyle 6.651,01 TL borcunun kaldığı, «kefil» ...'ın dava tarihi itibariyle 5.281,70 TL borçlu olduğu ve en son tahsilat tarihi olan 13.10.2000 tarihi itibariyle 351,51 TL borcunun kaldığı, kefil ...'in dava tarihi itibariyle 4.923,25 TL borçlu olduğu ve en son tahsilat tarihi olan 13.10.2000 tarihi itibariyle borcunun kalmadığı, asıl borçlu ... ve kefil ... için ise 13.10.2000 tarihinden itibaren belirtilen borç tutarlarına % 135 oranında faiz istenebileceği gerekçesiyle 6.651,01 TL’nin 13.10.2000 tarihinden itibaren %135 «temerrüt faizi» ile davalı ...'dan tahsiline, 351,51 TL’nin 13.10.2000 tarihinden itibaren %135 temerrüt faizi ile davalı ...'dan tahsiline ve davalı ... açısından davanın reddine …
Bu durumda, mahkemece, hükme esas alınan 11.07.2014 «havale» tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, dava tarihi itibariyle davalıların «temerrüt» tarihleri dikkate alınarak asıl borçlu ...’ın 6.651,01 TL’den, «kefil» ...’ın 5.281,70 TL’den, kefil ...’in ise 4.923,95 TL’den sorumlu olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kredi borçlusu tarafından yapılan kıs …
Benzer bu karardaMahkemece de benimsendiği üzere, kredi borçlusu, borcun tamamından, «müteselsil kefiller» ise «kefalet limiti» ve kendi «temerrütlerinin» sonuçlarıyla sınırlı olmak üzere borçtan sorumludurlar.
Bu itibarla, mahkemece, davanın niteliği gereği asıl borçlu ve «kefiller» yönünden borç miktarının dava tarihi itibariyle ayrı ayrı belirlenip davadan sonra kefillerin kendilerinin sorumluluk miktarı kadar ödemede bulunmaları halinde, kendileri yönünden borcun sona ereceği, borçlunun «kısmi ödeme» yapması halinde ise kefillerin sorumluluklarının önceden olduğu gibi devam edeceği ilke olarak kabul edilip, mülga BK'nun 84'ncü maddesinin aksine bir kabul ve uygulamanın bulunup bulunmadığı da araştırılmak suretiyle, raporu hükme esas alınan bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, davadan sonra yapılan ödemelerin öncelikle faiz alacağından «mahsup» edilmesine ilişkin genel kuralın aksine gerekçeleri gösterilmeden, ana para borcundan mahsup edilmesi ve kredi borçlusu tarafından yapılan kısmi ödemelerin kefil d …
… e davalı kefillerin herhangi bir borçlarının bulunmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 93,61 TL alacağın dava tarihinden itibaren %135 «temerrüt faizi» ve %5 BSMV’si ile birlikte tahsiline, davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefil
Benzer bu karardaMahkemece de benimsendiği üzere, kredi borçlusu, borcun tamamından, «müteselsil kefiller» ise «kefalet limiti» ve kendi «temerrütlerinin» sonuçlarıyla sınırlı olmak üzere borçtan sorumludurlar.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16408 E. 2013/20759 K.
Ortak:kefalet · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; asıl borçlu ...'ın dava tarihi itibariyle 10.785,00 TL borçlu olduğu ve en «son» tahsilat tarihi olan 13.10.2000 tarihi itibariyle 6.651,01 TL borcunun kaldığı, «kefil» ...'ın dava tarihi itibariyle 5.281,70 TL borçlu olduğu ve en son tahsilat tarihi olan 13.10.2000 tarihi itibariyle 351,51 TL borcunun kaldığı, kefil ...'in dava tarihi itibariyle 4.923,25 TL borçlu olduğu ve en son tahsilat tarihi olan 13.10.2000 tarihi itibariyle borcunun kalmadığı, asıl borçlu ... ve kefil ... için ise 13.10.2000 tarihinden itibaren belirtilen borç tutarlarına % 135 oranında faiz istenebileceği gerekçesiyle 6.651,01 TL’nin 13.10.2000 tarihinden itibaren %135 «temerrüt faizi» ile davalı ...'dan tahsiline, 351,51 TL’nin 13.10.2000 tarihinden itibaren %135 temerrüt faizi ile davalı ...'dan tahsiline ve davalı ... açısından davanın reddine …
2- Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklandığı iddia olunan alacağın asıl borçlu ve müteselsil kefillerden tahsiline ilişkindir.
Dairemizin bozma ilamında, kredi borçlusunun borcun tamamından, müteselsil kefillerin ise «kefalet limiti» ve kendi «temerrütlerinin» sonuçlarıyla sınırlı olmak üzere borçtan sorumlu oldukları, asıl borçlu ve kefillerin borç miktarının dava tarihi itibariyle ayrı ayrı belirlenip davadan sonra kefillerin kendilerinin sorumluluk miktarı kadar ödemede bulunmaları halinde, kendileri yönünden borcun sona ereceği, asıl borçlunun «kısmi ödeme» yapması halinde ise kefillerin sorumluluklarının önceden olduğu gibi devam edeceği ve yapılan kısmi ödemelerin ise öncelikle faiz alacağından «mahsup» edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · ipotek · ihtiyati haciz · haciz · teminat
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; ...'ın borca karşılık «ipotek» verdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12936 E. 2016/9113 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin ....651,30 EURO üzerinden devamına, alacak likit olmadığından «icra inkar tazminatı» talebinin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/733 E. , 2017/1100 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15/10/2014 tarih ve 2013/169-2014/418 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili bankanın ... Şubesi ile davalı ... arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi uyarınca davalı ...’ın 08.06.2000 tarihi itibariyle 9.753,00 TL borçlu olduğunu, diğer davalıların da kredi sözleşmesinin müşterek borçlu müteselsil kefili sıfatıyla borcun kefalet limiti olan 4.000,00 TL’den sorumlu olduklarını, keşide edilen 20.01.2000 tarihli ihtarnameye rağmen davalıların borçlarını ödemediklerini ileri sürerek, anılan meblağın akdi temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; asıl borçlu ...'ın dava tarihi itibariyle 10.785,00 TL borçlu olduğu ve en son tahsilat tarihi olan 13.10.2000 tarihi itibariyle 6.651,01 TL borcunun kaldığı, kefil ...'ın dava tarihi itibariyle 5.281,70 TL borçlu olduğu ve en son tahsilat tarihi olan 13.10.2000 tarihi itibariyle 351,51 TL borcunun kaldığı, kefil ...'in dava tarihi itibariyle 4.923,25 TL borçlu olduğu ve en son tahsilat tarihi olan 13.10.2000 tarihi itibariyle borcunun kalmadığı, asıl borçlu ... ve kefil ... için ise 13.10.2000 tarihinden itibaren belirtilen borç tutarlarına % 135 oranında faiz istenebileceği gerekçesiyle 6.651,01 TL’nin 13.10.2000 tarihinden itibaren %135 temerrüt faizi ile davalı ...'dan tahsiline, 351,51 TL’nin 13.10.2000 tarihinden itibaren %135 temerrüt faizi ile davalı ...'dan tahsiline ve davalı ...
açısından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... ve ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın asıl borçlu ve müteselsil kefillerden tahsiline ilişkindir. Dairemizin bozma ilamında, kredi borçlusunun borcun tamamından, müteselsil kefillerin ise kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin sonuçlarıyla sınırlı olmak üzere borçtan sorumlu oldukları, asıl borçlu ve kefillerin borç miktarının dava tarihi itibariyle ayrı ayrı belirlenip davadan sonra kefillerin kendilerinin sorumluluk miktarı kadar ödemede bulunmaları halinde, kendileri yönünden borcun sona ereceği, asıl borçlunun kısmi ödeme yapması halinde ise kefillerin sorumluluklarının önceden olduğu gibi devam edeceği ve yapılan kısmi ödemelerin ise öncelikle faiz alacağından mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Ancak, mahkemece, bozma ilamına uyulmasına rağmen, asıl borçlu tarafından dava açıldıktan sonra yapılan ödemeler bozma ilamı doğrultusunda faiz alacağından düşülmüş ancak bu ödemeler kefillerin kefalet borcundan da düşülerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Oysa, dosya kapsamından, dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin asıl borçlu tarafından çek ile yapıldığı ve kefillerin dava konusu borç dolayısıyla ödeme yapmadıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, hükme esas alınan 11.07.2014 havale tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, dava tarihi itibariyle davalıların temerrüt tarihleri dikkate alınarak asıl borçlu ...’ın 6.651,01 TL’den, kefil ...’ın 5.281,70 TL’den, kefil ...’in ise 4.923,95 TL’den sorumlu olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kredi borçlusu tarafından yapılan kısmi ödemelerin kefil davalılarca yapılan ödeme gibi değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin vekalet ücretine temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ve ... vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 358,31 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılar ... ve ...'dan alınmasına, 27/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/318420600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz