6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kefalette 10 yıllık hak düşürücü süre - Fon alacağı zamanaşımı uygulanamaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2026/468 E. 2026/563 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalHak düşürücü süre

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Gerçek kişi tarafından verilen kefalet, TBK 598/3 uyarınca sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer; bu süre hak düşürücü süre olup zamanaşımına ilişkin kesilme/durma hükümleri kıyasen uygulanamaz ve süre kefalet sözleşmesinin kuruluş tarihinden itibaren işlemeye başlar, borcun muacceliyeti bu başlangıcı etkilemez. Hak düşürücü sürenin dolmasından sonra kefil hakkında takip başlatılması halinde, alacağın niteliği (örneğin fon alacağı) gözetilerek daha uzun bir zamanaşımı süresinin uygulanması talep edilemez; çünkü ortada zamanaşımı değil kefaletin sona ermesi sorunu bulunmaktadır.

Ele alınan sorunlar

Kefaletin TBK 598/3 uyarınca hak düşürücü sürede sona ermesi → ret

Gerekçe: TBK 598/3 uyarınca bir gerçek kişi tarafından verilen her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Bu 10 yıllık süre, maddi anlamda hakkın sona ermesine yol açtığından hak düşürücü süre niteliğindedir. TBK 153 ve 154. maddelerinde zamanaşımını kesen ve durduran sebepler düzenlenmiş olmakla birlikte, kanunda hak düşürücü süreye ilişkin böyle bir düzenleme bulunmadığından, zamanaşımına ilişkin kesilme/durma hükümlerinin kıyasen hak düşürücü sürelere uygulanması mümkün değildir. Hak düşürücü süre kefalet sözleşmesinin kurulmasından itibaren işlemeye başlar; kefalete konu borcun muacceliyeti bu sürenin başlangıcına etkili değildir. Kefalet tarihinden itibaren on yıllık süre içinde kefil hakkında borçtan dolayı takip başlatılmaması halinde kefalet sözleşmesi kendiliğinden sona erer. Somut olayda kefalet sözleşmesi 16/12/2011 tarihinde akdedildiğinden hak düşürücü süre 17/12/2021 tarihinde dolmuştur; pandemi döneminde hak düşürücü sürelerin 13 Mart 2020 - 15 Haziran 2020 tarihleri arasında 92 gün durduğu gözetildiğinde süre icra takibinden önce 18 Mart 2022 tarihinde dolmuş olup, icra takibinin 19/04/2022 tarihinde başlatıldığı ve arabuluculuk başvurusunun da 19/07/2022 tarihinde yapıldığı görüldüğünden, kefalet süresi dolduktan sonra takip ve dava açılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.141'deki 20 yıllık zamanaşımının uygulanabilirliği → ret

İddia: Davacı vekili, uyuşmazlığın Fon alacağı rejimi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.107 uyarınca devralınan alacakların fon alacağı niteliği kazandığını, bu nedenle m.141'de öngörülen 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, genel zamanaşımı süresine dayanılarak alacağın zamanaşımına uğradığının kabulünün hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Eldeki davada ret, zamanaşımı nedeniyle değil, 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması ve buna bağlı olarak kefaletin sona ermesi nedeniyle davalı müteselsil kefil gerçek kişilere başvurulamamasından kaynaklanmaktadır. Bu itibarla 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin eldeki davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, gerçek kişi kefaletinin TBK 598/3 uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, bu sürenin zamanaşımından farklı olarak kesilme veya durmaya (pandemi süresi hariç) uğramayacağı ve alacağın fon alacağı niteliği taşımasının bu süreyi veya sonucunu değiştirmeyeceği açıkça vurgulanmıştır; bu tespit benzer kefalet-zamanaşımı/hak düşürücü süre çatışması içeren davalarda yol gösterici niteliktedir.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
TBK 598/3 uyarınca gerçek kişi tarafından verilen kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olup zamanaşımını kesen/durduran sebepler (TBK 153, 154) kıyasen uygulanamaz, süre kefalet sözleşmesinin kuruluş tarihinden işlemeye başlar ve borcun muacceliyeti başlangıcı etkilemez.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet hak düşürücü süre zamanaşımı itirazın iptali müteselsil kefil fon alacağı

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 598/3TBK 153TBK 154 · 5411 sayılı Bankacılık Kanunu — 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 1415411 sayılı Bankacılık Kanunu 107

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO 2026/468

KARAR NO 2026/563

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 07/02/2024

NUMARASI 2022/786 Esas - 2024/92 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 30/03/2026

İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalılardan alacağının tahsili için, ....İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili ile ... .. AŞ. arasında akdedilen 16.12.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıklarını, kredi borcu vadesinde ödenmediğinden .... Noterliği 09.09.2016 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile hesabın kat edildiğinin bildirildiğini, ödeme sağlanamadığını belirterek davalıların itirazlarının iptaline, %20'den az olmamak kaydıyla davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Davaya konu genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmelerinin mülga 818 sayılı BK nın yürürlükte olduğu 16/12/2011 tarihinde akdedildiği, 6101 sayılı kanunun 1. maddesinin son cümlesi gereği kefalet sözleşmesinin sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanacağı,TBK nın 598/3. maddesinde ''Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.'' denildiği, 16/12/2021 tarihi itibariyle tüm davalılar için kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, hak düşürücü süre olması nedeniyle zaman aşımı süresinden farklı olarak durması ya da kesilmesinden de bahsedilemeyeceği, ....

İcra Dairesinin Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibinin 19/04/2022 tarihinde başlatıldığı, arabuluculuk sürecinin yine hak düşürücü süreden sonra 19/07/2022 - 02/08/2022 tarihleri arasında olduğu, eldeki davanın 04/11/2022 tarihinde açıldığı, hasılı davalılar için kefaletin sona erdiği 16/12/2021 tarihinden sonra takibin ve davanın açıldığı, bu itibarla takip tarihi olan19/04/2022 itibariyle hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; huzurdaki uyuşmazlığın Fon alacağı rejimi içinde değerlendirilmesi gerektiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda, bir bankanın alacaklarının Kanun’un 107. maddesi uyarınca devralınması halinde bu alacakların devir tarihi itibarıyla fon alacağı niteliği kazandığı açıkça düzenlenmiş; fon alacaklarına ilişkin takip ve davaların da bu statü üzerinden yürütüleceği kabul edildiğini, bu nitelendirme yapıldığında, zamanaşımı süresi yönünden uygulanacak kural da özel ve emredici nitelikte olduğunu, 5411 sayılı Kanun m.141 uyarınca fon alacaklarına ilişkin dava ve takipler 20 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, fon alacağı statüsü gözetilmeden daha kısa genel zamanaşımı sürelerine dayanılarak alacağın zamanaşımına uğradığının kabulü hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; genel kredi sözleşmesine dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.6098 sayılı TBKnın 598/3. Maddesine göre, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Anılan Kanuni düzenlemeye göre 10 yılın geçmesiyle kefalet ortadan kalkacağına göre, maddi anlamda hak sona erdiğinden bu 10 yıllık süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Zamanaşımını kesen ve durduran sebepleri 6098 sayılı TBKnın153, 154’üncü maddelerinde düzenlenmesine karşın hak düşürücü süreye ilişkin bu şekilde bir düzenleme getirmemiştir. Zamanaşımına ilişkin bu düzenlemelerin kıyas yoluyla hak düşürücü sürelere uygulanması mümkün değildir.Hak düşürücü süre kefalet sözleşmesinin kurulmasından başlamaktadır.Kefalete konu borcun muacceliyeti hak düşürücü sürenin başlamasına etkili değildir.

Kefalet tarihinden itibaren on yıllık hak düşürücü süre içinde kefil hakkında borçtan dolayı takip başlatılmaması halinde kefalet sözleşmesi kendiliğinden sona erecektir.Somut olayda kefalet sözleşmesinin 16/12/2011 tarihinde akdedildiği belirlenmiştir. Bu tarihte başlayan hak düşürücü süre 10 yıl sonunda 17.12.2021 tarihinde dolacaktır.İcra takibinin 19/04/2022 tarihinde başlatıldığı, arabulucuya hak düşürücü süreden sonra 19/07/2022 tarihinde başvurulduğu,pandemi nedeniyle de hak düşürücü süreler 13 mart 2020 tarihinden 15 haziran 2020 tarihine kadar 92 gün süreyle durmuş olup , bu süre ilave edildiğinde icra takibinden evvel 18 mart 2022 tarihinde dolduğu hesaplanmıştır.Davacı vekili; müflis bankanın tasfiyesinin Fon tarafından yürütüldüğü, Fona tanınan hükümlerden yararlandığı ve Fon alacaklarına uygulanan 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği ileri sürülmüştür.

Ancak; elde ki dava zamanaşımı nedeniyle reddi sözkonusu olmayıp ,10 yıllık hak düşürücü süre dolduğundan kefaletin sona ermesi nedeniyle davalı müteselsil kefil gerçek kişilere başvurulamayacağından reddedilmiştir.Açıklanan nedenlerle;5411 sayılı kanunun 141. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin elde ki davada uygulanma olanağı bulunmadığından davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davacı harçtan muaf olduğundan harçlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına,

Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/03/2026

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/294302 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.