6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği ve cezai şartın tenkisi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/862 E. 2026/456 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Rekabet Yasağına Aykırılıktan Kaynaklanan Cezai Şart Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

rekabet yasağı sözleşmesi

Gerekçe özeti

Rekabet yasağı sözleşmesi kanundan kaynaklanan bir yükümlülüğe dayandığından ve TBK'nın 444 vd. maddelerinde ayrıca düzenlendiğinden, bu sözleşmedeki cezai şart hükmü genel işlem koşulu denetimine (TBK 20-23) tabi tutulamaz ve karşılıklılık şartı aranmaz. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için işçinin işyerinin önemli müşteri çevresi veya ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış olması ve edindiği bilgileri rakip işyerinde kullanarak işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir; somut bir zararın gerçekleşmiş olması şart değildir. Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart tutarı, tarafların ekonomik durumu, kusur derecesi ve borca aykırılığın ağırlığı gözetilerek fahiş bulunduğunda TBK 182/3 uyarınca hâkim tarafından re'sen tenkis edilir; bu durumda fazlaya ilişkin talebin reddi nedeniyle davalı yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmez, çünkü tenkis miktarının önceden davacı tarafından öngörülmesi mümkün değildir.

Ele alınan sorunlar

Rekabet yasağı sözleşmesindeki cezai şart hükmünün genel işlem koşulu olarak geçersizliği iddiası → ret

İddia: Davalı vekili, cezai şart hükmünün tek taraflı olarak genel işlem şartı şeklinde hazırlandığını, taraflarca müzakere edilmediğini, TBK 21/2 uyarınca yazılmamış sayılması gerektiğini ve kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İşçinin hizmet sözleşmesinden ve buna bağlı iş ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme yükümlülüğü kanundan kaynaklanmaktadır. Kanunda rekabet yasağına aykırı davranışın ceza koşuluna bağlanmasına cevaz verildiği dikkate alındığında, cezai şart kararlaştırılmasında TBK m.20-23 hükümlerine aykırılık bulunmamaktadır. Ayrıca davacı hizmet sözleşmesine değil, TBK'nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine/şartına dayanmaktadır ve iş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Rekabet yasağı sözleşmesinin süre ve yer bakımından geçerliliği → ret

Gerekçe: Kararlaştırılan rekabet yasağı 1 yıl ile sınırlandırıldığından süre bakımından kanundaki emredici düzenlemeye uygundur. Yer bakımından merkezi Ege, Akdeniz, Marmara ve İç Anadolu Bölgelerinde olan iş yeri için sınırlama kanunun amacına uygun değil ise de, davalının yeni iş yerinin de aynı şehirde olduğu nazara alındığında rekabet etmeme şartının kanuna aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının pozisyonu itibariyle müşteri çevresi/ticari sırlara vakıf olup olmadığı ve rekabet yasağının ihlali → kabul

İddia: Davacı vekili, davalının müşteri çevresine, ticari sırlara ve şirketin işlerine vakıf olabilecek bir pozisyonda çalıştığını, en güçlü rakip firmada işe başlayarak rekabet yasağını ihlal ettiğini, TMS isimli lojistik yönetim modeli ile müşteri bilgilerine erişebileceğini ileri sürerek ilk derece kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işverenin haklı nedenle feshetmiş veya işçinin haksız olarak feshetmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içinde rakip işyerinde çalışmaya başlaması, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. İhlal sonucunda işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemektedir; işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri rakip işletmede kullanarak işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir. Davacı şirkette transfer şube görevlisi olan davalının sevkiyat bölümüne gelen paketler üzerinde bulunan etiketler ve tüm kargo şirketlerinin kullandığı sistem üzerinden müşteri bilgilerine ulaşabilecek pozisyonda çalıştığı tespit edilmiştir. Davalının gerek müşterilere gerekse davacının gizli kalmasında menfaati bulunan bilgilere vakıf olabileceği sonucuna varılmaktadır. Davalının davacı firmadan istifa ile ayrılıp kısa süre sonra davacı ile aralarında rekabet yasağı bulunan ve aynı alanda faaliyet gösteren dava dışı şirkette çalışmaya başladığı gözetildiğinde bu tehlikenin var olduğu ve rekabet yasağının ihlal edildiği kabul edilmelidir. Dolayısıyla rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için aranan şart gerçekleştiği halde, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cezai şart tutarının fahiş olup olmadığı ve TBK 182/3 uyarınca re'sen tenkis → kısmi kabul

Gerekçe: TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hâkim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti, borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli, hüküm altına alınacak ceza miktarı belirlenirken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Davalının davacı iş yerinde çalıştığı süre ve aldığı net ücret dikkate alındığında amaca uygun olmayan talep edilen cezai şart tutarının fahiş olduğu anlaşılmaktadır. Talep edilen tutardan yapılan tenkis neticesinde belirlenen miktar somut olayın koşullarına uygun görülmüştür.

Gerekçe kaynağı: özgün

Fazlaya ilişkin talebin reddi nedeniyle davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi → kabul

Gerekçe: Cezai şartın tahsili istemiyle açılan davada, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığının takdiri hâkime aittir. Davacının bunu önceden takdir ve tespit etmesi mümkün değildir. Bu nedenle talep edilen cezai şartın fahiş görülerek tenkis edilmesi nedeniyle davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için işverenin somut zarara uğramasının gerekmediği, işçinin edindiği bilgileri rakip işyerinde kullanarak zarar verme ihtimalinin yeterli olduğu ve bu sözleşmelerdeki cezai şartın karşılıklılık şartına bağlı olmadığı yönündeki değerlendirmeler; ayrıca fahiş cezai şartın tenkisi halinde davalı yararına yargılama gideri/vekalet ücretine hükmedilmeyeceği yönündeki tespit bakımından emsal niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı sözleşmesi cezai şart genel işlem koşulu müşteri çevresi ticari sır TBK 182/3 re'sen tenkis kelepçeleme sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 444TBK 445TBK 182/3TBK 20-23TBK 21/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/862

KARAR NO 2026/456

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/05/2022

NUMARASI 2021/321 Esas - 2022/358 Karar

DAVA

Tazminat

DAVA TARİHİ 25/09/2020

İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/03/2026

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirketin kargo, lojistik, taşımacılık ve e-ticaret taşımacılığı sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin çalışanı olan davalının 01.10.2018 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, davalının 26/07/2019 tarihine kadar şirket nezdinde "Transfer Şube Görevlisi" olarak çalıştığını, 27/09/2018 tarihli iş sözleşmesinin 9. maddesinde davalının iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren 12 ay süreyle doğrudan ya da dolaylı olarak müvekkili şirketin ana faaliyet konusunu oluşturan kargo, posta, dağıtım, kurye ve depolama faaliyetleri ile doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı işleri kendi veya başkası nam ve hesabına yapmamayı, hiçbir sıfatla kargo, posta, dağıtım, kurye ve depolama faaliyetleri ile doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı işleri yapan yerlerde çalışmamayı, rekabet yasağına aykırı davrandığı takdirde son bir yılda elde ettiği brüt yıllık geliri kadar cezai şart bedelini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının müvekkili şirket nezdindeki görevi gereği müvekkili şirketin müşteri çevresine, ticari sırlarına ve müvekkili şirketin yaptığı işlere vakıf olduğunu, davalının 26/07/2019 tarihinde müvekkili şirketten istifa ederek piyasadaki rakiplerinden biri olan, müvekkili ile aynı ilde ve aynı alanda faaliyet gösteren dava dışı .........

AŞ'de benzer pozisyonda çalışmaya başlayarak rekabet yasağı hükmünü ihlal ettiğini belirterek 33.104,88-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili .........'ın davacı şirkette yaklaşık 9 ay çalışmış olması sonucunda iş sözleşmesinin sona erdiğini, müvekkilinin çalıştığı davacı şirkette transfer merkezine gelen ürünleri zimmete alıp fiziken araca yüklenmesi gibi bilgi profesyonellik gerektirmeyen düzenleme, ayrıştırma gibi vasıfsız işlerde asgari ücret ile çalıştığını, taraflar arasındaki menfaat dengesini işveren lehine aşırı şekilde bozan, işçinin durumunu ağırlaştırıcı nitelikte bulunan bir genel işlem koşulu niteliğindeki konu sözleşme maddesinin TBK 21/2 maddesi uyarınca yazılmamış sayılacağını, ayrıca hükmün kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olduğunu, yalnızca fiziksel gayret gerektirir talimatları yerine getiren, ürünlerin üzerinde kamuya açık nitelikteki etiketlemeler haricinde şirketin işleriyle alakalı tek bir bilgisi bulunmayan müvekkiline bu yönde bir yasaklama getirilemeyeceğini, müvekkilinin davacının satış gücüne ya da ürünlerini pazarlamasına katkı sunan ya da takdiri olabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, dolayısı ile davacı şirkete önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemenin 01/10/2020 tarihli (2020/401-463 sayılı) iş mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle verdiği davanın görev yönünden reddine ilişkin kararı, Dairemizin 02/04/2021 tarihli, 2021/151-482 sayılı ilamı ile kaldırılarak dosya mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece; davalının davacı şirkette transfer şube görevlisi olarak çalışmaktayken istifa ettiği ve dava dışı şirkette çalışmaya başladığı, davalı işçinin davacı işverenin ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmadığı, işçinin gönderici ve alıcı bilgilerini görse bile tek başına bu bilgilere sahip olmanın müşteri çevresi olarak değerlendirilemeyeceği, davalının çalışırken elde ettiği bilgilerin ticari sır sayılamayacağı, davalının davacının üretim sırları ve yaptığı diğer işler hakkında davacıyı önemli bir zarara uğratacak bilgiye de sahip olma imkanının bulunmadığı, kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak öngörülen rekabet yasağı ve cezai şart düzenlemesinin TBK 27.maddesi hükmüne göre geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davalının müvekkili şirkette müşteri çevresine, yaptığı işlere, ticari sırlara ulaşabilecek pozisyonda çalıştığını, mahkemenin kararında bilirkişi raporuna atıf yapılmakla yetinildiğini, kararın gerekçe içermediğini, davalının müvekkilinin en güçlü rakiplerinden olan firmada işe başlayarak rekabet yasağını ihlal ettiğini, davalının TMS isimli lojistik yönetim modeli ile müvekkilinin müşterilerine ve söz konusu müşterilere ne kadar hizmet verilebileceği bilgilerine rahatlıkla erişebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 444. vd maddeleri uyarınca; işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir.

Yani ihlal sonucunda, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmediği işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir.Aynı Kanunun 445. maddesi de "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir." şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda;

davalının, taraflar arasında düzenlenen 01.10.2018 tarihli iş akdine dayalı olarak davacı şirkette "transfer şube görevlisi" olarak çalışmaya başladığı, 26/07/2019 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığı, 31/10/2019 tarihinde davacı şirketle aynı iştigal konusuna sahip ve aynı sektörde faaliyet gösteren ...AŞ unvanlı firmada çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 9. maddesi "...e) Personel, iş sözleşmesinin haklı veya geçerli nedenlerle İşveren tarafından veya haklı nedenler olmaksızın kendisi tarafından feshedilmesi halinde; iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 12 (oniki) ay süre ile merkezi Ege, Akdeniz, Marmara ve İç Anadolu Bölgelerinde olan işyerlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak işverenin ana faaliyet konusunu oluşturan kargo, posta, dağıtım, kurye ve depolama faaliyetleri ile doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı işleri ...

yapan yerlerde ... çalışmamayı ... taahhüt eder". "f) Personel, gerek gizlilik gerekse rekabet yasağına aykırı davrandığı takdirde Personel'in son bir yılda elde ettiği net yıllık gelirinin ( ücret, prim, ve kanunda ücret niteliğinde sayılan tüm hak ve menfaatler ) brüt tutarı kadar cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmünü haizdir. Cezai şart hükmünün tek taraflı olarak genel işlem şartı olarak hazırlandığı, taraflarca müzakere edilmediği için geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de işçinin bizatihi hizmet sözleşmesinden ve buna bağlı olarak oluşan iş (hizmet) ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme yükümlülüğü kanundan kaynaklanmaktadır. Aynı şekilde kanunda rekabet yasağına aykırı davranışın ceza koşuluna bağlanmasına cevaz verildiği dikkate alındığında cezai şart kararlaştırılmasında TBK m.20-23 hükümlerine aykırılık bulunmamaktadır.

Diğer taraftan somut olayda davacı hizmet sözleşmesine değil, TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine/şartına dayalı olarak talepte bulunmaktadır. İş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir (Yargıtay 11.HD'nin 2019/4833 Esas-2020/3179 Karar sayılı, 24.06.2020 tarihli ilamı).Kararlaştırılan rekabet yasağı 1 yıl süre sınırlandırıldığından süre bakımından kanundaki emredici düzenlemeye uygundur. Yer bakımından ise merkezi Ege, Akdeniz, Marmara ve İç Anadolu Bölgelerinde olan iş yeri için sınırlama kanunun amacına uygun değil ise de davacının yeni iş yerinin de aynı şehirde olduğu nazara alındığında rekabet etmeme şartının kanuna aykırı olmadığı sonucuna varılmaktadır.Davacı şirkette transfer şube görevlisi olan çalışan davalının sevkıyat bölümüne gelen paketler üzerinde bulunan etiketler ve tüm kargo şirketlerinin kullanmış olduğu sistem üzerinden müşteri bilgilerine ulaşabilecek pozisyonda çalıştığı tespit edilmiştir.

Davalının gerek müşterilere, gerekse davacının gizli kalmasında menfaati bulunan bilgilere vakıf olabileceği sonucuna varılmaktadır. Rekabet yasağının ihlali için işverenin somut bir zarara uğramasına gerek bulunmamaktadır. İşçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı rakip işletmede kullanarak davacı işverene zarar verme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Davalının davacı firmadan istifa ile ayrılıp, kısa süre sonra davacı ile aralarında rekabet yasağı bulunan ve aynı alanda faaliyet gösteren dava dışı şirkette çalışmaya başladığı gözetildiğinde, bu tehlikenin var olduğunun ve rekabet yasağının ihlal edildiğinin kabulü gerekir. Dolayısıyla rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için aranan "işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması" şartı gerçekleştiği halde mahkemece yanılgılı değerlendirme ile rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli kabul edilmeyerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Rekabet yasağı şartının ihlali halinde işverenden elde edilen 1 yıllık kazancın cezai şart olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davalıya toplamda yıllık 33.104,88-TL ödendiği anlaşılmaktadır. TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarını belirlerken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Davalının, davacı iş yerinde 01/10/2018 - 26/07/2019 tarihleri arasında çalıştığı, davacıdan aldığı net ücreti dikkate alındığında amaca uygun olmayan talep edilen cezai şart tutarının fahiş olduğu anlaşılmaktadır.

Talep edilen 33.104,88-TL cezai şart alacağından yapılan tenkis neticesinde belirlenen 10.000-TL somut olayın koşullarına uygun görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davanın kısmen kabulüne, 10.000-TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin tenkis nedeniyle reddine karar verilmiştir. Cezai şartın tahsili istemiyle açılan davada, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığının takdiri hakime aittir. Davacının bunu önceden takdir ve tespit etmesi mümkün değildir.

Bu nedenle talep edilen cezai şartın fahiş görülerek tenkis edilmesi nedeniyle davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.../05/2022 Tarih 2021/... Esas - 2022/...Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

"Davanın kısmen kabulü ile 10.000-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin tenkis nedeniyle reddine,"

İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;

"Alınması gereken 683,10-TL karar harcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 565,35-TL harcın mahsubu ile kalan 117,75-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 619,75-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davacı tarafından yapılan 2.000-TL bilirkişi ücreti ve 154,70-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.154,70-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı lehine takdir olunan 10.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye ödenmesine"

Yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

Davacı tarafından yapılan 121-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/03/2026

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/294250 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.