6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rekabet yasağı sözleşmesinde coğrafi alanın sınırlandırılması ve cezai şartın tenkisi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2026/24 E. 2026/28 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

rekabet yasağı sözleşmesi

Gerekçe özeti

Rekabet yasağı sözleşmesinde kararlaştırılan coğrafi kapsam geniş olsa da, işçinin ayrıldıktan sonra çalıştığı yeni işyerinin bulunduğu il ile sınırlı olarak geçerliliğinin kabulü gerekir. İş sözleşmesinden kaynaklanan rekabet yasağı ihlaline dayalı cezai şartın fahiş olması halinde TBK 182/3 uyarınca hakimin re'sen yaptığı tenkis, tarafların ekonomik durumu, işçinin çalışma süresi ve ücreti ile zarar ihtimali gözetilerek belirlenir; bu tür alacaklara iş sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle yasal faiz uygulanması isabetlidir.

Ele alınan sorunlar

Rekabet yasağı hükmünün geçerliliği ve coğrafi kapsamın sınırlandırılması → ret

İddia: Davalı vekili, rekabet yasağı kaydının yer ve konu bakımından aşırı geniş düzenlendiğini, işçinin mesleğini icra etmesini fiilen imkânsız kıldığını, davacının somut bir iş sırrı veya zarar tehlikesi ortaya koyamadığını belirterek rekabet yasağı hükmünün geçersizliğine ve cezai şart talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: TBK'nın 444 ve devamı maddeleri uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış olması ve ayrılıktan sonra bu bilgilerin kullanılmasının işverene önemli zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir; somut bir zararın gerçekleşmiş olması şart değildir. Davalı işyerinden ayrıldıktan sonra davacı ile aynı alanda çalışmamayı taahhüt etmiş olup, sözleşmede kararlaştırılan coğrafi kapsam geniş bir alanı kapsamakta ise de, davalının yeni çalıştığı işyerinin de İstanbul'da olması nedeniyle rekabet yasağının İstanbul ili sınırlarında geçerli olduğunun kabulü gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Fahiş cezai şarttan TBK 182/3 uyarınca yapılan indirimin oranı → ret

İddia: Davacı vekili, davalının aldığı ücret ve ülkedeki enflasyon durumu nazara alındığında cezai şart tutarı üzerinden %90 oranında tenkis yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti, borca aykırı davranışı nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Davalının davacı işyerinde 2 yıl 14 gün çalıştığı, işten çıkışının istifa nedeniyle gerçekleştiği, brüt ücretinin 16.315,62-TL olduğu gözetildiğinde, bir aylık brüt ücretin 12 katına tekabül eden cezai şart isteği, davacının uğrayabileceği zarara uğrama ihtimaline karşın davalının çalıştığı süre de gözönüne alındığında fahiş niteliktedir. Mahkemece hükmolunan cezai şart isteğinin fahiş bulunduğu konusunda tereddüt olmayıp, tenkis edilen miktar somut olayın özelliklerine uygun bulunmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cezai şart alacağına uygulanacak faiz türü → ret

İddia: Davacı vekili, alacağın ticari avans faizi ile tahsiline karar verilmesi istenildiği halde mahkemece yasal faize hükmolunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Dava yargı uygulamasında ticari dava olarak kabul edilmekte ise de, uyuşmazlık taraflar arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklandığından yasal faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır; yargı uygulaması da bu şekilde gelişmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cezai şart tenkisinde maddi hata iddiası → ret

İddia: Davacı vekili, kararda cezai şart tenkis edilirken maddi hata meydana geldiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı vekili cezai şart tenkis edilirken maddi hata yapıldığını ileri sürmüş ise de, hükmolunan meblağa kadar tenkise karar verildiğinin kabulü gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Rekabet yasağı sözleşmesinde geniş coğrafi kapsamın, işçinin fiilen çalıştığı yeni işyerinin bulunduğu il ile sınırlı olarak geçerli sayılması ve iş sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağına yasal faiz uygulanması yönündeki değerlendirmeler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı sözleşmesi cezai şart fahiş cezai şartın tenkisi TBK 182/3 TBK 444 vd. yasal faiz coğrafi kapsam sınırlandırması

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 444TBK 182/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO 2026/24

KARAR NO 2026/28

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/06/2025

NUMARASI 2023/1005 Esas - 2025/599 Karar

DAVA

Tazminat (Rekabet Yasağından Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/01/2026

Davanın kısmen kablüne-reddine ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin ... San.A.Ş'den bölünme suretiyle kurulduğunu, hisselerin tamamının ...San A.Ş'ye ait olduğunu, davalı ile müvekkili arasında iş sözleşmesi ve ilgili eklerin imzalanarak iş yeri devri suretiyle iş akdinin aynen müvekkili şirkete geçtiğini, müvekkili ile davalı arasında belirsiz iş sözleşmesi imzalandığını, davalının istifa dilekçesi ile müvekkili iş yerinden ayrıldığını, rekabet yasağının kanunda ve taraflar arasında akdedilen sözleşme ile açıkça düzenlendiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin kanun hükümlerine uygun olduğunu, davalının, müvekkilinin iş yerinden ayrıldıktan sonra merkezi .../İstanbul olan ...isimli firmada çalışmaya başlayarak anılan sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini belirterek davanın kabulüne, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 1.000-TL cezai şartın davalının rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiği tarihten itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline, müvekkili şirketin uğradığı zararın tespiti ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH

Davacı vekili; 17/04/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile davalının müvekkil şirketteki son brüt ücreti 16.315,62-TL olup Sözleşmede kararlaştırılan 12 aylık ceza koşulu toplamı 195.787,44-TL ye çıkarmıştır.

CEVAP

Davalı vekili, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şartın alacaklarının tahsili isteminde iş mahkemelerinin görevli olduğunu, işçi ve işveren arasında gerçekleşen rekabet yasağı anlaşmasına koyulan cezai şartın geçerliliğinin, TBK'nın 420/1 maddesine bağlı olduğunu, cezai şartın sadece işçi aleyhine olması, işverenin karşı edim üstlenmemiş olmasının cezai şartı geçersiz hale getirdiğini,TBKnın 444/2 uyarınca rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olduğunu,cezai şartın hakkaniyete aykırı olarak fahiş bir bedel üzerinden geçersiz olarak düzenlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; alınan biilirkişi raporu benimsenerek taraflar arasında akdedilen 16.09.2019 tarihli, 16 maddeden oluşan ve tüm sayfalarında davalı ...'ın imzasının bulunduğ belirsiz iş sözleşmesi’nde “yapılacak iş” ... Mühendisliği olarak belirtildiği, net ücretin 7.000-TL olarak kararlaştırıldığı, davalının 30/09/2021 tarihinde davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra ...2021 tarihinde aynı meslek kolunda faaliyet gösteren ... şirketinde çalışarak rekabet yasağına aykırı davrandığı, iş ve üretim sırlarını edinme imkanı olduğu ve bağlantılı olarak işverenin önemli bir zarara uğrama ihtimalinin bulunduğu kural olarak rekabet yasağı sözleşmesinin belli bir coğrafi alan ile sınırlı şekilde kurulması gerektiği , TBKnın445/2 madesi ile Hakime tanınan yetki gereği, bu tür kayıtların geçersiz sayılması yerine sınırlı şekilde uygulanması mümkün olduğu ,her iki işyeri aynı il sınırları içerisinde olduğunu ,rekabet yasağını düzenleyen X.

maddesinin geçerli olduğu, TBK nın 182/son maddesi uyarınca, fahiş ceza koşulunun tenkisi gerektiği ceza koşulunun miktarı, sözleşmenin sona eriş şekli, davalının eylemleri, davalının çalışma süresi ve çalışması sırasında elde ettiği gelir durumu dikkate alındığında, son bir yılda elde ettiği net yıllık gelirinin brüt tutarı kadar ceza şart talebinin( 16.315,62-TLx12=195.787,44-TL-Net: 139.970,40-TL)fahiş olduğu tespit edilerek TBK nın 182/son madde hükmü uyarınca cezai şarttan takdiren %90 oranında tenkis sonucu belirlenen 19.478,74- TL cezai şart alacağının 1.000-TLsine dava,18.478,74 TL'lik kısmının ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine, takdiri indirim yapıldığından davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; İlk derece mahkemesince verilen karar esas itibariyle usul ve yasaya uygun olduğu; davalı taraf müvekkil şirketten 30.09.2021 tarihindeki istifasının hemen akabinde 11.10.2021 tarihinde dava dışı şirkette çalışmaya ve adeta hiç ara vermeksizin dava dışı şirkette faaliyette bulunmaya başladığını 2021 yılında brüt 3.577,50 olan asgari ücrete karşılık brüt 16.315,62- TL ile çalışan (son brüt ücreti) ve bu itibarla asgari ücretin 4.5 katı tutarından fazla kazanan davalı yönünden ülkedeki enflasyon durumu da nazara alınarak sadece 195.787,44-TL olan cezai şart tutarı üzerinden %90 oranında tenkis yapılması hakkaniyet ile bağdaşmadığını, indirim yapıldığı ifade edilmişse de, kararda bir maddi hata meydana geldiği cezai şart alacağının 19.478,74-TL olarak karara bağlandığı, alacağın 1.000- TL'lik kısmına dava tarihinden kalan kısım 18.478,74 TL'ye ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürüttüğü, alacağın ticari avans faizi ile tahsiline karar verilmesi istenildiği, ancak mahkemece yasal faize hükmolunduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili: sözleşmede; rekabet yasağı Marmara Bölgesi + Ankara, İzmir, Sakarya, Adana illerini kapsayacak biçimde, ayrıca sektörel olarak son derece geniş “... alanındaki tüm işler” ibaresiyle düzenlendiğini, yer ve konu bakımından, davacının ticaret sicilindeki geniş faaliyet alanıyla örtüşen, fiilen işçinin kendi mesleğini kullanmasını imkânsız kılan bir çerçeve olduğunu,mahkemenin uyarlama yetkisini, işçinin lehine ve hakkaniyete uygun şekilde kullanmadığı; sözleşmeyi kısmen ve görünüşte uyarlayıp fiilen geçerli kabul ederek cezai şart hükmettiğini, davalının mesleği itibarıyla iş bulabileceği alan fiilen Marmara Bölgesi ve büyük sanayi şehirlerinde ... sektörüne yönelik faaliyetleri topyekûn yasakladığını, bu çerçevede sözleşmenin müvekkil açısından anlamı;

“mesleğini icra etmemek, aksi hâlde son brüt ücretinin 12 katı cezai şart ödemek” baskısı olduğunu, davacının ; müvekkilin hangi özel iş sırrına, Hangi müşteri portföyü bilgisine, ... iç bilgiye eriştiğini ve bunları yeni işyerinde kullanarak nasıl bir zarar tehlikesi yarattığını ortaya koyamadığını, beyanla rekabet yasağı hükmünün geçersiz sayılmasına ve buna bağlı cezai şart talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir.

6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir.

Yani rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir. Davalı ,işyerinden ayrıldıktan sonra davacı ile aynı alanda çalışmamayı taahhüt etmiş olup,yer bakımından geniş bir alanı kapsamakta ise de davalının yeni çalıştığı işyerinin de İstanbulda olması nedeniyle İstanbul ili sınırlarında geçerli olduğunun kabulü gerekir.Davalı vekilinin rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğuna ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.

TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir.Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarını belirlerken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Davalı davacı iş yerinde 16.09.2019- 30.09.2021 tarihleri arasında çalıştığı, işten çıkış nedeninin 3(istifa) olarak bildirildiği, sonuç itibariyle 2 yıl 14 gün çalıştığı, Davacıya ait 2021 dönemi ücret bordrosunda brüt ücretin 16.315,62-TL olarak tahakkuk ettirildiği, 16.315,62-TL brüt ücret alarak kendisi ve ailesinin geçimini sağladığı anlaşılmaktadır.

Davalının bir aylık brüt ücretinin 12 katı ücretine tekabül eden cezai şart isteği, davacının uğrayabileceği zarara uğrama ihtimaline karşın davalının çalıştığı süre de gözönüne alındığında fahiş niteliktedir. Mahkemece hükmolunan cezai şart isteğinin fahiş bulunduğu konusunda tereddüt olmayıp; tenkis edilen miktarda somut olayın özelliklerine uygun bulunmuş, ayrıca dava yargı uygulamasında ticari dava olarak kabul edilmekte ise de; uyuşmazlık taraflar arasında ki iş sözleşmesinden kaynaklandığı bu nedenle yasal faize hükmolunmasında isabetsizlik olmadığı ; yargı uygulamasının da bu şekilde geliştiği gözönüne alınarak yasal faize hükmedilmesi, ayrıca davacı vekili cezai şart tenkis edilirken maddi hata yapıldığını ileri sürmüş ise de hükmolunan meblağa kadar tenkise karar verildiğinin kabulü gerektiğinden karara yönelik istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; rekabet yasağının ihlali nedeniyle kararlaştırılan cezai şartın fahiş bulunarak yapılan indirimin hakkaniyete uygun bulunduğu, cezai şart hükmü "iş sözleşmesinden" kaynaklandığından taraf vekillerinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde bulunmamış davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davacıdan alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 116,6-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davalıdan alınması gereken 1.330,59-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 715,19-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davalı ve davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğioy birliğioy birliği ile karar verildi.12/01/2026

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/288400 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.