6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İki fatura bedeli itirazın iptali; icra tarihinden sonraki iade faturası mahsup edilir, infazda değil

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2026/32 E. 2026/34 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Taraflar arasında münferit faturalarla yapılan alım satım ilişkilerinde TTK 1530'daki tedarik sözleşmelerine özgü temerrüt/faiz rejimi uygulanmaz; borçlu icra takibi ile temerrüde düşürülür ve takip öncesi işlemiş faiz istenemez. İcra takibinden sonra borçlu tarafından düzenlenen iade faturası, icra takip dosyasının infazında nazara alınacak bir ödeme değildir; bu tutar dava değerinden mahsup edilerek düşülmelidir, alacağın tamamı üzerinden dava açılması ise kısmen haksızdır. Alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi için takip anında açıkça kötüniyetli olduğunun kanıtlanması veya dosyadan anlaşılması gerekir; salt işlemiş faiz talebinde haksız çıkılması bu niteliği taşımaz. İcra inkâr tazminatı için alacağın likit ve belirlenebilir olması yeterlidir, borçlunun kötüniyeti aranmaz; borçlunun ticari defterlerinde kayıtlı borç tutarı kadar itirazının haksız olduğu tespit edilirse bu tutar üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilir. Yargılamada peşin harç, davanın kabul-red oranına göre değil, haksız çıkan tarafa yükletilir; ilk derece mahkemesinin bu konudaki hatası istinaf eden aleyhine düzeltilemez (aleyhe bozma yasağı).

Ele alınan sorunlar

İcra takibinden önceki işlemiş faiz talebinin reddi (temerrüt tarihi) → ret

İddia: Davacı vekili, TTK 1530 uyarınca faturanın/eşdeğer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda ihtara gerek kalmaksızın borçlunun mütemerrit sayılacağını, bu nedenle takipten önceki işlemiş faizin de istenebileceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 1530 maddesi tedarik sözleşmeleri için uygulanabilecek bir hükümdür; taraflar arasında münferit iki fatura ile yapılan alım satım ilişkisinde bu madde uygulanamaz. Davalı, icra takibi ile temerrüde düşürülmüş olduğundan, takipten önceki işlemiş faiz isteğinin reddi yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Takip sonrası düzenlenen iade faturasının hukuki niteliği (mahsup mu, infazda nazara alınacak ödeme mi) → kısmi kabul

İddia: Davacı vekili, icra takibinden sonra kesilen 246.979,10-TL bedelli iade faturasının ancak icra dosyasının tahsili aşamasında göz önüne alınabileceğini, bu nedenle alacağın tamamı üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı, davalının düzenlediği iade faturasını kayıtlarına alarak borcun bu miktar kadar sona erdiğini kabul etmiştir. İade faturası miktarı kadar borç sona ermiştir; ancak bu iade faturası icra takip dosyasının infazında nazara alınacak bir kısmi ödeme niteliğinde değildir. Davadan evvel iade edilen mallar için infazda nazara alınma değil, mahsup işlemi uygulanır. İadenin ödeme kabulüyle icra takibi sırasında infazda nazara alınması gerektiği görüşü yerinde olmayıp, mahsup edilerek dava değerinden düşülmesi gerekirken alacağın tamamı üzerinden dava açılması yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının kötüniyet tazminatı talebi → ret

İddia: Davalı vekili, davacının dava tarihinden aylar önce iade aldığı bir alacak kalemi için borcun tamamı üzerinden itirazın iptalini talep ederek haksız menfaat sağlama gayesi güttüğünü, bu nedenle aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İtirazın iptali davasının reddi halinde alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olmasına bağlıdır. Sadece ve ancak takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir. Alacaklının sadece takip anındaki kötüniyeti aranır. Takip tarihi itibariyle davalının davacıya her iki fatura tutarı kadar borçlu olduğu sabittir. Sadece işlemiş faiz isteminde haksız olması nedeniyle takipte kötüniyetli olduğu kabul edilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacının icra inkâr tazminatı talebi → kabul

İddia: Davacı vekili, davalı borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin bu talebi reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı taraf, fatura ile alıp ticari defterlerine kayıt ettiği fatura bedellerini ödememiş, icra takip tarihinden sonra bir kısmını iade faturasıyla iade etmiştir. Takip tarihi ve ödeme emrine itiraz tarihinde davacıya takip tutarı kadar borçlu olduğu sabit olup, itirazı da hüküm olunan miktar kadar haksızdır. İcra inkâr tazminatına hükmedilmesi için alacağın likit ve belirlenebilir olması yeterlidir; ayrıca borçlunun kötüniyetli olması aranmaz. İtirazın iptaline karar verilen miktar kadar borç davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edildiğinden, davalı bakımından alacak likit ve itirazının haksız olduğu anlaşılmakla davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi → kabul

Gerekçe: Dava tarihi itibariyle iade faturası muhteviyatı mallar kadar açılan davanın haksız olduğu gözetilerek davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yargı giderinin hesaplanma yöntemi (davalının istinaf sebebi) → ret

İddia: Davalı vekili, gerekçeli kararda toplam reddedilen talep miktarının (asıl alacak reddi + fazlaya ilişkin işlemiş faiz reddi) yanlış hesaplandığını, davacı üzerinde bırakılacak yargı giderinin bu orana göre yeniden belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Gerekçeli kararda davacı tarafından yatırılan peşin harçların, her davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi gereken harç kalemi olduğu halde, davacı tarafından yapılan yargı gideri toplamına dahil edilerek hesaplandığı görülmüştür. Yapılan bu hata davalı lehine olup, istinaf eden davalı aleyhine karar verilemeyeceğinden (aleyhe bozma yasağı), ilk derece mahkemesinin yaptığı hesaplama aynen tekrar edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın icra takibinden sonra düzenlenen iade faturasının infazda nazara alınacak bir ödeme değil, dava değerinden mahsup edilmesi gereken bir husus olduğu yönündeki tespiti ile icra inkâr tazminatı için alacağın likitliğinin yeterli olduğu, borçlunun kötüniyetinin aranmayacağı yönündeki gerekçesi, benzer itirazın iptali davalarında emsal niteliktedir. BAM kararlarının emsal değeri bölgesel ve ikna edici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali icra inkâr tazminatı kötüniyet tazminatı mahsup temerrüt likit alacak aleyhe bozma yasağı ticari defter kaydı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 1530

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2026/32

KARAR NO 2026/34

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/09/2025

NUMARASI 2024/665 Esas - 2025/801 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ 04/11/2024

İSTİNAF KARAR TARİHİ 30/09/2025

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili tarafından Davalı borçlu şirket aleyhine, 22.04.2024 tarihinde 469.326,51-TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı müvekkil şirket tarafından davalı borçluya keşide edilen 2 adet faturaya konu bedellerin davalı borçlu tarafça ödenmediği, 08.02.2024 tarihli fatura ile 409.419,46-TL bedel mukabilinde 90 kalem envai çeşit alkollü içki, 08.03.2024 tarihinde ise 20.220,05-TL bedel mukabilinde 2 kalem alkollü içki satıldığı, faturalar e-fatura olarak düzenlendiği ve fatura tarihleri itibariyle de davalı borçlu şirkete tebliğ olunduğunu icra takibine esas faturalara konu 72 kalem alkollü içki müvekkil şirkete iade olunduğunu, arabuluculuk sürecinde davalı şirket tarafından işbu davaya konu icra takibine esas faturaya konu 72 kalem alkollü içki 03.06.2024 tarih ve 246.979,10-TL bedelli fatura ile müvekkil şirkete iade olunduğunu, 03.06.2024 tarihinde müvekkil şirkete iade faturası kesilmiş ise de, ödeme emrinin tebliği tarihi itibariyle müvekkil şirketin davalı borçludan 469.326,51-TL alacaklı olduğu sabit olduğunu, malların iadesi suretiyle müvekkil şirkete keşide edilen 03.06.2024 tarih ve 246.979,10-TL bedelli fatura ancak ve ancak icra dosyasının tahsili aşamasında göz önüne alınabileceğini takip konusu alacağa itiraz eden davalı borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek itirazın iptaline ;246.979,10-TL bedelli faturanın icra dosyasının tahsili aşamasında göz önüne alınmasına karar verilmesini..." talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; huzurdaki davaya dayanak teşkil eden faturalar müvekkiline tebliğ dahi edilmediğini, huzurdaki davayı açarken 246.979,10-TL faturayı düşmesi gerektğini arabuluculuk sürecinde bir kısım alkollerin iade edilmesi ile 246.979,10-TL’lik kısmın ödendiğini her halükarda mahsup edilmesi gereken 246.979,10-TL üzerinden davanın reddine ve bu miktar üzerinden müvekkili lehine %20 kötü niyet tazminatı ve müvekkil lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; taraflar arasındaki ilişkinin dava konusu ürün satışı ile sınır olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 06.02.2024 tarihli ..... nolu e-fatura tutarı kdv dahil 409.419,46-TL sı, 08.03.2024 tarihli...... Nolu e-fatura da kdv dahil 20.220,05-TL sı ile birlikte Toplam: 429.639.51-TL ürün davacı tarafından davalıya satılmasından kaynaklandığını, davalının davacıya herhangi bir ödeme yapmadan toplam 246.979,10-TL bedelli ürünü davacıya iade edip, 03.06.2024 tarihli....... nolu iade e-faturası düzenleyip 03.06.2024 tarih ve ... yevmiye maddesi ile ticaret defterine (E-Defterine) işleyerek muhasebeleştirdiğini, davalı aleyhine 469.326,51-TL.üzerinden dava açıldığı,alınan bilirkişi raporunda icra takibine dayanak 08.02.2024 tarihli ve 409.419,46-TL bedelli fatura ile 08.03.2024 tarihli ve 20.220,05-TL bedelli faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu,03.06.2024 tarihli 246.979,10-TL tutarlı 1 adet iade e-faturası düzenlediğini, bu nedenle davalının davacıya KDV dahil 182.660,41-TL borçlu olduğunu, bu durumun davacının da kabulünde olduğunu, davalının ticari defterlerine göre davalının davacıya 182.660,41-TL borçlu göründüğünü, 182.660,41-TL asıl alacak yönünden takip tarihinden itibaren reeskont avans faizi uygulanmak suretiyle devamına davacının icra inkar, davalının kötüniyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; huzurdaki itirazın iptaline konu takibin dayanağını iki adet fatura teşkil ettiğini ,borcun vade tarihinin açık olarak belirlenmesine gerek olmadığını, ...nın 1530 uyarınca faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda borçlu tarafından borç ödenmezse, ihtara gerek kalmaksızın borçlu mütemerrit sayılmakta ve alacaklı faize hak kazandığını, takip tarihinin 22.04.2024 olduğunu, davaya konu faturaların ise 08.02.2024 ve 08.03.2024 olduğunu, davalı tarafça ödeme emrinin tebliğinden sonra malların iadesi suretiyle müvekkili şirkete keşide edilen 03.06.2024 tarih ve 246.979,10-TL bedelli faturanın ancak icra dosyasının tahsili aşamasında göz önüne alınabileceğini, davalı borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak itirazın iptaline, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; gerekçeli kararda davacının 246.979,10-TL asıl alacak talebinin reddine karar verildiği gibi, fazlaya ilişkin 39.687-TL işlemiş faiz talebinin de reddine karar verildiğini, reddedilen toplam talep miktarı, bu iki kalemin toplamı olan 286.666,10-TL olduğunu, müvekkili lehine takdir edilen vekalet ücretini 30.000-TL olarak sınırlandırıldığını, yargılama giderinin hatalı hükmedildiğini, davacının toplam talebi (Asıl Alacak + Faiz) üzerinden davanın ne kadarının reddedildiği hesaplanmalı ve davacı üzerinde bırakılacak yargı gideri bu orana göre belirlenmesi gerektiğini, davacının dava tarihinden aylar önce, 246.979,10-TL tutarındaki emtiayı iade aldığını,davacı, tahsil ettiğini (veya malen iade alarak kapattığını) bildiği bir alacak kalemi için, borcun tamamı (469.326,51-TL) üzerinden itirazın iptalini talep ederek açıkça haksız menfaat sağlama gayesi güttüğünü, haksız talep edilen kısım üzerinden aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, talebiin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak talepleri uyarınca karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; iki adet faturaya dayalı itirazın iptali davasına ilişkindir.

Davacı, ... esas sayılı icra takip dosyasında, davacının, davalı adına düzenlediği 08.02.2024 tarih ve ... Nolu E-Fatura 409.419,46-TL., 08.03.2024 tarih ve ... Nolu E-Fatura 20.220,05-TL olmak üzere toplam 429.639,51-TL asıl alacak ile 39.687-TL işlemiş faizin tahsili talebinde bulunmuştur.İcra takibinden evvel davalı temerrüde düşürülmemiştir.Davacı vekili ...nın 1530 maddesi gereği davalının temerrüde düştüğünü ileri sürsede ...nın 1530 maddesi tedarik sözleşmeleri için uygulanabilecek bir hüküm olup tarafların münferit iki fatura ile alım satım yaptığı davalı takip ile temerrüde düştüğünden takipten evvel ki işlemiş faiz isteğinin reddine karar verilmesi yerindedir.

Davacı vekili açtığı itirazın iptali davasında icra takibinden sonra davalının 03.06.2024 tarih ve ..... Nolu E-Fatura mukabilinde: 246.979,10-TL tutarındaki kısmını davalıya iade ettiğini beyan etmiştir. Dava açılmadan evvel faturalar nedeniyle kısmi iade faturası ile bir kısım mallar iade edilmiştir.Davacı ,davalının düzenlediği iade faturasını kayıtlarına alarak borcun sona ermesini kabul etmiştir. İade faturası miktarı kadar borç sona ermiş ise de bu iade faturası icra takip dosyasının infazında nazara alınacak bir kısmi ödeme değildir.İade edilen miktar kadar borç sona ermiştir. Davadan evvel iade edilen mallar için infazda nazara alınma değil, mahsup işlemi uygulanır. İadenin ödeme kabulüyle icra takibi sırasında infazda nazara alınması gerektiği,mahsup edilerek dava değerinden düşülmesi gerekirken alacağın tamamı bakımından dava açılması yerinde değildir.

Davalı vekili kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuştur. İtirazın iptali davasının reddi halinde alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olmasına bağlıdır. Dolayısıyla sadece ve ancak takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir. Alacaklının sadece takip anında ki kötüniyeti aranır. Takip tarihi itibariyle davalının davacıya her iki fatura tutarı kadar borçlu olduğu sabittir. Sadece; işlemiş faiz isteminde haksız olması nedeniyle takipte kötüniyetli olduğu kabul edilemez.

Bu halde dava tarafın kötüniyet tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi yerindedir.

Ancak; davalı taraf fatura ile alıp ticari defterlerine kayıt ettiği fatura bedellerini ödememiş, icra takip tarihinden sonra bir kısmını iade faturasıyla iade etmiştir. Takip tarihi ve ödeme emrine itiraz tarihinde davacıya takip tutarı kadar borçlu olduğu sabit olup, itirazı da hüküm olunan miktar kadar haksızdır. İcra inkar tazminatına hükmedilmesi için alacağın likit ve belirlenebilir olması yeterlidir. Ayrıca borçlunun kötüniyetli olması aranmaz. İtirazın iptaline karar verilen miktar kadar borç davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tesbit edildiğinden davalı bakımından alacak likit ve itirazının haksız olduğu anlaşılmakla davacı yararına icira inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesi ve dava tarihi itibariyle iade faturası muhteviyatı mallar kadar açılan davanın haksız olduğu gözetilerek davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru olmamıştır.Davalı vekili yargı giderinin hatalı hesaplandığını ileri sürmüştür.Gerekçeli karara bakıldığında davacı tarafından yatırılan 6.095,90-TL peşin harçların harç daima davada haksız çıkan davalıya yükletilmesi gerektiği halde ;

davacı tarafından yapılan yargı gideri toplamına dahil edilerek davanın kabulü oranında 5.148,45-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği,yapılan hatanın davalı lehine olup istinaf eden davalı aleyhine karar verilemeyeceğinden yapılan hesaplama aynen tekrar edilmiştir.Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırılmasına, yeniden karar verilerek davalının itirazının kısmen iptaline, yargı giderinin davanın kabulü-reddi oranında hesaplanmasına ,itirazın iptaline karar verilen alacak üzerinden %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine, reeskont avans faizi diye bir faiz türü olmadığından takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2025 Tarih 2024/665 Esas - 2025/801 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

"Davanın kısmen kabulü ile; İstanbul 9. İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 182.660,41‬- TL asıl alacak yönünden kısmen iptaline,asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek devamına, fazla istemin reddine ,

%20 oranda hesaplanan 36.532-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

Koşulları oluşmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine,"

İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;

"Alınması gereken 12.477,53-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.668,30-TL'nin mahsup edilerek, kalan 6.809,23-TL harcın davalıdan alınarak hazineye ödenmesine,

Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvuru harcı, 5.668,30-TL peşin harç, 7.132,50-TL bilirkişi ücreti,tebliğ giderleri olmak üzere toplam 13.228,4‬0-TL yargı giderinden davanın kabulü oranında hesaplanan 5.148,45-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,

Davacı vekili için takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davalı vekili için takdir olunn 45.866,56-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranında hesaplanan 1.368-TL'sinin davalıdan, 2.232-TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye ödenmesine,"

Davacı ve davalı tarafından yatırılan (davacı 615,40-TL, davalı 3.119,38-TL) peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,

Davacı tarafından yapılan 90-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 35-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına,

Davalı tarafından yapılan 260-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 177-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/01/2026

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/288397 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.