Faiz destekli kredide kefalette eş rızası aranmaz
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2026/48 E. 2026/52 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Kefalet Sözleşmesinin Geçersizliği mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullandırılan kredilerde verilen kefaletler için TBK 584/3 uyarınca eşin yazılı rızası aranmaz; bu istisna kapsamında olduğu tespit edilen kredide eş rızası bulunmaması kefaleti geçersiz kılmaz. Ayrıca genel işlem koşulu iddiasında, hangi sözleşme hükümlerinin haksız şart niteliğinde olduğu somutlaştırılmadan ve sözleşmeyi okuyup imzaladığını beyan eden davacı yönünden, TBK'nın emredici hükümlerine aykırılık ya da dürüstlük kuralına aykırılık gösterilmeden yapılan genel iddialar reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Kefalet sözleşmesinde eş rızası aranıp aranmayacağı → ret
İddia: Davacı, kefil olunan sözleşmenin faiz destekli kredi sözleşmesi olmadığını, bu nedenle eş rızasının arandığını, TBK 584. madde gereği eşin yazılı rızası bulunmadığından kefaletin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK 584. maddenin 3. fıkrası, 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızasının aranmayacağını düzenlemektedir. Bilirkişi incelemesinde, davalı banka tarafından dava dışı asıl borçluya kullandırılan kredinin yıllık %7,5 oranla, 5570 sayılı Kanun kapsamında kullandırılan bir kredi olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle söz konusu kredi kapsamında verilen kefalet için eş rızası aranmadığından, eş rızası bulunmadığı gerekçesiyle kefaletin geçersizliği iddiası yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu niteliğinde haksız şart içerip içermediği → ret
İddia: Davacı, akdedilen sözleşmenin TBK 20 vd. maddeleri kapsamında genel işlem koşulları taşıdığını, birçok hükmün sözleşmenin niteliğine aykırı olduğunu, kendisine detaylı bilgilendirme yapılmadığını, bazı maddelerin yazılmamış sayılması veya kendisi lehine yorumlanması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK'nın 21. maddesi gereği yürürlük denetiminde, genel işlem koşullarını düzenleyen tarafın karşı tarafa bu koşullar hakkında açıkça bilgi vermesi ve öğrenilmesine imkân sağlaması gerekir; aksi halde koşullar yazılmamış sayılır. TBK 23. madde gereği yorum denetiminde tereddüt halinde düzenleyen aleyhine yorum yapılır. TBK 25. madde gereği içerik denetiminde ise koşulların dürüstlük kuralına aykırı olacak ölçüde karşı tarafın menfaatine aykırı olamayacağı öngörülmüştür; içerik denetimine ihtiyaç, taraflar arasındaki sözleşme dengesinin bozulmasından kaynaklanır. Somut olayda davacı, kredi sözleşmesi hükümlerinin tamamını okuyup öğrendiğini imzasıyla beyan etmiştir. Sözleşmede hangi hükümlerin genel işlem koşulu taşıdığı ve haksız şart sayılacağı davacı tarafça somutlaştırılmamıştır. Genel kredi sözleşmesine verilen müteselsil kefalet şartlarında TBK'nın emredici hükümlerine aykırılık, dürüstlük kuralına aykırılık veya hakkın kötüye kullanımı teşkil eden bir hüküm görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
5570 sayılı Kanun kapsamında kullandırılan faiz destekli kredilerde TBK 584/3 istisnası gereği kefalette eş rızasının aranmayacağı yönündeki tespit ile genel işlem koşulu iddialarının somutlaştırılması gerektiği yönündeki değerlendirme, benzer kefalet ve genel işlem koşulu uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet↗ eş rızası↗ menfi tespit↗ genel işlem koşulları↗ yürürlük denetimi↗ yorum denetimi↗ içerik denetimi↗ faiz destekli kredi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO 2026/48
KARAR NO 2026/52
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 26/03/2025
NUMARASI 2022/441 Esas - 2025/243 Karar
DAVA
Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ 13/01/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; dava dışı ... ile davalı banka arasında 01.06.2020 tarihinde genel kredi sözleşmesi,ek olarak davacı müvekkili ile davalı banka arasında kefalet sözleşmesi imzalandığını; kefilin yalnızca kefalet sözleşmesinde belirtilen kefalet limitinden ve kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağını; kefilin sadece imzaladığı genel kredi sözleşmesine istinaden geri ödemesi yapılmamış kredilerden sorumlu olduğunu, bundan başkaca bir borçtan sorumlu tutulamayacağını; sözleşme imzalandığı tarihte müvekkilin evli olduğunu, kefalet sözleşmesinin geçerliliği için eş rızası gerektiğini ancak müvekkilin eşinin kanuna uygun bir şekilde ve rızası alınmadan kefalet sözleşmesi düzenlenmesinin sözleşmeyi geçersiz hale getirdiğini;kefalet sözleşmesinin kesin hükümsüz olduğu bildirimi davalı bankaya yapılmış olsa da davalı bankaca dava dışı ...'ın nakit borçlarının ödenmesi ve gayri nakdi kredilere ilişkin belgelerin iadesi talebinde bulunduğunu ileri sürerek kefalet sözleşmesinin kesin hükümsüzlüğünün tespiti ile borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili;TBKnın 584. maddesinde açık şekilde ifade edildiği üzere “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; ” hükmünü haiz olduğunu,sözleşmenin tanzim edildiği tarih itibariyle müvekkilinin evli olduğunu, TBKnın 584 maddesinin emredici hüküm niteliğinde olduğunu, sözleşmenin birçok hükmünde sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine aykırı genel işlem koşulları olduğu, davalı tarafından müvekkile karşı detaylı şekilde bilgilendirme yapılmadığı, davalı tarafından sözleşme içeriğinin doğru ve açık bir şekilde müvekkile aktarılmadığını ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; öncelikle dava şartı olan ara buluculuk başvurusu yapılmadığından davanın usulden reddini talep etmiş; esasa ilişkin olarak ise davacının, müvekkil davalı bankanın ... ...şubesi müşterisi olan dava dışı asıl borçlu ...'a 01.06.2020 tarihinde kullandırılan ... Kredisine aynı tarihte kefil olduğunu, bu işletme kredisi açısından eş rızası aranmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; benimsenen ve somut olaya uygun görülen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı banka ile dava dışı ... arasında 01.06.2020 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacının ise iş bu sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, ancak kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını bu nedenle kesin hükümsüzlüğünün tespiti ile borçlu olmadığının tespiti için iş bu davanın açıldığı, bilahare davacı vekili ıslah dilekçesi sunarak; taraflar arasında imzalanan sözleşmesin geçerlilik şartlarını taşımadığı bu nedenle sözleşmenin hükümsüzlüğünü, sözleşme şartlarının genel işlem koşulu altında incelenmesini talep ettiği ,somut olayda dava hükümsüzlüğe dayalı menfi tespit davası olup, davacı kefil olarak imzaladığı can suyu kredisinden dolayı kefaletin eş rızası olmadığından dolayı geçersiz olduğundan bahisle hükümsüz olduğu,ıslah dilekçesi altına bu sebebe bir de genel işlem koşulu gerçekleşmediği, sözleşmenin matbu olduğunu ve davacıya gerekli bilgi verilmediğinden dolayı geçersiz olduğu sebebini eklediği , can suyu kredilerinde eş rızası aranmayacağından kefalet geçerli olup ayrıca davacı kefil sözleşmeyi okuyarak imzaladığını beyan etmesi karşısında davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPBLERİ
Davacı vekili; Müvekkil ...'nin kefil olduğu sözleşme faiz destekli kredi sözleşmesi olmadığını, İşbu nedenle eşin rızası arandığını, Müvekkil ile davalı banka arasındaki kefalet sözleşmesi TBK nın 583 maddesi açısından şekle aykırılık teşkil ettiğini, TBKnın . 584. Maddesinde açık şekilde ifade edildiği üzere “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir" hükmü gereği, kefaletin geçersiz olduğunu, akdedilen sözleşme, TBK 20 vd. maddeleri doğrultusunda genel işlem koşulları taşıdığını, bu şartlar altında akdedilen sözleşme incelendiğinde; birçok hükümde sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine aykırı genel işlem koşulları olduğunu, davalı tarafından müvekkile karşı detaylı şekilde bilgilendirme yapılmadığını, davalı tarafından sözleşme içeriğinin doğru ve açık bir şekilde müvekkile aktarılmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin genel işlem koşulu altında incelenmesini, bazı maddelerin yazılmamış sayılmasını ve bazı maddelerin de müvekkil lehine yorumlanması gerektiğini, müvekkil açısından salt okuyarak imzaladığı hususunda belirleme yapılması yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu gösterdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; davacı müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı banka tarafından hesabın kat edilerek ödeme talep edildiğinde davacı tarafından eş rızası alınmadığından kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu ve genel işlem şartlarına aykırı hükümler içerdiğinden sözleşmenin bazı maddelerinin hükümsüz sayılması gerektiğinden menfi tesbit talebinde bulunulmuştur.
Bilirkişi kök raporunda; Davalı banka ile dava dışı ... arasında 01.06.2020 tarihinde imzalanan Kredi Çerçeve Sözleşmesi`ne istinaden davalı banka tarafından dava dışı asıl borçluya, davacının müteselsil kefaleti karşılığında 600.000-TL limit tesis edildiği, asıl borçluya 09.06.2020 tarihinde 400.000- TL tutarında, aylık %0,625-yıllık %7,50 akdi faiz oranıyla, ilk beş ay geri ödemesiz olmak üzere 31 ay vadeli, ... numaralı taksitli ticari cansuyu kredisi tahsis edildiği; 6098 sayılı TBK nın 584. maddesinde "... 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." hükmünü haiz 3.
fıkrası doğrultusunda, eş rızasının aranmayacağı; geri ödemelerin süresinde yapılmaması üzerine borçlulara Ankara 62. Noterliğince ....2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiği belirtilmiştir.
Banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde; davalı banka tarafından kullandırılan kredinin yıllık %7,5 oranda faiz ile kullandırılan 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullandırılan bir kredi olduğundan eş rızası gerekmemektedir.
Davacı vekili sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu hükümleri taşıdığını ileri sürerek bazı maddelerin haksız şart taşıdığını ileri sürse de hangi hükümlerin haksız şart olduğunu açıkça belirtmemiştir. Genel işlem koşullarının denetlenmesi noktasında yapılan incelemede " Yürürlük denetimi 6098 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi gereği genel işlem koşullarını düzenleyen taraf, karşı tarafa söz konusu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip içeriğinin öğrenmesine imkân sağlamalıdır. Aksi hâlde genel işlem koşulları yazılmamış sayılır....
Yorum denetimi ise 6098 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinde öngörülmekle hüküm gereği genel işlem koşullarının yorumlanması ihtiyacı gerektiğinde düzenleyen aleyhine ve karşı taraf lehine olan yorum benimsenir. İçerik yönünden ise 25 inci madde de genel işlem koşullarının dürüstlük kurallarına aykırı olacak ölçüde karşı tarafın menfaatine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Buna göre içerik denetiminden anlaşılması gereken ise söz konusu kuralların dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı açısından incelenmesidir. Hukuk sisteminde içerik denetimine ihtiyaç duyulmasının nedeni taraflar arasında olması gereken sözleşme dengesinin bozulmasıdır. (Yargıtay HGK nın 2022/1267 esas, 2023/427 karar sayılı ilamı.)
Somut olayda davacının kredi sözleşmesi hükümlerinin tamamını okuyup öğrendiğini imzası ile beyan ettiği; Sözleşmede hangi hükümlerin genel işlem koşullarını taşıdığı anlaşılan sözleşme hükümlerinde haksız şart sayılacak madde somutlaştırılmadığı gibi; genel kredi sözleşmesine verilen müteselsil kefalet şartlarında TBK nın emredici hükümlerine aykırılık görülmediği ,dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanımı teşkil ettiğinin kabulü gereken bir hüküm bulunmadığından davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davada dava sebebi sözleşmede verilen kefaletin eş rızası olmadığından geçersizliği ve sözleşmenin genel işlem koşullarında haksız şartlar içerdiğine ilişkin olduğu, bu sınırlar dahilinde yapılan incelemede davanın reddine yönelik karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 116,6-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.13/01/2026
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/288393 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi