Rıza dışı EFT işlemlerinde bankanın ağırlaştırılmış özen sorumluluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1256 E. 2026/48 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Rıza dışı EFT işlemi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Bankacılık hizmetleri sözleşmesi vekalet benzeri bir sözleşme olup, banka ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü altındadır ve hafif kusurundan dahi sorumludur. Müşterinin kişisel/gizli bilgilerinin bizzat kendisine teslim edilmemesi ve telefon bankacılığı işlemlerinde kimlik doğrulama sırasında yaşanan duraksama/yanlış cevaplara rağmen işleme devam edilmesi, bankanın müşteri tanıma yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve kusurlu olduğunu gösterir. Ceza mahkemesinin delil yetersizliğine dayalı beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz; hukuk hakimi, ceza dosyasındaki delilleri (mesaj/HTS kayıtları dahil) kendisi değerlendirerek, bu delillerin davacının rıza gösterdiğine ya da müterafik kusuruna ilişkin somut bir tespit içermediği sonucuna ulaşabilir ve bu durumda banka, rıza dışı gerçekleşen işlemlerden tam kusurlu sorumlu tutulur.
Ele alınan sorunlar
Davalı bankanın rıza dışı EFT işlemlerinden sorumluluğu ve kusur değerlendirmesi → ret
İddia: Davalı banka vekili, davacıların uğradıkları zarardan kendi kusur ve ihmalli davranışları nedeniyle sorumlu olduklarını, hesap açılış evraklarının banka dışında imzalanıp banka görevlisi olmayan kişilere teslim edilmesinin ağır kusurlu davranış olduğunu, bunun bilirkişilerce müterafik kusur olarak değerlendirildiğini ancak mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bankacılık hizmetleri sözleşmesi, hukuki niteliği itibariyle vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğindedir; TBK 506/2 gereği vekil (banka), vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle hizmet yürütmekle yükümlüdür. Devletten aldıkları imtiyazla hizmet veren bankalar, ortalama bir vekilin göstermesi gereken özenden daha yüksek derecede özen göstermekle yükümlüdür ve hafif kusurlarından dahi sorumludur; banka, özen borcunu ihlal eden kusurlu bir fiilinin bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Somut olayda, yurt dışında yaşayan davacıların hesap açılışı için gerekli özel bilgileri içeren belgelerin üçüncü bir kişi eliyle doldurulup imzalattırılarak bankaya iletilmiş olması, gizli ve kişiye özel bilgilerin bizzat hesap sahiplerine değil üçüncü kişilere teslim edilmesi suretiyle bu bilgilerin başkalarınca öğrenilmesine yol açacak şekilde davranılması, bankanın özensiz davrandığını göstermektedir. Ayrıca, işlemleri gerçekleştiren kişinin çağrı merkezini arayıp davacıları taklit ederek şifre oluşturması sırasında doğum tarihi, kimlik seri no, adres, telefon, anne-baba adı gibi sorulara duraksama ve yanlış cevaplar vermesine, sonradan düzeltmeler yapmasına rağmen müşteri temsilcisinin işleme devam etmesi, bu husus çözüm yapılan ses kayıtlarıyla sabit olup, bankanın müşteri tanıma yönteminde zafiyet bulunduğunu ve mevduatı koruma/geri ödeme yükümlülüğünü ihlal ettiğini göstermektedir. Bu nedenlerle bankanın kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davacıların müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve ceza mahkemesi beraat kararının etkisi → ret
İddia: Davalı vekili, ceza dosyasında EFT işlemlerinin davacıların bilgisi ve talimatları neticesinde yapıldığına dair iddialar bulunduğunu, bu iddiaların davacıların müterafik kusurunu gösterdiğini, mahkemenin bu hususu araştırmadan karar verdiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK 74'e göre, hukuk hakimi zarar verenin kusurlu olup olmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı değildir; ceza hakiminin kusur değerlendirmesine ve zarar belirlemesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz. Ceza mahkemesindeki beraat kararı sanığın fiili işlemediği gerekçesine değil, işlediğine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesine dayanıyorsa, hukuk hakimi bu beraat kararıyla bağlı olmaz; bununla birlikte hukuk hakimi, farklı bir sonuca varma sebeplerini açıklamalıdır. Somut olayda, ilgili ceza dosyasında sanığın delil yetersizliği nedeniyle beraatine karar verilmiştir; mesaj tespit tutanaklarının HTS kayıtlarıyla tarih ve saat itibariyle uyumlu olduğu tespit edilmişse de, katılan mesajları inkar etmiş ve mesaj içeriklerinin doğru olup olmadığına dair bir tespit yapılmamıştır. Yazışmaların doğru olduğu kabul edilse dahi, içeriklerinde davacının davalı bankadaki hesaptan para alınmasına dair doğrudan bir talimat verdiği anlamına gelen bir ifade bulunmamakta, hatta davacının kendisinin başkalarına teslim edilmek üzere para göndermek için yardım istediği görülmekte olup, bu yazışmaların dava konusu hesaptan alınan paralarla ilgili olup olmadığı da anlaşılamamaktadır. Ceza yargılamasında davacılara müterafik kusur atfını gerektiren herhangi bir olgu tespit edilmemiştir. Bu nedenle davacıların bilgisi ve rızası dışında yapılan EFT işlemlerinden davalı bankanın sorumlu olduğu sonucuna varılmış, davanın kabulüne dair ilk derece kararı isabetli görülmüştür.
Gerekçe kaynağı: özgün
Faizin başlangıç tarihi ve türüne ilişkin istinaf itirazı → ret
İddia: Davalı vekili, mahkeme kararında faiz başlangıç tarihinin ve türünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Haksız fiil kaynaklı ve mevduata dayalı alacak yönünden faizin başlangıç tarihi ve türüne yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, bankaların müşterilerine karşı ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü taşıdığı, telefon bankacılığı işlemlerinde kimlik doğrulama sırasında yaşanan tutarsızlıklara rağmen işleme devam edilmesinin bankanın kusuru olarak kabul edildiği ve ceza mahkemesinin delil yetersizliğine dayalı beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağına dair tespitleri, benzer rıza dışı EFT/bankacılık işlemi uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankacılık hizmetleri çerçeve sözleşmesi↗ ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü↗ vekalet sözleşmesi↗ müterafik kusur↗ ceza mahkemesi beraat kararının hukuk hakimini bağlamaması↗ müşteri tanıma zafiyeti↗ telefon bankacılığı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2025/1256
KARAR NO 2026/48
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 10/04/2025
NUMARASI 2022/262 Esas - 2025/269 Karar
DAVA
Tazminat
DAVA TARİHİ 22/01/2009
BİRLEŞEN İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN
2009/53-883 SAYILI BİRLEŞEN DAVA
DAVA
Tazminat
DAVA TARİHİ 22/01/2009
İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/01/2026
İlk derece mahkemesince verilen kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
ASIL DAVA
Davacı ... vekili; müvekkilinin ... tarafından dava dışı ... Bank'ın ... Şubesi'nde 2005 yılında kendisi adına ...nolu ve yine kendisi gibi ... olan kardeşi ... için hesaplar açıldığını, 2007 yılının sonuna kadar hak ettikleri primlerin ... tarafından bu hesaba yatırıldığını, 28/12/2007 tarihinde bankaya uğradıklarında 09/05/2006 - 24/07/2007 tarihleri arasında telefon bankacılığı yolu ile hesaplarındaki paraların çekildiğini öğrendiklerini, Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 02/12/2008 tarih ve 2008/7589 Esas numaralı iddianamesi ile Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalıların cezalandırılmaları talebi ile ceza davası açıldığını, EFT'lerin davalı ...'ün ... Ankara ... şubesi ve ...'ın... ...
şubesine yapılarak çekildiğini, müvekkilinin zararının oluşmasında diğer davalıların yanında davalı bankanın ve çalışanlarının kusurlu davranışlarının sebep olduğunu belirterek 09/05/2006 - 20/04/2007 tarihleri arasında müvekkilinin hesabından telefon bankacılığı yolu ile EFT ile alınan 307.450-TL'nin her bir EFT tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı ... ile müvekkili arasında ... Şubesi aracılığı ile 26/05/2005 tarihli Bankacılık Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi, tanışma formu ve imza örneği ile bankacılık hizmet ilişkisi kurulduğunu, davacı adına ...numaralı hesap açıldığını, davacının ıslak imzasını havi mezkur sözleşme ve belgelerle davacının kendisi ile banka arasında genel hukuk ve sözleşmesel ilişki çerçevesinde bankacılık ilişkisi kurulmasına onay verdiğini, kişisel bilgilerinin doğruluğunu taahhüt ettiğini, müvekkilinin basiretli tacir sıfatına haiz olduğunu, 19/04/2006 tarihinde müvekkili bankanın çağrı merkezi aracılığı ile telefon bankacılığı şifresinin alındığını, bu işlem esnasında müvekkili banka tarafından işlem güvenliği için uygulanan bilgi doğrulama aşamalarından sorunsuz bir şekilde geçildiğini, görüşme esnasında çağrı merkezi çalışanının tüm prosedürleri uyguladığını ve karşı taraftan doğru cevaplar alındığını, usulüne ve iş akışına uygun telefon bankacılığı şifresi tesisi işlemi sonrasında davacının hesabından telefon bankacılığı şifrelerinin doğru bir şekilde kullanılarak EFT işlemi yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Davacı ... vekili; müvekkilinin ... hak ettiği ve hak edeceği primlerin davalı ...’ın ... Şubesi’nde adına 2005 yılında ...numaralı hesap açıldığını, o tarihten itibaren 2007 yılının sonlarına kadar müvekkilimin hak ettiği primlerin bu hesaba yatırıldığını, müvekkili ile ... ... olan kardeşinin 28/12/2007 tarihinde davalı bankanın ... Şubesine gittiklerinde rızaları hilafına kimliği belirsiz kişi veya kişilerce bankadaki hesaplarından paraların çekildiğini öğrendiklerini, müvekkilinin kardeşi ile 28/12/2007 tarihinde Üsküdar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurduklarını, davalıların ayrı ayrı iki kez cezalandırılmaları talebi ile kamu davası açıldığını, Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/469-323 E.K.
sayılı 18/12/2008 tarihli yetkisizlik kararı ile dosyanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiğini, davalılardan ...’ün ... ve ... hakkında yapılan hazırlık soruşturması sonucunda kamu davası açıldığını, müvekkilinin zararının oluşmasına davalı bankanın ve çalışanlarının kusurlu davranışlarının sebebiyet verdiğini belirterek 09/05/2006 tarihinden 20/04/2007 tarihine kadar müvekkilinin hesabından telefon bankacılığı ile EFT yoluyla yapılan toplam 120.150-TL havalelerin her bir EFT miktarı için ayrı ayrı EFT tarihlerinden itibaren işletilecek en yüksek mevduat faizi uyglanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı ile müvekkili arasında ... Şubesi aracılığı ile 26/05/2005 tarihli Bankacılık Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi, tanışma formu ve imza örneği ile bankacılık hizmet ilişkisi kurulduğunu, davacı adına ... numaralı hesap açıldığını, davacının ıslak imzasını havi mezkur sözleşme ve belgelerle davacının kendisi ile banka arasında genel hukuk ve sözleşmesel ilişki çerçevesinde bankacılık ilişkisi kurulmasına onay verdiğini, kişisel bilgilerinin doğruluğunu taahhüt ettiğini, müvekkilinin basiretli tacir sıfatına haiz olduğunu, 25/05/2006 tarihinde müvekkili bankanın çağrı merkezi aracılığı ile telefon bankacılığı şifresinin alındığını, bu işlem esnasında müvekkili banka tarafından işlem güvenliği için uygulanan bilgi doğrulama aşamalarından sorunsuz bir şekilde geçildiğini, ilgili görüşme esnasında çağrı merkezi çalışanının tüm prosedürleri uyguladığını ve karşı taraftan doğru cevaplar alındığını, usulüne ve iş akışına uygun terlefon bankacılığı şifresi tesisi işlemi sonrasında davacının hesabından telefon bankacılığı şifrelerinin doğru bir şekilde kullanılarak EFT işlemi yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin 22/03/2018 tarihli oturumda alınan 1 nolu ara kararı ile davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan asıl ve birleşen dava iş bu davadan tefrik edilerek mahkemenin 2018/276 esas sırasına kayıt edilmiş, devamında ise davanın görev yönünden reddine karar verilerek dosya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilerek yargılamaya İstanbul 48. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/141 esas sırasında devam edildiği tespit edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemenin 04/10/2018 tarihli (2014/712 E. 2018/936 K. Sayılı) kararıyla; ... olan asıl ve birleşen dosya davacılarının, paylarına düşen primlerin banka hesabına yatırılması amacı ile adların davalı banka nezdinde hesap açıldığı, davacıların yurt dışında ikâmet etmeleri nedeni ile hesap açılışı ile ilgili belgelerin... bırakıldığı, anılan sözleşme ve bilgi formlarının doldurulmuş şekilde banka şubesine iletildiği, akdedilen bu sözleşme çerçevesinde davalı banka nezdinde (davacı) ...'a ...no.lu, (davacı) ...'a ... no.lu vadesiz YTL hesabı açıldığı, hesapların açılışına ilişkin formlarda davacılara ulaşılmak maksadı ile bankaya bırakılan ... no.lu telefonun ...'a ait olduğu, yine EFT işlerminin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılan 0542 ...
no.lu telefonun ...'e ve ... no.lu telefonun ...'na ait olduğu, ...'ün davalı bankanın çağrı merkezini arayarak müşteri temsilcisi ile görüştüğü, kendisini ... ve ... olarak tanıttığı, müşteri temsilcisinin sorduğu doğum tarihi, nüfus cüzdanı seri no, ev veya iş adresi (sistemdeki ev veya iş adresi), sistemdeki telefon numaraları, baba adı, anne adı sorular sorulduğunda duraksamalar yaşadığı, yanlış cevaplar verdiği ve sonradan düzeltmelerde bulunduğu, 19.04.2006 tarihinde davacı ... hesabına ait şifreyi, 25.05.2006 tarihinde davacı ... hesabına ait şifreyi oluşturduğu, ... adına 09.05.2000 - 20.04.2007 tarihleri arasında toplam tutarı 307.400-TL olan 31 adet EFT işlemi ile, ... adına 25.05.2006 - 22.12.2006 tarihleri arasında toplam tutarı 120.150-TL olan 31 adet EFT işlemini davacıların bilgisi ve rızası hilafına gerçekleştirdiği, bu işlemler nedeni ile davacı ...'un 307.400-TL, davacı ...'un 120.150-TL zararının olduğu, gizli ve kişiye özel bilgileri içeren belgelerin bizzat hesap açacak olan kişilere teslim edilmemesinin davalı banka açısından kusur ve özensizlik olarak kabul edildiği, davalı bankanın anılan belgelerdeki bilgilerin doğruluğunu teyit için davacıların bizzat kendileri ile görüşmediği, çağrı merkezi ile yapılan telefon görüşmeleri sırasında duraksamalar yaşanmasına, yanlış cevaplar verilmesine rağmen işleme devam edildiği, bu durumda davalı bankanın müşteri tanıma yönteminde zafiyetinin mevcut olduğu, davalı bankanın davacıların zararının tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemiz'in 25/01/2022 tarihli (2019/1168 E. 2022/86 K. Sayılı) kararıyla "...Somut olayda, aynı olayla ilgili haklarında tefrik kararı verilen davalılar hakkında devam eden ceza yargılamasında mahkemece ... hakkında verilen mahkumiyet kararının, ... tarafından eldeki dava dosyasına da ibraz edilen mesaj tespit tutanakları ile HTS kayıtlarının incelenmesi ve davacılar hakkında ... ile ilgili soruşturma dosyasının araştırılması gerekmesinden dolayı bozulmasına karar verilmiş; bozmadan sonra İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/29 Esas sayılı dosyasında devam eden yargılamada bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma neticesinde sanık ...'ın beraatine karar verilmiştir.
Fakat bu karar henüz kesinleşmemiştir. Bu durumda mahkemece dosyaya ibraz edilen mesaj tespit tutanaklarında belirtilen mesajların ve içeriklerinin doğruluğu araştırılarak, bu kapsamda eldeki dava dosyası bakımından delil değeri bulunan ceza dava dosyası kapsamında bulunan deliller de getirtilerek, gerektiğinde ceza dava dosyasının sonucu bekletici mesele yapılarak somut olayda davacıların, davalı bankanın sorumluluğunu kısmen ya da tamamen ortadan kaldıracak şekilde kusurlu hareket edip etmediklerinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece; davalı bankanın basiretli tacir gibi davranma yükümlülüklerinin ötesinde müşterilerine karşı ağırlaştırılmış özen yükümlülükleri bulunduğu, davacıların hesaplarından farklı tarihlerde yapılan onlarca hesap hareketinin hiçbirine onay verdiğinin ispatlanamadığı, bekletici mesele yapılan ceza muhakemesi dosyası sonucunda da davacılar aleyhine kusur atfedilmesini gerektirir herhangi bir somut tespite yer verilmediği, davacıların bilgisi, rızası, açık veya zımni onayı dışında banka hesaplarında yer alan paranın 31 farklı tarihte üçüncü kişiler hesabına aktarılmasında bankanın tam kusurlu olduğu, davacılara atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl ve birleşen davada davalı banka vekili; davacıların uğradıkları zarar nedeniyle kendi kusur ve ihmalli davranışları nedeniyle sorumlu olduklarını, banka evraklarının banka şubesi dışında imzalandıktan sonra banka görevlisi olmayan kişilere teslim edilmesinin ağır kusurlu bir davranış olduğunu, bu davranışın bilirkişilerce davacıların müterafik kusuru olarak değerlendirildiğini, buna rağmen mahkemece müterafik kusur tespitinin hiç dikkate alınmadığını, mahkemece İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki dava dosyasının 9 yıl boyunca bekletici mesele yapılmasına rağmen tamamen hukuka aykırı bir şekilde ve ceza dosyası temyiz incelemesi için Yargıtay'da iken diğer davalılar yönünden tefrik kararı verilerek davanın müvekkili aleyhinde sonuçlandırıldığını, ceza dava dosyasında bahse konu EFT işlemlerinin davacıların bilgisi ve talimatları neticesinde yapıldığına dair iddialar bulunduğunu, ceza dava dosyasında davacılarla ilgili aleyhe ileri sürülen iddiaların bu dava dosyasını etkileyeceğini, bu nedenle tefrik kararının kaldırılması gerektiğini, mahkemece bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen hususlarda hiç bir araştırma yapılmadığını, mahkemenin kararında faiz başlangıç tarihinin ve türünün hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, asıl ve birleşen davada davacıların davalı bankadaki hesabından rıza dışı yapılan EFT işlemleri nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı tarafça, asıl dosyada davacı ...'un davalı banka nezdindeki hesabında bulunan mevduattan 09/05/2006 - 20/04/2007 tarihleri arasında müvekkilinin rızası hilafına 31 adet EFT işlemi ile toplamda 307.400-TL para çıkışı yapıldığını, birleşen dosyada ise davacı ...'un davalı banka nezdindeki hesabında bulunan mevduattan 25/05/2006 - 22/12/2006 tarihleri arasında 31 adet EFT işlemi ile toplamda 120.150-TL para çıkışı yapıldığını belirterek müvekkillerinin uğradığı zararın tazmini için davalı banka ile (tefrik kararı verilen ve haklarındaki yargılamanın İstanbul 48. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde devam ettiği) diğer davalılar hakkında açılan davada, gizli ve kişiye özel bilgileri içeren belgelerin bizzat hesap açacak olan kişilere teslim edilmemesi, yine sözleşmelerdeki bilgilerin doğruluğun teyidi için davacılarla bizzat görülmemesi, çağrı merkezi ile yapılan telefon görüşmelerinde bazı sorulara yanlış cevap verilmesine ve duraksamalar yaşanmasına rağmen oluşturulan şifrelerle işlemlere devam edilmesi, davalı bankanın müşteri tanıma yönteminde zafiyet bulunduğu gerekçesiyle davalı bankanın davacıların zararının tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda; asıl ve birleşen davada davacılar için davalı banka nezdinde hesap açılması için davalı bankaya yapılan müracaat üzerine davacıların yurt dışında ikamet etmeleri nedeniyle hesap açılışına ilişkin form ve sözleşmelerin ...'ye bırakıldığı, daha sonra sözleşme ve formların doldurularak davalı bankanın şubesine iletildiği, bu şekilde taraflar arasında 26/05/2005 tarihli "Bankacılık Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi"nin akdedildiği, asıl davada davacı ... için ...no.lu vadesiz hesabın açıldığı, hesabın açılışında iletişim bilgisi olarak 0536 ... nolu telefonun yazılı olduğu, davacı ...'un hesabından 09/05/2006 - 20/04/2007 tarihleri arasında 31 adet EFT işlemi ile toplamda 307.400-TL para çıkışı yapıldığı, birleşen davada davacı ...
için ... nolu vadesiz mevduat hesabının açıldığı, hesabın açılışında iletişim bilgisi olarak ...nolu telefonun yazılı olduğu, davacı ...'un davalı banka nezdindeki hesabında bulunan mevduattan 25/05/2006 - 22/12/2006 tarihleri arasında 31 adet EFT işlemi ile toplamda 120.150-TL para çıkışı yapıldığı, hesapların açılışında davacılara ulaşılmak maksadı ile bankaya bırakılan ... no.lu hattın ...görevli olan hakkında tefrik kararı verilen davalı ...'a ait olduğu, EFT işlemleri gerçekleştirilirken davalı bankanın müşteri hizmetlerine erişim sağlanırken ...'a ait ...nolu, onun kuzeni olan ...'e ait 0542 ... no.lu ve ...'na ait 0536 ... no.lu hatların kullanıldığı, hakkında tefrik kararı verilen ...'ün, adına kayıtlı telefondan davalı bankanın Çağrı Merkezini arayarak 19.04.2006 tarihinde davacı ...
hesabına ait şifreyi, 25.05.2006 tarihinde davacı ... hesabına ait şifreyi oluşturduğu, ...'ün davalı bankanın çağrı merkezini arayıp kendisini ...ve ... olarak tanıtarak bahsi geçen tarihlerde dava konusu EFT işlemlerini gerçekleştirdiği, küçük miktarlarda transferler yapmak için 0542 ... no.lu telefonu kullandığı, 17.01.2007 tarihinden itibaren ise büyük miktarlarda transferler yapmak için ise ... ismine kayıtlı 0536 ... no.lu (...'a ait başvuru formundan bildirilen) telefonu kullandığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, bahsi geçen EFT işlemlerinin davacıların rızası dışında gerçekleşip gerçekleşmediği, davalının bankanın kusurunun bulunup bulunmadığı, zararın davacıların müterafik kusuru ile meydana gelip gelmediği noktasında toplanmaktadır.
Bankacılık hizmetleri sözleşmeleri, hukuki nitelikleri itibariyle vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğinde olup, TBK.md.506/2 maddesi gereği, vekil (banka) üstlendiği hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olup, bankalar gibi, devletten aldıkları imtiyazla hizmet veren kurumların , ortalama bir vekilin göstermesi gereken özenden, daha yüksek derecede özen göstermekle yükümlü olup, bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur. Vekil (banka) ancak, özen borcunu ihlali sayılan hiçbir kusurlu fiilinin bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecektir.
Somut olayda yurt dışında yaşayan davacıların hesap açılması için gerekli olan özel bilgileri içerecek belgelerin davacılar tarafından doldurularak imzalanmak üzere ... bırakıldığı, anılan bu belgelerin bir süre sonra doldurulmuş ve imzalanmış olarak bankaya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Gizli ve kişiye özel bilgileri içeren bu belgelerin bizzat hesap açacak olan kişilere teslim edilmeyerek bu bilgilerin üçüncü kişilerce öğrenilmesine neden olacak şekilde hareket edildiğinden davalı bankanın özensiz davrandığı açıktır. Bunun dışında ...'ün kendisine ait hattan davalı bankanın çağrı merkezini arayarak müşteri temsilcisi ile görüştüğü, kendisini ... ve ... olarak tanıttığı, davacılar adına müşteri şifrelerini oluşturmak üzere müşteri temsilcisinin sorduğu doğum tarihi, nüfus cüzdanı seri no, ev veya iş adresi (sistemdeki ev veya iş adresi), sistemdeki telefon numaraları, baba adı, anne adı sorular sorulduğunda duraksamalar yaşadığı, yanlış cevaplar verdiği ve sonradan düzeltmelerde bulunduğu, Çağrı merkezi ile yapılan telefon görüşmeleri sırasında duraksamalar yaşanmasına, yanlış cevaplar verilmesine rağmen işleme devam edildiği çözümü yapılan ses kayıtları ile sabittir.
Bu durumda davacıların mevduatını koruma ve talep edildiğinde geri ödeme yükümlülüğünü ihlal eden bankanın kusurlu olduğu olduğu sonucuna varılmaktadır.
Davacıların müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı bakımından; aynı olayla ilgili İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/38 Esas 2014/84 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada ise, ... yönünden dava tefrik edilmiş olup, ...'ın beraatine, ...'ın ise değişen suç vasfına göre bilişim vasıtaları kullanmak suretiyle hırsızlık eyleminden dolayı TCK'nın 142/2-e maddesi uyarınca iki kere cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 16/01/2020 tarihli 2019/12421 Esas 2020/788 Karar sayılı ilamı ile; "...1- Sanık ... ve sanık müdafiinin savunmaları doğrultusunda, katılanlar ... ve ... hakkında ... ile ilgili olarak bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığının araştırılması, herhangi bir değerlendirme yapılmamış olan mesaj tespit tutanakları ile HTS kayıtlarının uzman bilirkişi tarafından incelenmesi ve bu hususta hazırlanacak olan raporun gerekçeli kararda detaylı olarak tartışılması, mesaj tespit tutanaklarındaki mesaj içerikleri ile ilgili olarak katılanların detaylı beyanlarının alınması ve sanık ile katılan ...’un gerekirse yüzleştirilmesi suretiyle bu hususun açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararından sonra İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/29 Esas nolu dosyasında devam eden yargılamada alınan bilirkişi raporunda iletişim tespit kayıtlarında yer alan verilerin; Mesaj Tespit Tutanağında yer alan mesaj kayıtlarının numara, tip, diğer numara, tarih ve saatiyle uyumlu olduğu yönünde görüş beyan edilmiş olup, mahkemece sanık ...'ın CMK m.223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, temyiz üzerine karar kesinleşmiştir.
TBK’nın 74’üncü maddesine göre; hukuk davasına bakan hâkimin, zarar verenin kusurlu olup olmadığı, ayırt etme gücüne sahip bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı değildir (f.1). Hükümde ayrıca, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da, hukuk hâkimini bağlamayacağı ifade edilmiştir (f.2). Aynı şekilde ceza mahkemesinde verilen beraat kararı, sanığın fiili işlemediği gerekçesine değil, işlediğine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesine dayandırılmışsa, tazminat davasına bakan hukuk hakimi beraat kararı ile bağlı olmaz. Bununla birlikte hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı hallerde de, ceza mahkemesi kararındaki sonuçtan farklı bir sonuca varma sebeplerini açıklamalıdır (...
- .... ..., Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt II, 12. Baskı, İstanbul 2016, s.83-84). Yine, ceza davasında verilecek bir mahkumiyet kararı veya maddi vaka tespiti yapan bir beraat kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olacaktır.
Somut olayda, aynı olayla ilgili haklarında tefrik kararı verilen davalı ... hakkında ceza mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararının, ... tarafından eldeki dava dosyasına da ibraz edilen mesaj tespit tutanakları ile HTS kayıtlarının incelenmesi ve davacılar hakkında ... ile ilgili soruşturma dosyasının araştırılması gerektiğinden bozulmasına karar verilmiş; bozmadan sonra İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/29 Esas sayılı dosyasında devam eden yargılamada bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma neticesinde sanık ...'ın delil yetersizliği nedeniyle beraatine karar verilmiştir. Ceza yargılamasında ... tarafından sunulan mesaj kayıtlarının HTS kayıtları ile bire bir uyumlu olduğu tespit edilmiş, mahkemece delil yetersizliğine dayalı, sanığın üzerine isnat edilen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verilmiştir.
Bahsi geçen dosya kapsamında mesajların gönderildiği ve alındığı tarihler itibariyle HTS raporunun uyumlu olduğu tespit edilmiş ise de katılan ... mesajları inkar etmiş, mesajların içerikleri itibariyle doğru olup olmadığına dair bir tespit yapılmamıştır.... ile yapıldığı belirtilen SMS yazışmaları 09/05/2006 tarihinde başlamış olup ... adına bankacılık şifresinin bu tarihten daha önce 19/04/2006 tarihinde oluşturulduğu, yazışmaların bütünün incelenmesinde ise yazışmaların 09/05/2006, 22/12/2006 ve 03/09/2007 tarihlerinde yapıldığı, bahsi geçen yazışmaların doğru olduğunun kabulü halinde dahi davacının davalı bankadaki hesaptan paranın alınmasına dair doğrudan bir talimat verildiği anlamına gelen bir ifade bulunmadığı, hatta bu yazışmalarda davacı ...'in başkalarına teslim edilmek üzere kendisinin bizzat para göndermek için ...'dan yardım istediği, yazışmaların davalı banka hesabından alınan paralarla ilgili olup olmadığının anlaşılamadığı, ceza yargılamasında davacılara müterafik kusur atfı gerektiren herhangi bir olgu tespit edilmediği, davacıların bilgisi ve rızası dışında yapılan dava konusu EFT işlemlerinden davalı bankanın sorumlu olduğu anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır.
Haksız fiil kaynaklı ve mevduata dayalı alacak yönünden faizin başlangıç tarihi ve türüne yönelik istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; asıl ve birleşen davada davalı banka vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Asıl ve birleşen dava için alınması gereken toplam 29.205,90-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 7.302-TL harcın mahsubu ile kalan 21.903,90-TL harcın asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Asıl ve birleşen davada davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 45-TL istinaf yargı giderinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12/01/2026
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/288129 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi