Gemide çıkan yangında donatanın kusursuzluğu kesinleşmiş dosyada tespit edilmişse aynı olaydan doğan diğer davalarda emsal alınır
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1637 E. 2025/1834 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Sigortacının halefiyet yoluyla rücuu (deniz taşıması, gemi yangını) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Aynı olaydan (gemide çıkan yangın) kaynaklanan çok sayıda tazminat davasından biri pilot dava olarak seçilip diğerleri bekletici mesele yapılmışsa ve pilot davada donatanın/taşıyanın kusursuz olduğu, geminin yola elverişli olduğu kesin hükümle tespit edilmişse, aynı olaydan doğan diğer davalarda da bu tespit esas alınır; davacı bu tespitten ayrıksı bir sonucu destekleyecek somut delil sunamadıkça davanın reddi isabetli görülür. Taşıyanın yangından sorumluluğu (eTTK 1062) ancak kendi kusuruna bağlıdır; gemi adamlarının yangına müdahaledeki yetersizliği can korkusu/panik gibi insani nedenlerle açıklanabiliyorsa bu, geminin yolculuk başındaki elverişsizliği sonucunu doğurmaz.
Ele alınan sorunlar
Aynı yangın olayına ilişkin kesinleşmiş pilot davadaki kusursuzluk tespitinin eldeki davaya etkisi → ret
İddia: Davacı vekili, pilot davada toplanan delillerin, alınan ifadelerin ve bilirkişi raporlarının davalının kusuru nedeniyle yangının başladığını ve müdahale edilemediğini, gemi adamlarının yangına müdahale edebilecek nitelikte olmadığını gösterdiğini, geminin denize elverişsizliğinin sefer başında tedbirli bir taşıyanın özeniyle saptanabileceğini, bu nedenle davalıların eTTK 1019. madde uyarınca sorumlu olduğunu, donatanın mutlak sorumsuzluk hükümlerinden yararlanamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: Aynı yangın olayı nedeniyle zarar gören çok sayıda taraf tarafından davalı donatana karşı davalar açılmış, bunlardan biri pilot dava seçilerek diğer dosyalar (eldeki dosya dahil) bakımından bekletici mesele yapılmıştır. Pilot dava sürecinde davanın reddi ve kısmen kabulü kararları birden fazla kez Yargıtay bozma ilamına konu olmuş, altıdan fazla bilirkişi kurulu raporu ve bilimsel mütalaa alınmıştır. Nihai olarak Yargıtay 11. HD'nin son bozma ilamında; geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımının ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının yangın konusunda eğitimli ve tatbikatlı olduğu, yangının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olduğu, personelin müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik gibi insani sebeplerle geliştiği ve bunun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı belirlenmiştir. Bu ilama uyularak pilot davada davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir. eTTK 1062. madde uyarınca taşıyan, zararın geminin sevkine, teknik idaresine veya yangına ait bir hareketin neticesi olması halinde ancak kendi kusurundan sorumludur. Ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak Landshut Eyalet Mahkemesi, Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi ve Federal Eyalet Mahkemesinin (15.12.2011 tarih IZR 12/11) kararlarında da, geminin başına gelen yangın riskinin açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir risk olduğu, taşıyıcının kastı veya ihmali bulunmadığından sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır. Aynı yangın olayına ilişkin kesinleşmiş kararda geminin yola elverişli olduğu ve donatanın kusuru bulunmadığı belirlendiğinden, somut olayda ayrıksı bir sonuca varacak delil dosyada bulunmadığından davanın reddine ilişkin ilk derece kararında isabetsizlik yoktur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Aynı olaydan kaynaklanan çok sayıda davada, pilot dava olarak seçilip kesinleşen dosyadaki kusursuzluk/elverişlilik tespitinin diğer davalarda da esas alınacağına ilişkin değerlendirme, benzer toplu zarar olaylarında (kitlesel taşıma kazaları) BAM'ın izlediği yaklaşımı göstermesi bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bekletici mesele↗ pilot dava↗ kesin hüküm/kesinleşmiş karar↗ taşıyanın kusur sorumluluğu↗ eTTK 1062↗ geminin yola elverişliliği↗ halefiyet (sigorta rücuu)↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO 2025/1637
KARAR NO 2025/1834
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 23/05/2025
NUMARASI 2014/377 Esas - 2025/408 Karar
DAVA
Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/11/2025
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; Dava dışı ... Endüstri A.Ş'ye ait muhtelif emtianın nakliyesi sırasındaki rizikolara karşı sigortası ... numaralı sigorta poliçeleri ile müvekkili şirket tarafından sigortalandığını, sigortalı emtiaların 1 nolu davalı tarafından düzenlenenn CMR Sözleşmesi kapsamında kararlaştırılan araçlara yüklendiğini,araçların İstanbul'dan Trieste Limanı'na gitmek üzere ... gemisine bindiğini, ... gemisinin 06.02.2008 tarihinde yanması neticesinde emtianın zayi olduğunu, hasar nedeniyle müvekkili şirket tarafından sigortalıya toplam 235.719-TL sigorta tazminatı ödendiğini, işbu ödeme ile sigortalısının haklarına akdi ve kanuni halef olan müvekkil şirketçe 1 ve 3 nolu davalılara taşımayı üstlenmiş olmaları ve 2 nolu davalıya da gemi sigortacısı olarak teminat vermesi nedeniyle rücu davası açılması zorunlu olduğunu belirterek 235.719-TL sigorta tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Uluslararası Kara Taş vekili ; Dava konusu ... isimli geminin sefere elverişli olarak yola çıktığını ancak 06/02/2008 tarihinde gemide meydana gelen yangın sebebi ile tırlara yüklenen emtiaların zayi olduğunu, müvekkiline CMR Konvansiyonu şartları dahilinde meydana gelen zarardan dolayı sorumluluk izafe edilemeyeceğini, yangın olayının deniz yolu taşıması esnasında taşımayı yapan gemide meydana geldiğinin sabit olduğunu, diğer taraftan CMR Konvansiyonu 17.2.maddesinde taşımacının önlemesine imkan bulunmayan durumlardan ileri gelmişse taşımacının sorumlu tutulamayacağının hüküm altına aldığını, müvekkilinin taşımacılık ve bağlantılı bütün hizmetlerini gerek araç, ekipman, tesis ve insan kaynakları gerekse alt taşımacı, üstlenici diğer taşımacıların imkanı yönünden en üst seviyede şartlarla sunduğunu, diğer davalının gemi ve filosu ile ilgili teknik ve idari bilgilerine müvekkilinin herhangi bir şekilde sahip olmasının beklenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; Müvekkilinin ... isimli ... gemisinin Pendik- Trieste seferini gerçekleştirmek üzere 03/02/2008 tarihinde Pendik Limanından hareket ettiğini, 06/02/2008 tarihinde saat 05:30 civarında geminin varma yerine 3 saat mesafe kala ana güvertede başlayan yangının 10-15 dakikalık sürede tüm gemiyi sardığını ve geminin içindeki yüklerle birlikte yanarak tamamen zayi olmasına neden olduğunu, çıkan yangından taşıyanın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, taşıyanın zarar sebebiyet vermeyen başlangıçtaki bir elverişsizlikten sorumlu tutulamayacağını, taşıyanın sorumlu tutulabilmesi için zarar ile başlangıçtaki elverişsizlik arasında uygun illiyet bağı bulunmasının şart olduğunu, yangının çıkmasında şahsi kusuru da bulunmadığını, yangının gemide buluna yük ve yüklerden kaynaklandığını, 1976 Londra Konvansiyonu'nun 2.maddesi uyarınca yükün zararından kaynaklanan tazminat alacağı dahil gemide bulunan yüklerin yanarak zayi olmasından kaynaklanan tüm tazminat alacaklarının sınırlamaya tabi olduğunu, yanarak zayi olan geminin hurda olarak Trieste'de yapılan açık arttırmada 2.300.000- euro bedelle satıldığını,seferden elde edilen navlun miktarının ise 343.310 Euro olduğunu, buna göre müvekkil şirketin ...
gemisinde bulunan ve yanarak zayi olan tüm yük ve araçlar için ödemekle yükümlü tutulabileceği tazminat miktarının 2.643.310-euro ile sınırlı olup bu miktarın tüm tazminat alacak alacaklarına alacakları oranında paylaştırılacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; ... isimli ... gemisinde ortaya çıkan yangın hadisesinde zarar gören araç sahipleri/ yük ilgilileri ve sigorta şirketleri tarafından davalı gemi donatanına karşı çok sayıda davalar açılmış olup, bu dosyalardan 2008 /151 Esas sayılı dosya pilot dosya olarak seçilerek, diğer dosyalarda ve eldeki dosyada 2008/151 Esas sayılı dosyanın sonucunun beklenmesine karar verildiği; bekletici mesele yapılan dosyanın Denizcilik İhtisas Mahkemesinde aldığı ilk esas numarası 2008/151 olup ilk olarak davanın reddine karar verildiğini, Yargıtay 11.HDnin 18.07.2011 tarihli 1.bozma ilamı ile davacının bilirkişi raporuna itirazların karşılanması için yeniden rapor alınması gerektiğinin belirtildiği, bozmadan sonra İstanbul(Kapatılan) 51.ATMnin 2011/411 esasını alan dosyada 19/12/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği ,kararın Yargıtay 11.HDnin 27/03/2015 tarihli 2.
bozma ilamıyla bozulmasının ardından mahkemenin 2016/94 esası üzerinden direnme kararı verilerek dosya Yargıtay HGK na gönderildiği; HGK nın oy çokluğu ile aldığı 25.10.2018 tarihli 2018/11-624 Esas ve 2018/1516 Karar sayılı ilamı ile,"... bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının da yukarıda ispat yüküne ilişkin belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği" ne karar verildiği;Bu aşamadan sonra 2019/211 esas üzerinden yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay HGK kararında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu alındıktan sonra 17/03/2021 tarihli karar ile;
"... gemisinin ... yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın olayı ile davacının ortaya çıkan zararı arasında illiyet bağının bulunduğundan yangında zayi olan davacıya ait 11 adet araç ile ilgili zararından davalı donatanın eTTK m.1019 ve 1062.gereğince sorumlu olduğu" gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İş bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 11.HDnin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 esas ve 2023/1074 karar sayılı ilamı ile; "...geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulduğu;
bozmadan sonra 2024/215 nolu esasını alan davada Yargıtay bozma ilamına uyularak, bozma ilamında açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verildiği ;bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay 11.HDnin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı son bozma ilamı ile, eldeki dosyaya konu olan ... isimli ... gemisinde meydana gelen yangın olayında gemi donatanının "sorumlu olmadığına" karar verildiğinden, aynı yangından kaynaklanan zararın tahsili için davalılar hakkında açılan iş bu davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; gemi adamlarının ifadelerinden anlaşıldığı üzere, yangın mahalline yangın donanımlı (uygun elbiseli/maskeli) inilmediği, Gemide ... kurallarının aradığı sayıda yangın elbisesinin, oksijen tüpünün ve gaz maskesinin varlığının kabulü halinde neden sadece yağcının elbise giyerek indiği, gaz maskelerinin neden kullanılmadığı ve neden yetersiz donanımla ve gereği gibi olmayan şekilde yangınla mücadeleye başlanılmak istendiği belirsiz olduğu; gemideki yangın söndürme donanımı kapasitesinin (yangın musluklarından hortumla deniz suyu sıkma ve tavanlardaki yağmurlama -sprinkler- nozullardan deniz suyu püskürtme donanımı) yürürlükteki mevzuata uygun olduğunun kabulü halinde bu donanımların neden aktif hale getirilemediği, çalıştırılamadığı da belirsiz olduğu;
gemi personelinin yangına müdahale edemediği, yangınla mücadelede yönetim zafiyeti gösterdikleri ve fiilen yetersiz oldukları hususu dosyalarda mübrez Prof. Dr. ...'in 22.02.2012 tarihli ayrık bilirkişi raporu, Doç. Dr. ... ve ... ... tarafından hazırlanan 29.03.2013 tarihli ayrık bilirkişi raporu ve Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan hukuki mütalaa ile de sabit olduğunu, her ne kadar yangının çıkış sebebi tespit edilemese de yangının gemide sefer başlangıcında mevcut elverişsizlikler yüzünden yayıldığı ve denetim altına alınamayarak sonunda gemideki bütün araçların ve yüklerin zayi olmasına yol açtığı, bu elverişsizliklerin sefer başına kadar tedbirli bir taşıyanın göstereceği özenle saptanmasının mümkün olduğu, bu bağlamda davalıların TTK 1019.
Maddesi uyarınca sorumluluğu bulunduğu, donatanın mutlak sorumsuzluk hükümlerinden de yararlanamayacağı, zira sorumluluktan kurtulmak isteyen .../taşıyanın başlangıçta mevcut bir elverişsizlik olsa da tedbirli bir taşıyanın özenine rağmen yolculuk başına kadar keşfedilemediğini ve keşfedilememesinde kendisinin ve fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin bir kusuru olmadığını ispat edemediği, bu maddi gerçek hilafına, huzurdaki dosyaya emsal teşkil etmeyen dosyadan alınan ve can korkusu, panik vs. gibi tamamen subjektif tespitler içeren denetime elverişsiz raporlara dayanılarak hüküm kurulması haksız ve çelişkili olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; davacı sigortalısına ait ... plakalı aracın davalı şirket tarafından işletilen ... ... gemisinin endik-Trieste seferini yapmakta iken sefer esnasında içinde ki 202 adet yüklü araçlar ile birlikte yanarak tümüyle zayi olması nedeniyle sigortalıya ödenen bedelin davalıdan tazmini istemine ilişkindir.Aynı yangın olayında meydana gelen zayi olayları nedeniyle çok sayıda tazminat davası açılması nedeniyle mahkemece bir dava karara bağlanarak diğer davalar bakımından bekletici mesele yapıldığı anlaşılmaktadır.Pilot davanın kesin olarak karara bağlanması üzerine elde ki davada aynı mahiyette olmak üzere yangın olayında Davalı ...'a kusur izafe edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.eTTK nın 1062 .maddesi" Taşıyan, kendi adamlarının ve gemi adamlarının kusurlarından ,kendi kusuru gibi mesuldür.Zarar geminin sevkine veya başkaca teknik idaresine ait bir hareketin veya yangının neticesi olduğu takdirde taşıyan yalnızca kendi kusurundan mesuldür.
Daha ziyade yükün menfaati icabı olarak anılan tedbirler geminin teknik idaresine dahil sayılmaz. Tereddüt halinde zararın teknik idarenin neticesi olmadığı kabul edilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı vekili tarafından pilot davada toplanan tüm delillerin, alınan ifadelerin alınan bilirkişi raporlarının tamamında davalının kusuru neticesinde yangının başladığı ve müdahale edilemediği, gemi adamlarının yangına müdahale edebilecek nitelikte olmadığının belirlendiğini, geminin yangın olayından evvel denize elverişsizliğinin tespit edilebileceğini bu yolda bir inceleme yapılmadığını, bu elverişsizliklerin sefer başında tedbirli bir taşıyanın göstereceği özenle saptanmasının mümkün olduğu, bu bağlamda davalıların TTKnın 1019. maddesi uyarınca sorumlu olduğu, donatanın mutlak sorumsuzluk hükümlerinden de yararlanamayacağını,istinaf nedeni olarak ileri sürülmüştür. Gerekçeli karardan belli olduğu üzere davanın reddi ve kısmen kabulü kararları birden fazla kez yargıtay bozma ilamlarına konu olmuş, yargılama sürecinde 6 dan fazla bilirkişi kurulu raporu, bilimsel mütalalar sunulmuş alınan tüm bilirkişi raporları sonrası oluşan yangın nedeniyle davalı Donatanın kusurlu ve sorumlu bulunmadığı, denizde bir geminin başına gelebilecek risk niteliğinde olduğuna karar verilmiştir.
Gerekçeli kararlarda aynı olay nedeniyle mahkemede tazminata dair 213 dosyanın derdest olduğu belirtilmektedir.Yangın olayının büyüklüğü nedeniyle kurtulan hiç bir araç olmadığı ;yangının kısa sürede büyüyüp hiç bir emtianın kurtarılamadığı anlaşılmaktadır. Bekletici mesele yapılan dosyada; tüm yargılama sürecinde; bir kısım akademisyenler hukuki görüş sunmak, bir kısmı bilirkişi olarak görüş bildirdiği; tüm araştırmalara rağmen ana güvertede çıkan yangının çıkış sebebinin belirlenemediği; yangına müdahale edilemediği, kısa sürede tüm gemiyi sardığı belirlenmiştir. Alınan bilirkişi raporlarında gemide teknik kusur tespit edilememiştir. Son olarak Yargıtay 11 HD nin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 esas ve 2023/1074 karar sayılı ilamında "geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı" sonucuna varılmıştır.
Bozma ilamında zikredildiği üzere ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; aynı yangın olayına ilişkin kesinleşmiş kararda çıkan yangın nedeniyle "geminin yola elverişli olduğu donatanın kusuru" bulunmadığı belirlendiğinden somut olayda ayrıksı bir sonuca varacak delil dosyada bulunmadığından davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmamıştır.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Peşin harcın karar harcından mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 8-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/11/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/288066 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi