6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Eş rızasının tarihsiz olması nedeniyle kefaletin geçersizliği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2437 E. 2025/2185 K. · · İlk derece: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Kefalet mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kefalet sözleşmesi TBK 583/1'deki şekil şartlarını taşısa ve doğmuş bir borca sonradan kefalet verilmiş olsa da, TBK 584/1 uyarınca eşin yazılı rızasının kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç kurulması anında verildiğinin ispatı şarttır; bu ispat yükü alacaklı konumundaki tarafa (davacı bankaya) aittir. Eş rıza belgesinde tarih bulunmaması ve bu hususun davacı tarafça kanıtlanamaması halinde, emredici nitelikteki TBK 584/1 gereğince kefalet sözleşmesi geçersiz kabul edilir.

Ele alınan sorunlar

Kefalet sözleşmesinin TBK 583/1 uyarınca şekil şartlarına uygunluğu → kabul

İddia: Davacı, kefalet sözleşmesinin genel kredi sözleşmesinden sonraki bir tarihte düzenlenmiş olmasının ve sözleşme tarihiyle kefalet tarihinin farklı olmasının kefaletin geçerliliğini etkilemeyeceğini, kefalet sözleşmesinin yasanın aradığı tüm unsurları taşıdığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK'nın 583/1. maddesinde kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması, müteselsil kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk altına girildiğinin el yazısıyla yazılması geçerlilik şartı olarak düzenlenmiştir. 18.12.2017 tarihli kefalet sözleşmesi bu şekil şartlarını haiz olduğundan geçerlidir. Doğmuş bir borca kefalet verilmesi mümkün olduğundan, kefalet sözleşmesinin genel kredi sözleşmesi tarihinden sonra düzenlenmiş olması da kefaletin geçerliliğini etkilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Eş rızasının TBK 584/1 uyarınca zamanında verilip verilmediği ve ispat yükü → ret

Gerekçe: TBK'nın 584/1. maddesi gereğince eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Davalının eşi tarafından imzalanan eş rıza belgesinde kefalet limiti ve rızanın verildiği tarih bulunmamaktadır. Kefilin eşinin rızasının kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verildiğini ispat yükü davacı banka üzerindedir. Davacı banka bu hususu kanıtlayamamıştır. Emredici nitelikteki TBK'nın 584/1. maddesi karşısında, eş rızasının kefalet sözleşmesi öncesi veya anında verildiği kanıtlanamadığından kefalet sözleşmesi geçersizdir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Eş rızasının kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç kurulması anında verildiğinin ispat yükünün alacaklıda (bankada) olduğu ve bu ispatın yapılamaması halinde TBK 584/1'in emredici niteliği karşısında kefaletin geçersiz sayılacağı yönünde bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet eş rızası genel kredi sözleşmesi itirazın iptali ispat yükü emredici hüküm

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 583/1TBK 584/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/2437

KARAR NO 2025/2185

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/09/2022

NUMARASI 2020/478 Esas - 2022/554 Karar

DAVA

İtirazın İptali

DAVA TARİHİ 01/09/2020

İSTİNAF KARAR TARİHİ 31/12/2025

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili banka ile ...'un asıl borçlu, davalının müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı 31/03/2017 tarihli 600.000-TL bedelli genel kredi sözleşmesi gereği ticari kredi kullandırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine kredi hesabı kat edilerek 28/08/2018 tarihli ihtarnamenin dava dışı asıl borçluya keşide edildiğini, müvekkili banka tarafından kat ihtarında davalı borçlunun isminin sehven belirtilmediğini, akabinde davalıya Kahramanmaraş 2. Noterliği'nin 18/01/2019 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, davalı vekilinin, kefaletin ve eş muvafakatinin geçerli olmadığını iddia ederek ihtara itiraz ettiğini, oysa kefalet geçerli olup eş rızasının alındığını, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 19.

İcra Dairesinin...esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının borca,ferilerine itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı; sözleşme tarihi olan 31/03/2017 tarihinde borcun doğduğunu, 18/12/2017 tarihinde imzalanan kefalet sözleşmesiyle borca kefil olmasının mümkün olmayacağını,eş rızasının şekle aykırı olması nedeni ile kefalet sözleşmesinin hükümsüz olduğunu,eş rızasının tarih kısmının doldurulmadığını, eş rızasının sözleşme öncesinde veya en geç kurulması anında verilmesi gerekirken tarih yazılmadığını, geçerli bir kefalet sözleşmesi kurulduğunu ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, tarafına 18/01/2019 tarihinde ihtarname keşide edildiğini, temerrüt tarihinin asıl borçludan farklı olduğunu, bu nedenle aynı temerrüt faizinin kendisine yönelik işletilmesinin hatalı olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece;genel kredi sözleşmesinde davalının kefil olarak imzasının bulunduğu, davalının cevap dilekçesinde kefaletin ve eş rızasının geçersiz olduğunu iddia ettiği, sözleşme tarihinin 31.03.2017, kefalet sözleşmesi tarihinin ise 18.12.2017 olduğu, kefalet sözleşmesinin yapıldığı tarih itibari ile TBK nın 584' maddesi gereğince eş rızasının sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmesi gerektiğini ,eş muvafakati belgesinde sadece dava dışı Zeliha ...'nın adı, soyadı ve imzası bulunduğu, açık şekilde imza tarihin ve kefalet miktarının yer almadığı, tarih yazmaması nedeniyle en geç sözleşme sırasında bu rızanın olup olmadığı hususunun irdelenemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; genel kredi sözleşmesinin 11.3. maddesi gereğince davalının kefaleti ek teminat olarak alınmış olup, sözleşme tarihi ile kefalet tarihinin farklı olmasının kefaletin geçerliliğini etkilemediğini, asıl borçlu ile akdedilen 31.03.2017 tarihli sözleşmeden sonra 18.12.2017 tarihinde davalı ile kefalet sözleşmesi imzalandığını, kefalet sözleşmesinde 31.03.2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğunun kabul edildiğini kefalet sözleşmesinin yasanın aradığı tüm unsurları taşıdığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için müteselsil kefil aleyhine başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 31.03.2017 tarihli 600.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davalının 18.12.2017 tarihli kefalet sözleşmesini imzaladığı,eşinin imzasını taşıyan eş rıza belgesi düzenlendiği, ancak eş rızasına ilişkin bu belgede kefalet limiti ve eş rızasının verildiği tarihin bulunmadığı anlaşılmaktadır. TBK'nın 583/1 maddesinde kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları düzenlenmiş olup ;sözleşmenin yazılı şekilde yapılması, müetesesil kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihinin,müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk altına girdiğinin el yazısıyla yazıldığı anlaşılmakla 18.12.2017 tarihli kefalet sözleşmesi, kanunda belirtilen şekil şartlarını haizdir.

Doğmuş bir borca kefalet verilmesi mümkün olduğundan kefalet sözleşmesinin genel kredi sözleşmesi tarihinden sonra düzenlenmesi de kefaletin geçerliliğini etkilemez.Davalının eşi tarafından imzalanan eş rıza belgesinde tarih bulunmamaktadır. TBK'nın "Eşin Rızası" başlıklı 584/1. maddesi "Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır." hükmünü haizdir. Bu düzenleme gereğince eş rızasının, kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmesi gerekir.Kefilin eş rızasının kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verildiğini ispat yükü ise davacı banka üzerindedir.

Ancak davacı banka tarafından bu husus kanıtlanamamıştır.Açıklanan nedenlerle, emredici nitelikteki TBK'nın 584/1 maddesi karşısında, davalının eş rızasının kefalet sözleşmesi öncesi veya anında verildiği hususu kanıtlanamadığından ,kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 3.292,92-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 2.677,52-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 31/12/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/287048 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.