6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Payların iadesi için organları tam olan şirkete kayyım atanamaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1651 E. 2025/2109 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Anonim şirketin yönetim kurulu mevcut ve organları tam ise, şirketin belirli bir işlemi (örneğin pay iadesi) yerine getirmemesi tek başına yönetim kayyımı atanması için yeterli değildir; bu tür talepler istisnalar haricinde şirkete karşı açılacak bir dava ile ileri sürülmelidir. TTK 413 kapsamında genel kurula çağrı için öngörülen kayyım atanması istisnası, diğer nitelikteki taleplere (pay iadesi gibi) emsal oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Organları tam olan anonim şirkete, pay iadesi işlemini yaptırmak amacıyla yönetim kayyımı atanıp atanamayacağı → ret

İddia: Davacı vekili, davalı şirketin müvekkiline ait hamiline yazılı payları elinde tutmaya devam etmesinin mülkiyet hakkının ihlali olduğunu, şirket yönetiminin bu konuda takdir hakkı bulunmadığını, tüm yasal yolların denenmesine rağmen sonuç alınamadığını, bu durumun mahkemece müdahale gerektiren somut bir tehlike olduğunu ve emsal kararın değerlendirilmediğini ileri sürerek ilk derece kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Anonim şirketlerde genel kurulun yetkisinde olmayan hususlarda şirketin temsil ve idaresi yönetim kurulu tarafından yerine getirilir. Davalı şirket davacı ortağa ait hisseleri haklı bir neden olmaksızın elinde tutuyorsa, bu talep şirkete karşı açılacak bir davada ileri sürülebilir. Ancak şirket yönetiminde bir boşluk yok iken, payların iadesi istemi yerine getirilmek üzere kayyım tayin edilemez. Davacının dayandığı emsal karar TTK'nın 413. maddesine dayalı genel kurula çağrı yapmak üzere kayyım atanması istemine ilişkin olup, kanunda açıkça düzenlenen bu hâl somut uyuşmazlığa emsal teşkil etmemektedir. Organları tamam olan bir anonim şirkete, yönetim kurulunun yerine getirmediği bir işlemi yapmak üzere kayyım tayini isteği istisnalar haricinde mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Organları tam olan bir anonim şirkete, yönetim kurulunun yerine getirmediği bir işlemi (pay iadesi gibi) yaptırmak amacıyla yönetim kayyımı atanamayacağı ve TTK 413 kapsamındaki genel kurula çağrı kayyımının bu tür taleplere emsal oluşturmayacağı yönünden emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kayyımı hamiline yazılı pay anonim şirket yönetim kurulu genel kurula çağrı kayyımı TMK 427

Atıf yapılan mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 403/2TMK 427 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 408(2)-bTTK 413

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/1651

KARAR NO 2025/2109

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/12/2024

NUMARASI 2024/487 Esas - 2024/889 Karar

DAVA

Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/12/2025

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette %7,40 oranda payı bulunduğunu, şirketin %44,12 oranda payının SPK nın 24.06.2021 tarihinde onayladığı izahname gereğince 12.07.2021 tarihinde halka arz edildiğini, tüm ortakların halka arz sırasında bir yıl içinde paylarını satmayacaklarına dair 04.06.2021 tarihli taahhütnameyi imzaladığını halka arzdan evvel nama yazılı B grubu payların tamamı (%96,15) hamiline paya çevrilerek durumun KAP da yayınlandığını, müvekkiline ait %7,40 oranda 8.325.000 adet payın ... Yazılım AŞ'nde tutulduğunun MKK kayıtlarında göründüğünü, nama yazılı hisselerin hamiline çevrildiği anda şirket tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu'na gönderilmesi gerektiğini,hamiline yazılı payların şirketin elinde tutulmasının mülkiyet hakkının ihlali olduğunu, davalı Şirkete Kartal 35.

Noterliğinin 16.05.2024 tarih ve ... sayılı ihtarname gönderildiğini 20.05.2024 tarihinde tebliğ edilmiş ise de bu talebinin bugüne kadar yerine getirilmediğini, davalı şirkete kayyum tayini ile müvekkiline ait hisselerin şahsi hesabına virman edilmesini sağlayacak yetkinin kayyuma verilmesini talep etiklerini, müvekkilinin hisseleri üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği her türlü hukuki imkanının kendisine tesis edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin tüm organları eksiksiz ve işler durumda olduğunu, davacı tarafça atıf yapılan emsal kararın TTK nın 413 maddesi gereğince genel kurulu çağrıya izin verilmesine ilişkin olduğu, davacının talebi, yönetim ve temsil ile ilgili olmayıp, salt kişisel menfaatine ilişkin olduğunu, süreçte herhangi bir keyfilik bulunmadığını, 07.06.2024 tarihli genel kurulda talebin "şirket yönetimi tarafından değerlendirildiği" ifade edildiğini, şirket yönetimi, mevzuatın öngördüğü şekilde hissedarlar arası eşitlik ilkesine uygun hareket ettiğini savunarak kayyım tayini için yasal şartlar oluşmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; TTK’nda kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmayıp TMK'nın 403/2 maddesinde, kayyımın belirli işleri görmek veya mal varlığını yönetmek için atanacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamış ise yönetim kayyımı atanacağı düzenlendiği, anonim şirketler ,yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenleme olmadığı, yönetim Kurulunun görevden alınması, seçilmesi TTK'nın 408(2)-b gereği şirketin genel kuruluna tanınmış bir yetki olduğu, yönetim Kayyımı atanması istemi aynı zamanda yönetim yetkisinin kaldırılması anlamına geldiği, şirketin halen yönetim kurulunun mevcut olduğu gerekçesiyle kayyım talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili;

davalı şirketin müvekkiline ait olan hamiline yazılı payları şirketin elinde tutmaya devam etmesi hukukun ve mülkiyet hakkının ihlali anlamına geldiğini, payların müvekkiline teslim edip etmemesi konusunda yönetim kurulunun takdir hakkı bulunmadığını 07.06.2024 tarihli olağan genel kurulda "Şirket Yönetim Kurulu tarafından gerekli değerlendirmenin yapıldığı" şeklinde hukuka aykırı bir cevap verildiği, bütün yasal yollar tek tek denenmesine rağmen olumlu bir sonuç alınamadığını, davalı şirket tarafından keyfi kötü niyetli haksız eyleme devam edilerek müvekkilin mülkiyet hakkı açıkça ihlal edildiğini, mülkiyet hakkının ihlali, mahkemece müdahale ve koruma gerektiren zorunlu somut bir tehlike olduğunu, talep ettikleri virman işlemini hukuka aykırı olarak yerine getirmeyen şirkete, sadece bu konuyla bağlı kalmak üzere kayyum tayinini talebine emsal teşkil edecek kararın da mahkemece değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı tarafın talebi davacıya ait bulunan hamiline yazılı payların halka arz sırasında davalı şirkete teslim edildiği, ancak iade edilmediği ileri sürülerek, iade işleminin yapılmasını teminen şirkete kayyım atanmasına ilişkindir.

Anonim şirketlerde genel kurulun yetkisinde olmayan hususlarda şirketin temsil ve idaresi yönetim kurulu tarafından yerine getirilir. Davalı şirket davacı ortağa ait hisseleri haklı bir neden olmaksızın elinde tutuyorsa bu talep şirkete karşı açılacak bir davada ileri sürülebilir. Ancak; şirket yönetiminde bir boşluk yok iken payların iadesi istemi yerine getirilmek üzere kayyım tayin edilemez. Davacı dayanağı karar TTK nın 413.maddeye dayalı genel kurula çağrı yapmak üzere kayyım atanması istemine ilişkin olup; kanunda açıkça düzenlenen bu hal somut uyuşmazlığa emsal teşkil etmemektedir. Mahkemece organları tamam olan bir anonim şirkete; yönetim kurulunun yerine getirmediği bir işlemi yapmak üzere kayyım tayini isteği istisnalar haricinde mümkün olmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 22/12/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/287045 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.