6102TTK Türk Ticaret Kanunu

VİOP vadeli işlem sözleşmesi kaldıraçlı işlem sayılmaz, teminat açığından sorumluluk

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1844 E. 2025/1957 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Sermaye Piyasası İşlemlerinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

sermaye piyasası

Gerekçe özeti

Borsada işlem gören standardize vadeli işlem sözleşmeleri (futures), sermaye piyasası mevzuatı anlamında 'kaldıraçlı işlem' sayılmaz; bu nedenle kaldıraçlı işlemlere özgü olarak teminat üzerinde zarara uğratılamama kuralı bu tür işlemlere uygulanmaz. Vadeli işlem sözleşmesinde kısa pozisyon sahibi yatırımcı, kur hareketleri sonucu teminatını ve daha fazlasını kaybedebilir; teminat tamamlama çağrısına usulüne uygun olarak muhatap olup buna cevap vermeyen ve pozisyonunu kapattırmayan yatırımcı, aracı kurumun kendisi adına ödediği teminat açığından sorumludur.

Ele alınan sorunlar

VİOP işlemlerinin 'kaldıraçlı işlem' olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği → ret

İddia: Davalı vekili, işlemin kaldıraçlı işlem olarak kabul edilmesi halinde Yatırım Hizmetleri Tebliği'nin 2. ve 4. maddelerine göre teminat üzerinde kayba uğratılamayacağını ve piyasa koşullarından kaynaklanan teminat üzeri zararların müşteriden talep edilemeyeceğini, ikinci bilirkişi raporunun bu doğrultuda olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalının işlem yaptığı kontratlar, borsada işlem gören standardize edilmiş 'vadeli işlem sözleşmesi (futures)' niteliğindedir ve sermaye piyasası mevzuatı kapsamında kaldıraçlı işlem değildir. Kaldıraç etkisi, teminat ile pozisyon büyüklüğü arasındaki farkı ifade eden ayrı bir kavram olup, 'kaldıraçlı işlem' ifadesi borsada işlem görmeyen, teşkilatlanmış organize piyasalar dışında (tezgahüstü piyasalarda) gerçekleştirilen foreks gibi işlemleri ifade etmek için kullanılmaktadır. Sermaye Piyasası Kanunu ve Yatırım Hizmetleri Tebliği bu iki işlemi ayrı düzenlemiştir; Tebliğ 3/1,(ö) bendinde türev araçlar tanımlanmış, 3/1,(ö),b.3'te döviz ve kıymetli madenler üzerine yapılacak kaldıraçlı işlemler gösterilmiş, 3/1,(g)'de kaldıraçlı işlem tanımlanmıştır. Vadeli işlem sözleşmelerindeki kaldıraç etkisi, işlemin ve piyasanın çalışma şeklinin kendiliğinden bir sonucu olup bu durum vadeli işlem sözleşmelerini foreks işlemleri gibi kaldıraçlı işlem haline getirmez. Teminat üzerinde zarara uğratılamayacağına ilişkin düzenleme (Tebliğ m.19) sadece kaldıraçlı alım satım işlemleriyle ilgilidir ve VİOP işlemlerine uygulanmaz. Bu nedenle VİOP işlemlerini kaldıraçlı işlem olarak nitelendiren ikinci bilirkişi raporunun hükme esas alınmaması yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının teminat açığından ve buna bağlı zarardan sorumlu olup olmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, iki farklı bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden ilk raporun esas alınmasının hatalı olduğunu, ikinci raporda 09/08/2018 tarihinde teminat tamamlama çağrısı yapılsaydı zararın oluşmayacağının belirtildiğini, kendisinin gerekli bilgi ve risk bildirimi olmadan işlem yaptırıldığını ve davacının ayıplı hizmeti nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Vadeli işlem sözleşmelerinde kısa pozisyon sahibi olan davalı, kontratta 'satıcı' olarak yükümlülük altına girmiştir; işlemin karşı tarafı davacı aracı kurum değil, aynı kontratta uzun pozisyon sahibi diğer yatırımcılardır. Davalının pozisyonu taşıdığı süre boyunca yeterli teminatı sağlaması gerekmekte olup kur hareketine bağlı olarak kâr veya zarar edebileceği, yatırdığı teminatı ve daha fazlasını kaybedebileceği vadeli işlemin doğasındandır. Taraflar arasındaki VİOP sözleşmesinin 5/2. maddesi teminat tamamlama çağrılarının telefonla yapılabileceğini, 5/3. maddesi ise davalının çağrıya uymaması halinde davacının pozisyonları ters işlemle tasfiye edebileceğini ve davalının doğan borçları ödemekle yükümlü olduğunu düzenlemektedir. Dosyadaki kayıtlara göre davalıya 10/08/2018 ve 13/08/2018 tarihlerinde teminat tamamlama çağrıları yapılmış, deşifre edilen ses kayıtlarında davalıya teminat açığı ve pozisyonun kapatılacağı bildirilmiş, davalı buna rağmen pozisyonu kapatma emri vermemiş, hatta zararı ödeyeceğini beyan etmiştir. Davalının 09/08/2018 ve 10/08/2018 tarihlerinde teminat çekme işlemi yaptığı, teminat eksiğine vakıf olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle sürecin her aşamasından haberdar olan davalı yönünden zarara davacının sebebiyet vermediği sonucuna varılmış, ikinci bilirkişi raporundaki 09/08/2018 tarihinde pozisyon kapatılsaydı zararın gerçekleşmeyeceği yönündeki görüş yerinde bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Hüküm fıkrasındaki 'itirazın reddine' yazım hatasının sonuca etkisi → tartışılmadı

Gerekçe: Hüküm fıkrasının 1. bendinde 'itirazın iptaline' yazılması gerekirken 'itirazın reddine' yazılmış olması, davanın kabulüne ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi sonucuna etkili görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Kararın taşıyıcı gerekçesi, borsada işlem gören vadeli işlem sözleşmelerinin (futures/VİOP kontratları) sermaye piyasası mevzuatı anlamında 'kaldıraçlı işlem' kavramından ayrı olduğunu ve dolayısıyla teminat üzeri zarardan sorumsuzluk kuralının bu işlemlere uygulanmayacağını netleştirmesi bakımından bölgesel emsal değeri taşımaktadır; İstanbul BAM içinde emsal karar tartışmasına da (İstanbul BAM 14. HD kararı) atıf yapılmıştır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali VİOP vadeli işlem sözleşmesi (futures) kaldıraçlı işlem kaldıraç etkisi teminat tamamlama çağrısı (margin call) teminat açığı Takasbank icra inkar tazminatı kısa pozisyon

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO 2022/1844

KARAR NO 2025/1957

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 29/06/2022

NUMARASI 2018/1133 Esas - 2022/454 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Sermaye Piyasası İşlemlerinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ 03/12/2018

İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/11/2025

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA : Davacı vekili, müvekkili aracı kurumun müşterisi davalının 07/08/2018 ve 13/08/2018 tarihleri arasında...'ta alım ve/veya satım pozisyonları ile pozisyonların dayanağını oluşturan varlıkların fiyatlarında yaşanan değişimler nedeniyle yatırdığı teminatın tamamını kaybettiğini, teminat tamamlama çağrısına cevap verilmediğini, bunun üzerine 13/08/2018 tarihinde davalının açık pozisyonlarının kapatıldığını ve cari hesabında 255.303,17 TL borç bulunduğunu, davalı bu borcu ödemediğinden Takas Merkezine karşı sorumlu olan müvekkilinin bu tutarı ödediğini;

255.303,17-TL asıl alacak ve 1.521,18-TL işlemiş faizin tahsili için davalı aleyhine İstanbul 1. İcra Dairesi'nin... esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP : Davalı vekili, müvekkilinin imzaladığı sözleşmelerde risk bildirimi yapılmadığını, genel işlem şartı içeren sözleşmelerin geçersiz olduğunu; sözleşmelerde SPK mevzuatındaki teminat tamamlama kurallarına aykırı işlemler yapılmasına müsaade edildiğini; kaldıraçlı işlem yapacak müşterilere aracı kurumların risk bildirimini içeren bir eğitim vermesi, ayrıca sanal hesap açılıp işlem yapıldıktan sonra aktif hesap kullanmalarına izin verilmesi gerektiğini, ancak davacının bu yükümlülüklere uymadığını;

bu ayıplı hizmet nedeniyle müvekkilinin yaklaşık 300.000-TL anaparasını kaybettiğini ve zarara uğradığını belirterek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davalının yaptığı işlemlerde riskinin yatırdığı teminat ile doğru orantılı olduğu, teminat olmadan pozisyon açılamayacağı, 07/08/2018 tarihine kadar teminatın yeterli olduğu; USD kurunun artması nedeniyle mevcut pozisyonda teminat eksiğinin oluştuğu; risk bildirim formunda kâr elde edilebileceği gibi zarara da uğranabileceğinin ve zarar halinde ek teminat tamamlama çağrısı yapılacağına dair garanti verilmediğinin belirtildiği;telefon görüşmelerinde teminat eksikliği bildiriminin yapıldığı, davalının yaptığı işlemlerde yüksek kar veya yüksek zararların olabileceği; işlem geçmişine bakıldığında davalının uyuşmazlık konusu işlemler konusunda bilgi sahibi olduğunun görüldüğü ve davacının davalıyı zarara uğratmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının davaya konu icra takibine itirazının reddi ile takibin 255.303,17-TL TL asıl alacak üzerinden devamına, likit asıl alacağın %20’si oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, iki farklı bilirkişi raporundaki çelişkiler giderilmeden ilk raporun esas alınmasının hatalı olduğunu, ikinci bilirkişi raporunda 09/08/2018 tarihi itibarıyla müşteri risk profili bozulduğundan teminat tamamlama çağrısı yapılsaydı zararın oluşmayacağının belirtildiğini; mahkemenin kaldıraçlı alım satım sözleşmesi bulunduğunu kabul etmesine rağmen, davacının işlemin kaldıraçlı olmadığını iddia ettiğini; işlem kaldıraçlı kabul edilirse ilgili Tebliğ'in 2. ve 4. maddelerine göre, teminat üzerinde kayba uğratılmayacağı ve piyasa koşullarından kaynaklanan teminat üzeri zararların müşteriden talep edilemeyeceğini, müvekkilinin yüksek riskli işlemleri yapabilecek tecrübeye sahip olmadığını, davacının gerekli bilgi ve risk bildirimlerini sağlamadan işlem yaptırmasının mevzuata aykırı olduğunu ve ayıplı hizmeti sonucunda müvekkilinin zarara uğradığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, taraflar arasında akdedilen türev araçları alım satım aracılık çerçeve sözleşmesi kapsamında, davalının yaptığı VİOP işlemleri sonucunda ortaya çıkan teminat açığını tamamlanmadığından , davacı aracı kurum tarafından Takasbank'a davalı adına ödenen tutarın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında 08/11/2016 tarihinde sermaye piyasası çerçeve sözleşmesi-internet üzerinden yapılan işlemlere ilişkin sözleşme, vadeli işlem ve opsiyon borsası alım ve satım sözleşmesi, yurt dışı piyasalarda türev araçların alım satımına aracılık çerçeve sözleşmesi, kaldıraçlı alım satım işlemleri aracılık çerçeve sözleşmesinin akdedildiği; bunların eklerinde de, yatırımcı risk ve işlem özet formunun, yurt dışı piyasalar ilgili işlemlerdeki risklere ve yükümlülüklere ilişkin yatırımcı bilgilendirme yazısının, sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formunun, işlem kuralları bildirim formunun, kaldıraçlı alım satım işlemleri risk bildirim formunun ve türev araçları risk bildirim formu imzalandığı;

müşteri uygunluk testinin uygulandığı görülmüştür. Yargılamada iki farklı sermaye piyasası uzmanı bilirkişiden rapor alınmıştır.13/03/2020 tarihli kök raporda, türev piyasalar hesap ekstresine göre davalının...'ta davalı 07/08/2018 tarihinde 400 adet satış yönlü ... kontratı satın aldığı; 09/08/2018 tarihli işlemlerden sonra net 200 adet ... satış kontratı pozisyonunu taşıdığı, ... kurunun beklentilerin aksi yönünde gelişmesi üzerine teminatın kaybedildiği, bunun üzerine 10/08/2018 tarihinde yapılan teminat tamamlama çağrısına cevap vermediğinden 13/08/2018 tarihinde davacının açık pozisyonların kapatıldığı;USD kuru yükselince de davalının taşıdığı ... satış kontratı pozisyonundan zarar ettiği;

VİOP’ta işlemler aracı kurumlar tarafından yapıldığından müşterilerin işlemlerden doğan teminat eksiğinin işlemin gerçekleştiği gün saat 14:00'e kadar aracı kurumlar tarafından Takasbank'a ödenmek zorunda olduğu; Takasbank’ın davacıya gönderdiği 13/08/2018 ve 14/08/2018 tarihli e-postalarda davalı işlemlerinden dolayı hesabın eksi bakiyede olduğu; dosyadaki belgelere göre 10/08/2/018 tarihli gün sonu teminat tamamlama çağrısı raporunda teminat eksikliğinin 168.515,67-TL olduğu ve 13/08/2018 tarihli talimat ile VİOP teminat hesabına 168.551-TL'nin; yine, 13/08/2018 tarihli gün sonu teminat tamamlama çağrısı raporunda teminat eksiklik tutarı 86.447,24-TL'nin 14/08/2018 tarihinde Takasbank'a ödendiği;

gerekli risk bildirim formunun davalı tarafından imzalandığı; deneme hesaplarının vadeli işlemlere ait bir zorunluluk olmadığı; davalının ödemediği teminat eksiğini davacının Takasbank'a ödeyerek müşteri pozisyonunu kapattığı; davacının Takasbank'a davalı için ödediği tutara göre masraflar dahil 255.303,17 TL alacak talep ettiği görüşü belirtilmiştir.

Alınan 29/09/2020 tarihli 1. ek raporda, USD kurunun düşeceği beklentisiyle düşük kurdan (ortalama 5,33-TL) dolar satılmasını takiben piyasada tam aksi bir şekilde dolar kurunun hızla yükselmesi sonucu (ortalama 7,07-TL) zararın meydana geldiği; fakat davalının dolar kısa pozisyonu ve aynı tarihte dolar kurunun hızla yükselmesi sonucunda teminatsız müşteri kur farkı zararı ile karşı karşıya kaldığı, teminat eksiğinin oluştuğu,borcun müşterinin bilgisi dahilinde olduğu, müşteriye eksik teminat bildirimi yapıldığı ifade edilmiştir.Davalının itirazı üzerine alınan 11/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda, hesap ekstresinde toplam 400-adet USD-TR kısa pozisyon işlem yapıldığı; 09/08/2018 tarihi itibariyle müşteri risk profilinin bozulduğu, margin call/teminat tamamlama çağrısı yapılmasının mümkün olduğu, bu tarihte teminat eksiğinin 52.759-TL olduğu, bu tarihte davacının gerekli aksiyonu alması durumunda zararın giderilebileceği;

margin call/teminat tamamlama çağrısı yapıldığına ve usulüne uygun olduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığı dikkate alındığında, 01/07/2014 tarihinde yürürlüğe giren Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ'in (III-37.1) 19/1,(d) maddesinde kaldıraçlı işlemlerle ilgili olarak yatırılan teminat tutarlarının üzerinde bir kayba uğratacak şekilde müşterilere işlem yaptırılamayacağı, yatırımcının teminatından daha fazla zarara uğraması halinde, zararın yatırımcıdan talep edilemeyeceğinden davalının teminat tutarını aşan zarardan sorumlu olmadığı belirtilmiştir.Eldeki davada davacı aracı kurumun müşterisi olan davalının işlemlerini yürüttüğü yatırım hesabında teminat açığı oluştuğu ve bu kapsamda davalının açığı için davacının Takasbank'a 13/08/2018 tarihinde 168.551-TL ve 14/08/2018 tarihinde de 86.447,24-TL olmak üzere toplam 254.998,24-TL ödediği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık bu miktardan davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece hükme esas alınmış 1. bilirkişiden alınmış kök ve ek raporlara göre, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalının dayandığı 2. bilirkişi raporunda ise, sözleşmelerin nitelikleri irdelenmeden işlemin doğrudan kaldıraçlı işlem olduğu gerekçesiyle davalı yatırımcının zarardan sorumlu olmadığı kanaatı belirtilmiştir.Davacının zararına sebebiyet veren ve davalının işlem yaptığı ...8 kontratları ... Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) işlem gören, standardize edilmiş bir "vadeli işlem sözleşmesi (futures)" niteliğinde olduğu, bu işlem sermaye piyasası mevzuatı kapsamında bir kaldıraçlı işlem değildir.

Kaldıraç etkisi, teminat ile pozisyon büyüklüğü arasındaki farkı ifade etmek için kullanılmaktadır. Bununla birlikte, kaldıraç etkisi ile "kaldıraçlı işlem" kavramları farklı kavramlar olup, "Kaldıraçlı işlem" ifadesi, borsada işlem görmeyen ve teşkilatlanmış organize piyasalar dışında (tezgahüstü piyasalarda) gerçekleştirilen foreks gibi işlemleri ifade etmek için kullanılmaktadır. Hem Sermaye Piyasası Kanunu hem de Yatırım Hizmetleri Tebliği, iki farklı işlemi birbirinden ayrı düzenlemiş olup, bu hususta Yatırım Hizmetleri Tebliği 3/1,(ö) bendinde "Türev araçlar: Aşağıda sayılan veya Kurulca bu kapsamda olduğu belirlenen diğer türev araçları:1) Menkul kıymetleri satın alma veya satma veya birbirleri ile değiştirme hakkı veren türev araçları, 2) Değeri, bir menkul kıymet fiyatına veya getirisine, bir döviz fiyatına veya fiyat değişikliğine, faiz oranına veya orandaki değişikliğe, bir kıymetli maden veya kıymetli taş fiyatına veya fiyat değişikliğine, bir mal fiyatına veya fiyat değişikliğine, Kurulca uygun görülen kurumlarca yayınlanan istatistiklere veya bunlardaki değişikliğe, kredi riski transferi sağlayan, enerji fiyatları ve iklim değişkenleri gibi ölçüm değerleri olan ve bu sayılanlardan oluşturulan bir endeks seviyesine veya seviyedeki değişikliğe bağlı olan türev araçları, bu araçların türevlerini ve sayılan dayanak varlıkları birbirleri ile değiştirme hakkı veren türevleri" ifade etmektedir.

Tebliğ 3/1,(ö),b.3'te "Döviz ve kıymetli madenler ile Kurulca belirlenecek diğer varlıklar üzerine yapılacak kaldıraçlı işlemler" gösterilmiştir. Buna göre Tebliğ 3/1,(g)'de "Kaldıraçlı işlem: Yatırılan teminat tutarı karşılığında, döviz ve kıymetli madenler ile Kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı olarak elektronik ortamda oluşturulmuş bir platformda alım satımı işlemlerini," şeklinde tanımlanmıştır. Davacı tarafından gerçekleştirilen VİOP işlemleri "kaldıraçlı işlem" değildir. Vadeli işlem sözleşmelerindeki (futures) kaldıraç etkisi, Davacının talimatı ve piyasanın çalışma şeklinin bir gereği olarak kendiliğinden ortaya çıkmakta olup, kaldıraç etkisi, vadeli işlem sözleşmelerini (futures), foreks işlemleri gibi kaldıraçlı işlem haline getirmemektedir.

Davacı tarafın teminatın üzerinde zarara uğratılamayacağı iddiası, sadece kaldıraçlı alım satım işlemleriyle ilgili olup, davaya konu türev araçlar için uygulanmamaktadır. Vadeli işlemler, kaldıraçlı alım satım işlemlerinden (foreks) farklı düzenlemelere tabidir. Bu itibarla, Yatırım Hizmetleri Tebliğinin anılan 19. maddesi kapsamında yer alan ve yalnızca kaldıraçlı işlemler bakımından uygulama alanı bulan düzenleme, VİOP işlemlerine uygulanmadığından ikinci bilirkişi raporunda VİOP işlemleri ,kaldıraçlı işlem olarak nitelendirildiğinden hükme esas alınmaması yerindedir.

Davalının vadeli işlem sözleşmelerinde (kontratlarda) kısa pozisyon sahibi olması, kontratlarda "satıcı" olarak yükümlülük altına girmesini ifade eder. Vadeli işlemler, işlemin iki tarafında bulunan "alıcı" ve "satıcı" konumundaki yatırımcılar arasında gerçekleştirildiğinden, davalının "satıcı" olarak pozisyon aldığı kontratın "alıcı" tarafı, aynı kontratta uzun pozisyon sahibi diğer yatırımcı veya yatırımcılardır. Davacı Aracı Kurum bahse konu işlemlerin tarafı değildir. Ayrıca, tüm vadeli işlem sözleşmeleri gibi dava konusu kontratlarının da vadeli niteliği gereği, davalının pozisyon açarken ve açık pozisyonu portföyünde bulundurduğu süre boyunca, yeterli teminatı sağlaması gerekmektedir. Davalının gerçekleştirdiği işlemden kar veya zarar etmesi, aradaki fiyat farkına dayanmaktadır.

Buna göre vadeli işlem sözleşmelerinde belirli vadelerde oluşacak kur tahminlerine göre pozisyon alan yatırımcılar, gün sonu uzlaşma fiyatına göre kar ederek yatırdıkları teminatı arttırabilecekleri gibi zarar da edebileceklerdir. Bunun sonucunda da yatırdıkları tüm teminatı ve kaldıraç oranı ile kurdaki değişikliğin büyüklüğüne bağlı olarak daha fazlasını da kaybedebileceklerdir. Davaya konu işlemlerde dava 07/08/2018 tarihinde 400 adet satış ... kontrat satın aldığı, 09/08/2018 tarihli alım satım işlemlerinden sonra net 200 adet ... satış kontratı pozisyonu taşıdığı, ... kurunun beklentilerin aksi yönünde yükselmesi nedeniyle yatırılan teminatın kaybedildiği gibi -bakiye oluştuğu bu şekilde davalının hesabında teminat açığı oluştuğu anlaşlılmıştır.

Davalının teminat açığı yükümlülüğü gereği davacı tarafça karşılanmıştır.

Taraflar arasındaki VİOP sözleşmesinin 5/2. maddesinde teminat tamamlama çağrılarının telefonla yapılabileceği ve 5/3. maddesinde, davalının teminat tamamlama çağrısına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda, davacının başka bir ihbara ve bildirime gerek olmaksızın borsa kurallarına göre pozisyonlarının bir kısmını veya tamamını ters işlem ile tasfiye edebileceği, davalının davacı tarafından pozisyonunun ters işlemi ile kapatılması veya ters işlem yapılamaması durumunda hesabında oluşan tüm borçları ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Dava dilekçesi ekindeki raporlara göre davalıya 10/08/2018 Cumartesi ve 13/08/2018 Pazartesi tarihlerinde teminat tamamlama çağrılarının yapıldığı görülmektedir.

Ayrıca deşifre edilmiş ses kayıtlarında davalıya teminat açığının oluştuğu ve tamamlaması gerektiği, ayrıca pozisyonunu kapatılabileceği, telefonda da kapama emrini verebileceği, eğer pozisyonunu kapatmazsa veya emir vermezse 13/08/2018 Pazartesi günü saat 14:45'te sistemin borsa kuralları gereği pozisyonu kapatacağını söylendiği, 14/08/2018 tarihinin Ramazan bayramının ilk günü olduğu ve davacının ısrarla bayramdan sonraki Pazartesi yani 20/08/2018 tarihinde davacıyı arayacağını beyan ettiği; 09/08/2018 tarihi sabah saat 10:00'da davacının teminatının 51.500-TL teminatın bulunduğu, sözleşme karşılığının ise 48.000-TL olduğu, yani teminatın yeterli olduğu, sonradan USD'deki yükselme sebebiyle teminat açığının oluştuğu belirtilmiştir.

Dosyadaki hesap ekstresinde 09/08/2018 tarihinde davacının 103.924,16-TL artıda başladığı günün zararla 52.759,14-TL'ye indiği, 10/08/2018' tarihinde "Uz Zarar F-USDTRY0818-200000 adet 6,4053 UZ Fiyatı 2,5446" açıklamasıyla hesaba (-)172.140-TL yazıldığı ve teminatın (-)119.380,86-TL'ye düştüğü; 13/08/2018 tarihindeki zararlarla hesabın (-)235.578,04-TL'ye düştüğü ve davacının ...bank'ın talebiyle 168.557-TLödeme yaparak hesabı (-)67.027,04-TL'ye getirdiği, 14/08/2018 tarihinde hesabın (-)86.425,04-TL ile açıldığı ve davacının Takasbank'ın talebiyle 86.447,24-TL teminat tamamlaması yaparak hesabı 22,20-TL'ye getirdiği; davalının 09/08/2018 ve 10/08/2018 tarihlerinde teminat çekme işlemi yaptığı yani hesaptaki teminat eksiğine de vakıf olduğu belirlenmiştir.

Kaldı ki belirtilen telefon görüşmelerinde davalının ısrarla, davacının müşteri temsilcisinden pozisyonu kapatmamalarını, USD'ye yapılacak müdahaleyle yeniden kurun düşebileceğini Ağustos ayının sonuna kadar beklenilmesini istediği, tüm uyarılara rağmen pozisyon kapatma emrini vermediği veya kendisinin internet üzerinden de kapatmadığı, hatta zararı ödeyeceğini söylediği dikkate alındığında, zarara davacının sebebiyet vermediği, sürecin her aşamasından haberdar olduğu görülmüştür. Bu noktada ikinci bilirkişi raporundaki 09/08/2018 tarihinde davacının pozisyon kapatsaydı zararın gerçekleşmeyeceği görüşü yerinde değildir.Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde emsal karar olarak dayandığı İstanbul 18.

ATM'nin ret kararının İstanbul BAM 14. HD'nin 2021/739 esas, 2024/740 karar sayılı ve 09/05/2024 tarihli ilamıyla davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, mahkemece mahkemece hüküm fıkrasının 1. bendinde "itirazın iptaline" yazılması gerekirken, "itirazın reddine" yazılması sonuca etkili görülmemiş, davanın kabulüne ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNEAlınması gereken 17.543,67-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 4.386-TL harcın mahsubu ile kalan 13.157,67-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 19,5-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK'nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/11/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/285711 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.