6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İbraname İmzasının ATK Raporuyla Doğrulanması ve Kötüniyet Tazminatı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1566 E. 2025/1728 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Hisse Devri Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Ceza mahkemesinde sanıklar hakkında beraat kararı kesinleşmemiş olsa da, ceza yargılamasında elde edilen ve hükme yeterli görülen bilirkişi (ATK) raporlarındaki tespitler, hukuk hakimini bağlamayan beraat kararının kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın hukuk davasında delil olarak değerlendirilebilir. Sanık olarak yargılanan kişinin rızası dışında ve mahkemeye sunulmamış ses kaydı beyanı, hukuka aykırı elde edilmiş delil sayılarak dikkate alınmaz. Alacaklı, ibraname verdikten sonra alacaklı olmadığını bilerek veya bilmesi gerekirken icra takibi başlatırsa, bu takip yönünden kötüniyetli sayılır ve aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilir; ancak ibranameden önce başlatılan takip için bu sonuç geçerli değildir. İcra vekalet ücretinin ödenmesi hususu, itirazın iptali davasında vekilin şahsen taraf olmadığı bir alacak kalemi olarak ayrıca karara bağlanmaz. Yabancı para alacaklarına ilişkin davalarda dava değeri, dava tarihindeki efektif satış kuru üzerinden belirlenir; kur dalgalanmalarına göre değişen bir dava değeri kabul edilemez.

Ele alınan sorunlar

İbranamedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı ve ceza mahkemesi beraat kararının etkisi → ret

İddia: Davacı vekili, ibraname altındaki imzanın müvekkiline ait olduğuna dair kesin bir mahkeme kararı bulunmadığını, ceza davasının zamanaşımı nedeniyle düştüğünü, dosyada çelişkili raporlar bulunduğunu ve mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK m.74 (eBK m.53) hükmünde ceza mahkemesince verilen beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağı düzenlenmiş olmakla birlikte, sanıklar hakkında kesinleşen bir beraat kararı bulunmasa da, ceza davasında tespit edilen olgular ve hükme yeterli ATK Fizik İhtisas Dairesi ile Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporu uyarınca hüküm verilmesine bir engel bulunmamaktadır. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan inceleme sonucu ve ATK raporu içeriği dikkate alındığında suça konu belge üzerindeki imzanın müştekinin eli ürünü olduğu tespit edilmiş, sanıklar beraat etmiş; davanın daha sonra zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Bu kapsamda, davacının vekaletle yetkilendirdiği kişinin 143.000 USD'yi hisseyi devralandan alarak davacıya verdiği ve davacının davalı ile temsilcisini ibra ettiği yönündeki imzaların davacıya ait olduğu ATK raporlarıyla belirlenmiştir. Davacı vekilinin, ceza davasında sanık olarak yargılanan vekilin ses kaydı bulunduğu ve bu kaydın incelenmediği yönündeki iddiası ise, söz konusu beyanın mahkemeye sunulmamış olması ve rızası olmadan elde edilen bir beyan niteliğinde bulunması nedeniyle hukuka aykırı elde edilmiş delil sayılmış ve bu istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Birleşen davada kötüniyet tazminatı talebi → kabul

İddia: Davalı vekili, ibranamenin ilk icra takibine ilişkin yetki itirazından sonra düzenlendiğini, davacının takip öncesi ödeme aldığı ve ibraname verdiği halde takip başlatmasının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek kötüniyet tazminatı talebinin kabulünü istemiştir.

Gerekçe: Davacı tarafından imzalandığı anlaşılan ibraname 28/07/2012 tarihlidir. Asıl davaya konu ilk takip 17/07/2012 tarihinde, yani ibranameden önce başlatılmış olduğundan bu takip yönünden kötüniyet söz konusu değildir. Buna karşılık, birleşen davaya konu icra takibi ibraname tarihinden sonra, 06/03/2014 tarihinde başlatılmıştır. Alacaklı, alacaklı olmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa başlattığı icra takibinde kötüniyetli sayılır. Bu nedenle, ibraname verdiği halde sonradan takip başlatan davacı birleşen dava bakımından kötüniyetli kabul edilmelidir ve aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

İcra vekalet ücretinden alacaklı vekilinin sorumluluğu ve alacaklıya ödenmesi gerektiği iddiası → ret

İddia: Davacı vekili, borçlunun icra takibi sonrası dosya borcunu alacaklının vekiline değil, davalının yakın akrabasına ödemesinin icra vekalet ücretini ödeme yükümlülüğünden kurtarmadığını, icra vekalet ücretinin alacaklı avukatına ödenmesi gerektiğini, aksi halde borçlunun alacaklı ile birlikte müteselsil sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Eldeki itirazın iptali davası, alacaklı tarafından verilen ibraname nedeniyle reddedilmiştir. TBK'nın 132. maddesi uyarınca ibra, borcu sona erdiren sebeplerdendir. Alacaklı vekalet akdine aykırı olarak borçluyu ibra etmişse bunun sonuçlarından sorumludur; ancak bu yolda bir hüküm verilebilmesi için vekilin şahsen açtığı bir dava söz konusu olmadığından, eldeki itirazın iptali davasında bu konuda bir karar verilmesi gerekmemektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yabancı para alacaklarında dava değerinin hangi tarihteki kur üzerinden hesaplanacağı → kabul

İddia: Davacı vekili, asıl dava değerinin 25.466,93-TL, birleşen dava değerinin 302.392,79-TL olduğunu belirterek davalı yararına hatalı vekalet ücreti takdir edildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yabancı para alacaklarında dava değeri, yabancı para alacağının dava tarihindeki efektif satış kurundan karşılığıdır; aksinin kabulü, dava değerinin kur arttıkça veya azaldıkça değişeceğinin kabulü anlamına gelir ki böyle bir kabul hukuki değildir. Bu konuda ayrıksı bir kısım Yargıtay Dairesi kararları bulunmakla birlikte, genel kabul ve uygulama dava tarihindeki değerin esas alınmasıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, ceza mahkemesinde kesinleşmemiş beraat kararına rağmen hükme yeterli görülen bilirkişi raporlarının hukuk davasında delil olarak kullanılabileceğine ilişkin tespiti ile yabancı para alacaklarında dava değerinin dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanacağına ilişkin genel kuralı, benzer uyuşmazlıklar için bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali ibraname hukuka aykırı elde edilen delil ceza mahkemesi beraat kararının hukuk hakimini bağlamaması kötüniyet tazminatı icra vekalet ücreti yabancı para alacağında dava değeri efektif satış kuru

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 74TBK 132

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/1566

KARAR NO 2025/1728

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/06/2025

NUMARASI 2014/668 Esas - 2025/569 Karar

BİRLEŞEN DOSYA İstanbul Anadolu 4.ATM'nin 2015/151 Esas 2015/56

ASIL VE BİRLEŞEN DAVA İtirazın İptali|

DAVA TARİHİ 28/09/2012 - 27/01/2015

İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/10/2025

Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

ASIL DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin, davalı ile 09/04/2012 tarihinde bir sözleşme akdettiğini, sözleşmeye göre, müvekkilinin Cezayir Devletinde faaliyet gösteren...... adlı firmada bulunan hissesini 150.000- USD bedelle davalıya devretmeyi taahhüt ettiğini, bedelin bir kısmının peşin ödendiğini, kalanın ödenmediğini, bunun üzerine davalı hakkında Kadıköy 4.İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını, davalının borca itirazda bulunduğunu belirterek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili; 09/04/2012 tarihli sözleşme uyarınca davacının Cezayir'de bulunan şirkette sahip olduğu payının %24,5'lik kısmını 150.000-USD karşılığında müvekkiline devrettiği, müvekkilin 10.000-USD yi peşin olarak davacıya ödediğini, geri kalan kısmın ise 14.000- USD eşit taksitler halinde ödeneceği konusunda tarafların anlaştıklarını, davacının iddiasının aksine hisse devir işlemleri için tescil işlemleri tamamlanmadığını, davacı sözleşme uyarınca 30/06/2012 vadeli 14.000- USD'nin tutarındaki taksitin müvekkili tarafından ödenmediği gerekçesiyle İstanbul 4.İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile müvekkili hakkında icra takibi başlattığını,yetki itirazı nedeniyle Kadiköy 4.İcra Dairesinin ...

sayılı dosyasında takibe devam edildiğini, icra dosya borcu ödendiğinden başkaca borç kalmadığından borca ve ferilere itiraz edildiğini, davalı tarafından 26/07/2012 tarihinde 126.000- USD ile 27/07/2012 tarihinde 17.000- USD ödeme yapıldığını, davalının borcu kalmadığını davanın reddi ile davacının %40'tan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA

Davacı vekili; davalı borçlunun İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin devamına,davalının alacağın %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, işbu dava ile aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunan İstanbul Anadolu 1. ATMnin 2014/668 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında 126.000-USD asıl alacak ile 10.465- Usd işlemiş faiz olmak üzere toplam 136.465- USD alacağın tahsili için 06/03/2014 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ancak borcun ödendiğini belirterek davanın reddine,kötüniyetli davacının %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece ; taraflar arasında 09/04/2012 tarihli "sözleşme" başlıklı hisse devrine ilişkin sözleşme imzalandığı, davacının devreden davalının ise devralan olduğunu,davacı tarafından noter tarafından düzenlenen vekaletname ile dava dışı ...'ın hisse devir işlemlerinin yapılması, tahsilat, kayıt ve tescil işlemleri için yetkilendirildiğini, yine davalı tarafından sunulan makbuz ve ibraname başlıklı 28/07/2012 tarihli belgede davacının imzasının bulunduğu ve metin içerisinde davacının yetkilendirdiği ...'ın 143.000-USD'yi hisseyi devreden ...'dan alarak davacıya verdiği ve davacının da davalıyı ve temsilcisini ibra ettiğini, davacı tarafından söz konusu belge ve altındaki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek suç duyurusunda bulunulmuş ise de yapılan ceza yargılaması sonucunda ATK Fizik İhtisas Dairesi ve genişletilmiş uzmanlar kurulundan alınan raporda, söz konusu belge altındaki imzanın davacı eli ürünü olduğu yönündeki tespit esas alınarak sanıkların beraatine karar verildiğini, davacı tarafından yapılan temyiz başvurusunda ise düşme kararı verildiği her ne kadar TBK m.74 (eBK m.53) hükmünde ceza mahkemesince verilen beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağı düzenlenmiş ise de toplanan deliller kapsamında makbuz ve ibraname başlıklı belge altındaki imzanın davacı eli ürünü olduğu yönünde ATK üst kurul raporu bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşme, davacının inkar etmediği yetkilendirme ve bu yetkilendirmenin noter aracılığı ile yapılmış olması ve akabinde düzenlenen ibraname ile ceza dosyası içeriği birlikte değerlendirildiğinde;

davacının alacağı bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine, asıl davaya konu takip sonrası ödemenin yapılmış olması ve ibranamenin de bu tarihte düzenlendiği gözetilerek davacının takibinde kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından kötüniyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Asıl ve birleşen davada davacı vekili; dava dosyasına sunulan ibraname, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/43 Esas - 2015/579 Karar sayılı ceza davasının zamanaşımına uğradığı için düştüğünü, savcılık tarafından yapılan incelemede, imzanın sahte olduğu tespit edilerek dava açıldığını, ceza mahkemesinin daha sonra, belgeyi tekrar inceletmek üzere gönderdiği Adli Tıp Kurumunda, gerçeğe aykırı rapor düzenletildiğini, dosyada iki farklı rapor olduğu bu nedenle imza incelemesinin üçüncü bir kuruma gönderilerek incelenmesi gerekçesiyle beraat kararı bozulduğunu, neticede davanın zaman aşımına uğrayarak düştüğünü, "İbraname" deki imzanın müvekkiline ait olduğuna dair kesin bir mahkeme kararı bulunmadığını, mahkemenin eksik inceleme verdiği kararın usule aykırı olduğunu, davada ihbar olunan ve davalının eniştesi olan müvekkilinin vekalet verdiği ve paranın da kendi hesabına gelen ve bu parayı müvekkiline ödediğini iddia eden ...

adlı kişi, mahkeme tarafından dosya karara bağlanmadan önceki yakın zamanda müvekkili ile telefon görüşmeleri yaptığını ve dava konusu ödemenin müvekkiline yapılmadığını, vicdan azabı çektiğini müvekkiline beyan ettiğini, müvekkilinin konuşmaları ses kayıt altına aldığını, ses kayıtlarını mahkemeye sunması için süre verilmeden davanın karara bağlandığını, ses kaydındaki kişinin ... olup olmadığının tespiti gerektiğini, asıl dava değerinin 25.466,93-TL, birleşen dava değeri ise 302.392,79- TL olup davalı yararına hatalı vekalet ücreti takdir edildiğini, dava dışı vekilin davalı ile birlikte müvekkili aleyhine hareket etmesine rağmen, davalı asilin dava dışı vekile yaptığı ödemeyi, muteber kabul ettiğini, borçlunun icra takibi sonrası dosya borcunu müvekkilinin vekalet verdiği davalının yakın akrabasına yapması icra dosyasında doğmuş olan icra vekalet ücretini alacaklı avukatına ödeme yükümlülüğünden kurtarmadığını, haricen ödemenin içinde icra dosyasından kaynaklanan icra vekalet ücretinin de ödendiği belirtilmişse de, icra vekalet ücreti avukata ait olan bir alacak olduğundan alacaklı avukatına yapılması gerektiğini, borçlunun ödenmeyen icra vekalet ücretinden dolayı alacaklı/davacı ile birlikte müteselsil sorumluluğu bulunduğu halde bu yolda karar verilmeden davanın reddine karar vermesi hukuka aykırı olduğunu,

2- Asıl ve birleşen davada davalı vekili; "asıl davaya konu takip sonrası ödemenin yapılmış olması ve ibranamenin de bu tarihte düzenlendiği gözetilerek davacının takibinde kötüniyetli olmadığı kanaatine varıldığı" şeklinde ifade edilmişse de gerekçede de belirtildiği üzere söz konusu ibranamenin 14.000-USD tutarlı ilk icra takibine ilişkin yetki itirazından sonra düzenlenmiş olmakla davacı tarafın takip öncesi ödeme aldığı ve ibraname düzenlediği halde ödeme ve ibranameye rağmen takip başlatılması nedeniyle kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine ilişkin kısımları ortadan kaldırılarak asıl ve birleşen davaya ilişkin kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl ve birleşen dava,hisse devir sözleşmesinden doğan alacağın ödenmemesi sebebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Asıl davaya konu Kadıköy 4.İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında; davacı alacaklı tarafından 14.000-USD asıl alacak olmak üzere 14.042,97- USD alacağın tahsili için 17/07/2012 tarihinde; Birleşen davaya konu Anadolu 11. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında 126.000- USD asıl alacak olmak üzere 136.465-USD alacağın tahsili için 06/03/2014 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmıştır.09/04/2012 tarihli hisse devir sözleşmesinde, davacının ... Plastik Şirketindeki %24,5 payını 150.000-USD karşılığında ...'a devrettiği, ... tarafından da davacıya 10.000-USD elden nakit verildiği, kalan 140.000- USD'nin de her ay 14.000- USD olmak üzere 30/06/2012 tarihinde başlamak 30/03/2013 tarihine kadar elden veya banka havalesi yolu ile ödeneceği kararlaştırılmıştır.

Davacı tarafından Kadıköy 24.Noterliği'nin 29/02/2012 keşide tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile sözleşmede belirtilen konularda ...'a hisse devir işlemleri yapması ve devir bedelini tahsil etmesi için yetki verilmiştir.Davacının imzasını taşıyan ibraname başlıklı belgede davacının 143.000-USD yi elden teslim aldığını, İstanbul 4.İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına konu alacaklarını tahsil ettiğini, ...'dan tahsil edilen bu bedelin vekili ... tarafından tarafına teslim edildiğini beyan ettiği görülmüştür. İstanbul Anadolu C Başsavcılığı'nın 2013/17333 soruşturma sayılı dosyasında yazılan iddianamede suça konu 28/07/2012 tarihli makbuz ve ibraname başlıklı belgenin" elden teslim eden ve ibra eden kısımdaki yazı ve imzaların müşteki ...'nin eli ürünü olmadığı", şüphelilerin birlikte müşteki adına sahte düzenlenmiş bu belgeyi dava dosyasına sunmak sureti ile sahte belge kullanma suçunu işledikleri belirtilerek ...

ve ... aleyhine açılan kamu davası neticesinde İstanbul Anadolu 7.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/320 Esas ve 2023/103 Karar sayılı ilamı ile anılan mahkemece verilen 22/10/2015 tarih 2014/43 Esas 2015/579 Karar sayılı kararın Yargıtay 11.CD'nin 25/03/2021 tarih ve 2021/3124 sayılı ilamı ile kararın bilirkişi raporları arasında ki çelişki nedeniyle bozulduğu, Mahkemece yapılan inceleme sonucu ve ATK Fizik İhtisas Dairesi'nin 28/06/2022 tarihli rapor içeriği dikkate alındığında suça konu belge üzerinde atılı imzanın müştekinin imzaları arasında benzerlik saptandığı ve genişletilmiş uzmanlar raporu dikkate alındığında söz konusu imzanın müştekinin eli ürünü olduğu tesbit edildiğinden sanıkların beraatine karar verildiği, Yargıtay 11.CDnin 2023/4425 Esas 2024/9086 Karar sayılı ilamı ile davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği ve karanın kesinleştiği anlaşılmaktadır.Tüm dosya kapsamına göre;

28/07/2012 tarihli belgede davacının vekalet verdiği ...'ın 143.000- USD'yi hisseyi devralan ...'dan alarak davacıya verdiği ve davacının da davalıyı ve temsilcisini ibra ettiği imzaların davacıya ait olduğunun Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi ve Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar kurulu raporu ile belirlendiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili, ceza davasında sanık olarak yargılanan vekilinin ses kaydı bulunduğunu, ses kaydının incelenmediğini ileri sürmekte ise de; vekilin bu yolda ki beyanı mahkemeye sunulmamış, rızası ile vermediği beyan hukuka aykırı elde edilen delil niteliğinde olduğundan bu yolda ki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Sanıklar hakkında kesinleşen beraat kararı yok ise de;

ceza davasında tesbit edilen olgular ve hükme yeterli ATK Fizik İhtisas Dairesi ve Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Raporu uyarınca hüküm verilmesine de bir engel bulunmamaktadır.Davacı tarafından imzalandığı anlaşılan ibraname tarihi 28.07.2012 tarihli olup ilk başlatılan takip 17/07/2012 tarihinde ibranameden evvel başlatılmıştır.Birleşen davaya konu icra takibi ibraname tarihinden sonra 06.03.2014 tarihinde başlatılmış olup, alacaklı alacaklı olmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise başlattığı icra takibinde kötüniyetli sayılır. Birleşen dava bakımından ibraname verdiği halde kötüniyetli kabul edilmesi gereken davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin birleşen davaya özgü olarak kötüniyet tazminatına ilişkin istinaf nedeni haklı bulunmuştur.

Davacı vekili icra vekalet ücretinin alacaklının avukatına ödenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; mahkemece açılan itirazın iptali davası alacaklı tarafından verilen ibraname nedeniyle reddine karar verilmiştir. TBK nın 132 maddesi uyarınca ibra borcu sona erdiren sebeplerdendir. Alacaklı vekalet akdine aykırı olarak borçluyu ibra etmişse bunun sonuçlarından sorumludur. Ancak; bu yolda bir hüküm verilebilmesi için vekilin şahsen açtığı bir dava sözkonusu olmadığından eldeki itirazın iptali davasında bu konu da bir karar verilmesi gerekmemektedir. Ancak asıl davada dava değeri 25.466,93-TL, birleşen davada ise 302.392,79-TL olup; yabancı para alacaklarında dava değeri; yabancı para alacağının dava tarihinde ki efektif satış kurundan karşılığı olup;

aksinin kabulü dava değerinin kur arttıkça veya azaldıkça değişeceğini kabul etmek gerekir ki böyle bir kabul hukuki olmayacaktır. Ayrıksı bir kısım Yargıtay Daire kararları var ise de genel kabul ve uygulama dava tarihinde ki değeridir. Davacı vekilinin bu yönde ki istinaf nedeni haklı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle; asıl ve birleşen davada davacı; asıl ve birleşen davada davalı vekili vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yeniden karar verilerek; asıl ve birleşen davanın reddine, birleşen dava bakımından 136.465-USD nin takip tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuru karşılığı üzerinden (2.2072) davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, asıl davada kötüniyet tazminatı talebinin reddine;

asıl ve birleşen davalarda davalı yararına (TCMB efektif satış kuru hesabından birleşen dava 2.3639, asıl dava 1.7960) dava tarihinde ki kurdan hesaplanan dava değeri üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Asıl ve birleşen davalarda davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/06/2025 Tarih 2014/668 Esas - 2025/569 Karar sayılı karar ile 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Asıl ve birleşen davaların reddine, Asıl davada davalı tarafın kötüniyet tazminatı isteminin reddine, birleşen davada takip tarihinde ki kurdan %20 oranda hesaplanan 60.241,10-TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine," Asıl ve birleşen davada ilk derece yargılamasına ilişkin olarak ; Asıl davada alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından icra veznesine yatırılan 127,30-TL, mahkeme veznesine yatırılan 250,90-TL olmak üzere toplam 378,20-TL harcın mahsubuna kalan 237,20-TL harcın ve birleşen davada alınması gereken 615,40 karar ilam harcının birleşen davada mahkeme veznesine peşin yatırılan 3.653,02-TL harçtan mahsubuna fazla olan 2.802,40-TL fazla harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iadesine,Asıl davada davalı tarafından yapılan 150-TL posta yargı giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Davalı vekili için takdir olunan asıl davada 25.221,17-TL, birleşen davada 51.614,33-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Asıl ve birleşen davada davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (davacı 1.230,80-TL, davalı 1.230,80-TL ) istek halinde kendilerine iadesine,Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, asıl ve birleşen davada davalı tarafından sarf edilen 300-TL istinaf yargı giderinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak asıl ve birleşen davada davalıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 27/10/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/285314 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.