Acentelik prim alacağında yabancı para talebi ve kur farkı geçerliliği
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2082 E. 2025/1702 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalZamanaşımı
Davacının nitelemesi: Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Prim Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Acentelik sözleşmesi kapsamında sigorta acentesinin tahsil edip sigorta şirketine aktarmadığı prim bedellerine ilişkin uyuşmazlıklarda; sözleşmede sigorta şirketinin gönderdiği belgelere belirli sürede itiraz edilmediği takdirde bu belgelerin içeriğinin kabul edilmiş sayılacağına dair hüküm varsa ve acente süresinde itiraz etmemişse, sigorta şirketinin kayıtları esas alınır. Prim alacağı Euro bazlı düzenlenen sigorta poliçelerine dayanıyorsa, TBK 99 uyarınca alacaklının bu alacağı yabancı para cinsinden talep etmesi mümkündür; ticari defterlerin Vergi Usul Kanunu gereği TL tutulması buna engel olmadığı gibi, defter dışı takip edilen döviz bazlı alacak bakiyesi üzerinden talepte kur farkının mükerrer istenmesi de söz konusu olmaz. Sigorta poliçelerinden kaynaklanan alacaklar, Türk Parası Kıymetinin Korunmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamındaki kısıtlamaya tabi değildir. Sözleşmede muacceliyet ve temerrüt faizine ilişkin kesin vade belirlenmişse ve ihtarnamede işlemiş faiz de talep edilmişse verilen süre atıfet mehili sayılmaz; 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca yabancı para alacaklarında kamu bankalarının uyguladığı faiz oranları esas alınır.
Ele alınan sorunlar
İcra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itiraz → ret
İddia: Davalı, İzmir mahkemelerinin yetkili olduğunu ve icra dairesinin yetkisiz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının icra takibi sırasında icra dairesinin yetkisine itiraz etmediği ve kesin yetki hali de bulunmadığından, icra dairesinin yetkisizliğine dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 25. maddesiyle İstanbul Anadolu Mahkemeleri yetkili kılındığından, mahkemenin yetkisine yönelik itiraz da yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Zamanaşımı itirazı → ret
İddia: Davalı, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK'nın 147/5. maddesi uyarınca acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Taraflar arasındaki akdi ilişkinin sona erdiği tarih ile icra takibi tarihi arasında 5 yıllık süre dolmadığından zamanaşımı itirazı yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Prim alacağının varlığı ve miktarı ile itiraz süresine uyulmamasının sonucu → ret
İddia: Davalı, prim alacaklarının hesaplanmasında bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, sisteme dayalı belgelere itiraz etme fırsatı bulunmadığını ve bazı faturaların defterlerinde bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde, davacı şirketin gönderdiği üretim cetvellerine ve muhasebe belgelerine on gün içinde itiraz edilmediği takdirde bu belgelerin içeriğinin aynen kabul edilmiş sayılacağı ve ihtilaf halinde davacının defterlerinin delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Davalının, acentelik ilişkisinin devamında ortak yazılım platformu üzerindeki belgelere ve listelere itiraz ettiğine dair bir iddia ileri sürmediği ve buna ilişkin delil sunmadığı, sigortalılara hasar ödemesi ile ilgili yazışmaların prim alacağıyla ilgisi bulunmadığı, bilirkişi tarafından prim alacaklarına ait listelerde eksiklik bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmakla davalının bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yabancı para (Euro) cinsinden alacak talep edilebilirliği ve kur farkı → ret
İddia: Davalı, sözleşmede döviz cinsinden ödemeye ilişkin hüküm bulunmadığını, davacının defterlerini TL cinsinden tuttuğunu, bu nedenle kur farkı talep edemeyeceğini ve döviz talebinin Türk Parası Kıymetinin Korunmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararı'na aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK'nın 99. maddesi uyarınca, borç Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmişse ve sözleşmede aynen ödeme kaydı bulunmasa da, borcun ödenmemesi halinde alacaklı aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir. Davacının Euro primi kaynaklı alacak talebi, davalı yanca Euro olarak üretimi yapılan ve Euro cinsinden veya tahsil tarihindeki TCMB kurları üzerinden tahsil edilen poliçe bedellerine ilişkindir; bu poliçeler Euro bazında düzenlenmiş olup davacının üstlendiği riziko ve teminatlar da Euro cinsindendir. Bu nedenle Euro üzerinden düzenlenen poliçeler bakımından taraflar arasında yabancı para üzerinden hukuki ilişki bulunduğundan, davalının yabancı para üzerinden tahsil ettiği primlerin yabancı para üzerinden talep edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Vergi Usul Kanunu gereği ticari defterlerin TL cinsinden tutulması zorunluluğu, alacağın döviz üzerinden istenmesine veya kur farkı tahakkukuna engel değildir; yabancı paraya endeksli ticari ilişkide defterlerin TL olarak takip edilmesi nedeniyle kur farkı tahakkuku zorunluluk arz etmektedir. Kaldı ki davacı Euro alacağını ticari defterlerine göre değil, defterler haricinde takip edilen Euro bazlı poliçe alacak bakiyesi üzerinden talep ettiğinden kur farkının mükerrer talep edilmesi de söz konusu değildir. Taraflar arasındaki ilişki sigorta poliçesi primlerine dayalı olduğundan, 32 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Hazine ve Maliye Bakanlığı tebliği kapsamında sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarla ilgili bir kısıtlama öngörülmediğinden davacının alacağını Euro cinsinden talep etmesine anılan Kararname engel değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Faiz başlangıç tarihi ve uygulanacak faiz oranı → ret
İddia: Davacı, bilirkişinin esas aldığı Euro faiz oranlarının TCMB tarafından belirlenen en yüksek mevduat faizleriyle uyuşmadığını, daha düşük oranlar üzerinden hesaplama yapıldığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmenin 16. maddesinde acentenin her ayın son iş günü o ay içinde tahsil ettiği primleri komisyon ve diğer giderler düşüldükten sonra sigorta şirketi hesabına ödeyeceği, muaccel hale gelmesine rağmen ödenmeyen borçlar için muacceliyet tarihinden itibaren avans faizi oranında temerrüt faizi işletileceği kararlaştırılmıştır; bu nedenle her ayın son iş günü tahsil edilen primler bakımından kesin vade belirlenmiştir. İhtarnamede işlemiş faiz ve ferilerin ödenmesi de talep edildiğinden verilen 7 günlük süre atıfet mehili niteliğinde değildir; davacı sözleşmede kararlaştırılan vadelerden itibaren faize hak kazanmıştır. 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde özel bankaların değil, kamu bankaları tarafından uygulanan faiz oranlarının esas alınacağı düzenlenmiştir. Bilirkişinin hesaplamaya esas aldığı oranlar TCMB'de yayınlanan kamu bankalarınca USD cinsi 1 yıl mevduata uygulanan azami faiz oranları ile örtüştüğünden davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Acentelik sözleşmesi kapsamında sigorta şirketi adına tahsil edilen Euro bazlı prim alacaklarının yabancı para cinsinden talep edilebileceği, ticari defterlerin TL tutulması zorunluluğunun buna engel olmadığı ve 32 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamındaki kısıtlamanın sigorta poliçelerinden kaynaklanan alacaklara uygulanmayacağı yönündeki tespitler bakımından bölgesel emsal değeri taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar TBK'nın 147/5. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acentelik sözleşmesi↗ itirazın iptali↗ yabancı para borcu↗ kur farkı↗ zamanaşımı↗ yetki itirazı↗ temerrüt faizi↗ icra inkar tazminatı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO 2022/2082
KARAR NO 2025/1702
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 29/04/2022
NUMARASI 2019/767 Esas - 2022/337 Karar
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ 21/11/2019
İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/10/2025
Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında 27.01.2014 tarihli acentelik sözleşmesi akdedildiğini, davalı acentenin Euro cinsinden Temmuz 2018-Aralık 2018 tarihlerini kapsayan prim borçları hesaplarından 13.374,78 Euro, Şubat 2018-Ekim 2018 tarihlerini kapsar prim borçları hesaplarından 29.423,27-TL borcu bulunduğunu, davalı acentenin sözleşme hükümlerini yerine getirmeyerek Euro ve TL cinsinden tahsil ettiği primleri müvekkilinin hesabına aktarmadığını, bu nedenle acentelik sözleşmesinin 22-d maddesi uyarınca, 21.06.2019 tarihli noter ihtarıyla feshedildiğini, prim ödemelerinin zamanında yapılmaması sebebiyle 18.07.2019 tarihli noter ihtarı gönderildiğini, davalının ihtarname neticesinde ödeme yapmamasıyla muaccel borçtan dolayı temerrüde düştüğünü, davalı aleyhine Euro ve TL alacaklar için ayrı ayrı İstanbul Anadolu 20.
İcra Dairesi'nin ... ve... sayılı icra takipleri başlatıldığını, davalının her iki takibe itiraz ettiğini belirterek davalının itirazın iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili;İzmir mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, döviz cinsinden ödeme yapılacağına dair sözleşmede hüküm bulunmadığını, davacının hukuka aykırı talep ettiği prim ödemeleri için bir de kur farkı talep ettiğini, ticari ilişki süresince müvekkili tarafından ödenen kur farkı bulunmadığını, davacının döviz cinsinden ödeme talebinin Türk Parası Kıymetinin Korunmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararı'na aykırı olduğunu, davacının hasar ödemelerinin yapılmamasına yönelik geliştirdiği strateji sebebiyle müvekkili şirketin ticari itibarının zarar gördüğünü, maddi anlamda kayba uğradığını davacı şirketin yüklendiği yükümlülüklerden kaçındığını, davacının sebepsiz zenginleşme gayesinde olduğunu belirterek davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; Vergi Usul Kanunu gereği ticari defterlerin TL cinsinden tutulduğu, yabancı paralı belgelerin muhasebeleştirilmesinde belge/işlem tarihindeki TCMB döviz satış kurunun esas alındığı, kur değerlemesinin yapıldığı tarihteki kur değerine bağlı olarak lehe veya aleyhe kur farkı tahakkuk ettirildiği, davacının Euro poliçelerden kaynaklanan Euro alacağı bulunduğu ve bu alacağa ticari defterlerinde kur farkı tahakkuk ettirilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı şirketin Euro bazında düzenlediği poliçelerden kaynaklanan alacaklarını Euro Cinsinden kayıt ve takip ettiği, buradan kaynaklanan alacağını da Euro olarak talep etmesine engel bulunmadığı, davacı sigorta şirketi tarafından sunulan sigorta prim alacaklarına ait listelerde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalının acentelik sözleşmesinin 19.md.
uyarınca süresinde itirazda bulunmadığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 20. İcra Dairesi'nin... E. Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 13.374,78-Euro asıl alacak, 322,32-Euro işlemiş faiz üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 S.lı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte devamına, fazla talebin reddine, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalının İstanbul Anadolu 20. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili; bilirkişinin hesaplamada esas aldığı Euro faiz oranlarının TCMB tarafından dönemlik belirlenen Euro en yüksek mevduat faizleri ile uyuşmadığını, bilirkişinin daha düşük faiz oranları üzerinden hesaplama yaptığını, bu nedenle davanın kısmen reddinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.2-Davalı vekili; İzmir mahkemelerinin yetkili olduğunu,davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını,döviz cinsinden ödeme yapılmasına dair sözleşmede bir hüküm bulunmadığını, davacının defterlerini TL cinsinden tuttuğunu, bu nedenle kur farkı talep edemeyeceğini, ticari ilişki süresince müvekkili tarafından kur farkı ödenmediği gibi sözleşmede de bu yönde hüküm bulunmadığını, davacının döviz cinsinden ödeme talebinin Türk Parası Kıymetinin Korunmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararı'na da aykırı olduğunu, acentelik sözleşmesinin istina olmadığını, itirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı olması sebebiyle sonradan ibraz edilen faturanın inceleme konusu yapılmasının hatalı olduğunu, davacının aynı alacak için birden fazla icra takibi başlatarak fazladan vekalet ücreti alma saiki ile hareket ettiğini, davacının takiplerde talep ettiği alacak ve ferilerinin, faiz oranlarının haksız olduğunu, kur farkına faiz işletilemeyeceğini, müvekkili tarafından düzenlenen 16.589-TL tutarlı faturanın davacının defterlerinde olmadığının tespit edildiğini, oysa faturaların elektronik olarak davacının sistemine düştüğünü, davacının bu faturaya itiraz ettiğini ispatlaması gerektiğini, davacının defterlerinde 22.543,30-TL kur farkı bulunduğunu, müvekkilinin defterlerinde böyle bir alacak bulunmadığını, davacının hem Euro talepte bulunduğunu hem de kur farkı talep ettiğini, davacı tarafından müvekkiline tebliğ edilen kur farkı faturası da bulunmadığını, dosya içerisinde Euro bazlı poliçe olmadığı gibi, bilirkişi tarafından yazılım platformu üzerinden inceleme yapılmadığını, raporun genel ve soyut ifadelerle düzenlendiğini, bilirkişi tarafından incelemelerin davacının ibraz ettiği Excell tabloları üzerinden yapıldığını, oysa sigorta poliçeleri üzerinden inceleme yapılması gerektiğini, bilirkişinin bu yönde uzmanlığının da bulunmadığını,kararın kaldırılarak davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, acentelik sözleşmesi kapsamında poliçe prim bedeli alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Her ne kadar davalı taraf icra dairesinin yetkisi ile mahkemenin yetkisine yönelik istinaf nedeni ileri sürmüş ise de davalının icra dairesinin yetkisine itiraz etmediği, kesin yetki de söz konusu olmadığı anlaşılmakla icra dairesinin yetkili olmadığına dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 25. maddesiyle uyuşmazlık halinde İstanbul Anadolu Mahkemeleri yetkili kılındığından, mahkemenin yetkisine yönelik ilk itiraz da yerinde değildir. Taraflar arasında 17/01/2014 tarihinde acentelik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 21/06/2019 tarihinde sona erdiği, davacının 18/07/2019 tarihli noter ihtarnamesi ile 29.423,27-TL ve 13.374,78-Euro ödenmeyen prim alacaklarının tahsilini talep ettiği, davalıya borcun ödenmesi için 7 günlük süre verildiği, 29.423,27-TL asıl alacak ve 5.643,22-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 35.066,49-TL alacağın tahsili için İstanbul Anadolu 20.
İcra Dairesi'nin ... sayılı, 13.374,78-Euro asıl alacak ve 2.329,41-Euro işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 15.704,19-Euro alacağın tahsili için İstanbul Anadolu 20. İcra Dairesi'nin... sayılı icra takiplerinin başlatıldığı anlaşılmaktadır.TBK'nın 147/5. Maddeside acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki akdi ilişkinin sona erdiği tarih ile icra takibi arasında 5 yıllık süre dolmadığından davalının zamanaşımına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.Davacı sigorta şirketi, davalı acentenin davacı adına akdedilen sigorta sözleşmeleri kapsamında tahsil edilen davacı adına tahsil edilip de ödenmeyen prim bedellerinin tahsilini talep etmiştir.
Davacının defterleri üzerine yapılan bilirkişi incelemesinde davacının davalıdan 116.713,91-TL(29.423,27-TL ve 13.374,78-Euro karşılığı) alacaklı olduğu, davalının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede ise davacının 85.851,58-TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, uyuşmazlık davacının yabancı para cinsinden talepte bulunup bulunamayacağı, kur farkından kaynaklı alacak doğup doğmadığı, alacağın miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Somut olayda taraflar arasındaki acentelik ilişkisi gereği faturalaşma söz konusu olmayıp, davacı sigorta şirketi tarafından davalı acenteye kullanım imkanı sağlanan sistem üzerinden davacı sigorta şirketi adına sigorta poliçeleri düzenlendiği, poliçe iptal, prim tahakkuk ve tahsilat, komisyon işlemlerinin de bu sistem üzerinden yapıldığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sistem üzerinden yürüdüğü, davacının alacak talebin konu poliçelere ait ürün cinsi, poliçe numarası, sigortalılar ve prim taksit ve vade tutarlarının listelerde gösterildiği hususları bilirkişi incelemesinde tespit edilmiştir.Acentelik sözleşmesinin 19.
maddesinde davalı acentenin, davacı şirketin tanzim ederek göndereceği üretim cetvellerine ve diğer muhasebe belgelerine mutabakatını veya varsa itirazını en geç on gün içinde yazılı ve ayrıntılı olarak bildireceği, bu süre içinde itiraz yapılmadığı takdirde acente, sigorta şirketinin gönderdiği belgelerin içeriğini aynen kabul etmiş sayılacağı, ihtilaf halinde davacı sigorta şirketinin defterlerinin delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Davalının acentelik ilişkisinin devamında ortak yazılım platformu üzerindeki belgelere ve listelere itiraz ettiğine dair bir iddia ileri sürmediği gibi buna ilişkin bir delil de sunmamıştır.Sigortalı müşterilere hasar ödemesi yapılması ile ilgili taraflar arasındaki yazışma bulunmakta ise de bahsi geçen yazışmaların prim alacağı ile ilgili bulunmadığı gibi davacının iddia edilen sözleşmeye aykırı davranışlarının eldeki davanın konusunu oluşturmadığı, bilirkişi tarafından prim alacaklarına ait listelerde bir eksik olmadığının tespit edildiği anlaşılmakla davalının aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
6098 sayılı TBK'nın 99. maddesine göre; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme yada bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça ,borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme gününde ki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir." hükmünü haizdir.Davacı şirketin Euro primi kaynaklı alacak talebi, davalı yanca Euro olarak üretimi yapılan ve Euro prim tahakkuk ettirilerek Euro cinsinden veya tahsil tarihindeki TCMB kurları üzerinden tahsil edilecek poliçe bedellerine ilişkin olup, bu poliçeler Euro bazında düzenlendikleri gibi, davacı sigorta şirketi tarafından üstlenilen riziko ve teminatlar da Euro cinsinden olmaktadır.
Bu bakımdam Euro üzerinden düzenlenen poliçeler bakımından taraflar arasındaki yabancı para üzerinden hukuki ilişki bulunduğundan davalının yabancı para üzerinden tahsil ettiği primlerin yabancı para üzerinden talep edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bunun dışında Vergi Usul Kanunu gereği ticari defterlerin TL cinsinden tutulmasında zorunluluk bulunduğundan, bu durum alacağın döviz üzerinden istenmesine veya kur farkı tahakkukuna engel değildir. Yabancı paraya endeksli ticari ilişkide defterlerin TL olarak takip edilmesi nedeniyle kur farkı tahakkuku zorunluluk arz etmektedir. Kaldı ki davacı Euro alacağını, ticari defterlerine göre değil, defterlerin haricinde takip edilen Euro bazlı poliçe alacak bakiyesi üzerinden talep ettiğinden kur farkının mükerrer talep edilmesi de söz konusu değildir.Taraflar arasındaki ilişkinin davalının davacı adına yaptığı sigorta sözleşmeleri ve tahsil ettiği primlerin davacıya iadesine dayalı olduğundan, alacak sigorta poliçesi primlerine dayalıdır.
Bu bakımdan 32 Sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan tebliğ kapsamındaki değerlendirmenin buna göre yapılması gerekir. Kararname ve tebliğde sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarla ilgili bir kısıtlama öngörülmemiştir. Bu bakımdan davacının alacağını Euro cinsinden talep etmesine anılan Kararname engel değildir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 16. maddesinde acentenin her ayın son iş günü o ay içinde tahsil ettiği primleri komisyon ve diğer giderlerin düşülmesinden sonra kalan tutarı sigorta şirketi adına açılan hesaba ödeyeceği, muaccel hale gelmesine rağmen ödenmeyen borçlar için alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren avans faizi oranında temerrüt faizi işletileceği kararlaştırılmıştır.
O halde her ayın son iş günü o ay içinde tahsil edilen primler bakımından kesin vade olarak belirlenmiştir. Davacı tarafından keşide edilen 18/07/2019 tarihli ihtarda işlemiş faiz ve ferilerin ödenmesi de talep edildiğinden, ihtarnamede verilen 7 günlük süre atıfet mehili niteliğinde değildir. Bu halde davacı, sözleşmede kararlaştırılan vadelerden itibaren faize hak kazanmıştır. Davacı 13.374,78-Euro alacağına 01/10/2018 tarihinden itibaren faiz talep etmekte olup bilirkişi tarafından Temmuz 2018-Aralık 2018 tarihleri arasında tahakkuk eden prim alacakları için davacının talebi ile bağlı kalarak 01/10/2018 tarihinden itibaren hesaplama yapılmıştır. Davacı tarafından bilirkişinin esas aldığı oranların TCMB tarafından belirlenen oranlardan düşük olduğu hususu istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de 3095 S.lı Kanun'un 4/a maddesinde özel bankaların değil, kamu bankaları tarafından uygulanan faiz oranlarının esas alınacağı düzenlenmiştir.
Bilirkişinin hesaplamaya esas aldığı oranlar TCMB'de yayınlanan kamu bankalarınca USD cinsi 1 yıl mevduata uygulanan azami faiz oranları ile örtüştüğünden davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığından, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,7-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalıdan alınması gereken 5.913,3-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.478,32-TL harcın mahsubu ile kalan 4.434,98-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı ve davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/10/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/284745 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi