6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Portföy yöneticisinin kusursuzluğu ve davacının ibrası nedeniyle tazminat reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1463 E. 2025/1660 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

sermaye piyasası

Gerekçe özeti

Bireysel portföy yönetimi sözleşmesi kapsamında yatırımcının zarara uğradığı iddiasıyla açılan tazminat davasında, yatırımcının yerindelik testini imzalayarak yüksek riskli ürün grubunu kabul etmiş olması, portföy yöneticisinin işlemler sırasında yatırımcıyı uyarması ve bilgilendirmesi ile mevzuata aykırılık teşkil edecek somut bir fiilin ispat edilememesi halinde, soyut özen/sadakat/aydınlatma yükümlülüğü ihlali iddiaları zarar ile illiyet bağı kurulamadığından reddedilir. Ayrıca yatırımcının, işlemler tarihine kadarki tüm işlemler için düzenlediği ibra beyanı, tüm işlem kayıtları dosyaya getirtilmemiş olsa bile, davalının sorumluluğunun araştırılmasına gerek bırakmayacak şekilde davayı sonuçlandırıcı niteliktedir.

Ele alınan sorunlar

Portföy yöneticisinin mevzuata aykırılık/kusur teşkil eden bir fiilinin ispatı → ret

İddia: Davacı; davalının aşırı işlem yaparak (churning) prim kazanma amacı güttüğünü, aydınlatma ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, portföyde %55 zarar oluşana kadar denetim mekanizması işletmediğini, alınan riskin yeterince dağıtılmadığını ve bu nedenle sermayesinin yarısını kaybettiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yerindelik testi davacı tarafından doldurulup imzalanmış, test sonuçlarına göre davacının risk tercihleri dikkate alınarak 'Çok Yüksek Riskli' ürün grubu kendisine uygun bulunmuştur. Tebliğin 41/1-ğ hükmü uyarınca yetkili kuruluşların belirli bir getiriyi sağlayacağına dair garanti veremeyeceği, Tebliğ'in 41. maddesinde ise portföy yönetiminde gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi, basiretli hareket edilmesi ve çıkar çatışmasına meydan verilmemesi gerektiği düzenlenmiştir. Davacının, portföyde %55 zarar oluşana kadar denetim mekanizması işletilmediği, riskin yeterince dağıtılmadığı, aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davranıldığı ve prim kazanma amacıyla aşırı işlem yapıldığı iddiaları soyut kalmış, bu iddiaları destekleyen bir delile rastlanmamıştır. Bu nedenle, iddia olunan zarar ile davalı kurumun (çalışanlarının) faaliyetleri arasında illiyet bağı kurulamamış, sermaye piyasası mevzuatına aykırılık teşkil edebilecek bir fiile de rastlanmamıştır. Ayrıca, Yatırım Kuruluşları Tebliği'nin 33. maddesinin 10. fıkrası uyarınca, bir ürün/hizmetin müşteriye uygun olmadığına ilişkin uyarıya rağmen müşterinin bu hizmeti almak istemesi halinde yatırım kuruluşunun bu talebe hizmet verip vermemekte serbest olduğu belirtilmiştir. Telefon görüşmelerinin incelenmesinden, davacının uzun vadeli USD kontratlarında işlem yaptığı, sürdürme teminatında eksiklik oluştuğunda davalı tarafça uyarıldığı, davacının belirli bir tarihe kadar pozisyonu taşımak istediğini belirttiği, teminat azaldığında davacının haberdar edilip ikna edilerek az sayıda kontratın paraya çevrildiği anlaşılmış; bireysel portföy yöneticisinin mevzuata aykırı bir işlemi tespit edilememiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacının ibra beyanının davanın sonucuna etkisi → ret

Gerekçe: Davacı, 21.08.2019 tarihli EFT havale talep formunda, o tarihe kadar şirket aracılığıyla gerçekleşen portföy yönetimi, menkul kıymet alım-satımı ve diğer işlemler nedeniyle hesaplarındaki nakit ve menkul kıymet mevcudu ile mutabık olduğunu, yapılan işlemler, kayıtlar, faiz ve vergi tahakkukları ve hesap bakiyelerine ilişkin bir itirazının bulunmadığını, bu tarihe kadar yapılan işlemler nedeniyle şirketi en geniş şekilde ibra ettiğini beyan, kabul ve imza etmiştir. TBK'nın 132. maddesine göre ibra, borcu doğuran işlem şekle bağlı olsa bile, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle borcun tamamen veya kısmen ortadan kaldırılmasıdır; ibra, borçluyu ifa etmeden borçtan kurtarmak hususunda alacaklı ile borçlunun anlaşmasıdır. Davacının davalıyı tüm işlemlerden ibra ettiği anlaşıldığından, tüm kayıtların dosyaya getirtilmemiş olması karşısında bile, verilen ibraname nedeniyle daha ileri bir incelemeye gerek bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Bilirkişi raporunun yetersizliği ve yeni rapor alınması talebi → ret

İddia: Davacı vekili, alınan bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, 1,5 yıllık süreçte sadece 5 telefon görüşmesinin sunulduğunu, davalının kayıtları ibraz yükümlülüğü bulunduğunu, hatalı değerlendirmeler içeren rapora dayanılarak yeni rapor alınmadan karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bilirkişi kurulu raporunda, portföyün mevzuata aykırı ve özensiz yönetildiği iddialarının soyut kaldığı, bu iddiaları destekleyen delile rastlanmadığı, zarar ile davalı kurum faaliyetleri arasında illiyet bağı kurulamadığı belirtilmiş; telefon görüşmelerinin çözümlemesi ve davacının EFT talimatındaki ibra beyanı da dikkate alınarak, tüm kayıtlar dosyaya getirtilmemiş olsa da verilen ibraname karşısında daha ileri bir incelemeye gerek bulunmadığı sonucuna varılmış, dolayısıyla yeni bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Bireysel portföy yönetimi sözleşmelerinde yatırımcının yerindelik testini imzalamış olması ve mevzuata aykırılık teşkil eden somut bir fiilin ispatlanamaması halinde tazminat talebinin reddedileceği, ayrıca işlemler sonrasında verilen ibra beyanının tüm kayıtların getirtilmemiş olmasına rağmen davayı sonuçlandırıcı nitelikte olduğu yönünden bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
Bireysel Portföy Yönetimi Çerçeve Sözleşmesi yerindelik testi özen ve sadakat yükümlülüğü aydınlatma yükümlülüğü illiyet bağı ibra TBK m.132 sermaye piyasası mevzuatına aykırılık

Atıf yapılan mevzuat: Yatırım Kuruluşları Tebliği — Yatırım Kuruluşları Tebliği 41/1-ğYatırım Kuruluşları Tebliği 41Yatırım Kuruluşları Tebliği 33/10 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 132

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/1463

KARAR NO 2025/1660

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/03/2024

NUMARASI 2021/461 Esas - 2024/226 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ 02/07/2021

İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/10/2025

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davacının, 13.03.2018 ve 31.05.2019 tarihlerinde davacıya ait 1.200.000-TL nakdi bedelin yönetiminin davalı şirket tarafından üstlenilmesi hususunda mutabık kalındığı, portföyünün, davalı tarafından Tebliğ’de ve sözleşmede belirlenen esaslar çerçevesinde, özen ve sadakat yükümlülüğü altında yönetilmesi ve bu amaçla davacıya ait nakit paranın davacı adına ve hesabına alım ve satımı yapılan sermaye piyasası araçlarının yine davacının menfaatine, bir ücret karşılığında yönetilmesinin üstlenildiği, davacının sermayesinin yarısı olan 600.000-TL’nin kaybedildiği, davalı kurumun yazılı sözleşme yapmadığı ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, ilgili işlemlerin yapılmasına genel işlem şartları kuralına aykırı olarak sebebiyet verdiği, davacıya uygulanan yerindelik testinin mevzuata aykırı ve çelişkili olduğu, davalı şirket tarafından davacıya uygulanmış olan yerindelik testinin, sadece kanunen bir zorunluluğun yerine getirilmesi için yapıldığı davacıya imzalatılması gereken “sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formunun” imzalatılmadığı, davalı şirketin, davacıya ait portföyde %55 zarar meydana gelene kadar herhangi bir denetim mekanizmasını devreye sokmadığı, alınan riskin yeterli şekilde dağıtılmadığı;

davacının bilgisi dışında aşırı işlem yaptığı, sadakat yükümüne aykırı hareket ettiği; şimdilik kısmi dava olarak 34.000-TL zarar; ayrıca belirsiz alacak olarak 1.000-TL mahrum kalınan kârın ticari işlere uygulanan faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı ile imzalanan sözleşmelerin mevzuatın aradığı şartları taşımakta olduğu,davacı talimatı hilafına hiçbir işlem gerçekleştirilmediği, davacının mevzuatın aradığı şartlar dahilinde bilgilendirildiği; davalı şirket nezdindeki 141267 numaralı davacı hesabında, 13.03.2018 tarihinde akdedilen Bireysel Portföy Yönetimi Sözleşmesi ile işlemlerin gerçekleştirildiği; davacının, 21.08.2019 tarihinde hesap bakiyesini EFT talimatı ile sıfırladığı ve o tarihten sonra da davalı şirket ile çalışmadığı;

37. 1 sayılı Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Tebliğ kapsamında, yetkili kuruluşların BPY hizmeti sunacağı yatırımcıya, çerçeve sözleşme imzalatmadan evvel yerindelik testi uygulaması, bu suretle yatırımcının mali durumu, deneyimi, yatırım beklentisi hakkında doneler elde etmesinin zorunlu olduğu;

13. 08.2018 tarihli yerindelik testi sonuçlarına göre, “Çok Yüksek Riskli” ürün grubunun, 141267 numaralı hesap BPY işlemlerine konu edilmesine Sözleşmenin cevaz verdiği;

13. 08.2018-31.05.2019 döneminde herhangi bir tarih itibarıyla davacı portföyünde limit/oran ihlaline müsaade edilmediği,31.05.2019 tarihinde enstrüman limit oranları ıslak imzalı davacı talimatı ile güncellendiği, bu suretle tüm ürün gruplarının portföy içindeki ağırlığının üst limit oranının %100 olarak revize edildiği, tebliğin, bireysel portföy yönetimi faaliyetinde bulunan kurumlara, ilgili portföy getirisinin karşılaştırma ölçütü ya da eşik değer dikkate alınarak hesaplanan tutarın altında kalması durumunda müşteriye bildirimde bulunulması gerektiği sisteme tanımlı .......@gmail.com adresine, Cari Hesap Ekstresi, Hisse Senedi İşlem Sonuç Formu, ... Ekstresi, Türev Araçlar İşlem Sonuç Formu dokümanlarının, portföy performansı ile karşılaştırma ölçütü getirisini betimleyen aylık performans raporunun düzenli olarak gönderildiği, Sözleşme’nin, “Risk Bildirim Beyannamesi ve Sorumluluk Taahhütnamesi” bölümünün, bireysel portföy yönetimi işlemlerinde anapara ve getiri garantisi bulunmadığı hususuna yer verildiği;

hesapta işlemlerin ... cephesinde yoğunlaştığı, BIST30 endeksinin, BIST30 kapsamındaki pay senetlerinin, ... çiftinin dayanak arlık olduğu kontratların işlemlerde tercih edildiği, bu noktada, şirket kayıtlarında yer alan telefon görüşmelerinin tetkik edildiği; personel suiistimaline mahal veren, çelişki içeren, mesnetsiz bilgi ve açıklamaların sunulması yönünde herhangi bir olumsuzluğun yapılan araştırmada tesbit edilemediği, belirsizlik ortamında USD’den yana cephe alma yönündeki talebin bizzat davacı tarafından dile getirildiği; ilgili tarihte 290 Kontrat ..., 100 Kontrat ise ... uzun pozisyon taşındığının tespit edildiği; talep çerçevesinde 290 Kontrat Temmuz vadeli kontratın Ağustos vadeli kontrata dönüştürüldüğü;

07. 08.2019 tarihinde şirket kayıtlarına yansıyan görüşmede hesabın teminat tamamlama çağrısına konu olduğu; bu görüşmede ancak ve ancak sürdürme teminatına ulaşılabilmesine yetecek kadar, asgari sayıda açık kontratın kapatılması yönünde talepte bulunulduğu ve işlemlerin talebe paralel şekilde sürdürüldüğü, 09.08.2019 tarihli telefon görüşmesinde, 390 kontrat açık ... pozisyonunun hesabın yeniden teminat tamamlama bildirimine konu olmasına zemin hazırladığının tespit edildiği; telefon görüşmesinde, davacıya bir kez daha, sürdürme teminatının hesaplanabilmesine olanak sağlayacak adette kontratın satılması, diğer açık pozisyonların muhafaza edilmesi yönünde bir eğilim gözlemlendiği; davacı portföyünde geriye kalan 344 kontrat ...

kontratının ise 20 Ağustos 2019 tarihinde kayıtlı hatta davacı tarafından gerçekleştirilen görüşmede sözlü satış emri ile satıldığının tespit edildiği, sözleşmenin 5.2. maddesinde göre, risk-getiri tercihlerine ve portföyün oluşumunda esas alınacak risk grubunda değişiklik yapma hakkı bulunmasına rağmen, sözleşme süresince davacı tarafından böyle bir talepte bulunulmadığı; 20/21 Ağustos 2019 tarihlerinde toplam 656.403-TL tutarındaki EFT işlemi neticesinde davacı hesabındaki tüm

nakdin transfer edildiği, davacının ıslak imzası ile düzenlenen EFT talimatıyla müvekkil şirketin 21.08.2019 tarihine dek gerçekleştirilen tüm işlemler nedeniyle en geniş şekilde ibra edildiği ve 21 Ağustos 2019 tarihli portföy bilgisine ilişkin olarak mutabakat verildiği, Yerindelik Testinde davacının, risk oranı yüksek yatırım araçlarına yatırım yapmak isteğinde olduğunu ve bu getiri potansiyeli karşılığında anaparası dahil kaybetmeyi göze aldığını beyan ettiği; beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; alınan bilirkişi raporu benimsenerek, taraflar arasında imzalanan 13/03/2018 tarihli Bireysel Portföy Yönetimi Çerçeve Sözleşmesi hükümlerine göre aynı tarihte yerindelik testinin yapıldığı test sonuçlarına göre davacının "Çok Yüksek Riskli" ürün grubuna uygun olduğu, bireysel portföy yönetimi risk bildirimi beyannamesi ve sorumluluk taahhütnamesininde davacı tarafça imzalandığını, bu bildirimde göre bireysel portföy yönetimi işlemlerinin ana para ve getiri garantisinin bulunmadığı ayrıca ve açıkça belirtildiği, sözleşmesinin kar garantili olmadığı hatta zarar içerme riskini barındırdığını, davacı tarafın her ne kadar davalı şirket yetkililerini portföy yönetimi konusunda kendisi ile gerekli iletişimi kurmadığını iddia etse de dosyaya sunulan ve davacı tarafça verildiği ve davalı şirket yetkililerince de uygulandığı anlaşılan talimat ve yatırım işlemleri ile ilgili olarak davacının çeşitli tarihlerde şirket portföy yöneticisi olarak Cenk ..., Alp ...

ve Mine ... ile görüşmeler yaptığını, bu görüşmelerde davacı şirket yetkililerinin davacının alması gereken portföyüne ilişkin pozisyonlar konusunda uyarıların yapıldığının anlaşıldığı, davalının sermaye piyasası mevzuatına aykırılık teşkil edecek kusurunun bulunduğunun davacı tarafça kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; alınan bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, 1,5 yıllık süreçte sadece 5 telefon görüşmesinin sunulduğunu, davalının kayıtları ibraz yükümü olduğunu, müvekkilinin davasında haklı olduğunu, davalının müvekkilinin portföyünde aşırı işlem gerçekleştirerek müvekkilinin gereksiz alım-satım yapmasına ve bu sebeple gereksiz yere yüklü meblağlarda prim ödemesine ve zarara uğramasına sebep olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin yatırımını değerlendirmek için değil yalnızca prim kazanmak için işlem yaptığını açıkça kanıtladığını, prim kazanma amacı güderek müvekkilinin bilgisi dışında aşırı işlem yapmış, aydınlatma yükümlülüğüne, özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmiş, müvekkiline ait portföyde yaklaşık %55 zarar meydana gelene kadar herhangi bir denetim mekanizması devreye sokmamış ve mevzuata ve hukuka aykırı davrandığını, para kazanmak bir yana;

davalı tarafça yapılan işlemler sebebiyle anaparasından yaklaşık 600.000-TL'sini kaybettiğini, bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirmelerin doğru ve eksiksiz olduğu kanaatine varılarak ve yeni rapor alınmadan davanın reddine karar verilmesi açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması ve İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/461 E., 2024/226 K. numaralı ve yetersiz ve eksik incelemeyle verilen kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; davacı yatırımcının bireysel portföy yöneticisi davalının kusuru ile zarara uğrattığı ileri sürülerek tazminat talebine ilişkindir.Mahkemece; alınan bilirkişi kurulu raporunda; ...

Tebliğin (III-37.1) kapsamında “Bireysel Portföy Yönetimi Çerçeve özleşmesi” ile anılan sözleşme akdedilmeden yapılması zorunlu olan Yerindelik Testinin davacı tarafından doldurulduğu ve imzalandığı, yerindelik test sonuçlarına göre davacının kabulü ve iradesi ile risk tercihleri dikkate alınarak “Çok Yüksek Riskli” ürün grubunun davacı müşteriye uygun bulunduğu, Tebliğin 41/1-ğ hükmünde, yetkili kuruluşların, portföyün önceden saptanmış belirli bir getiriyi sağlayacağına dair herhangi bir sözlü veya yazılı garanti veremeyeceğinin hükme bağlandığı, Tebliğ’in 41’inci maddesinde yetkili kuruluşların, portföy yönetiminde gerekli dikkat ve özeni göstermeleri, basiretli hareket etmeleri, çıkar çatışmasına meydan vermemeleri gerektiği, portföyde %55 zarar meydana gelene kadar herhangi bir denetim mekanizmasını devreye sokmadığı ileri sürülüyor ise de;

alınan riskin yeterli şekilde dağıtılmadığı; davalı şirketin, basiretli bir işadamı gibi hareket etme ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı; bu süreçte davalının aydınlatma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği ve davacı portföyünde prim kazanma amacı güderek aşırı işlem yaptığı ve sadakat yükümüne aykırı hareket ettiği iddiaları dermeyan edilmiş olsa da, anılan soyut iddiaları destekleyecek bir delile rastlanmadığı, bu çerçevede, portföyün mevzuata aykırı ve özensiz yönetildiği gerekçesiyle husule geldiği iddia olunan zarar ile davalı

kurumun (çalışanlarının) faaliyetleri arasında bir illiyet bağı kurulamadığından ve yukarıda yer verilen sermaye piyasası mevzuatına aykırılık teşkil edebilecek bir fiile rastlanmadığından, anılan zarar nedeniyle davalı kuruma atf-ı kabil bir kusurun bulunmadığı "yönünde görüş bildirmiştir.Yatırım Kuruluşları Tebliğinin 33üncü maddesinin 10uncu fıkrası uyarınca, Yatırım kuruluşunun hangi ürün ya da hizmetlerin müşteriye uygun olduğunun tespit edilmesine imkân bulunmadığına veya bir ürün ya da hizmetin müşteriye uygun olmadığına ilişkin uyarıda bulunmasına rağmen, müşterinin söz konusu hizmet ya da ürünü almak istemesi durumunda yatırım kuruluşu müşteriye söz konusu talep yönünde hizmet verip vermemek hususunda serbest olduğu düzenlenmiştir.Telefon görüşmelerinin çözümünün incelemesinden de anlaşıldığı üzere davacının uzun vadeli USD kontratlarda işlem yaptığı ve 31.05.2029 tarihinden sonra iki kez sürdürme teminatında eksiklik oluştuğu, davalı tarafça uzun süredir taşınan bu risk konusunda davacının uyarıldığı, davacının 2019 yılı eylül ayına kadar bu pozisyonu taşımak niyetinde olduğunu belirttiği, sürdürme teminatının azalması halinde çok az sayıda uzun vadeli işlemin davacı haberdar ve ikna edilerek az sayıda kontrat paraya çevrilerek sürdürme teminatının tamamlandığı davacının ...

işlemleri yaptığı anlaşılmaktadır. Bireysel portföy yönetici davalının yapılan işlemlerde mevzuata aykırı işlemi tesbit edilememiştir. ... 'ta işlemler işlemin iki tarafında bulunan "alıcı" ve "satıcı" konumundaki yatırımcılar arasında gerçekleştirilmekte olup,davacının "alıcı" olarak taraf olduğu kontratın "satıcı" tarafı, aynı kontratta kısa (satım yönlü) pozisyon sahibi diğer yatırımcı veya yatırımcılardır. Diğer bir ifade ile ...'ta işlemler işlemin iki tarafında bulunan "alıcı" ve "satıcı" konumundaki yatırımcılar arasında gerçekleştirilmektedir.Davacı;

21. 08.2019 tarihli EFT havale talep formunda; bu talimatı doğrultusunda havale /EFT işleminin yapılmasını rica eder, bu talimatım tarihi itibariyle şirketiniz aracılığıyla gerçekleşen portföy yönetimi, menkul kıymet alım ve satımı ve diğer işlemler nedeniyle şirketinin nezdinde ki hesaplarındaki nakit ve menkul kıymet mevcudum ile mutabakat içinde olduğumu, yapılan işlemler kayıtlar, faiz ve vergi tahakkukları ve hesap bakiyeleri ilgili bir itirazı olmadığını, bu güne kadar yapılan işlemler nedeniyle şirketi en geniş şekilde ibra ettiğini beyan kabul ve imza etmiştir. TBK nın 132'maddeye göre ibra; “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.” İbra borçluyu ifa etmeden borçtan kurtarmak hususunda alacaklı ile borçlunun anlaşmasıdır.

Davacı davalıyı tüm işlemlerden ibra ettiği anlaşıldığından davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davacının davalı bireysel portföy yönetiminde SPK mevzuatına aykırı bir işlemi tesbit edilemediği gibi, davacı uğradığı zarardan sonra davalıyı ibra ederek çalışmasına son verdiği, tüm kayıtlar dosyaya getirtilmemiş ise de verilen ibraname karşısında daha ileri bir inceleme gerekmediği sonucuna varılmakla davanın reddi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile kalan 187,80-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 20/10/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/284716 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.