6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yargılamayı gerektiren alacak iddiasında ihtiyati haciz/tedbir talebinin reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/113 E. 2018/205 K. · · İlk derece: 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İhtiyati hacizistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsalİhtiyati haciz usulü (yaklaşık ispat / teminat / itiraz)

Gerekçe özeti

Davalının taraf olmadığı bir sözleşme ilişkisinden kaynaklanan alacak nedeniyle üçüncü kişilerin sorumluluğunun ancak yargılama sonunda (davalıların borçlularla ilişkileri, yararına işlem yapıp yapmadıkları incelenerek) belirlenebileceği hâllerde, HMK 390/3'teki yaklaşık ispat ölçüsü sağlanmış sayılmaz; ayrıca asıl borçlulardan alacağın tahsil olanağının tükenip tükenmediği de belirsizse ve İİK 257 uyarınca muaccel bir alacağın varlığı konusunda duraksamasız bir kanaat oluşmuyorsa, ihtiyati haciz/tedbir talebinin reddi hukuka uygundur.

Ele alınan sorunlar

İhtiyati haciz/tedbir talebinin yaklaşık ispat koşulunu sağlayıp sağlamadığı → ret

İddia: Davacı vekili, davalıların kredi borçlusu şirketlerle organik bağları, muvazaalı işlemleri ve müteselsil sorumlulukları bulunduğunu, aralarındaki kişisel ve ticari bağlantılar nedeniyle ihtiyati haciz/tedbir talebinin kabul edilmesi gerektiğini, aksi halde davanın sonuçsuz kalacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: HMK 390/3 uyarınca tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekir. Davada davalıların taraf olmadıkları kredi sözleşmelerinden doğan alacaktan sorumlu tutulmaları talep edilmekte olup, davalıların borçlularla ilişkileri ve onların yararına işlem yapıp yapmadıklarının incelenmesi suretiyle sorumluluklarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi yargılamayı gerektirmektedir. Dava dilekçesindeki iddialardan yola çıkarak, yaklaşık ispat ölçüsü çerçevesinde yargılama öncesinde alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir çıkarım yapılabilmesi mümkün değildir. Ayrıca davanın bir sonuca ulaşabilmesi için davacının alacağını asıl borçlulardan tahsil olanağının da kalmamış olması gerekir; asıl borçlular hakkında derdest takip dosyaları bulunduğundan, alacağın onlardan tahsilinin mümkün olup olmadığı yargılamanın bu aşamasında bilinememektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İhtiyati haciz koşullarının (muaccel alacak ve alacağın varlığı hakkında duraksamasız kanaat) oluşup oluşmadığı → ret

Gerekçe: İİK 257/1 uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için muaccel bir para alacağının mevcut olması şarttır. İİK 257/2 kapsamında davalıların malvarlıklarını elden çıkarmaları yahut kaçma durumunda olmalarından önce, mahkemenin alacağın var olup olmadığı konusunda duraksama duymadan bir kanaat edinmesi gerekir. Davalıların sorumluluğunun ve davacının muaccel bir alacağının bulunup bulunmadığı ancak yapılacak yargılama sonunda belirlenebileceğinden, ilk derece mahkemesince verilen ret kararı dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Davalının taraf olmadığı bir sözleşmeden kaynaklanan alacak nedeniyle sorumluluğunun (organik bağ, muvazaa, tüzel kişilik perdesinin aralanması iddiaları üzerinden) ancak yargılama ile belirlenebileceği hâllerde ihtiyati haciz/tedbir talebi için yaklaşık ispat koşulunun sağlanamayacağına ilişkin değerlendirme yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati haciz ihtiyati tedbir yaklaşık ispat muaccel alacak tüzel kişilik perdesinin aralanması müteselsil sorumluluk

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 390/3 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 257/1İİK 257/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/113

KARAR NO 2018/205

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ ... 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 31/10/2017 tarihli ara karar

NUMARASI 2017/801 Esas

TALEP İhtiyati Tedbir-İhtiyati Haciz

İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/03/2018

Davacı vekilinin İhtiyati haciz- tedbir isteminin reddine ilişkin 31/10/2017 tarihli ara kararın davacı vekilince istinafı rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

TALEP

Davacı vekili, İst.

8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/477 Esas sayılı dosyasında açılan davada 14.12.2016 tarihinde ihtiyati haciz kararı verildiğini, kararın İst.... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icraya konulduğunu, mahkemece görevsizlik kararı verilip kesinleştiğini, karar sonrasında dosyanın A TMne gönderilmesi için süresinde taleolmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu nedenlerle aynı davanın görevli mahkeme olanATMnde yeniden açıldığını, açılmamış sayılmaya ilişkin kararın kesinleşmesi ile tedbir kararının kalktığını, 10.000.000-TL bedel için öncelikle ihtiyati haciz; kabul görmemesi halinde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, aynı iddialar ile İst.

4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/290 Esas sayılı tasarrufun iptali davası açıldığı, ardından tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi dayanak gösterilerek; görevsiz mahkemede bir dava daha açıldığını ve ihtiyati haciz kararı verildiği HMK madde 20 gereğince 19.07.2017 tarihinde “davanın açılmamış sayılmasına dair karar" verildiğini, iddia edildiği üzere asıl borçlu şirketler ile müvekil şirket arasında herhangi bir organik bağ olmadığını , davacının asıl borçlu şirket ile kefillerinden alacağını tahsil etme kabiliyetinin olduğunun ortaya çıktığını, davacının asıl borçlular aleyhine başlattığı İst. ..İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasında üzerine ipotek konulan maden ruhsatlarının kıymet takdirinin yapıldığı;

söz konusu ipotekli maden ruhsatlarının değerinin yaklaşık 26.000.000-TL olduğunun tespit edildiğini, davacı banka'nın asıl borçlulardan alacağını tahsil edemediği şeklindeki iddialarının doğru olmadığı, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını,davacının ihtiyati tedbir/haciz taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacı vekilinin ihtiyati haciz zımmında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararının gerekçesi olarak davacı vekilinin taleplerinin yargılamayı gerektirdiği, bilirkişi raporunun alınmadığı ve henüz ön inceleme aşamasının ( dilekçeler teatisi ) tamamlanmadığı,her bir davalının durumları değerlendirilerek haksız fiil teşkil eden bir eylemlerinin bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşmadan, varsa sorumluluk tutarları belirlenmeden İİK 257 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, davacının kredi borçlularından alacağını yapılan takiplere rağmen tahsil edemediğini,davalılar arasındaki bağlantı ve muvazaalı işlemler nedeniyle borçdan müteselsil sorumlu olduklarını, davalı... A.Ş...irmasının seçildiğini, ...'ın da bu yönetici firmanın temsilcisi olduğunu, ...'ın aynı zamanda borçlu ...grup şirketlerinin yöneticisi ve ortağı ...'ın yakın arkadaşı olup beraber yaşadıkları . .. SA firmasının ...adasında kurulduğu ortaklarının ... ve... olduğu aralarında birçok bağlantı olduğunu, mevcut ilişkiler ağına rağmen taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın sonucunun verilecek tedbir-haciz kararına bağlı olduğunu aksi takdirde bir şey ifade etmeyeceği öne sürülerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

HMK390/3 maddesi uyarınca tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Davada davalıların taraf bulunmadıkları kredi sözleşmeleri nedeniyle oluşan davacı alacağından davalıların sorumlu tutulması talep edilmekte olup;davalıların borçlularla ilişkileri onların yararlarına işlem yapıp yapmadıkları incelenmek suretiyle , davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi yargılamayı gerektirmektedir. Dava dilekçesindeki iddialardan yola çıkarak davacının alacağının var olup olmadığı ve varsa miktarı konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kuralları çerçevesinde yargılama öncesinde bir çıkarım yapılabilmesi mümkün görünmemektedir.

Öte yandan elde ki davanın bir sonuca ulaşabilmesi için davacının alacağını asıl borçlulardan tahsili olanağının da kalmamış olması gerekmektedir.Asıl borçlular hakkında derdest takip dosyaları bulunduğu ,alacağın borçlulardan tahsilinin mümkün olup olmadığının da yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle bilinmesinin mümkün olmadığı da anlaşılmaktadır.

İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK'nın 257/1. Maddesi uyarınca muaccel bir para alacağının mevcut olması şarttır. İİK'nın 257/2. Maddesi kapsamında davalıların malvarlıklarını elden çıkartmaları yahut kaçma durumunda olmalarından önce alacağın var olup olmadığı konusunda mahkemenin duraksama duymadan bir kanaat edinmesi gerekir.Davalıların sorumluluğunun ve davacının muaccel bir alacağının bulunup bulunmadığı ,ancak yapılacak yargılama sonunda belirlenecek olup ;Sonuç olarak ilk derece mahkemesince verilmiş olan ara karar dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun olup, istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 35,90- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50- TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/03/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/281758 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.