6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sözleşmesinin haklı feshinde kâr mahrumiyetinin hesap yöntemi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/116 E. 2018/296 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ Emsalusul emsali

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Sözleşme hükümlerinde bir tarafın belirli yükümlülüklere aykırı davranması halinde diğer tarafa sözleşmeyi derhal ve süresinden önce feshetme hakkı açıkça tanınmışsa, karşı tarafın hiç edim ifa etmemesi tek başına sözleşmenin tarafların örtülü iradesiyle sona erdirildiği sonucunu doğurmaz; fesih, ihtar edilen sözleşmeye aykırılık sebeplerine dayalı olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca karşılıklı borç yükleyen sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun içinde bulunduğu durum veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz kalacağı anlaşılıyorsa (TBK 124), süre verilmeden yapılan fesih geçerlidir ve haklı fesih nedeniyle alacaklının kâr mahrumiyeti zararı istenebilir (TBK 126). Bu zararın hesabında, feshin gerçekleştiği tarihten sözleşmenin normal sona erme tarihine kadarki dönem esas alınmalı; alacaklının aynı bölgede benzer şartlarla yeni bir sözleşme kurabilmesi için gerekli makul süre ve emsal bayiliklerin alım-satım verileri araştırılıp bilirkişi incelemesiyle somutlaştırılmalıdır. Bu araştırma yapılmadan, ilgili deliller toplanıp değerlendirilmeden verilen karar, HMK 353/1/a-6 kapsamında eksik inceleme nedeniyle kaldırılır.

Ele alınan sorunlar

Sözleşmenin tarafların örtülü iradesiyle sona erdirildiği tespitinin doğruluğu → kabul

İddia: Davacı vekili, sözleşmenin tarafların örtülü iradesiyle sonlandırıldığı şeklindeki ilk derece gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve borçlarını ödememesi nedeniyle sözleşmenin kendisi tarafından süresinden önce feshedildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin 4, 26 ve 27. maddelerinde bayinin borçlarını ödememesi, sözleşme hükümlerine uymaması hallerinde AKPET'e sözleşmeyi derhal ve süresinden önce feshetme ve kâr kaybını talep etme hakkı tanınmıştır. Bu madde hükümleri karşısında davalının hiç akaryakıt almamasından yola çıkılarak sözleşmenin taraflarca zımnen feshedildiğinin kabul edilmesi, sözleşmeye ve hukuka uygun bir yorum değildir. Davacı tarafça sözleşme, davalının hiç akaryakıt almaması nedeniyle değil, bayinin EPDK'nın getirdiği otomasyon sistemi yükümlülüğünü yerine getirmemesi, istasyonu faal tutmadan terk etmesi ve borcun ödenmemesi nedeniyle feshedilmiştir; bu nedenlerle feshin geçersizliğine hükmedilmesi hukuka ve sözleşmeye uygun görülmemektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sözleşmenin haklı fesih niteliği ve TBK 124/126 uygulaması → kabul

Gerekçe: TBK 126. maddesi uyarınca ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü halinde alacaklı, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir. Davalı, istasyonu işletme ve davacıdan mal alma yükümlülüğünü yerine getirmemiş, EPDK'nın öngördüğü otomasyon sistemini kurmamak suretiyle akdi ihlal etmiştir. Tebliğ edilemeyen ihtarname de gözetildiğinde, TBK 124. maddesinde belirtildiği üzere borçlunun içinde bulunduğu durum veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa süre verilmeden fesih geçerlidir. Bu durumda sözleşme davacı tarafından haklı nedenlerle feshedilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kâr mahrumiyeti alacağının hesaplanma yöntemi ve delillerin toplanmaması → kabul

İddia: Davacı vekili, istasyonun bulunduğu bölgedeki bayiliklerin ortalama ürün alım satımı belirlenerek davacının mahrum kaldığı kârın tespit edilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenlerle feshi dolayısıyla, feshin gerçekleştiği tarihten sözleşmenin normal bitmesi gereken sürenin sonuna kadarki dönem için kâr mahrumiyeti zararı hesaplanmalıdır. Bu hesaplamada, davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre belirlenmelidir. Davacı vekilinden fesihten sonra aynı bölgede bayilik edinip edinmediği sorulmalı; davalının işletmeyi taahhüt ettiği istasyonun bulunduğu ya da emsal niteliği taşıyabilecek yakın lokasyonlarda davacının edindiği başka bayiler varsa bunlar tespit edilerek kâr kaybı hesabı yapılmalı, davalının satışı yoksa emsallere göre belirlenmelidir; yeni tesis edilmiş akaryakıt istasyonlarının alım-satım ortalaması belirlenerek davacının elde edebileceği muhtemel kâr mahrumiyeti tespit edilip buna hükmedilmelidir. Bu hususlarda araştırma yapılmadan ve uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden buna uygun rapor alınmadan hüküm verilmesi, HMK 353/1/a-6 kapsamında davanın esasıyla ilgili olarak gösterilen delillerin hiçbirinin toplanmadan veya değerlendirilmeden karar verilmiş olması anlamını taşımaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde haklı feshe bağlı kâr mahrumiyeti zararının, feshin gerçekleştiği tarihten sözleşme süresinin sonuna kadarki dönem esas alınarak ve alacaklının yeni bayilik kurabileceği makul süre ile emsal bayiliklerin verileri araştırılarak hesaplanması gerektiği yönünde bölgesel ikna edici bir kural içermesi nedeniyle emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr mahrumiyeti haklı fesih temerrüt bayilik sözleşmesi sürekli edimli sözleşme zımni fesih delillerin toplanmaması

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — 6098 sayılı TBK 1266098 sayılı TBK 124 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353/1/a-6

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/116

KARAR NO 2018/296

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 20/12/2016

NUMARASI 2015/104 E.-2016/788 K.

DAVA

Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/03/2018

Davanın reddine ilişkin verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, taraflar arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalının mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini sözleşmenin süresinden önce feshini sebebiyet verdiğini bu sebeple müvekkili şirketin 10.000-USD tutarında kar mahrumiyeti alacağının oluştuğunu beyanla, alacağın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. Bu itibarla H.M.K.'nın 128. maddesi gereğince davayı inkar etme konumundadır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, sözleşmenin, tarafların örtülü irade beyanlarıyla sözleşme kurulduktan sonra sona erdirildiği, davalıya atfı kabil kusur bulunmadığı, sözleşmenin haklı sebeple feshinden kaynaklı davacının tazminat ve kar kaybı alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, taraflar arasında 5 yıl süreli akaryakıt dağıtım bayilik sözleşmesi aktedildiğini, davalının istasyonda bulunan otomasyon sistem istasyonu elektriklerinin kesik olmasından dolayı kapalı olduğunu, bunun düzeltilmesi için defalarca ikazda bulunulduğunu, yükümlülüğün yerine getirilmediğini, davalının mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği istasyondaki ticari faaliyetlerini sonlandırdığı ve davacıya ait borçlarını ödemediği, bu nedenle sözleşmenin süre bitiminden önce feshedildiği, bu nedenle davacının uğradığı zararı tazmin etmesi gerektiği, sözleşmenin tarafların örtülü iradesi ile sonlandırıldığı şeklindeki gerekçenin usul ve yasaya aykırı olduğu, davalının sözleşme boyunca sözleşmede belirtildiği şekilde alımda bulunmadığı, böylelikle sözleşmeye aykırı davranıldığı, istasyonun bulunduğu bölgedeki bayiliklerin ortalama ürün alım satım belirlenerek, davacının mahrum kaldığı karın belirlenmesi gerektiği öne sürülmüş ve kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istenmiştir.

GEREKÇE

Taraflar arasında 20/07/2011 tarihli akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesi bulunmaktadır.

Sözleşmenin süresi 5 yıldır. Bu durumda 20/07/2016 da sözleşmenin sona ermesi gerekmektedir.Davacı, 24/02/2014 tarih ve Beyoğlu .. Noterliğinin .. no.lu ihtarnamesiyle davalının EPDK kararına riayet etmesi ( kaçak akaryakıt satışının önlenmesini temin için öngörülen otomasyon sistemini kurup aktif halde tutması) hususunda ihtar etmiştir. İhtarname davalıya tebliğ edilememiş,Davacı, Beyoğlu ... Noterliğinin 26 Eylül 2014 tarih ve .. no.lu ihtarnamesiyle sözleşmeyi otomasyon sisteminin kapalı bulunduğu ,veri alınamadığı ,muaccel hale gelmiş 4.389-TL borcun ödenemediği ,otomasyon yükümlülüğüne aykırı davranılması ,davalının istasyondaki ticari faaliyetine son vermesi ve muaccel borçların ödenmemesi nedeniyle sözleşme 26 eylül 2014 tarihinde feshedilmiş ve 27 ekim 2014 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir.

Bilirkişi incelemesinde davalının hiç akaryakıt almadığı anlaşılmakla sözleşmenin esasen hiç işlemediği bu durumda davacının feshinin haklı olmadığı ve kar kaybı olduğuna ilişkin bir belge ve ispat aracının da olmadığı belirtilmiş, mahkemece de bilirkişi raporu benimsenerek bu doğrultuda davanın reddine karar verilmiştir.

6098 sayılı TBK 126. maddesinde ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü halinde alacaklının sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği ifade edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede davacının ediminin davalının talep edeceği akaryakıt ve bu minvaldeki malları temin etmek olduğu, ve davalı bayii talep etmese de davacının edimini ifaya hazır olduğu, anlaşılmaktadır.

Feshin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerekirse: Sözleşmenin 4. Maddesinde bayinin borçlarını ödememe, eksik veya geç ödeme halinde ...'in sözleşmeyi feshetmesi ihtiyarına bırakılmıştır.

26. Maddede de benzer bir inisiyatif AKPET'e tanınmıştır.

27. Maddede ise bayinin sözleşmenin herhangi bir hükmüne uymaması halinde c bendinde sözleşmeyi derhal ve süresinden önce feshetmek, b bendinde ise satış kaybından dolayı maruz kaldığı kar kaybını talep etmek haklarına sahip olduğu kararlaştırılmıştır. Bu madde hükümleri karşısında davalının hiç akaryakıt almamasından yola çıkarak sözleşmenin zımnen taraflarca feshedildiğini kabul etmenin sözleşmeye ve hukuka uygun bir yorum olmadığı kabul edilmelidir.

Davalının hiç akaryakıt almaması ve istasyonu işletmeden terk ettiği iddiası karşısında tebliğ edilemeyen ihtarname de gözetildiğinde TBK 124. Maddesinde belirtildiği üzere: karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüdüne ilişkin olarak içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa bu durumda süre verilmeden sözleşmenin feshedilmesi geçerlidir. Davalı istasyonu işletme ve davacıdan mal alma ,bir zorunluluk olan otomasyon sistemini kurmamak suretiyle akdi ihlal etmiş bulunmaktadır.

Davacı tarafça sözleşme esasen davalının hiç akaryakıt almaması nedeniyle değil, bayinin EPDK nın getirdiği otomasyon sistemi yükümlülüğünü yerine getirmemesi, istasyonu faal tutmadan terketmesi ve borcun ödenmemesi nedeniyle feshedilmiştir. Bu gerekçelerle feshedilen sözleşmenin (öncesinde hiç akaryakıt alımı olmaması nedeniyle) feshinin geçersizliğine hükmedilmesi hukuka ve taraflar arasındaki sözleşmeye uygun görülmemektedir.

Bu durumda sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenlerle feshi dolayısıyla sözleşmenin feshi tarihinden, normal bitmesi gereken sürenin sonuna kadarki süre için ,"fesihten sonra ki dönemde kar mahrumiyeti zararı hesaplanmasında ,davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre belirlenerek" davacının talep edebileceği kar mahrumiyeti hesaplanmalıdır.(Yargıtay 19.HD nin 2016/2825 -9158, 2015/11965-2016/6931 ,2015/11090 esas-2016/1858 sayılı kararları da aynı yöndedir.)

Buna göre davacı vekilinden fesihten sonra aynı bölgede bayilik edinip edinmediği sorulup, davalının işletmeyi taahhüt ettiği istasyonun bulunduğu ya da emsal niteliği taşıyabilecek nitelikte yakın lokasyonlarda davacının edindiği başka bayiler varsa bunların tespiti ve kar kaybı hesabı yapılabilecek davalının satışı yok ise de emsallere göre tesbit edilebileceği , yeni tesis edilmiş akayakıt istasyonlarının alım- satım ortalaması belirlenerek davacının elde edebileceği muhtemel kar mahrumiyetinin belirlenerek buna hükmedilmesi gerekirken; bu hususlarda araştırma yapılmadan ve uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden buna uygun rapor alınmadan hüküm verilmesi , HMK 353/1/a/6 kapsamında tarafların (davacının) davanın esasıyla ilgili olarak gösterdiği delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması anlamını taşımakla, söz konusu eksikliğin giderilmesi için kararın kaldırılması ve dosyanın mahkemesine iadesi gerekmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/12/2016 tarih 2015/104 Esas 2016/788 Karar sayılı hükmün HMK'nun 353(1)a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA;

"Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine,"

İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 31,40 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353-(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/03/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/280763 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.