6102TTK Türk Ticaret Kanunu

GSM operatörüne karşı açılan rücu davasında kusur ispatının bulunmaması nedeniyle ret

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/132 E. 2018/739 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Gerekçe özeti

Bir bankacılık dolandırıcılığı işleminde SMS doğrulama şifresinin üçüncü kişilerce nasıl ele geçirildiği somut olarak ispatlanamamışsa ve GSM operatörü ile zarar gören banka arasında doğrudan bir sözleşme bulunmuyorsa, GSM operatörünün sözleşmesel sorumluluğuna gidilemez; olay, davanın tarafları dışındaki üçüncü kişilerin haksız fiili olarak kalır. Ortak müşteri ile GSM operatörü arasındaki hat kullandırma sözleşmesi, sözleşmelerin nispiliği prensibi gereği üçüncü kişi bankaya dayanak oluşturmaz. Kamusal izin/imtiyazla faaliyette bulunmak da tek başına koşulsuz sorumluluk doğurmaz.

Ele alınan sorunlar

Ceza davasının sonucunun beklenip beklenmeyeceği → ret

Gerekçe: Fiili olayın (sim kart değişikliğinin nasıl gerçekleştiği) tam olarak somutlaştırılamadığı, ceza mahkemesi kararının esas olarak eylemi gerçekleştiren şahısların tespiti ve davacının bu şahıslara rücuu açısından önem taşıdığı, eldeki davanın konusu olan davalı GSM operatörünün kusuru bakımından ise ceza mahkemesi kararının sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığı kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalı GSM operatörünün SMS doğrulama şifresinin ele geçirilmesinde kusurunun ispatı → ret

İddia: Davacı vekili, davalı ile ortak müşteri arasındaki sözleşme kapsamında üçüncü kişi konumundaki bankanın da korunması gerektiğini, davalının müşterisinin güvenliğini sağlamak zorunda olduğunu, sim kart değişikliğinden davalının sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava dışı müşterinin hesabından üçüncü kişilerce EFT işleminin nasıl gerçekleştirildiği, özellikle SMS doğrulama şifresinin nasıl ele geçirildiği ve sim kartın nasıl iptal edilip yenisinin ele geçirildiği konusunda somut bir ispat vasıtası sunulmamıştır. Davalı GSM firmasının müşteriye gönderdiği SMS şifrelerinin güvenliğini sağlama konusunda davacı banka ile davalı GSM firması arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığından davalının sözleşmesel sorumluluğuna gidilemez; olayın özünde davanın taraflarının dışındaki şahısların haksız fiili bulunmaktadır. Davalı GSM firmasının bu haksız fiilin gerçekleşmesindeki sorumluluğunu gösterecek bir ispat aracı bulunmadığından davanın reddi usul ve yasaya uygundur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ortak müşteri ile davalı arasındaki GSM sözleşmesinden davacı bankanın yararlanıp yararlanamayacağı → ret

İddia: Davacı, davalı ile ortak müşteri arasındaki GSM hattı sözleşmesinden yola çıkarak üçüncü kişi konumundaki bankanın zararının davalı tarafından karşılanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava dışı ortak müşteri ile davalı GSM firması arasındaki hat kullandırma sözleşmesinden yola çıkılarak üçüncü şahıs konumundaki davacı bankanın zararının karşılanması gerektiği yönündeki çıkarım, sözleşmelerin nispiliği prensibine aykırıdır ve hukuka dayanmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının kamu imtiyazıyla faaliyette bulunmasının sorumluluk doğurup doğurmayacağı → ret

Gerekçe: İzin, ruhsat yahut imtiyaz gibi kamusal nitelikli standartlar ve prosedürler dahilinde faaliyette bulunmak, faaliyette bulunan kuruluşun üçüncü şahıslara karşı koşulsuz sorumlu tutulmasının dayanağı olamaz; davacı banka da bir kamu bankası olarak aynı şekilde izinle faaliyette bulunmaktadır. BDDK'nın 'Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğ'i davacı bankanın kendi yükümlülüklerini düzenlemekte olup, bundan yola çıkılarak davacının yükümlülüklerini yerine getirdiği ve GSM firmasının sorumlu olduğu çıkarımını yapmayı mümkün kılacak bir hukuk normu olarak kabul edilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İnternet bankacılığı dolandırıcılığında zarar gören bankanın, SMS doğrulama şifresinin ele geçirilmesinde rolü olduğu ileri sürülen GSM operatörüne rücu talebinde, taraflar arasında sözleşme bulunmaması ve kusurun somut olarak ispatlanamaması hâlinde davanın reddedileceğine; ayrıca üçüncü kişinin, ortak müşteri ile GSM operatörü arasındaki sözleşmeye sözleşmelerin nispiliği prensibi nedeniyle dayanamayacağına ilişkin bölgesel ikna edici bir emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmelerin nispiliği prensibi haksız fiil sorumluluğu rücu ispat yükü bekletici mesele kamu imtiyazı

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 362/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/132

KARAR NO 2018/739

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/10/2017

NUMARASI 2014/1388 E. - 2017/712 K.

DAVA

Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 13/06/2018

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, bankanın Ordu Şubesi mudisi (...) dava dışı ...'nin hesabında bulunan paranın 27.01.2011 tarihinde 4 adet EFT işleminin ... İP adresi üzerinden yapıldığını ve dava dışı ...'nin ... numaralı cep telefonuna gönderilen sms doğrulama şifresi kullanıldığı paranın tahsili için Ordu 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde banka aleyhine dava açıldığı, dava safahatı sırasında hesaptan yapılan eft işlemi için cep telefonuna gönderilen sms şifresine ihtiyaç bulunduğu, bu işlemin yapılabilmesi için müşteri numarası, parola ve şifre bilgisi olmadan eft işlemi yapılamayacağı ve bankanın kusursuz olduğunun vurgulandığı, dava safhasında dava dışı hesap sahibi tarafın kullanılan cep telefonunun ...A.Ş. ne ait sim kartının ve dava dışı 3.kişinin gsm numarasının kopyalanarak veya yedek kart çıkarılarak eft işleminin yapılmış olabileceği, bilinmeyen bir kişiye bu hatta yeni bir sim kartı verildiği, böylece bu kişinin dava dışı mudinin yerine geçerek banka müşterisi gibi görüşme yapması ve banka zararının oluştuğu işlemleri yapmasının sağlandığının ortaya çıktığı, Ordu 2.Asliye Hukuk Mahkemesince, dosyada mevcut belgeler ve bilirkişi raporları sonucunda bankanın kusurlu olduğu verilen kararda belirtildiği ve bu kararın Yargıtay 11.HD.

20. 01.2014 tarih 2013/11043 E, 2014/1151 K sayılı ilamı ile onandığı ve Tashihi karar talebinin de red edildiği ve bu karar çerçevesinde hesap sahibi ...'ye 61.637,60-TL ödeme yapıldığı, bankanın güvenlik açısından her türlü sorumluluğu yerine getirmiş olmasına karşın, olayda kusur ve sorumluluğun cep telefonu sim kartının kopyalayan telefon şirketine ait olduğu ve ... A.Ş. kusurlu olması nedeniyle ödenen banka zararının tazmini için bu davanın ikame edildiğini,dava dışı ...tarafından yapılan suç duyurusu sonucunda açılan kamu davasının Ankara 23.Asliye Ceza Mahkemesinde devam ettiğini, banka ve davalı şirketin tacir olduğunu belirtilerek; ödenen 61.637,60 TL nın ve 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi uyarınca Merkez Bankası avans işlemlerine uygulanan faiz oranları üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davanın dayanağı olayın, dava dışı 3.kişi/kişiler tarafından ele geçirilen müşteriye ait kimlik, telefon, şifre bilgileri kullanılarak internet bankacılığı işlemi ile banka hesabından dolandırıcılık eyleminin gerçekleşmesine ilişkin olduğundan davalı şirketin davalı olma sıfatının olmadığını, dava konusu bankacılık işlemi ve dolandırıcılık olayının hiçbir aşamasında davalı şirketin hiçbir şekilde ve tutarda güvenlik sağlama taahhüdü ve bunun karşılığında ayrı bir ücret alınmasının söz konusu olmadığını, müşteri hesabındaki paranın... ve ... adlı kişilerin hesaplarına aktarıldığını, davacı bankanın yeterli güvenlik önlemlerini almadığını, müşterisine de gerekli güvenlik önlemelerini zorunlu kullanım olarak sunmayarak güvensiz bir ortamda internet bankacılığı işlemleri yapılmasında tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, olayın başlangıcının 27.01.2011 tarihi olup davacı bankanın durumu dayanak dava nedeniyle, aynı tarihte öğrendiğinin açık olduğunu, bu tarihten itibaren alacak iddiasının sürülmesi için gerekli bir yılın dolduğunu, davacı bankanın Ordu 2.ASHM deki yargılama sırasında davayı davalı şirkete ihbar etmediğini, bankanın, güvenlik önlemlerini müşterilerine seçenek, tavsiye ya da bilgilendirme şeklinde sunmasının sorumluktan kurtulması için yeterli olmadığını, bu tedbirleri müşterilerin almasını beklemek yerine, öngörülen güvenlik tedbirlerini almayan müşterilerin internet bankacılığını kullanmalarına izin vermemek, işlem yaptırmamak gibi tedbirleri alması ve dolandırıcılardan bir adım önde olması gerektiğini, bunun hem bankanın sahip olduğu imkanların, hem de yasada tanımlanan "güven müessesesi" olmasının bir gereği olduğunu, davalı şirketin, davaya konu olayda ...

no.lu GSM hatta iletişim hizmeti sağlamaktan ibaret olan görevi yerine getirdiği, ne bankaya ne de müşteriye herhangi bir güvenlik taahhüdünün bulunmadığını, bankanın gönderdiği SMS in içeriğinden ve bankacılık işlemlerinin güvenle yapılmasından yükümlü ve sorumlu olmadığını, davacı bankanın talep ettiği zararın, hem banka müşterisinin internet bankacılığı şifresi ve kişisel bilgilerin gereği gibi korunmaması, hem de davacı bankanın gerekli güvenlik önlemleri almamasından kaynaklandığını, banka müşterisinin, yalnız kendisi tarafından bilinen şifre, parola ve kişisel bilgileri korumakla yükümlü iken, bilgisayarında gerekli güvenlik önlemlerini almayarak bu bilgilerin 3.kişilerin eline geçmesine neden olduğundan sorumlu olduğunu, dava konusu olay nedeniyle, davalı şirketin hiçbir sorumluluğu olmadığı gibi, davalı şirket ile davacı banka arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı, dolandırıcılık olayı nedeniyle rücu edilen 61.637,60 TL ve buna avans yada temerrüt faizi talep edilemeyeceği gibi BMV ninde talep edilmesinin mümkün olmadığı ve talep edilen tutarın haksız olduğu, davacı banka, müşterisinin 27.01.2011 tarihli başvurusuna rağmen hesaptan çekilen tutar 36.602,55 TL olduğu ve 2011 yılından 2014 yılına kadar haksız olarak elinde tuttuğu ve ödeyeceği tutarın faiz ve yargılama masrafları nedeni ile birlikte artmasına kendisinin neden olduğunu, davanın dayandırıldığı Ordu 2.ASHM deki yargılamada, davalı şirketin yasal, sözleşmesel herhangi bir dahli, yükümlülüğü, taahhüdü olmaması, davacı bankanın;

internet bankacılığı sisteminin güvenliği için yeterli güvenlik önlemlerini almaması, müşterisine de gerekli güvenlik önlemlerini alması için en güvenli yöntemi zorunlu kullanım olarak sunmaması nedenleriyle tam kusurlu olduğunun tespit edildiği ve kararın Yargıtay incelemesinden geçerek onaylandığı, yargılama sırasında davalı şirkete ihbar yapılmadığı, kesin hüküm verilen internet bankacılığı işlemi hakkında, aynı iddialarla bankacılık işleminde güvenlik sağlama konusunda hiçbir şekilde menfaat, rol ve sorumluluğu olmayan davalı şirkete husumet yönetilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu ne sürerek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dava dosyasında davacı bankanın, ek güvenlik tedbirlerindeki eksikliklerinden dolayı gereken bütün güvenlik tedbirlerini aldığını ispat edemediğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aynı hususun vurgulandığını, davacı bankanın davalı GSM şirketiyle karşılıklı bir anlaşma yapmadan GSM operatörüne ait hizmetleri kendisince vermeye çalışması nedeniyle meydana gelen ek güvenlik tedbiri eksikliği nedeniyle zararın doğduğu ve davalı GSM şirketinin oluşan zararda kusurlu olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, davalı ile abonesi (aynı zamanda zarara uğrayan müşterisi) arasında sözleşme olduğunu, bu sözleşme kapsamında 3. Kişi konumunda olan bankanın da korunması gerektiğini, davalının sunduğu hizmetinin müşterisinin (her iki tarafın da müşterek müşterisi) güvenliğini sağlayarak sürdürmek zorunda olduğunu, sim kart değişikliğinden davalının sorumlu olduğunu, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava dışı müşterinin davacı bankaya karşı açtığı dava sonucunda Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/11/2012 tarih ve 2011/109 E-2012/478 K sayılı karar ile bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutarın icra marifetiyle (Ordu . İcra Dairesinin ... sayılı dosyası) ödendiği sabittir.

Dava dışı müşterinin hesabından organize bir şekilde para transferi yapıldığı sabittir. Bu husus, Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/11/2012 tarih ve 2011/109 E-2012/478 K sayılı dosyanda alınan bilirkişi heyet raporunda ifade edilmiş fakat fakat bunun fiilen nasıl gerçekleştiği, tam olarak aydınlatılmamıştır. Müşterinin cep telefonuna nihai parola -şifre gönderilerek dolandırıcılığın tamamlandığı anlaşılmakla birlikte sim kart değişikliğinin nasıl yapıldığı konusunda açıklık bulunmamaktadır. Banka aleyhine açılan davada alınan raporda dolandırıcılık eylemlerinin nasıl gerçekleştirildiği izah edilmiştir.

Eldeki davada görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti, olasılıklar (bilirkişilerin tanımladığı şekliyle senaryolar) üzerinden değerlendirme yaparak davalının sorumlu olmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinde verilen gerekçeli karara ulaşılmak için başka birimden dosya görüntüleme sekmesi kullanılmış ise de 07/05/2018 tarihinde yapılan tetkikte dosyanın halen Yargıtay incelemesinde olduğu ifade edilmiştir.

Mevcut durumda fiili olayın nasıl gerçekleştiği tam olarak somutlaştırılmadığı için davalının sorumlu olup olmadığı senaryolar üzerinden kurgulanmıştır. Sim kart değişikliğinin yapıldığı sabit olmakla birlikte bunun nerede nasıl ve ne zaman olduğu konusunda bir ispat aracı bulunmamaktadır. Ceza mahkemesinin olayı nasıl tanımladığı kesinleşmemiştir. Bununla birlikte olay sabit olduğu için ceza mahkemesinin kararı en azından bu işlemi gerçekleştirdiği öne sürülen kimselerin bu işlemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği üzerinde yoğunlaşmak durumunda olduğundan ve ceza mahkemesi kararı, davacının eylemi fiilen gerçekleştiren şahıslara rücuu açısından önem arzettiğinden eldeki dava açısından ceza mahkemesi kararının sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığı kabul edilmelidir.

Eldeki dava açısından uyuşmazlık konusu, davacı bankanın müşterisi olan dava dışı ...'nin davacı banka nezdindeki hesabından rızası hilafına gerçekleştirilen para transferlerinde davalı GSM operatörünün de kusurlu olup olmadığı, bu bağlamda kusurlu ise davacı bankanın davalı GSM operatörüne rücu koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.

Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/11/2012 tarih ve 2011/109 E-2012/478 K sayılı kararını onayan Yargıtay 11. H.D.nin 20/01/2014 tarih ve 2013/11043 E-2014/1151 K sayılı kararı ile dava dışı müşterisinin hesabından internet üzerinden üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen EFT işlemi sürecinde davacı bankanın gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı, müşterisinin zararından sorumlu olduğu hususu kesinleşmiştir.

Dava dışı müşterinin hesabından üçüncü kişilerin EFT işlemini nasıl gerçekleştirdikleri önemlidir. Davalı GSM firması bu safhada devreye girmektedir. Genellikle SMS yolu ile gönderilen tek kullanımlık şifrelerin GSM firmalarının sunduğu mobil telefon hizmetleri üzerinden gönderilmesinden yola çıkılarak dava dışı müşterinin kullandığı mobil telefona davalı GSM firmasının gönderdiği SMS doğrulama şifresini üçüncü şahısların ele geçirmesinde davalının kusurlu olduğu öne sürülmekte ise de bunun nasıl gerçekleştiği belli olmadığı gibi, buna ilişkin bir ispat vasıtasının sunulmadığı, davalı GSM firmasının davacının da müşterisi olan şahıslara gönderdiği SMS şifrelerin güvenliğini sağlama konusunda taraflar davacı banka ile davalı GSM firması arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığı, bu bağlamda davalı GSM firmasının sözleşmesel sorumluluğuna gidilemeyeceği, olayın özünde davanın taraflarının dışındaki şahısların haksız fiilinin olduğu, haksız fiili (dava dışı müşterinin davacı banka nezdindeki hesabından internet bankacılığı yolu ile EFT ) gerçekleştiren şahısların davacı bankanın müşterisine davalı bankanın sunduğu mobil telefon hizmetleri üzerinden gönderdiği SMS i de ele geçirmiş olmalarında (bunun sağlanmasının yolu olarak üçüncü şahısların dava dışı müşterinin SIM kartını iptal ederek yenisini ele geçirme sürecinde) davalı GSM firmasının sorumluluğunu gösterecek bir ispat aracının da bulunmadığı gözetildiğinde davanın reddedilmiş olmasının dosya içeriğine usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmek durumundadır.

Bunun dışında dava dışı ortak müşteri ... ile davalı GSM firması arasındaki GSM hattının kullandırılmasına ilişkin sözleşmeden yola çıkılarak üçüncü şahıs konumunda olan davacı bankanın zararının karşılanmasının gerektiği yönündeki davacı bankanın çıkarımının sözleşmelerin nispiliği prensibi ile birlikte hukuka dayanmadığı da ortadadır. Davalının kamu tarafından verilen imtiyazla faaliyette bulunmasından yola çıkılarak davalının sorumluluğuna gidilmesinin de mümkün olmadığı kabul edilmelidir. Zira davacı banka da bir kamu bankası olmakla birlikte aynı şekilde bankaların faaliyette bulunduğu piyasa açısından diğer aktörlerle birlikte eşit koşullarda aynı şekilde izinle faaliyette bulunmaktadır.

İzin, ruhsat yahut imtiyaz gibi kamusal nitelikli standartlar ve prosedürler dahilinde faaliyette bulunmak, faaliyette bulunan kuruluşun, kişiliğin, üçüncü şahıslara karşı koşulsuz sorumlu bulunulmasının dayanağı olamaz. Bu anlamda davacı tarafın dayandığı BDDK tarafından 14/09/2007 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan 'Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğ' davacı bankanın yükümlülüklerini düzenlemekte olup, bundan yola çıkılarak davacı bankanın yükümlülüklerini yerine getirdiği, dolayısıyla GSM firmasının sorumlu olduğu çıkarımını yapmayı mümkün kılacak bir hukuk normu olarak kabul edilemez görülmektedir. Açıklanan nedenler karşısında mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmakla istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/280595 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4400 E. 2019/5372 K. · Bozuldu

Sim kart kopyalanmasıyla yapılan dolandırıcılıkta GSM şirketinin sorumluluğu

Gerekçe özeti

Sim kart kopyalanması ya da yedeklenmesi suretiyle gerçekleştirilen dolandırıcılıklardan doğan zararlardan, bankalar yanında kimlik doğrulama hususunda gerekli özeni göstermeyen GSM şirketleri de sorumludur. Bu nedenle bankanın GSM şirketine rücu istemiyle açtığı davada, GSM şirketine müzekkere yazılarak sim kartın işlem tarihlerinde yedeklenip yedeklenmediği, kopyalanıp kopyalanmadığı ve bu işlemin nerede/nasıl yapıldığı tespit edilmeden, bilirkişinin işaret ettiği hususlar araştırılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulamaz.

Emsal değeri

Sim kart kopyalama/yedekleme yoluyla yapılan dolandırıcılıklarda kimlik doğrulamada özen göstermeyen GSM şirketlerinin bankalar yanında sorumlu olduğuna dair yerleşik içtihada dayanan bozma kararıdır; Yargıtay içtihadı olarak bağlayıcıdır.

Kavramlar: rücuen alacak sim kart kopyalama/yedekleme kimlik doğrulama yükümlülüğü GSM operatörünün sorumluluğu internet bankacılığı mobil onay kodu eksik inceleme

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2018/4400 E.  ,  2019/5372 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/10/2017 tarih ve 2014/1388 E- 2017/712 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen 13/06/2018 tarih ve 2018/132 E- 2018/739 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili bankanın mudisi olan dava dışı Beyza Nur Evli'nin hesabında bulunan paranın internet bankacılığı aracılığıyla usulsüz olarak başka hesaplara aktarıldığı iddiasıyla müvekkili aleyhine açtığı davanın kabul edildiğini ve kararın kesinleşmesini müteakip müvekkilince mudiye 61.637,00 TL ödeme yapıldığını, söz konusu EFT işlemi sırasında, müvekkilince, mudinin davalı GSM şirketine kayıtlı telefon numarasına doğrulama şifresi gönderildiğini ve gönderilen doğrulama kodunun onaylaması üzerine de EFT işlemini gerçekleştirdiklerini, doğrulama kodunun 3. kişilerce öğrenilebilmesinin ancak mevcut sim kartın kopyalanması yoluyla yapılabileceğini, bu işlem sırasında gerekli önlemleri almayan davalının gerçekleşen zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 61.637,60 TL’nin 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi uyarınca Merkez Bankası avans işlemlerine uygulanan faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, rücu istemine dayanak teşkil eden davada, davacı bankanın sorumlu tutulma sebebinin, ek güvenlik tedbirlerinde tespit edilen eksiklerden dolayı bankanın gereken bütün güvenlik önlemlerini aldığını ispat edememesi olduğu, zararın, davacı bankanın davalı GSM şirketi ile karşılıklı bir anlaşma yapmadan GSM operatörüne ait hizmeti kendisinin vermeye çalışması nedeniyle meydana gelen güvenlik tedbiri eksikliğinden kaynaklandığı, sunulan delillerle, meydana gelen zarar nedeniyle davalı şirketin kusurlu olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, somut olayda, sim kart değişikliği yapılması ve değiştirilen sim karta nihai parola gönderilmesi suretiyle dolandırıcılığın tamamlandığının sabit olduğu, ancak bunun nerede ve ne zaman yapıldığı konusunda bir ispat vasıtası sunulmadığı, davacı banka tarafından müşterilerine gönderilen doğrulama SMS’lerin güvenliğini sağlama hususunda taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığı, bu bağlamda davalının sözleşmesel sorumluluğuna gidilemeyeceği, olayın özünde 3. kişilerce gerçekleştirilen bir haksız fiil bulunduğu, haksız fiili gerçekleştiren şahısların bankanın gönderdiği şifreyi ele geçirmesinden davalıyı sorumlu tutmaya sebep olabilecek bir ispat vasıtasının sunulmadığı, keza, mudi ile davalı arasındaki sözleşmeye de sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince davacı bankanın dayanamayacağı, davalının kamu tarafından verilen imtiyazla faaliyette bulunmasından yola çıkılarak davalının sorumluluğuna gidilmesinin de mümkün olmadığı, zira ruhsat yahut imtiyaz gibi kamusal nitelikli standartlar ve prosedürler dahilinde faaliyette bulunmanın bulunanı üçüncü şahıslara karşı koşulsuz sorumlu kılmayacağı, bu anlamda, davacı tarafın dayandığı BDDK’nın 'Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğin davacının yükümlülüklerini yerine getirdiği tersine davalının getirmediği şeklinde bir yoruma imkan vermeyeceği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, rücuen alacak istemine ilişkindir. Davacı banka vekili, müşterisinin hesabından rızası ve bilgisi dışında başka hesaplara havale yapılmasıyla oluşan zarardan davalı GSM şirketinin sorumlu olduğunu zira, davalı GSM şirketi tarafından dava dışı mudiye verilmiş olan sim kartın 3. kişilerce kopyalanması suretiyle söz konusu dolandırıcılığın gerçekleştiğini ileri sürmüştür. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince, anılan iddianın aydınlığa kavuşturulabilmesi için dosyada bulunan bilgi ve belgelerin yetersiz olduğu zira, sim kartın gerçekten kopyalanıp kopyalanmadığının tespit edilebilmesi için; mudinin, işlemin gerçekleştiği tarihte hangi marka cep telefonu kullandığının, işlemin yapıldığı tarihte kişisel bilgilerini kimseyle paylaşıp paylaşmadığının, havale işleminden önce sim kartının bloke hale gelip gelmediğinin, bankanın işlemden sonra hangi telefon numarasından mudiye ulaştığı hususların tespit edilmesi gerektiği mütala edilmiştir.

Belirtilen husus somut uyuşmazlık bakımından önem arz etmektedir. zira, Dairemizin yerleşik içtihatlarında, sim kart kopyalama ya da yedekleme suretiyle yapılan dolandırıcılıklar nedeniyle oluşan zararlardan bankalar yanında kimlik doğrulama hususunda gerekli özeni göstermeyen GSM şirketlerinin de sorumlu olduğu belirtilmektedir. (Dairemizin, 2017/5251 Esas-2019/4658 Karar ve 2017/4652 Esas-2019/1536 Karar sayılı ilamları) İlk derece mahkemesince anılan hususlarda araştırma yapılıp, dolandırıcılığın sim kart kopyalama suretiyle yapılıp yapılmadığı aydınlığa kavuşturulmadan eksik incelemeyle hüküm tesisi yoluna gidildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, öncelikle davalı GSM şirketine müzekkere yazılarak, mudiye ait sim kartın havale işleminin gerçekleşti tarihlerde herhangi bir yedekleme ya da kopyalamaya maruz kalıp kalmadığının, kaldıysa bu işlemin nerede ve nasıl yapıldığının tespit edilmesi, akabinde bilirkişi raporunda belirtilen hususlar da araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasını gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.