6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kâr payı dağıtımını sınırlayan genel kurul kararının iptali

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/69 E. 2018/477 K. · · İlk derece: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Genel kurul kararının iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı

Gerekçe özeti

Anonim şirket genel kurulunun, yasal asgari (mecburi) temettü oranının üzerindeki kârı dağıtmayıp yedek akçeye ayırma kararı, TTK 523/2 kapsamında haklı görülebilecek somut gerekçelere (yatırım ihtiyacı, kredi borcu, sermayenin korunması vb.) dayanmıyor; şirketin uzun vadeli borcu bulunmuyor, kâr ediyor ve ana ortağa önemli tutarda borç verebilecek mali güce sahipse, kalan kârın dağıtılmamasının müktesep kâr payı hakkını iyiniyet kurallarına aykırı şekilde zedeleyeceği kabul edilir ve karar bu yönüyle iptale konu olur. Ancak iptal talebi ve buna bağlı hukuki yarar, kararın yalnızca dağıtılmayan/yedek akçeye ayrılan kısmıyla sınırlıdır; yasal asgari kâr payının dağıtılmasına ilişkin kısmın da iptaline karar verilmesi, davacının talep ve hukuki yarar sınırını aşar.

Ele alınan sorunlar

Kâr payının büyük kısmının yedek akçeye ayrılmasına ilişkin genel kurul kararının iyiniyet kurallarına aykırılığı → kabul

İddia: Davalı vekili, dosyadaki mali kayıtlara (yönetim kurulu raporu, bağımsız denetçi raporu, bilanço, bilanço dip notları) rağmen hatalı bilgiler içeren bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, şirketin özvarlığının rapor gösterildiğinden düşük olduğunu, ana ortağa verilen borcun olağanüstü yedeklerle ilgisi olmadığını, döviz kurundaki artışın yönetim kurulunun öngörüsünü doğruladığını ve iyiniyet ölçütünün somutlaştırılmadan karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın reddini istemiştir.

Gerekçe: Anonim ortaklığın nihai amacı kâr elde edip ortaklarına dağıtmaktır; bu esas, ana sözleşme hükümleri ve kanunda gösterilen nedenlerle (özellikle TTK 523/2) istisnalara tabidir. TTK 523/2 uyarınca genel kurul, aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekli ve bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, kanun ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına karar verebilir. TTK 452'deki müktesep kâr payı hakkı ile bu hakkın istisnasını oluşturan TTK 523/2 arasındaki dengenin kurulması zorunludur. Bu denge kurulurken; esas sözleşmede ayrıca yedek akçe ayrılmasına ilişkin düzenleme bulunup bulunmadığı, şirketin uzun yıllar kârın çoğunu dağıtmayıp bünyesinde tutmasının müktesep hakkı ihlal edip etmediği, devam eden yatırımlar nedeniyle uzun/kısa vadeli kredi borcu bulunup bulunmadığı, yatırım giderlerinin nasıl karşılandığı, geçmiş dönem kârlarının yatırımlarda kullanılıp kullanılmadığı, mecburi temettü dışında cüzi kâr dağıtımı kararı alınıp kalanın yedek akçeye ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı, kâr dağıtımının sermayenin düşmesine yol açıp açmayacağı ve dağıtılmayan kısmın ortaklığın sürekli gelişimi ile düzenli kâr payı dağıtımının teminine yararlı olup olmadığının tespiti gerekir. Somut olayda şirketin uzun vadeli borcu bulunmadığı, kâr ettiği, olağanüstü yedek akçenin 51.482.903,45-TL, yasal yedeklerin 3.006.603,02-TL olduğu ve dava konusu dönemde ana hissedar şirkete 4.000.000-USD borç verebilecek imkâna sahip olduğu dikkate alındığında, genel kurul kararının iyiniyete aykırı olduğu tespit edilmiştir. Kâr dağıtımının şirket sermayesinin düşmesine yol açmayacağı ve cüzi kâr dağıtımı kararı alınıp kalanın yedek akçeye ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu bilirkişi tespitleriyle ortaya çıkmıştır; dağıtılması kararlaştırılan kâr payının cüzi olduğu ve sermayenin düşmesine yol açmayacağı, şirketin ana şirkete verdiği borç oranı dikkate alınarak da tespit edilebilir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İptal talebinin kapsamının %5 üzerindeki kâr ile sınırlı olması, %5 kâr dağıtımı kararının iptalinde hukuki yarar bulunmaması → kısmi kabul

Gerekçe: Davacı vekili, mecburi temettü dışında kâr dağıtımı kararı alınmayıp kalanın yedek akçeye ayrılmasının yasaya, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle pay sahiplerinin kâr payından mahrum bırakılmasının önlenmesi amacıyla genel kurul kararının iptalini talep etmiştir; davanın amacı, mecburi temettü dışında kâr dağıtımı kararı alınmamasının yasaya aykırılık oluşturduğu yönündedir. Davacı vekilinin talebi kâr dağıtımı isteğiyle orantılı olarak, genel kurulun 5 numaralı kararının %5 oranı üzerindeki (720.000-TL) karın dağıtılmamasına ilişkin kısmının iptali istemiyle sınırlıdır; bu doğrultuda, şirketin %5 kâr payı dağıtımı kararının da iptaline yol açacak şekilde 5 numaralı kararın tümünün iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kâr dağıtımı kararının (%5'lik kısmın) iptali isteminde davacının hukuki yararı bulunmadığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-2 gereğince kısmen kabulüyle, kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin kısımla sınırlı olmak üzere yeniden hüküm verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Kararın, TTK 452'deki müktesep kâr payı hakkı ile TTK 523/2'deki ek yedek akçe ayırma yetkisi arasındaki dengenin hangi ölçütlerle (uzun/kısa vadeli borç durumu, yatırım ihtiyacı, sermayenin korunması, geçmiş kâr kullanımı vb.) kurulacağını somutlaştırması ve iptal talebinin kapsamının, dağıtılmayan kâr kısmıyla sınırlı tutulup yasal asgari kâr payı dağıtımı kararının iptalinde hukuki yarar bulunmadığını belirlemesi yönünden bölgesel ikna edici emsal değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Kâr dağıtımı kararının (%5'lik kısmın) iptali isteminde hukuki yarar bulunmaması nedeniyle bu kısım yönünden davanın reddi

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali müktesep kâr payı hakkı yedek akçe TTK 523/2 iyiniyet kuralları hukuki yarar mecburi temettü

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 523/2TTK 452 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353/1-b-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/69

KARAR NO 2018/477

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 05/07/2017

NUMARASI 2016/848 E.-2017/783 K.

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/04/2018

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davacının, davalı şirkette 268.128 adet pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 17/03/2016 tarihinde yapılan olağan genel kurulda kâr payı dağıtımına ilişkin 5. maddesinde "1. temettü olarak yasal zorunluluk gereği sermayenin %5'i tutarındaki 720.000- TL'nin hissedarlara dağıtılmasına, kalan kârın ise yedek akçe olarak ayrılmasına" karar verildiğini, 2015 yılı şirket karının %5'i dışındaki kârın hissedarlara dağıtılmamasının yasaya, şirket esas sözleşmesine, iyiniyet kurallarına aykırı olduğundan, 17/03/2016 tarihli genel kurulunda alınan 5. maddedeki kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, TTK.'nun 448/3 maddesi gereğince davacıdan teminat alınmasına karar verilmesini, 17/03/2016 tarihli genel kurulda alınan 5. maddedeki kararın davacının kâr dağıtımı konusundaki müktesap hakkına aykırı olmadığını, yönetim kurulunun Türkiye ve dünyadaki ekonomik gelişmeler ışığında şirketin gelecekteki mali durumu hakkında öngörüde bulunarak, %5 kârın dağıtılmasına, bakiyesinin yedek akçeye ayrılmasına genel kurula teklif ettiğini, genel kurulda bu doğrultuda karar aldığından, ekonomik hayattaki belirsizliğin ve ticari hayat şartlarının ekonomik ve sosyal durumunun bu kararı gerektirmiş olduğundan, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalı şirketin aldığı kâr payı dağıtımına ilişkin kararın ortağın temel hakkını iyi niyete aykırı biçimde zedelediği kanaatine varılarak davanın kabulüne ... A.Ş.'nin 17/03/2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan genel kurul toplantısının 5. Maddesinde alınan kararın iptaline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, dosyaya delil olarak sunulan 2015 yılı Yönetim Kurulu raporu, bağımsız denetçi raporu, 2015 yılı gelir tablosu, bilanço ve bilanço dip notları, ticaret sicil dosyasında bulunan verilere rağmen, son derece yanlış bilgiler ihtiva eden bilirkişi raporunun nazara alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin esas sermayesi 14.400.000-TL olduğunu, dava konusu genel kurulda bu sermayenin %5'i tutarında olan 720.000- TL'nin kar payı olarak ortaklara dağıtılmasına karar verildiğini, davalı şirketin esas sermayesinin 27.663.731,67- TL olsa idi genel kurulda bu tutarın %5'i olan 1.383.186,- TL'nin kar payı olarak ortaklara dağıtılmasına karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin dava konusu genel kurula sunulan 31/12/2015 tarihli bilançosunda şirketin öz varlıklar toplamının 63.105.701,- TL olarak hesaplanmış olmasına rağmen kararda, hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak şirketin özvarlığının 98.864.676- TL olduğunun belirtildiğini,kararda davalı şirketin yedek akçe olarak ayırdığı paradan, bir miktarını faiz getirisine bağlayarak gelecek için ne tür bir yatırım planı olduğunu net bir biçimde açıklamadığının gerekçeler arasında yer aldığını, şirketin ana ortağına verilen 4.000.000-USD tutarındaki borcun, olağanüstü yedekler hesabı ile hiçbir ilişkisinin olmadığını, davalı şirketin üretim için gerekli olan ana hammaddenin tamamını ithal ettiğini, geçen zaman içinde yabancı paraların Türk Lirası karşısında yaklaşık iki kat değerlenmesinin, şirket yöneticilerinin öngörülerinin doğru olduğunu gösterdiğini, davacı ortağın 2015 yılı karından ödenmiş sermayenin %5'i oranında kar dağıtılmasının iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddiası karşısında, dönem karından, sermayenin %5'inin üzerinde hangi oranda kar payı dağıtılmasının iyi niyet kurallarına uygun olacağının bilirkişi raporu ile tespit edilerek verilen kararın gerekçesinde yer alması gerektiğini, oluşturulan kararın gerekçesinin davalı şirketle ortakları arasındak ihtilafı sonlandırmadığını, aksine devamına sebep olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, dosyanın esastan incelenmesine ve daanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

.... A. Ş. İsimli şirketin 17/3/2016 tarihili 2015 yılına ait olağan genel kurulunda alınan 5 numaralı "yasal zorunluluk gereği %5 i tutarında 720.000-TL karin hissedarlara sermaye paylarına göre dağıtılmasına bundan sonraki payın ise yedek akçe olarak ayrılmasına " kararının iyiniyet ilkelerine aykırılık sebebi ile iptali talep edilmiştir. Kararın oy çokluğu ile alındığı davacının hissedar olup , muhalefet şerhi bulunduğu davanın süresinde açıldığı, şirketin ana ortağı .. Ind. .. B.V. ye 2015 yılı içinde 4.000.000- usd tutarında borç verdiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.

Mahkemece dava konusu şirket mali kayıtları ve ana sözleşmesi bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Öncelikle ve özellikle ifade etmek gerekirse, her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın nihai amacı kâr elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Şirketin nihai amacının kâr elde edip ortaklara dağıtması esas olmakla birlikte anasözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır. Bu istisnaların en önemlisi ve uygulamada da sıkça görülüp dava konusu uyuşmazlığa da konu olan TTK’nın 523/2. maddesindeki düzenlemedir. Anılan düzenleme gereğince genel kurul, aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir.

TTK'nın 452. maddesinde belirtilen müktesep haklardan olan kâr payı hakkı ile bu hakkın istisnasını oluşturan TTK’nın 523/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur

Bu durumda, şirketin esas sözleşmesinde ayrıca yedek akçe ayrılmasına ilişkin düzenleme bulunmadığı da gözetilerek, şirketin uzun yıllar kâr payını çoğunu dağıtmayıp şirket bünyesinde tutmasının davacıların müktesep hakkını ihlal edip etmediği, genel kurulda ifade edilen devam eden şirket yatırımları nedeniyle şirketin uzun ve kısa vadeli kredi borçlarının bulunup bulunmadığı, şirketin yatırım giderlerini nasıl karşıladığı, geçmiş dönem kârlarının da şirket yatırımlarında kullanılıp kullanılmadığı, mecburi temettü dışında kalan kısım için cüzi kâr dağıtım kararı alınarak kalan kârın yedek akçeye ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı, kâr dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı, dağıtılması öngörülen kâr payı dışında kalan kısmın ortaklığın devamlı gelişmesi ve düzenli kâr payı dağıtılmasının temini bakımından uygun ve yararlı olup olmadığı ve kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.

Somut olayda; şirketin şirketin uzun vadeli borcu olmadığı, şirketin kar ettiği, olağanüstü yedek akçenin 51.482.903,45-TL olduğu yasal yedeklerin 3.006.603,02-TL olduğu dava konusu dönem itibari ile ana hissedar şirkete 4.000.000-usd borç verebilecek imkana sahip olduğu dikkate alındığında genel kurul kararının iyi niyete aykırı olduğu tespit edilebilmektedir. (Y.11.HD 2016/3015 esas 2016/8674karar, 2016/6510 esas 2017/1252karar sayılı kararları ) Şirketin kâr dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurmayacağı, cüzi kâr dağıtım kararı alınarak kalan kârın yedek akçeye ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu bilirkişi tespitleri ile ortaya çıkmıştır.

Genel kurulda dağıtılması kararı alınan kar payının cüzi olduğu , sermayesinin düşmesi sonucunu doğurmayacağı şirketin diğer ana şirkete verdiği borç oranı dikkate alınarak da tespiti mümkündür.

Davacı vekili dilekçesi ile dava konusu genel kurul kararı ile "mecburi temettü dışında kar dağıtımı kararı alınmayarak ,yedek akçeye ayrılması yasaya ,şirket esas sözleşmesi ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu" gerekçesi ile pay sahiplerinin kar payından mahrum edilmesinin engel olunması yönünden genel kurul kararının iptalini talep etmiştir. Davacı talebinin kar mahrumiyetine engel olunması amacı ile kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin genel kurul kararını dava ettiği ,amacın mecburi temettü dağıtımı dışında kar dağıtımı kararı alınmamasının yasaya aykırılık oluşturduğu yönündedir.Davacı vekili kar dağıtım talebi ile orantılı olarak genel kurul 5 nolu kararın % 5 oranı üzerindeki (720.000-TL ) karın dağıtılmamasına ilişkin kısmın iptaline kararı verilmesi gerektiği halde şirketin %5 kar payı dağıtımı kararının da iptaline yol açacak şekilde 5 nolu kararın tümünün iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş ,kar dağıtımı kararının iptali isteminde davacının hukuki yararı bulunmadığından ,Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kısmen kabulü ile kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin kısmı ile sınırlı olmak üzere yeniden hüküm verilmesine ,fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE; Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2017 Tarih 2016/848 Esas 2017/783 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

"Davalı şirketin 17/03/2016 tarihli genel kurulunda alınan 5 nolu kararın; %5 oran üzerindeki (720.000- TL) karın dağıtılmamasına ilişkin kısmının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine,"

İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak ;alınması gereken 35,90-TL karar harcından peşin yatırılan 29,20-TL harcın mahsubuna ,bakiye 6,70-TL harcın davalıdan tahsiline.

Davacı vekili için takdir olunan 1.980-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ,davanın reddolunan kısım üzerinden davalı vekili için takdir olunan 1.980-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine.

Davacı tarafından yapılan 1.094,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine .kalan giderin taraflar üzerinde bırakılmasına.

İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının (31,40-TL) istek halinde kendisine iadesine,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/04/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/280113 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3264 E. 2019/4619 K. · Onandı

Kâr dağıtılmaması kararının iptali talep kapsamıyla sınırlı olur

Gerekçe özeti

Kâr dağıtımı kararı alınmaması yasaya aykırılık oluşturur ve genel kurul kararının iptalini gerektirir; ancak iptal, davacının kâr dağıtım talebiyle orantılı olarak yalnız dağıtılmayan kâra ilişkin kısımla sınırlı tutulur — dağıtılmasına karar verilen kâr payını da ortadan kaldıracak biçimde kararın tümüyle iptalinde davacının hukuki yararı yoktur.

Emsal değeri

Kâr dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının iptalinde hükmün kapsamının davacının talebi ve hukuki yararı ile sınırlandırılması yönünden emsaldir; Yargıtay'ca onanmıştır.

Kavramlar: kâr payı dağıtımı yedek akçe genel kurul kararının iptali hukuki yarar kısmi iptal talebe bağlılık

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2018/3264 E.  ,  2019/4619 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05/07/2017 tarih ve 2016/848 E.-2017/783 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 26/04/2018 tarih ve 2018/69-2018/477 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirkette 268.128 adet pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 17/03/2016 tarihili olağan genel kurulda görüşülen, kâr payı dağıtımına ilişkin 5. maddesinde "1. temettü olarak yasal zorunluluk gereği sermayenin %5'i tutarındaki 720.000- TL'nin hissedarlara dağıtılmasına, kalan kârın ise yedek akçe olarak ayrılmasına" karar verildiğini, 2015 yılı şirket karının %5'i dışındaki kârın hissedarlara dağıtılmamasının yasaya, şirket esas sözleşmesine, iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek 17/03/2016 tarihli genel kurulunda alınan 5. maddedeki kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, TTK'nın 448/3 maddesi gereğince davacıdan teminat alınmasına karar verilmesini, 17/03/2016 tarihli genel kurulda alınan 5. maddedeki kararın davacının kâr dağıtımı konusundaki müktesap hakkına aykırı olmadığını, yönetim kurulunun Türkiye ve dünyadaki ekonomik gelişmeler ışığında şirketin gelecekteki mali durumu hakkında öngörüde bulunarak bakiyenin yedek akçeye ayrılmasını genel kurula teklif ettiğini, genel kurulun da bu doğrultuda karar aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, davalı şirketin aldığı kâr payı dağıtımına ilişkin kararın ortağın temel hakkını iyi niyete aykırı biçimde zedelediği gerekçesiyle davanın kabulüne Coats Türkiye İplik Sanayi A.Ş.'nin 17/03/2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan genel kurul toplantısının 5. Maddesinde alınan kararın iptaline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince dosya kapsamına göre, kar dağıtımı kararı alınmamasının yasaya aykırılık oluşturduğu, davacı vekili kar dağıtım talebi ile orantılı olarak genel kurul 5 nolu kararın %5 oranı üzerindeki karın dağıtılmamasına ilişkin kısmın iptaline kararı verilmesi gerektiği halde şirketin %5 kar payı dağıtımı kararının da iptaline yol açacak şekilde 5 nolu kararın tümünün iptaline karar verilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilininistinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 17/03/2016 tarihli genel kurulunda alınan 5 nolu kararın; %5 oran üzerindeki (720.000- TL) karın dağıtılmamasına ilişkin kısmının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 19/06/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.