Yönetim kurulu kararının yürütülmesinin durdurulması talebinde ihtiyati tedbir
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/429 E. 2018/520 K. · · İlk derece: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Genel kurul kararının iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir Talebi (Yönetim Kurulu Kararının Yürütülmesinin Durdurulması) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Yönetim kurulu kararlarının yürütülmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulması yasada öngörülmemiştir; genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin açık yasal düzenleme bulunmasına karşın yönetim kurulu kararları için böyle bir düzenleme yoktur. Batıl kararlar davasında (TTK m.391) verilebilecek nihai hüküm ancak bir tespit kararı olduğundan, dayanak genel kurul kararının iptali/yürütmesinin durdurulması ayrı bir davanın konusu olduğu sürece, ona bağlı yönetim kurulu kararının yürütülmesinin durdurulması talep edilemez.
Ele alınan sorunlar
Yönetim kurulu kararının yürütülmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulması talebi → ret
İddia: Davacı vekili, HMK 389 uyarınca bir sakıncanın veya zararın doğacağından endişe edilmesinin tedbir için yeterli olduğunu, dava konusu yönetim kurulu kararının hukuka bariz aykırı olduğunu, yoklukla malul genel kurul kararına dayandığından yok hükmünde olduğunu, sermayenin 2/3'ünü kaybeden şirketin sermaye azaltmadan artırıma gitmesine dair kararın TTK 376/2 uyarınca butlanla batıl olduğunu ve TTK 447/1-c uyarınca sermaye artırımı kararının kamu düzenine aykırılık nedeniyle batıl olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin tedbir talebinin reddine dair kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: Dava konusu yönetim kurulu kararı, alındığı tarihten bir gün önce yapılan genel kurulda alınan karara istinaden alınmıştır ve bu genel kurul kararının iptali yönünde ayrı bir dosyada dava bulunmaktadır. Bir şirketin en üst karar organının aldığı kararların, yürürlükte olduğu sürece icrası kapsamındaki alt organ (yönetim kurulu) kararlarının yürütülmesinin durdurulması kanunda öngörülmemiştir. Davanın sonunda verilebilecek nihai karar da ancak bir tespit kararıdır; nihai hükümde yokluğu ya da batıl olduğu tespit edilebilecek bir kararın ihtiyati tedbir yoluyla önceden yürütülmesinin durdurulması yasada öngörülmemiştir. Genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin açık bir yasa hükmü bulunmasına karşın, yönetim kurulu kararlarının yürütmesinin durdurulmasına dair bir yasal düzenleme mevcut değildir. TTK'nın Batıl Kararlar başlıklı 391. maddesine dayalı açılan bu davada, dava konusu yönetim kurulu kararının dayanağı olan genel kurul kararının iptali istemiyle açılan ayrı davada genel kurul kararının yürütülmesi durdurulursa, bu durum ancak o davadaki karar aracılığıyla eldeki yönetim kurulu kararının yürütülmesinin durdurulması sonucunu doğurabilir. Genel kurul kararının uygulaması niteliğindeki yönetim kurulu kararının yürütülmesinin durdurulması, şirketin iç işleyişinde bağlı olduğu genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması anlamına geleceğinden ve bu davada genel kurul kararının iptali dava konusu olmadığından, dava sonunda verilebilecek hüküm ancak yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitinden ibaret olabileceğinden, ilk derece mahkemesinin tedbir talebinin reddine dair kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Yönetim kurulu kararlarının yürütülmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına ilişkin açık bir yasal dayanak bulunmadığı, bu tür kararların ancak dayandıkları genel kurul kararının iptali/tedbir sürecine bağlı olarak etkilenebileceği yönündeki tespit, benzer batıl kararlar davalarında emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir↗ yönetim kurulu kararının yürütülmesinin durdurulması↗ genel kurul kararının iptali↗ batıl kararlar (TTK 391)↗ tespit davası↗ yaklaşık ispat↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/429
KARAR NO 2018/520
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03/11/2017
NUMARASI 2017/934 Esas
DAVA
Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/05/2018
İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA VE TALEP
Davacı vekili, 04/10/2017 tarihli ve 2017/05 sayılı yönetim kurulu kararının yokluğunun tespitini, bu talebin kabul edilmemesi halinde, 04/10/2017 tarihli ve 2017/05 sayılı yönetim kurulu kararının mutlak butlanla batıl olduğunun tespitini, dava konusu 04/10/2017 tarihli 2017/05 sayılı yönetim kurulu kararının hukuka aykırı olması nedeni ile icrasının HMK.'nun 391.mad gereğince öncelikle teminatsız olarak, kabul edilmemesi halinde teminat mukabilinde durdurulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, HMK.'nın 389. Maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale gelebileceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilerek, dava dilekçesi eklerinden davada yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı ve talebin yargılama sonunda elde edilebilecek hukuki sonuca yönelik olduğu gerekçesiyle 08/11/2017 tarihli ara karar ile, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi reddedilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf yoluna başvuran davacılar vekili, 6100 Sayılı HMK.'nun 389. Maddesinde hangi hallerde ihtiyati tedbir kararı verileceğinin belirlendiği ve bir sakıncanın veya zararın doğacağından endişe edilmesinin, ihtiyati tedbir için yeterli görüldüğünü, davalı şirketlerde sermaye artışı ve dava konusu Yönetim Kurulu kararı ile müvekkillerinin pay oranının değişeceği, pay oranının %10'un altına düşmesi halinde, müvekkilinin T.T.K.'nun kapsamında sahip olduğu bir çok azınlık hakkını kaybedeceği, tek nedeninin müvekkillerin haklarını elde etmesini engellemek olan dava konusu Yönetim Kurulu kararının icrasının durdurulmaması halinde müvekkillerin hak arama hürriyetinin elinden alınmış olacağı, dava konusu yönetim kurulu kararının hukuka bariz şekilde aykırı olduğu, yoklukla malul bir genel kurul kararına dayanılarak alınan yönetim kurulu kararının da yok hükmünde olduğunu, oy hakları dahil tüm hakları donan hakim teşebbüs birlikteliğinin, oy kullanması bir kenara toplantıya dahi katılmasının mümkün olmadığını, T.T.K.'nun 376/2 maddesi uyarınca sermayesinin 2/3'sini kaybeden davalı şirketin sermaye azaltmadan sermaye artırımı yoluna gitmesine dair kararın butlanla batıl olup, batıl bir karara dayanan yönetim kurulu kararının herhangi bir hüküm ve sonuç doğuramayacağını, sermaye artırımı kararının, kamu düzenine ve sermayenin korunması ilkesine aykırı olduğundan T.T.K.'nun 447/1-c maddesi uyarınca batıl olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi'nin 03/11/2017 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava konusu yönetim kurulu kararının, alındığı tarihten 1 gün önce yapılan şirket genel kurulunda alınan karara istinaden alındığı anlaşılmaktadır.
Yönetim kurulu kararının dayanağı olan Genel kurul kararının iptali yönünde İst 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/957 sayılı dosyada dava olduğu anlaşılmaktadır.
Bir şirketin en üst karar organının aldığı kararların (bu kararlar yürürlükte olduğu sürece) icrası cümlesinden alınan kararların (yönetim kurulu) yürütülmesinin durdurulması kanunda öngörülmemiştir. Davanın sonunda verilebilecek nihai karar da ancak bir tespit kararıdır. Nihai hükümde yokluğu yahut batıl olduğu tespit edilebilecek olan bir kararın ihtiyati tedbir yoluyla yürütülmesinin önlenmesi yasada da öngörülmemiştir. Şirket (genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması yönünde açık bir yasa maddesi bulunmasına rağmen) yönetim kurulu kararlarının yürütmesinin durdurulması yönünde bir yasal düzenleme mevcut bulunmamaktadır.
6102 sayılı TTK'nın Batıl Kararlar Başlıklı 391. maddesine dayalı açılmış davada ;Dava konusu yönetim kurulu kararının dayanağı olan genel kurul kararının iptali yönünde İst 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/957 sayılı dosyada davada genel kurul kararının yürütülmesi durdurulursa, bu kararın yürütülmesi eldeki davaya konu yönetim kurulunun kararı ve uygulaması olduğundan ancak İst 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/957 sayılı dosyasında alınabilecek bir karar, bu davadaki yönetim kurulu kararının yürütülmesinin durdurulması sonucunu verebilir.
Sonuç olarak genel kurul kararının uygulaması mahiyetindeki dava konusu yönetim kurulu kararının yürütülmesinin durdurulması, şirketin kendi iç işleyişinde kararın bağlı olduğu genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması anlamını taşıdığından, bu davada da genel kurul kararının iptali dava konusu olmadığından ve dava sonunda da verilebilecek hüküm, davanın kabulü halinde yönetim kurul kararının batıl olduğunun tespitine karar verilebileceğinden , ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karar, dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun olup, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığından başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 35,90- TL istinaf karar harcından, davacılar tarafından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50- TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine .
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere HMK.'nun 362.f maddesi uyarınca oy birliği ile karar verildi.03/05/2018
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/279513 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi