6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sermaye artırımı kararının yürütmesinin durdurulması talebinin reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/668 E. 2018/684 K. · · İlk derece: Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi

Genel kurul kararının iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Genel kurul kararının iptali/butlanı davasında TTK 449 uyarınca kararın yürütmesinin geri bırakılması talebi, HMK 389 vd. maddelerindeki ihtiyati tedbir koşullarına göre değerlendirilir. Şirketin borca batık olduğu iddiası, rayiç değerlere göre yapılacak bir inceleme (bilirkişi incelemesi) ile saptanmadan, salt VUK'a göre hazırlanan mali rapor esas alınarak kabul edilemez. Mevcut veya yakın bir tehlikenin varlığı konusunda yaklaşık ispat koşulu sağlanamamışsa ve tarafların menfaat dengesi tedbirin aleyhine sonuç verecekse, ihtiyati tedbir talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması (ihtiyati tedbir) talebinin reddi → ret

İddia: Davacılar, davalı şirket yöneticilerinin şirketi müflis hale getirdiğini, davacıların hissesini azaltmak amacıyla sermaye artırımına gidildiğini, rüçhan hakkının kullanılmasının batık şirkete boşa kaynak aktarmaya yol açacağını, davacıların şirketten alacaklı olduklarını ve sermaye artırımıyla alacaklarını almalarının önüne geçileceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: TTK 449 maddesine göre GK kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığında mahkeme, YK üyelerinin görüşünü aldıktan sonra kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir; ancak TTK'da bu takdir hakkının nasıl kullanılacağına dair hüküm bulunmadığından HMK 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekir. HMK 389 uyarınca ihtiyati tedbir için mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği veya gecikme nedeniyle ciddi bir zarar doğacağından endişe edilmesi gerekir. Davacı taraf sermaye artırımının kanuna aykırı ve davacıları zararlandırma amacıyla yapıldığını, davalı taraf ise bankalarla borç yapılandırması için sermaye artırımına gidildiğini ve özvarlığı gösteren bilançonun VUK gereği kaydi değerlerle hazırlandığını, şirketin borca batık olmadığını ileri sürmektedir. Şirketin borca batık olup olmadığı ve TTK 376/2 gereği sermayenin kaybedilip edilmediği tahkikat aşamasında incelenecek bir husustur; YMM raporu özvarlığın kaybedildiğine işaret etse de, rayiç değerlere göre yapılacak inceleme ile borca batıklık saptanmadan şirketin borca batık olduğu kabul edilemez. Davalı şirketin borç yapılandırması için sermaye artırımına gittiği ileri sürüldüğünden, şirketin hayatiyetinin devamı davacıların da yararına olup mahkemece menfaatler dengesi gözetilmiştir; aksi halde olası davacı zararları iptal kararıyla giderilebilecekken, tedbir kararı verilmesi halinde davalı şirketin zararları giderilemeyecektir. Sermaye artırımı kararının icrasının durdurulması davalı dolayısıyla davacıların zararına olabileceğinden, GK kararının uygulanmasının geri bırakılması yönünden mevcut veya yakın bir tehlikenin varlığı konusunda yaklaşık kanaat oluşturacak delil sunulmamış olması ve tarafların menfaat dengeleri dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddi usul ve yasaya uygundur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Genel kurul kararının iptali davasında TTK 449 kapsamında yürütmenin geri bırakılması talebinin, TTK'da açık takdir kriteri bulunmadığından HMK 389 vd. ihtiyati tedbir hükümlerine göre (yaklaşık ispat, menfaatler dengesi) değerlendirilmesi gerektiğine ve borca batıklığın salt VUK'a göre hazırlanan mali tablo ile değil rayiç değerlere göre yapılacak inceleme ile saptanabileceğine ilişkin tespitleri açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali yürütmenin geri bırakılması (icranın tehiri) ihtiyati tedbir yaklaşık ispat borca batıklık menfaatler dengesi yönetim kurulu üyelerinin görüşü

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 449TTK 376/2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/668

KARAR NO 2018/684

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİH 15/03/2018 Tarihli Ara Karar

NUMARASI 2018/80 Esas

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/06/2018 (07/07/2018 yazım tarihli )

İhtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA-TALEP:Davacı vekili, şirketin 20/10/2017 tarihinde yapılan olağanüstü GK toplantısında, davacıların red oyuna rağmen gündemin 3.maddesiyle sermayenin 64.600.450-TL'den 141.600.450-TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, şirketin borca batık olması nedeniyle TTK 376/3 maddesi gereği sermaye artırımı kararı alınamayacağı,öz varlığın -9.784.182,63-TL belirlendiği, davacıların mali gücü olmadığını bildikleri halde rüçhan hakkını kullanmasını önleyerek hisselerini cüz'i bir hale getirmeye çalıştıklarını,Bakırköy 1.ATMnin 2017/493 Esas sayılı dosyasında sermaye artırımı kararının iptali davasının bilirkişi incelemesi aşamasında bulunduğunu, davalı şirketin tekrar sermaye artırımı girişiminde bulunduğunu ileri sürerek davalı şirketin 20/10/2017 tarihli olağanüstü GK toplantısında 3.maddeyle alınan kararın yürütülmesinin geri bırakılması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, akabinde yapılacak yargılama sonucunda kararın iptaline karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili, şirketin bankalar konsorsiyumuna olan borçlarını dahi ödeyemeyecek duruma gelmesi nedeniyle sermaye artışı yapılarak şirketin bilanço değerinin kredibilitesini artırmak ve bankalarla borç yapılandırılmasının zaruri hale geldiğini, bankaların sermeye artışını şart koştuğunu, bankalarca istenilen seviye gözönünde tutularak sermayenin 141.600.450-TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini,YMM tarafından düzenlenen rapordaki -9.784.182,63-TL öz kaynağın VUK hükümlerince hesaplanan öz kaynak olup şirketin aktif toplamının yaklaşık %80'ini oluşturan duran varlıkların enflasyon şartları oluşmadığı için değerlenmesine izin vermeyip satın alma değerleri ile bilançoda gösterilmesi olduğu,şirketin borca batık olmadığı,06/05/2017 tarihinde yapılan olağanüstü GK toplantısında alınan sermaye artırım kararına ilişkin davanın Bakırköy 1.ATMnin 2017/493 esasında açılan davada bilirkişi incelemesine tevdi edildiği, anılan genel kurul kararının tescil edilmediğinden geçersiz olduğu, davacıların kötüniyetli olduklarını şirketin varlığını sürdürmesi açısıdan elzem olduğundan kararın yürütmesinin geri bırakılmasına yönelik talebin reddine, haksız davanın da reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, alınan sermaye artımına ilişkin kararın yasal düzenlemeleri ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu noktasında toplandığı, görüşleri alınan YKüyelerinin de yazılı beyanda bulundukları, yaklaşık ispat kuralına ve dosyadaki mevcut duruma göre yapılan değerlendirme neticesinde iddiaların yargılamayı gerektirdiği, TTK.nun 376.maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığının uzman bilirkişi incelemesini gerektirdiği ve tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zarar doğacağına yönelik emareler bulunmadığı, tarafların menfaat dengeleri de dikkate alınarak yaklaşık ispat koşulu sağlanamadığı gerekçesiyle davacıların davaya konu sermaye artırımı kararının yürütmesinin tedbiren durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili,davalı şirket yöneticilerinin şirketi müflis hale getirdiğini, davacıların hissesini azaltmak amacıyla bu yola kalkıştıklarını, rüçhan hakkı kullanıldığı takdirde zaten batık şirkete boşa kaynak aktarmaya yol açılacağını, davacıların şirketten 3 milyon dolar alacaklı olduklarını, sermaye artırımıyla alacaklarını almalarının önüne geçilmiş olacağını belirterek kararın kaldırılmasını ve taleplerinin kabul edilmesini istemiştir.

GEREKÇE

TTK 449.maddesine göre, GK kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, YK üyelerinin görüşünü aldıktan sonra kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin takdir hakkının nasıl kullanılacağı konusunda TTK'da hüküm bulunmamakta olup,HMK 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekmektedir.

HMK'nın 389. Maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. "

Mahkeme, YK üyelerinin görüşünü alarak talebin reddine karar vermiştir.Davacı taraf sermaye artırımının kanun hükümlerine aykırı olarak ve davacıları zararlandırma amacıyla yapıldığını ileri sürmekte davalı taraf ise bankalar ile bir borç yapılandırmasına gidebilmek için sermaye artırımına gidildiğini,- özvarlık gösteren bilançonun VUK gereği kaydi değerlerle yapılması nedeniyle olduğunu şirketin borca batık olmadığını ileri sürmektedir.Mahkeme tahkikat aşamasında şirketin borca batık olup olmadığını TTK 376/2 gereği sermayenin kaybedilip edilmediğini inceleyecektir. YMM raporu şirketin özvarlığını kaybettiğine işaret etmekte ise de mahkemece rayiç değerlere göre yapılacak bir inceleme ile borca batıklık saptanmadan şirketin borca batık olduğu kabul edilemeyecektir.Davalı şirket borç yapılandırması için bankaların sermaye artırımını talep ettiği ileri sürdüğünden şirketin hayatiyetinin devam etmesi davacıların da yararına olduğu gözönüne alındığında menfaatler dengesinin mahkeme tarafından gözetildiği ,aksi durumda olası davacı zararları verilecek bir iptal kararıyla giderilebilecek iken ,tedbir kararı verilmesi halinde davalı şirketin zararlarının giderilemeyeceği de ortadadır.Sermaye artırımı kararının icrasının durdurulmasına karar verilmesi davalı dolayısıyla davacıların zararına olabileceğinden GK kararının uygulanmasının geri bırakılması yönünden mevcut veya yakın bir tehlikenin varlığı konusunda yaklaşık kanaat oluşturacak delil sunulmaması ve tarafların menfaat dengeleri de dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup ileri sürülen istinaf sebebleri yerinde görülmemiş davacılar vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.'nun 362.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/06/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/279203 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.