6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sermaye artırımı kararının yürütülmesinin durdurulması talebinin reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/592 E. 2018/588 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Genel kurul kararının iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir (Kararın Yürütülmesinin Durdurulması) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması talebi de bir ihtiyati tedbir türü olduğundan, HMK 390/3 uyarınca talep eden tarafın dayandığı sebebi açıkça belirtmesi ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekir. Genel kurul kararının kanuna, esas sözleşmeye veya iyi niyet kurallarına aykırılığı dava dilekçesi ve ekleri ile duraksamaksızın anlaşılamıyorsa, yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiş sayılır ve tedbir talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması (ihtiyati tedbir) talebinin yaklaşık ispat koşulu yönünden değerlendirilmesi → ret

İddia: Davacı, müteveffanın mirasçılarının elbirliği mülkiyeti rejimine tabi paylarına ilişkin oy hakkının mirasçıların oybirliğiyle veya seçecekleri temsilci aracılığıyla kullanılması gerektiğini, oysa payların bölünerek mirasçılara ayrı ayrı kullandırıldığını ve şirketin sermaye artırımı öncesinde TTK 376/3 uyarınca borca batık olduğunu ileri sürerek kararın yürütülmesinin geri bırakılmasını istemiştir.

Gerekçe: Şirket genel kuruluna vefat eden paydaşın tüm mirasçılarının katıldığı, iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesine ilişkin davanın derdest olmakla birlikte vasiyetnamenin yürütmesinin tedbiren durdurulması yönünde bir kararın bulunmadığı, yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınarak TTK 449. maddesindeki yükümlülüğün yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Yürütmenin durdurulması talebi ve kararı geçici hukuki korunma tedbirlerinin bir türü olduğundan, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan HMK 390/3 hükmü burada da uygulanır; bu maddeye göre tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı sebebi ve türünü açıkça belirtmeli ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. Genel kurulda alınan kararın yürütülmesinin durdurulması için kararın kanuna, esas sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olması ve bu hususların dava dilekçesi ve ekleri ile yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde duraksamaksızın anlaşılabilir olması gerekir. İlk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir koşullarının takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosya içeriği delillere uygun olarak yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğinin belirlendiği anlaşıldığından istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması talebinin de HMK 390/3'teki yaklaşık ispat şartına tabi olduğu ve bu şartın kararın kanuna/esas sözleşmeye/iyi niyet kurallarına aykırılığının dava dilekçesi ve ekleriyle duraksamaksızın anlaşılabilir olmasını gerektirdiği yönündeki değerlendirme, benzer ihtiyati tedbir taleplerinde bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir yaklaşık ispat genel kurul kararının iptali sermaye artırımı elbirliği mülkiyeti geçici hukuki korunma

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 390/3 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 449

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/592

KARAR NO 2018/588

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 23/02/2018

NUMARASI 2018/1 Esas

İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/05/2018

İlk derece mahkemesince verilen ara kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı şirketin 16.10.2017 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin çağrının usulsüz şekilde yapıldığını, ticaret sicil gazetesinde yayınlanan genel kurul ilanın asgari yasal içeriğe sahip olmadığını, davacıya tebliğ edilen toplantı çağrı metninde ticaret sicil gazetesinde yayınlanan genel kurul ilanında şirket esas sözleşmesinin değiştirilmesi öngörülen sermayeye ilişkin maddesine yönelik değişiklik tasarısının bulunmadığını, genel kurul toplantısı öncesinde, davacının şirketin finansal bölümünü anlayabilmek adına talep ettiği belgelerin verilmesinin davalı tarafından reddedildiğini, böylece davacının sermaye arttırım kararı ve gerekleri hakkında finansal muhasebesel bilgiye sahip olmasının engellendiğini, davalı şirketin, hali hazırda herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığını, bunu aşabilmek adına sermaye arttırımına gittiğini, müteveffa ...'ın miras ortaklığının paylaşılmadığını, terekenin el birliği ile mülkiyete konu olduğunu, mirasçıların oy birliği sağlanmadan münferiden kullandıkları oyların geçersiz olduğunu, davalı şirket aleyhine İstanbul 6.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/181 sayılı dosyasında açılan davanın sonucunun beklenmesinin gerektiğini, azınlık hissedarlarının telafisi imkansız zararlara düçar olmaması için sermaye arttırımına ilişkin kararının yürütülmesinin geri bırakılmasının zorunlu olduğunu belirterek 16/10/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2 nolu sermaye arttırım kararının iptalini ve bu kararın yürütülmesinin durdurulmasını ihtiyati tedbir yolu ile talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, sermaye artırımının müvekkili şirket için yasal bir zorunluluk olduğunu ve yapılan genel kurulun ve alınan kararların hukuka uygun olduğunu, 16/10/2017 tarihinde saat 13.30’da gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısının sermaye artırımı ve rüçhan haklarının kullanımı şeklinde olduğunu ve şirket ortaklarına usulüne uygun tebliğ edildiğini, sermayenin arttırılmaması halinde şirketin re’sen terkin ile karşı karşıya kalacağını, davaya konu sermaye artırımının tedbiren durdurulması halinde şirketin büyük zarara uğrayacağını, sermaye artımı açısından gerek usul gerekse esas yönünden bir aykırılık bulunmadığını dolasıyla davacının öncelikle haksız tedbir taleplerinin reddi ile davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının iptalini talep ettiği maddenin TTK 447.maddesi kapsamında kanuna, esas sözleşmeye, iyi niyet kuralına aykırı olup olmadığının yapılacak yargılama sonunda belirleneceğinden yaklaşık ispat koşullarının oluşmaması gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, müteveffanın mirasının terekenin taksimine kadar iştirak halinde mülkiyet rejimine tabi olduğunu, bu paylar üzerinde; bütün mirasçılar arasında rızai paylaşım sözleşmesi yapılmadıkça veya elbirliği halindeki mülkiyet paylı mülkiyete dönüştürülmedikçe yahut açılacak bir ortaklığın giderilmesi dava sonucunda tereke taksim edilmedikçe mirasçıların elbirliği ile tasarruf edilebileceğini, davalı şirketin 29/12/2017 tarihli Olağanüstü GK toplantısına müteveffanın paylarından doğan oy haklarının mirasçıların oy birliğiyle veya oybirliğiyle seçecekleri temsilci aracılığıyla kullanılması gerektiğini, oysa davalı şirket YKnca bölünerek mirasçılara pay edildiğini ve kararın usulsüz paylardan doğan oy hakları ile oluşturulduğunu, davalı şirketin 31/12/2016 tarihli bilançosunda da görüleceği üzere sermaye arttırımı öncesi TTK.

Madde 376.

3. Fıkrası uyarınca borca batıkolduğunu belirterek,kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Şirket genel kuruluna vefat eden paydaşın tüm mirasçılarının katıldığı anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan evraklar İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/620 sayılı dosyasında, Hüseyin Yaşat Manav'ın vasiyetnamesinin iptali yönünde Bodrum 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığı belirtilerek, iştirak halinde mülkiyetinin müşterek mülkiyete çevrilmesinin talep edildiği ve yargılamanın halen derdest olduğu anlaşılmakla birlikte vasiyetnamenin yürütmesinin tedbiren durdurulması yönünde bir karar bulunmamaktadır. Mahkemece, yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınarak TTK.'nın 449. maddesindeki lazimenin yerine getirildiği anlaşılmaktadır.

Bunun dışında yürütmenin durdurulması talebi ve kararı, geçici hukuki korunma talep ve kararlarının bir parçası olup, genel olarak ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için gerekli olan 6100 sayılı HMK'nın 390/3. Maddesinin burada da uygulanması gerekmektedir. Adı geçen maddeye göre: Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Şirket genel kurulunda alınan dava konusu kararın yürütülmesinin durdurulması için İlk Derece Mahkemesi kararında belirtildiği gibi kararın, kanuna, esas sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olması ve bu hususların dava dilekçesi ve eklerinden yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde duraksamaksızın anlaşılabilir olması gerekmektedir.

Mahkemece verilen ara kararda, ihtiyati tedbir kararı verilmesi koşullarının takdirinde bir isabetsizlik olmayıp dosya içeriği delillere uygun olup, yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine .

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.'nın 362.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi 17/05/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/279109 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.