6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirket hisse devrinde muvazaa iddiası ve adi yazılı belge ile ispat

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/207 E. 2018/1093 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Hisse Devrinin Muvazaa Nedeniyle Geçersizliği mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Limited şirket hisse devrinde, taraflar arasında imzalanmış resmi (noter onaylı) devir sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiası taraf muvazaasına yönelikse kesin delille ispat edilmesi gerekir; salt tarihi tartışmalı, muvazaa yapıldığına dair açık ibare içermeyen ve içeriği devrin gerçekliğini destekleyen adi yazılı bir belge, bu ispat yükünü karşılamaz. Ayrıca kanunun (6762 sayılı TTK 520/yeni TTK 595) emredici biçimde noterce onaylı yazılı sözleşme şeklini geçerlilik şartı olarak öngördüğü limited şirket pay devrinde, adi yazılı bir belgeye dayanılarak pay iktisabı sağlanamaz; bu şekil şartının mahkeme kararıyla bertaraf edilmesi mümkün değildir. Pay defterine kayıt ve tescil talebi içeren davalarda şirkete de husumet yöneltilmesi gerekir.

Ele alınan sorunlar

Adi yazılı belgeye dayanarak resmi hisse devir sözleşmesinin muvazaalı olduğunun ispat edilip edilemeyeceği → kabul

İddia: Davalı ... vekili, adi yazılı senede dayanılarak hüküm tesis edilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, muvazaa iddiasının bilirkişi raporlarında kanıtlanamadığının tespit edildiğini, belgenin tarih kısmının davacı tarafça tek taraflı doldurulduğunu, sözleşmenin kanunun öngördüğü şekil şartlarını taşımadığını ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın reddini talep etmiştir.

Gerekçe: Taraflar arasında imzalanmış resmi senet niteliğindeki hisse devir sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiası taraf muvazaasına yöneliktir ve bu nedenle kesin delille ispatı gerekir. Belgenin ne zaman düzenlendiği hususunda taraflar arasında mutabakat bulunmamaktadır; ancak belge içeriğinde davalı %22,5 hissedar olarak tanımlanmakta olup devrin onaylanmasına ilişkin ortaklar kurulu kararı 1.12.2010 tarihli olduğundan, belgenin hisselerin tamamı devredildikten sonra, 30.11.2010 tarihinden sonra düzenlendiğinin kabulü gerekmektedir. Muvazaanın, kısmi devri kabul etmeyen şirket ve diğer ortaklara karşı yapıldığı iddia edildiğine göre ve bu kişiler belgede taraf olmadıklarına göre, hisselerin yarısının devredildiği iddia ediliyorsa davalının belgede neden %22,5 hissedar olarak gösterildiğinin bir izahı bulunmamaktadır. Adi yazılı belgeye göre davalı, şirketin %22,5 oranındaki hissedarı olduktan sonra bu hissenin %11,25'ini davacıya geri satmış olup, bu durumda davacının tüm hissesini sattıktan sonra %11,25 oranını geri satın aldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Belgede, muvazaalı olduğu iddia edilen ikinci hisse devrinin gerçek olmadığına ya da muvazaa yapıldığına dair hiçbir ibare bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacının hisselerini devreden işlemin muvazaalı olduğunu ispat edemediği sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Adi yazılı belge ile noterde onaylanmış hisse devir sözleşmesinin geçersiz kılınıp kılınamayacağı (limited şirket pay devrinde şekil şartı) → kabul

İddia: Davalı şirket vekili, mahkemece esas alınan Satış Sözleşmesi başlıklı belgenin usulüne uygun şekilde noterden düzenlenmediğini, bu nedenle davacıya bir ortaklık hakkı verecek nitelikte olmadığını ve taraflar arasında dahi hüküm ifade etmeyen bu belgeyle şirket yönünden de hüküm tesis edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

Gerekçe: 6762 sayılı TTK 520. maddesi (yeni TTK 595. madde) gereğince hisse pay devri, imzası noterlikçe onaylı yazılı sözleşme ile yapılmalıdır; bu husus geçerlilik koşuludur. Adi yazılı şekilde düzenlenmiş bir sözleşme ile davacının davalı şirkette pay iktisap etmesi mümkün değildir. Davacının talebi olan %11,25 hissenin adına tescili isteminin kabulü halinde, TTK 520 (595) maddesinde hisse devri için öngörülen, imzası noterce onaylanmış hisse devir sözleşmesi ve ortaklarca muvafakat verilmesi koşulu mahkeme kararıyla ortadan kaldırılmış olacaktır. Limited şirket pay devrine ilişkin kurallar emredici olduğundan, bu koşulun bir mahkeme kararıyla bertaraf edilmesi mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirkete husumet yöneltilmesinin gerekip gerekmediği → kabul

Gerekçe: Davacı isteminde pay defterine kayıt ve tescili de istediğinden, şirkete de husumet yöneltilmesi gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda limited şirket hisse devrinde noter onaylı sözleşmenin geçerlilik şartı olduğu ve bu şeklin, taraf muvazaası iddiasına dayalı adi yazılı bir belge ile mahkeme kararıyla dahi bertaraf edilemeyeceği vurgulanmıştır; ayrıca taraf muvazaası iddiasının kesin delille ispatı gerekliliği somut olgusal değerlendirmeyle örneklenmiştir. Bölgesel ve ikna edici nitelikte emsal değeri taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Pay defterine kayıt ve tescil talebi içeren davalarda şirkete husumet yöneltilmesi gerekliliği

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muvazaa taraf muvazaası kesin delil adi yazılı belge limited şirket hisse devri şekil şartı/geçerlilik koşulu husumet emredici hüküm

Atıf yapılan mevzuat: 6762 sayılı (mülga) Türk Ticaret Kanunu (eTTK) — 6762 sayılı TTK 520 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — yeni TTK 595

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/207

KARAR NO 2018/1093

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/12/2017

NUMARASI 2014/991 Esas-2017/1249 Karar

DAVA

Sözleşmenin İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/09/2018 (23/10/2018 yazım tarihli )

Davanın kabulune ilişkin hükmün davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette (%22,5) hisseye sahip iken hissesinin (%11,25) kısmını İst... Noterliği'nce tanzim edilen 04.11.2010 tarih ve ... yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi ile davalıya sattığını,ortakların aralarına dışarıdan dördüncü bir ortağı kabul etmeyecekleri ve hisselerinin tamamını satıp gidebileceğine dair beyanda bulunduklarını, devrin pay defterine işlenemediğini, müvekkili ile davalının aralarında yaptıkları gizli bir anlaşma ile müvekkili uhdesinde bulunup da 33.750-TL'lik kısma tekabül eden diğer hisselerin de satışı yapılmış gibi gösterilerek 04-11-2010 tarih ve ... yevmiye nolu hisse devir sözleşmesinin pay defterine işlenmesini sağlamayı amaçladıklarını, 30.11.2010 tarihli devir sözleşmesinin tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığını, amaçlarının 04.11.2010 tarihli hisse devir sözleşmesinin pay defterine işlenmesini sağlamak olduğunu, 2010/002 karar sayılı ortaklar kurulu toplantısında her iki hisse devir sözleşmesinin tescil ve ilanına, pay defterine işlenmesine, müvekkilinin ortaklıktan ayrılmış ve ibra edilmiş olduğuna oybirliğiyle karar verildiğini, 30.11.2010 tarih ve ...

yevmiye nolu hisse devir sözleşmesinde tarafların iradelerinin satış olmadığını,30.11.2010 tarihinde taraflarca şahitler huzurunda "Satış Sözleşmesi" başlıklı yazılı bir belge düzenlendiğini, bu belge ile şirket sermayesinin % 11,25 'inin müvekkiline ait olduğunun kayıt altına alındığını, davalı şirket ortaklarınca alınan 08.04.2011 tarihli ve 2011/4 sayılı kararla kötüniyetle şirket ortaklarının 10 yıl süre ile bu süre içinde sadece ortaklar arasında hisse devri yapılabileceğini karar altına aldıklarından hisselerini geri alamadığını , hukuksal ihtilafta taraf muvazaası söz konusu olduğunu, 04.11.2010 tarih ve ... yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi ile devredilen hisselerin pay defterine işlenmesi ve tescilini şirketin diğer ortaklarını yanıltma ve aldatma saiki ile düzenlenen 30.11.2010 tarihli sözleşme ile sağladıklarını, 30.11.2010 tarihli ve ...

yevmiye nolu hisse devir sözleşmesinin taraflar arasında sonuç doğurmayan geçersiz bir sözleşme olduğunu iddia ederek; müvekkili ile davalı ... arasında yapılmış bulunan 30.11.2010 tarih ve ...yevmiye nolu limited şirket hisse devir sözleşmesinin geçersizliğine ve iptaline, davalı ... adına kayıtlı %11,25 hisse kaydının iptali ile bu hisselerin davacı ... adına şirket ortaklar pay defterine işlenip tescil ve ilanına karar yerilmesini talep etmiştir.

CEVAP

1-Davalı ... Onalan vekili; davacının şirkette mevcut %22,5 oranındaki hissesinin %11,25'e tekabül eden kısmını 04-11-2010 tarih ve ... yevmiye nolu kalan kısmını da 30-11-2010 tarih ve ... yevmiye nolu limited şirket hisse devir sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini, satış bedelinin ödendiğini, davacı tarafından 3 nolu delil olarak sunulup 30.11.2010 tarihinde düzenlendiği iddia olunan şirket sermayesinin %11,25'inin davacı ...'na ait olduğunu belirten sözleşme üzerinde tarih olmadığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi bir muvazaa sözleşmesinin bulunmadığını, tarihsiz sözleşme içeriğinin ilk hisse devrinden sonra düzenlendiğini, belirtilen düzenleme tarihini ayrıca ve açıkça kabul etmediklerini, 30.11.2010 tarih ve ...

yevmiye nolu hisse devir ve temlik sözleşmesinin davacının dayandığı tarihsiz belgeyi bertaraf ettiğini, tarafların gerçek iradeleri ve nihai hedeflerinin ...'nun şirketteki tüm pay ve haklarının ...'a devri olduğunu, muvazaa iddiasının muvazaalı işlemin taraflarından biri tarafından ileri sürülmesi halinde iddianın ancak yazılı delille ispatlanabileceğini,sözleşmenin gerçek bir satış sözleşmesi olduğunu,haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davalı şirket vekili ; hisse devrinin şekil ve geçerlilik şartlarının eTTK m.520'de düzenlendiğini, düzenlemeye göre pay devrinin şirket açısından hüküm ifade edebilmesi için şirkete bildirim ve pay defterine kayıt şartı arandığını, devir için gerekli tüm prosedürün müvekkili firma tarafından işletildiğini, davacı ile diğer davalı ... arasında düzenlenmiş Satış Sözleşmesi başlıklı şirket sermayesinin %11,25'inin davacı ...'na satılacağına dair yazılı belgenin müvekkili ile ilişkilendirilemeyeceğini, TTK'nın m. 520/5'de payın devri veya devir vaadi hakkındaki mukavelenin yazılı şekilde yapılmış ve imzası/noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyeceğinin hüküm altına alındığını, taraflar arasında dahi hüküm ifade etmeyen bu belgenin müvekkili yönünden de herhangi bir hüküm ifade etmediğini, payını devretmek isteyen ortağın diğer ortakların muvafakat etmemeleri halinde şirketin feshini veya şirketten çıkmasına müsaade edilmesini isteyebileceğini, yasal bir hakkını kullanmayan davacının taraf muvazaası iddiasına dayanamayacağını, müvekkili firmanın şirkete bildirilen pay devrini kanunun aradığı şekil şartlarına uygun olarak yerine getirdiğinden müvekkili firma yönünden davanın reddi gerektiğini savunarak;

davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece,sunulan 30/11/2010 tarihli "satış sözleşmesi" başlıklı taraflarca imzalanmış adi yazılı belgede "...hissedarlarından ..., %22,5 hissesinin yarısına tekabül eden şirketin % 11,25 hissesini bedelini nakit olarak ...'na satmıştır. İşbu satış sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren, şirketin %11,25 hissesini koşulsuz ve şartsız olarak ...'nun malı olmuştur, ...'ın bu %11,25 hisse üzerinde herhangi bir hakkı kalmamıştır" beyanına yer verilmiştir.Davalı tarafça 30/11/2010 tarihli belgedeki imza ve beyanların inkar edilmediği sadece belgenin tarihsiz olarak yazıldığı ve hisse devir sözleşmesinden önce yapıldığının savunulduğu anlaşılmakla; söz konusu belgenin imzası inkar edilmemiş adi yazılı belge olduğu ve kesin delil niteliğinde bulunduğu ve davacı tarafça muvazaa iddiasının ispat edildiği ,davalı tarafça söz konusu belgenin tanziminden sonra, davacının davalıdan bedelini alarak noter huzurunda bakiye hisselerini de devrettiğini ve belgenin yok hale geldiğini savunmuş ise de;

belgede yazan metin içeriğinden davalının hisse miktarının %22,50 olarak belirtilmesi nedeniyle belgenin ikinci devir ile aynı gün veya sonrasında yapıldığı, ikinci devrin muvazaalı olması nedeniyle de söz konusu belgeyi düzenleyerek muvazaalı devredilen ikinci %11,25 lik kısmın davacıya ait olduğunun belirlendiği,davacı tarafça muvazaa iddiasının kesin delille ispat olunduğu gerekçesiyle davanın kabulune karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davalı ... vekili;adi yazılı senede dayanılarak hüküm tesis edilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, mahkeme dosyasına sunulan bilirkişi raporlarının tamamında muvazaa iddiasının kanıtlanamadığının bilirkişilerce kabul edilmişken, aykırı karar tesisinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça ortaya konulan kurgunun maddi ve hukuki gerçeğe aykırı olduğunu, tarih kısmında davacının tek taraflı yapmış olduğu tahrifat nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğunu, kanunun öngördüğü şekil şartlarının haiz olmadığı, devir beyanının hukuken geçersiz olduğunu, hukuken geçersiz olan sözleşmeye dayanılarak muvazaa iddiasının kabul edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, davacının muvazaa nedeni ile devrin geçersiz olduğu yönündeki beyanlarının kabul edilse dahi ki asla kabul edilmediğini böylesi bir beyanın hukuki korumadan ari olacağını belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davalı şirket vekili; mahkemece davacı yanın diğer davalı ... ile aralarında düzenlenmiş olan Satış Sözleşmesi başlıklı şirket sermayesinin %11.25'inin davacı ...'na satılacağına dair yazılı belgeyi esas alarak hüküm kurulmuş ise de, iş bu belgenin esas alınarak müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulamayacağını, davacı yanın, belge ibrazını kendisi sunduğuna göre içeriğini de kabul etmiş olduğunu, yerel mahkemece gerekçeli kararda esas alınan satış sözleşmesinin hisselerin iptaline yönelik olmadığını, taraflar arasında düzenlenen Satış Sözleşmesi'nin de usulüne uygun şekilde noterden düzenlenmediği için davacıya bir ortaklık hakkı verecek nitelikte olmadığını, bu nedenle de taraflar arasında dahi hüküm ifade etmeyen belge ile şirket yönünden de herhangi bir hüküm ifade etmediğini, dosyada mevcut delillere aykırı olarak davanın kabulüne dair hüküm kurulmasının yasal olmadığı gibi dosya kapsamına da uymadığından davanın kabulüne dair hükmün kaldırılmasına, müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davaya konu davacı hisseleri; İst.... Noterliği'nin 30.11.2010 tarihli....sayılı hisse devir sözleşmesi ,ortaklar kurulunca muvafakat edilmek suretiyle davalı şiketin pay defterine işlenmiştir.Davacının iddiası daha evvel yapılan ancak diğer ortaklarca muvafakat edilmediğinden gerçekte %11.25 pay devredilmek istendiği halde devir tamamlanamadığından bu kez hisselerinin tamamını devreder görünerek pay devrinin sağlanabildiği, ancak gerçekte hisselerinin yarısını devrettiğine dair harici yazılı belge tanzim ettiklerini bildirerek satış sözleşmesi başlıklı yazılı belge ibraz etmiştir.

Davacı isteminde pay defterine kayıt ve tescil de istediğinden şirkete de husumet yöneltilmesi gerekmektedir.İst.Anadolu C. Başsavcılığının 2014/66958 sayılı dosyada yapılan soruşturma sonunda davacı vekilinin ibraz ettiği belgenin sahte olarak düzenlenip düzenlenmediği mahkemece tespit edileceği gerekçesi kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

Davacı vekilinin ibraz ettiği adi yazılı belge " Satış Sözleşmesi " başlıklı metninde " ... Tic. Ltd. Şirketi'nin hissedarlarından.. %22,5 hissesinin yarısına tekabül eden şirketin %11,25 hissesini, bedelini nakit alarak ...'na satmıştır. İşbu satış sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren, şirketin %11,25 hissesi koşulsuz ve şartsız olarak ... 'nun malı olmuştur. ...'ın bu % 11,25 hisse üzerinde herhangi bir hakkı kalmamıştır." şeklinde düzenlenmiştir.

Davacı ve davalı sözleşme içeriğini kabul etmektedir. Davalı ... vekili bu sözleşmenin ilk hisse devir tarihinden sonra düzenlendiğini davacı vekilinin tarihsiz bu belgeye sonradan ikinci hisse devir tarihi olan 30.11.2010 tarihini yazdığını , ilk hissenin devir alındığını tespit amacı ile düzenlendiğini savunmuştur.Davacı vekili de 26.4.2014 tarihli dilekçesinde işbu belge deki" 30.11.2010" tarihinin tarih atılmadığını farkettiğinden müvekkili tarafından sonradan doldurulduğunu kabul etmiştir.

Taraflar arasında imzalanmış resmi senet niteliğinde hisse devir sözleşmesinin muvazaalı yapıldığı iddiası taraf muvazasına yönelik olduğu için kesin delille ispatı gerekir.Belgenin ne zaman düzenlendiği hususunda taraflar arasında mutabakat yoktur.Ancak belge içeriğinde davalı ... %22,5 hisse sahibi olarak tanımlanmakta ve gösterilmektedir. Devrin onaylanmasına ilişkin ortaklar kurulu kararı 1.12.2010 tarihlidir.Buna göre belgenin hisselerin tamamı devredildikten sonra 30.11.2010 tarihinden sonra düzenlendiğinin kabulü gerekmektedir.Zira muvaazanın kısmi devri kabul etmeyen şirket ve diğer şirket ortaklarına karşı yapıldığı iddia edildiğine göre ve diğer ortaklar belgede taraf olmadıklarına göre belge içeriğinde hisselerin tümünü devralan davalı gerçekte hisselerin yarısını devraldı ise neden davalı ...'ın %22.5 hissedar olarak gösterildiğinin bir izahı da olmayacaktır.

Adi yazılı belge de ...ltd hissedarlarından (davalı) ... % 22,5 hissesinden %11,25 'ini (davacı) ... na sattığını beyan etmektedir. Yani adi yazılı belgeye göre davalı ... şirketin %22,5 oranında hissedarı olmuş ve sonrasında bu hissenin %11,25'ini davacıya geri satmıştır. Davacının tüm hissesini sattıktan sonra % 11.25 oranını geri satın aldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Belgede, muvaazalı olduğu iddia edilen ikinci hisse devrinin gerçek olmadığına ya da muvazaa yapıldığına dair hiç bir ibare bulunmamaktadır.

6762 sayılı TTK 520. maddesi (yeni TTK 595 md ) gereğince hisse pay devri yazılı şekilde imzası noterlikçe onaylı sözleşme ile yapılmalıdır. Bu husus geçerlilik koşuludur.Adi yazılı şekilde düzenlenmiş sözleşme ile davacının davalı şirkette pay iktisabı mümkün olmadığı ,hisselerini devreden davacının devir işleminin muvazaalı olduğunu ispat edemediği ,davacı talebi ile %11,25 hissenin davacı adına tescili talebinin kabulü ile ile 6762 sayılı TTK 520 (595) maddesinde hisse devri için öngörülen imzası noterce onaylanmış hisse devir sözleşmesi ve ortaklarca muvafakat verilmesi koşulunun mahkeme kararı ile ortadan kaldırılmış olacağı sonucuna varıldığı ,limited şirket pay devrine ilişkin kuralların emredici olduğu gözetilerek davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden ,davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/12/2017 Tarih, 2014/991 Esas-2017/1249 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

"İspatlanamayan davanın REDDİNE",

"İlk Derece Yargılamasına İlişkin Olarak;"Alınması gereken 35,90- TL karar harcının,yatırılan 17.077,50- TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 17.041,60- TL harcın davacıya hüküm kesinleştiğinde talep halinde iadesine,

Davalılar ... vekili ve ... Ticaret Limited Şirketi vekili için takdir edilen 53.950- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,

Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, davalı ... tarafından yapılan 36,10- TL ve davalı şirket tarafından yapılan 50- TL yargı giderinin davacıdan alınarak adı geçen davalılara ayrı ayrı ödenmesine.

Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avanslarının yatıran taraflara iadesine"

İstinaf yoluna başvuran davalı ... tarafından yatırılan 17.100- TL istinaf harcının yatırana iadesine,

İstinaf yoluna başvuran davalı ... Ticaret Limited Şirketi tarafından yatırılan 17.077,50- TL istinaf harcının yatırana iadesine,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 20/09/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/278199 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5788 E. 2019/6746 K. · Onandı

Taraf muvazaası iddiasının kesin delille ispatı zorunluluğu

Gerekçe özeti

İmzası noterlikçe onaylı (resmi senet niteliğindeki) limited şirket hisse devir sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiası taraf muvazaasına ilişkin olduğundan ancak kesin delille ispat edilebilir; düzenlenme tarihi çekişmeli olan ve devrin gerçek olmadığına ya da muvazaaya dair hiçbir ibare içermeyen adi yazılı belge bu ispata elverişli değildir. Ayrıca 6762 sayılı TTK m.520 (yeni TTK m.595) uyarınca pay devrinin yazılı ve imzası noterlikçe onaylı sözleşme ile yapılması geçerlilik koşulu olduğundan, adi yazılı sözleşmeyle limited şirkette pay iktisap edilemez.

Emsal değeri

Noter onaylı hisse devir sözleşmesindeki taraf muvazaası iddiasının kesin delille ispatı gerektiği ve adi yazılı sözleşmeyle limited şirket payı iktisap edilemeyeceği yönündeki tespitler bakımından emsal değer taşır; Yargıtay onaması ile pekişmiştir.

Kavramlar: taraf muvazaası kesin delil resmi senet limited şirkette pay devri geçerlilik şekli pay defteri ispat yükü

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2018/5788 E.  ,  2019/6746 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27/12/2017 tarih ve 2014/991 E- 2017/1249 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 20/09/2018 tarih ve 2018/207 E- 2018/1093 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacının davalı şirkette %22,5 hisseye sahip iken hissesinin %11,25’lik kısmını İstanbul 12. Noterliği'nce tanzim edilen 04.11.2010 tarih ve 17609 yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi ile davalıya sattığını, ortakların aralarına dışarıdan dördüncü bir ortağı kabul etmeyecekleri ve hisselerinin tamamını satıp gidebileceğine dair beyanda bulunduklarını, devrin pay defterine işlenemediğini, bunun üzerine davacı ile davalı ...’in aralarında yaptıkları gizli anlaşma ile davacıya ait 33.750,00 TL hissenin de satışı yapılmış gibi gösterilerek 04.11.2010 tarihli devir sözleşmesinin pay defterine işlenmesini sağlamayı amaçladıklarını, 30.11.2010 tarihli ikinci devir sözleşmesinin tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığını, nitekim 30.11.2010 tarihinde taraflarca şahitler huzurunda "Satış Sözleşmesi" başlıklı yazılı bir belge düzenlendiğini, bu belge ile şirket sermayesinin % 11,25'inin davacıya ait olduğunun kayıt altına alındığını, davalı şirket ortaklarınca alınan 08.04.2011 tarihli ve 2011/4 sayılı kararla şirket ortaklarının 10 yıl süre ile sadece ortaklar arasında hisse devri yapılabileceğini karar altına aldıklarından hisselerini geri alamadığını, olayda taraf muvazaası söz konusu olduğunu ileri sürerek, 30.11.2010 tarih ve 18807 yevmiye nolu limited şirket hisse devir sözleşmesinin geçersizliğine, iptaline, davalı ...

adına kayıtlı %11,25 hisse kaydının iptali ile bu hisselerin davacı adına şirket ortaklar pay defterine işlenip tescil ve ilanına karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili, noter sözleşmelerinin geçerli olduğunu, muvazaa iddasını kabul etmediklerini, adi yazılı belgedeki tarihin sonradan atıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı şirket vekili, müvekkili şirkete bildirilen pay devrinin kanunun aradığı şekil şartlarına uygun olarak şirket tarafından tescil ve ilan edildiğini, muvazaa iddiasına dayanak belgenin tarafı olmadıklarını, belgenin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, muvazaa iddiasına konu belgenin içeriğine göre 30.11.2010 veya daha sonraki bir tarihte düzenlendiği, belge içeriğinin davalı tarafça inkar edilmediği, bu nedenle imzası inkar edilmemiş adi yazılı belge olduğu ve kesin delil niteliğinde bulunduğu, davacı tarafça ikinci devrin muvazaalı olduğu iddiasının ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce, resmi senet niteliğinde hisse devir sözleşmesinin muvazaalı yapıldığı iddiası taraf muvazasına yönelik olduğu için kesin delille ispatının gerektiği, belgenin ne zaman düzenlendiği hususunda taraflar arasında mutabakat bulunmadığı, belge içeriğine göre belgenin hisselerin tamamı devredildikten sonra yani 30.11.2010 tarihinden sonra düzenlendiğinin kabulü gerektiği, adi yazılı belgeye göre davalı ...’ın şirketin %22,5 oranında hissedarı olduğu ve sonrasında bu hissenin %11,25'ini davacıya geri sattığı, belgede muvazaalı olduğu iddia edilen ikinci hisse devrinin gerçek olmadığına ya da muvazaa yapıldığına dair hiç bir ibare bulunmadığı, 6762 sayılı TTK 520.

maddesi (yeni TTK 595 md ) gereğince hisse pay devrinin yazılı şekilde imzası noterlikçe onaylı sözleşme ile yapılmasının geçerlilik koşulu olduğu, adi yazılı şekilde düzenlenmiş sözleşme ile davacının davalı şirkette pay iktisabının mümkün olmadığı, hisselerini devreden davacının devir işleminin muvazaalı olduğunu ispat edemediği bu nedenlerle davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04/11/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.