6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklıktan ayrılan eski müdürün çektiği şirket parasının iadesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/262 E. 2018/1096 K. · · İlk derece: 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Davacının nitelemesi: İşçilik Alacakları (Karşı Dava) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

İtirazın iptali davasında borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın tüm itiraz sebeplerini ileri sürebilir; mahkeme, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlerse alacaklının dava tarihi itibarıyla talep edebileceği miktar üzerinden hüküm kurar. Yemin teklifinin alınmasında, özel yetkisi bulunmayan vekile yemin metni sunması için süre verilip, akabinde tüzel kişi temsilcisine usulüne uygun tebligat yapılarak yemin icrası usule uygundur; yemin sonucu ispatlanamayan vakıalar sabit görülmeyerek alacak belirlenmesi yeminin bölünmesi anlamına gelmez. Şirket ortağı ve temsilci müdürü sıfatıyla organ konumunda bulunan kişi, işçilik alacaklarını (kıdem, ihbar tazminatı vb.) talep edemez. Alacağın likit olması halinde icra inkâr tazminatına hükmedilmesi doğrudur.

Ele alınan sorunlar

Yemin teklifinin usulüne uygunluğu → ret

İddia: Karşı taraf vekilinin duruşmada yemin teklifini kabul etmemesi üzerine, mahkemenin ara kararından rücu ederek kendilerinden yemin metni istemesinin ve buna göre karar vermesinin usule aykırı olduğu.

Gerekçe: Yemin teklifini kabul özel yetkisi bulunmayan vekil yerine, HMK'nun 74 ve 225 vd. maddelerine uygun olarak yemin metni sunulması için davalı-karşı davacı vekiline süre verilmesi, akabinde sunulan yemin metni ve teklifinin davacı-karşı davalı tüzel kişinin temsilcisine usulüne uygun meşruhatlı davetiye ile tebliğ edilip duruşmada usulüne uygun yaptırılan yemin doğrultusunda hüküm kurulmasında usul hukukuna aykırılık bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Takipten sonra dava tarihinden önce yapılan ödemelerin düşümü → ret

İddia: Takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemelerin TBK 100 gereği düşülmesi, davacının bu kısmı talep etmede hukuki yararının bulunmadığı.

Gerekçe: İtirazın iptali davasında borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden, mahkemenin borcun sonradan ödendiği itirazını araştırıp ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibarıyla talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Mahkeme bu esaslar doğrultusunda alacak miktarını dava tarihi itibarıyla belirlemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Üçüncü kişilere yapılan ödemelerin ve hisse devir bedelinin borçtan düşülmesi → ret

İddia: Üçüncü kişilere (... Triko, ... Tekstil) yapılan ödemelerin ve alınmayan 40.000 TL hisse devir bedelinin asıl alacaktan düşülmesi/takas-mahsup edilmesi gerektiği.

Gerekçe: Davalı-karşı davacı tarafından ödeme belgesi ile ... Triko cari hesap dökümlerinin uyuşmadığı, bu sebeple cari hesaba ilişkin dökümlere itibar edilmesi gerektiği, bu dökümlerde 16.634 USD bedelli çekin avans çeki olarak verildiğinin ve iade edilerek borcun kapatıldığının yazılı olduğu; davalının çek bedelini ödediğini ispat edememesi nedeniyle bu bedelin borçtan düşülmemesi doğrudur. ... firmasından temin edilen makbuzun aynı firmaca sonradan hatıra binaen verildiğinin bildirilmesi karşısında bu makbuza itibar edilmemesi de yerindedir. Noterlik belgesinde hisse devir bedelinin nakden ve tamamen alındığı yazılı olup davacı şirket temsilcisinin yemininde de elden 40.000 TL almadığını bildirmesi karşısında bu bedelin borçtan düşülmemesinde isabetsizlik yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

İcra inkâr tazminatı → ret

İddia: Alacağın likit olmadığı, bu nedenle davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığı; davacının icra inkâr tazminatına mahkum edilmesi gerektiği.

Gerekçe: Bankadan çekilip iadesi istenen para alacağı takip tarihi itibarıyla belli olup likit olduğundan, davacı-karşı davalı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirket ortağı/müdürünün işçilik alacağı talep edebilirliği (karşı dava) → ret

İddia: Karşı davada kıdem ve ihbar tazminatı alacağının bilirkişi incelemesiyle tespit edildiği, şirket müdürünün kıdem tazminatı alamayacağına dair mevzuat hükmü bulunmadığı, karşı davanın tümden reddinin hukuka aykırı olduğu.

Gerekçe: Davacı şirketin ortağı ve temsilci müdürü olarak organ konumundaki davalı-karşı davacının işçi alacakları ve ispat edilemeyen ücret alacağına ilişkin karşı davanın reddedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Asıl davanın tamamen kabulü, yeminin bölünmezliği ve ispat kuralları → ret

İddia: Asıl davanın tamamen kabul edilmesi gerektiği; yeminin kesin delil olması ve bölünmezliği ilkesine aykırılık bulunduğu; davalının ödeme iddialarını kesin delille ispatlaması gerektiği; makbuzların HMK 189 gereği hukuka aykırı yollarla elde edilen delil niteliğinde olduğu; ticari defter ve kayıtların aksinin kesin delille ispatlanamayacağı ve ikrarın kesin delil olma kuralına aykırılık bulunduğu.

Gerekçe: Taraflarca kabul edilip uyuşmazlık konusu olmayan, ortaklıktan çıkıp müdür sıfatı kalktıktan sonra davalı-karşı davacı tarafından davacı şirketin banka hesabından çekilip iade edilmeyen tutardan; davalının sunduğu banka dekontu, makbuz ve ödeme belgeleri ile davacı şirketin lehe delil vasfı olmayıp aleyhe delil niteliği bulunan ticari defter ve kayıtları değerlendirilerek, davalı tarafından üçüncü kişilere yapılan ve şirket borcunu azaltan işlemler olarak değerlendirilen, kuşku içermeyen ödeme belgesi ve makbuzlardaki tutarların düşülmesiyle belirlenen alacak miktarı üzerinden kısmen kabul kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Yemin sözlü anlaşma ve hisse devir bedeli konusunda yaptırılmış olup, yemin doğrultusunda ispatlanamayan bu vakıalar sabit görülmeyerek alacak miktarı belirlendiğinden yeminin bölünmesi söz konusu değildir. Sunulan ödeme, makbuz ve belgelerin sıhhati tartışılıp hukuka aykırı olmayanlar delil olarak değerlendirildiğinden HMK 189'a aykırılık bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket ortağı ve temsilci müdürü konumundaki kişinin işçi statüsünde olmadığından işçilik alacaklarını talep edemeyeceğine, yemin teklifi sürecinde vekilin özel yetkisi bulunmaması halinde izlenmesi gereken usule ve itirazın iptali davasında alacağın dava tarihi itibarıyla belirlenmesi gerektiğine ilişkin tespitleri yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali icra inkâr tazminatı yeminin bölünmezliği yemin teklifi ve özel yetki ticari defter ve kayıtların ispat gücü TBK 100 düşüm organ sıfatı ile işçilik alacağı ilişkisi HMK 189 delil

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 355HMK 74HMK 225HMK 189HMK 353(1)b-1HMK 361/1 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 100 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 67

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/262

KARAR NO 2018/1096

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/09/2017

NUMARASI 2014/389 Esas 2017/700 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))

İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/09/2018

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; davalının, hissedarı ve yetkili temsilcisi olduğu ... Tic. Ltd. Şti'deki hisselerinin tamamını Beyoğlu ....Noterliği'nde düzenlenen 19.11.2012 tarih ... yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi ile 40.000.00-TL bedelle diğer ortak ...a devir ve temlik edip Ticaret Sicil gazetesinde tescil ve ilan edilen aynı tarihli ve 2012/02 sayılı ortaklar kurulu kararıyla ortaklık ve şirket müdürlüğünden ayrıldığını,,devir bedelini nakden ve tamamen almış olduğunu,buna rağmen davalının, haksız ve iyi niyet kurallarına aykırı şekilde davacı şirketin... Bankası A.ş, Şişli şubesindeki;... nolu USD hesabı ve ... nolu TL hesabından icra takibine konu paraları çekip, tüm şifahi görüşmelere rağmen müvekkili şirketin parasını iade etmediğini, icra takibinin Türk lirası üzerinden yapılmış olduğunu, müvekkili şirketin takip talebinde dökümü yapılan paradan Döviz kısmını,bankadan çekilen tarihteki dolar kuru üzerinden TL'ye çevirerek TL hesabı ile toplandığında davalının uhdesine geçen asıl 290.829.00 TL ve 5.276.95 TL işlemiş faizi ile birlikte Toplam 296.096.95 TL olduğunu, müvekkilinin İstanbul ...

İcra Müdürlüğü'nün ...E.nolu dosyası ile 296.096.95 TL'nin tahsili amacı ile icra takibi başlatmış olduğunu, davalının takibe itiraz ettiğini bildirerek icra takibine itirazın iptaline takibin devamına davalının %20 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin1996 yılından 2012 yılına kadar davacı şirkette çalıştığını,bu çalışmanın 1996-2004 yılları arası işçi statüsünde.2004-2012 yılları arası ortak ve müdür statüsünde olduğunu, davacı şirketteki hisselerini ....'a devir edilmiş olduğunu, ancak devir bedelinin müvekkiline ödenmemiş olduğunu, müvekkili şirket hisselerini devir ettikten sonra devir bedeli ve müvekkilinin hizmet akdinden kaynaklanan alacaklarının ödeneceği taahhüdü ile davacı şirkete bir süre daha hizmet vermesinin şirket yetkilisi... tarafından talep edilmiş olduğunu,dava konusu paraların müvekkili tarafından davacı şirketin borçlarının ödenmesinde kullanıldığını, kime ne kadar ödeme yapıldığının belirli olduğunu, davacı şirketin ticari defterleri incelendiğinde;...un bilgisi ve talimatı dahilinde çekilen paraların davacı şirketin borçlarının ödenmesi için kullanıldığının tespit edileceğini, bu ödemelerin kayıt dışı olduğunu, ödemelerin 2012 yılı kasım ayında yapılmış olmasına rağmen 2013 mart ayının tarihini ihtiva eden makbuzların sunulduğunu, davacı şirkette 1996 yılından Aralık 2012 tarihine kadar hizmet akdi ile davacı şirkette çalıştığını, hizmet akdinden kaynaklanan hiçbir alacağının kendisine verilmediğini, davacıdan kıdem, ihbar tazminatı ücret alacağı, yıllık izin ücretleri, yol ve yemek parası , fazla mesai alacakları dini ve milli bayramlardaki çalışma ücreti alacağı bulunduğunu, aylık 10.000-TL ücreti varken iş akdine son verildiğini ücret alacağının da ödenmediğini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla iş sözleşmesinin haksız suretle sona erdirilmesinden kaynaklanan kıdem ihbar tazminatı ücret alacağı, yıllık izin ücretleri, yol ve yemek parası , fazla mesai alacakları dini ve milli bayramlardaki çalışma ücreti alacağının uzman bir bilirkişiye hesaplatılarak faizleri ile birlikte davacıdan tahsili için karşı dava açtıklarını, karşı davalarının kabulü ile asıl davanın reddine, davacının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının davalıdan dava tarihi itibariyle 175.567,42-TL asıl alacak, 661,38-TL işlemiş faiz alacağı bulunduğundan asıl davada itirazın kısmen iptaline, takibin 176.228,08-TL üzerinden devamına, asıl alacak 175.567,42-TL'na dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen toplam alacak miktarı üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline;

...'in şirketin ortağı ve müdürü olup işçi olarak değil şirket organı olarak faaliyet göstermesi sebebiyle işçilik hakkından doğan alacakları talep edemeyeceği, şirketten ücret almadığı, elde edilen kârın %30'unu da diğer ortak ...'a verdiği, karşılık davacı ...'in ücret alacağı da bulunmadığı gerekçesiyle karşılık davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davalı-karşı davacı vekilinin istinaf sebelleri:

1-...'la yazılı değil sözlü anlaşma yapıldığını, anlaşma gereği alacaklı 3.kişilere ödemeleri yaptığını,davacı-karşı davalıya sadece bu sözlü anlaşmanın ispatı için yemin teklif ettiklerini, 21.11.2016 tarihli duruşmada yemin teklifinin kabul edilmemesi nedeniyle sözlü anlaşmanın yemin deliliyle ispatlamalarına rağmen, mahkemenin ara kararından rücu edip kendilerinden yemin metni sunmasını istemesi ve bu şekilde yapılan yemin doğrultusunda karar vermesinin doğru olmadığı,

2-Müvekkilinin davacının bilgisi ve onayı ile bankadan 70.000,-TL ve 123.680 USD çektiğinin sabit olduğunu, mahkemece BK. 100 maddesi gereği yapılan düşümün hatalı olduğunu, davanın itirazın iptali davası olduğunu ve sözkonusu ödemelerin davadan önce yapıldığına göre, davacının bu kısmı işbu davada talep etmede hukuki yararının olmadığı,bu nedenle takipten sonra dava tarihinden önce yapılan toplam 59.394,58 TL ödemeninde hesaplanan asıl alacaktan düşülerek hüküm kurulması gerekirken bu hususun gözetilmemesi,

3- Bilirkişi raporunda 3.şahıs ...Triko'ya yapılan 16.634 USD ödemenin hesaptan düşülmesi gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemenin bu ödemeyi dikkate almadığını, halbuki ... Triko'nun işbu bedeli aldığına dair yazılı beyanı ve davacı defterlerinde borç kaydının mevcut olduğunu,

4- Yine dosyada 3.kişi ... Tekstilin ödemeyi müvekkilinden aldığının yazılı beyanla sabit olup davacının yoğun baskıları sonucu değiştirilen beyana itibar edilemeyeceğini, ,bu ödemeninde düşülerek hüküm kurulması gerektiğini,

5-Ortaklıktan ayrılma ve hisse devrinde müvekkiline ödendiği beyan edilen fakat ödenmeyen devir bedeli 40.000,-TL nin de asıl alacaktan takas-mahsup edilmesi gerektiğini,

6-Alacak likit olmadığından aleyhlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığı, Davacının da icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini;

7- karşı dava yönünden bilirkişi incelemesi ile müvekkilinin kıdem ve ihbar tazminatı alacağının tespit edildiğini, tümden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirket müdürünün kıdem tazminatı alamayacağına dair herhangi bir mevzuat hükmü olmadığını, belirterek mahkeme kararının kaldırılarak , yeniden yargılama yapılarak yada düzeltilerek hüküm kurulmasını talep etmiştir.

Davacı - karşı davalı vekilinin İstinaf sebepleri:

1- Asıl davanın tamamının kabulüne karar verilmesi gerekirken, kısmen kabul kararı verilmesinin, yeminin kesin delil olması ilkesine ve yeminin bölünmezliği ilkesine aykırı olduğunu,

2- Davalının üçüncü şahıslara elden nakden ödeme yaptığına dair iddiasının çürütüldüğünü, davalının şirket borcunu ödeyeceğine dair taraflar arasında bir anlaşma olmadığını, bankadan makbuz karşılığı çekilen paraların, ödendiği iddiasını davalının kesin delillerle ispatlamak zorunda olduğunu, makbuzların HMK 189 gereği hukuka aykırı yollardan elde edilen delil hükmünde olduğunu, mahkeme kararının usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve belgelerin aksinin senet veya kesin delillerle ispatlanmaması kuralına ve ikrarın kesin delil olma kuralına da aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile davanın esası hakkında düzeltilerek yeniden davanın esası hakkında karar verilmesini, mahkeme kararının kaldırılarak asıl davanın tamamının kabulüne, itirazın tümden iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Taraflar arasındaki asıl dava,eski ortak ve şirket müdürü olan davalının ortaklıktan ve müdürlükten ayrıldıktan sonra haksız ve hukuka aykırı olarak davacı şirkete ait hesaplardan çekip iade etmediği iddia olunan para alacağına ilişkin takibe itirazın iptali davası( İİK.nun 67 maddesi ),karşı dava ise,davalı-karşı davacının işçi alacaklarının tahsili davasıdır.

Yerel mahkemece,itirazın iptali davasının kısmen kabul,kısmen reddine,davacı-karşı davalı lehine icra inkar tazminatı hükmedilmesine,karşı davanında reddine karar verilmiş,bu karara karşı heriki tarafta yukarıda açıklanan sebeplerle,istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Dairemizce inceleme,HMK.nun 355 maddesi kapsamında,tarafların istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmış,yargılamada kamu düzenine aykılık tespit edilmemiştir.

Davalı -karşı davacının,taraflar arasındaki sözlü anlaşmanın ispatı için teklif ettikleri yeminin karşı taraf vekilince duruşmada kabul edilmemesi nedeniyle bu hususu ispat ettikleri için,yeniden kendilerine yemin metni sunmak için süre verilmesine ve davacı-karşı davalı şirket temsilcisine yemin teklifinin tebliğine ve akabinde yapılan yemine göre karar vermesinin doğru olmadığına ilişkin istinaf sebenin yerinde olmadığı,zira yemin teklifini kabul özel yetkisi bulunmayan vekil yerine HMK.nun 74,225 vd maddelerine uygun olarak,yemin metni sunulması için davalı-karşı davacı vekiline süre verilmesi,akabinde sunulan yemin metni ve teklifinin, davacı-karşı davalı tüzel kişinin temsilcisine usulüne uygun meşruhatlı davetiye ile tebliğ edilip,duruşmada usulüne uygun yaptırılan yemin doğrultusunda hüküm kurulmasında,usul hukukuna aykırı bir durum bulunmamaktadır.

Davalı - karşı davacının ,takip tarihinden sonra,dava tarihinden önce yapılan ödemeler nedeniyle, bu ödemelerin TBK.nun 100 maddesine düşümleri yapılarak dava tarihi itibarıyla alacak miktarının belirlenmesine yönelik istinaf sebebide yerinde değildir.İtirazın iptali davasında,borçlu,ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın ,bütün itiiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden mahkemenin,borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak,ödemenin takip konusu alacamla ilgili olduğunu belirlemesi halinde,alacaklının dava tarihi itibarıyla talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Mahkemede, bu esaslar doğrultusunda,alacak miktarını dava tarihi itibarıyla belirlemiştir.(Yargıtay HGK nun 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E, 2018/1111K sayılı ilamı da bu yöndedir.

Davalı-karşı davacının istinaf sebeplerinin 3,4,5 nolu bentlerinde ileri sürdüğü,...Trikoya, ... Tekstile yaptığı ödemelerin ve almadığı hisse devir bedelinin borcundan düşülmesine yönelik istinaf sebepleri bakımından; , yerel mahkeme gerekçesinde de vurgulandığı üzere,davalı-karşı davacı tarafından ödeme belgesi ile... Triko cari hesap dökümlerinin uyuşmadığı,bu sebeple ... Triko carisine ilişkin döküme itiibar edilmesi gerektiği,bu dökümlerde de ... tarafından ödendiği iddia edilen 07.11.2012 tarihli 16.634 USD bedelli çekin avans çeki olarak ... Trikoya verildiğinin ve iadesi ile borcun kapatıldığının yazılı olduğu,...in çek bedelini ödediğini ispat edememesi nedeniyle bu çek bedelinin borçtan düşülmemesinde ve yine ...

firmasından temin edilip sunulan makbuzun , aynı firmaca daha sonra hatıra binaen verildiğini bildirmesi karşısında,afaki olarak düzenlenen bu makbuza itibar edilmemesinde,noterlik belgesinde hisse devir bedelinin nakten ve tamamen alındığının yazılı olup, Davacı şirket temsilcisi ...n da yemininde elden 40.000 TL para almadığını bildirmesi karşısında bu bedelinde hesaplanan borçtan düşülmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığından,bu istinaf sebepleride yerinde değildir.

Bankadan çekilip iadesi istenen para alacağı takip tarihi itibarıyla belli olup, likit olan bu alacak nedeniyle davacı-karşı davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından,yine davacı şirketin ortağı ve temsilci müdürü olarak organ konumundaki Davalı-karşı davacının işçi alacakları ve ispat edilemeyen ücret alacağına ilişkin karşı davanın reddedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığından,davalı -karşı davacının bu yönlere ilişen istinaf sebepleri de yerinde değildir.

Davacı-karşı davalının asıl davanın tamamen kabul edilmesi,kesin delil olan yeminin bölünemeyeceği,ödeme iddialarının kesin delillerle ispat etmesi gerektiğine yönelik istinaf sebepleri de yerinde değildir. Mahkemece, taraflarında kabulünde olup uyuşmazlık konusu olmayan,ortaklıktan çıkıp müdür sıfatı kalktıktan sonra davalı-karşı davacı ... tarafından davacı şirketin banka hesabından çekilip iade edilmeyen tutardan,davalının sunduğu banka dekontu,makbuz ve ödeme belgeleri ve davacı şirketin lehe delil vasfı olmayıp aleyhe delil niteliği bulunan ticari defter ve kayıtları değerlendirilerek,... tarafından davacı şirket adına davadışı üçüncü gerçek ve tüzel kişilere yapılan ve davacı şirketin borcunu azaltan işlemler olarak değerlendirilen,dosya kapsamına göre kuşku içermeyen ödeme belgesi ve makbuzlardaki ödeme tutarlarının düşülerek belirlenen alacak miktarı üzerinden kısmen kabul yönünde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi,yemin sözlü anlaşma ve hisse devir bedeli konusunda yaptırılmış olup yemin doğrultusunda ispatlanamayan bu vakıalar sabit görülmeyerek alacak miktarı belirlendiğinden,yeminin bölünmesi söz konusu olmadığından,sunulan ödeme makbuz ve belgelerinin sıhhati tartışılıp hukuka aykırı olmayanlar delil olarak değerlendirildiğinden,HMK 189 maddesine aykırılık bulunmadığından, davacı -karşı davalının tüm istinaf sebepleri yerinde değildir.

Açıklanan gerekçelerle tarafların istinaf sebepleri yerinde olmadığından,heriki tarafında istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-b-1 maddesi gereği reddine yönelik aşağıdaki gibi karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekillerinin istinaf başvurularının HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Asıl dava yönünden; Alınması gereken 12.038,14 -TL istinaf karar harcından davalı-karşı davacı ... tarafından peşin yatırılan 3.009,53- TL harcın mahsubu ile bakiye 9.028,61- TL'nin davalı-karşı davacı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına,

Alınması gereken 35,90 TL istinaf karar harcından davacı-karşı davalı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından yatırılan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50 TL'nin davacı-karşı davalı ... Tic. Ltd. Şti.'den alınarak hazineye gelir kaydına,

Karşı dava yönünden; Alınması gereken 35,90- TL istinaf karar harcından davalı-karşı davacı ... tarafından peşin yatırılan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50- TL'nin davalı-karşı davacı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına,

İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.20/09/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/278175 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Kısmen onandı, kısmen bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/314 E. 2020/152 K. · Kısmen onandı, kısmen bozuldu

1996-2004 dönemi işçilik alacağı iş mahkemesinde görülmelidir

Gerekçe özeti

Bir belgede adı geçen kişilere ödeme yapıldığı savunulsa dahi, bu kişilerle şirket arasında ticari ilişki bulunmadığı bilirkişi incelemesiyle saptanmışsa, ödemenin şirket borcu için yapıldığının kabulü doğru olmaz. Yönetici ve ortak sıfatıyla çalışılan dönem bakımından işçi-işveren ilişkisi bulunmadığından işçilik alacağı talep edilemez; buna karşılık işçi sıfatıyla çalışıldığı ileri sürülen dönem yönünden istem tefrik edilerek, 5521 sayılı Kanun m.1 uyarınca görevli iş mahkemesi lehine görevsizlik kararı verilmelidir.

Emsal değeri

İşçi sıfatıyla çalışıldığı ileri sürülen döneme ilişkin işçilik alacağı isteminin tefrik edilerek iş mahkemesi lehine görevsizlik kararı verilmesi gereği bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: itirazın iptali işçilik alacağı işçi-işveren ilişkisi yönetici-ortak sıfatı tefrik görevsizlik ispat yükü bilirkişi incelemesi

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2019/314 E.  ,  2020/152 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/09/2017 tarih ve 2014/389 E- 2017/700 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 20/09/2018 tarih ve 2018/262 E- 2018/1096 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl dava yönünden davacı-karşı davalı vekili, karşı dava yönünden davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

Davacı-karşı davalı vekili, davalının müvekkilinin eski müdürü olduğunu, müdürlük görevinin sona ermesinden sonra şirketin anka hesaplarından para çektiğini, tüm şifahi görüşmelere rağmen paranın iade edilmediğini davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, ancak itiraz nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiş, karşı davada ise, karşı davacının müvekkili şirkette işçi olmadığını, olsa dahi alacağın zamanaşımana uğradığını savunarak karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı-karşı davacı vekili, çekilen para ile davacı borçlarının ifa edildiğini, ayrcı hisse devri ve müvekkilinin1996 yılından 2012 yılına kadar davalı şirketteki işçilik haklarından kaynaklı alacakları bulunduğunu, varsa bakiye bir şirket alacağının müvekkilinin alacakları ile takas edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, karşı davada, müvekkilinin karşı davalı şirkette 1996-2004 yılları arası işçi statüsünde 2004-2012 yılları arasında ise ortak ve müdür statüsünde çalıştığını, hizmet akdinden kaynaklanan hiçbir alacağının kendisine verilmediğini ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücretleri, yol ve yemek parası, fazla mesai alacakları dini ve milli bayramlardaki çalışma ücreti alacağı için 11.

0000 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Karşı davada, kıdem taminatını 49.360,36 TL ihbar tazminatını 18.666,66 TL olarak ıslah etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, davalının davacı hesaplarından para çektiği, çekilen miktarın bir kısmı ile davacı şirketin borçlarının ödendiği, ancak bakiye bedel olan 175.567,42 TL’nin ödendiğinin davalı tarafından ispat edilmediği, davalı tarafça dava konusu yapılan miktarın davalıda kalacağına dair sözlü anlaşma yapılıp yapılmadığına dair yemin teklif edildiği, davacı tarafça bu şekilde bir anlaşma yapılmadığına dair yemin edildiği, bu durumda davalının çektiği miktarların uhdesinde kalacağına dair iddiasını da ispat edemediği gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, 661,38 TL işlemiş faiz alacağı ve 175.567,42 TL asıl alacak toplamı 176.228,08 TL üzerinden takinin devamına, asıl alacak % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, karşı davada ise karşı davacı ...'in şirketin ortağı ve müdürü olduğu, bu sebeple işçilik hakkından doğan alacakları talep edemeyeceği gerekçesi ile karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince aynı gerekçe ile taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı - karşı davalı vekili asıl dava yönünden, davalı - karşı davacı vekili karşı dava yönünden temyiz etmiştir.

1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince asıl davaya yönelik verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı – karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik aşağıdaki (2) numaralı bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, davalının müdürlük görevinin sona ermesinden sonra davacı şirket hesaplarından çekmiş olduğu bedelin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davalı müdürün çekmiş olduğu miktarın bir kısmı ile şirket borcunu ödemesi, bu kısımlara yönelik iade isteminin reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı şirketin unvan, adres ve telefon bilgilerinin yer aldığı antetli, davalı ...’den Dr. Saad’a verilmek üzere 16.01.2012 tarihinde 5233 USD, Mori’ye verilmek üzere 01.03.2013 tarihinde 326 USD... Mühendis’e verilmek üzere 01.03.2013 tarihinde 3700 USD alındığı hususunun beyan edildiği, davacı şirketin yetkilisince imzalı, tarihsiz belge de nazara alınarak belgede belirtilen miktarların davalı tarafından davacı şirketin borcu nedeniyle anılan kilere verilmek üzere davacıya verildiği kabul edilerek anılan kısmın da dava konusu alacaktan düşülerek bakiye kalan miktara hükmedilmiştir.

Fakat, yapılan bilirkişi incelemesinde belgede belirtilen kişiler ile davacı şirket arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığı saptanmıştır. Bu durumda anılan bedelin belgede belirtilen kişilere davacı şirketin borcunun ödenmesi amacıyla davacıya verildiğinin kabulü doğru görülmemiş, anılan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl davanın bu kısım yönünden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

3- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince karşı davaya yönelik verilen kararın, karşı davacının 2004- 2012 yılları arasında yönetici ve ortak olduğu döneme ilişkin kısmında isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı – karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazının aşağıdaki (4) numaralı bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.

4- Karşı dava; işçilik haklarından kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Karşı davacı, 1996’dan 2004 yılında kadar işçi sıfatıyla, 2004 yılından 2012 yılına kadar da yönetici ve şirket ortağı olarak karşı davalı şirkette çalıştığını ileri sürerek alacak isteminde bulunmuştur. Mahkemece, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Karşı davacının 2004-2012 yılları arasında yönetici ve ortak olduğunu hususu dosya kapsamı ile sabit olup, bu kısım yönünden karar yerindedir. Ancak, karşı davacı 1996’dan 2004 yılında kadar işçi sıfatıyla, karşı davalı şirkette çalıştığını da ileri sürerek alacak isteminde bulunmuştur. Mahkemece, bu döneme ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi doğru olmadığı gibi alacak isteminin bu kısmının işçi işveren ilişkisi iddiasına dayalı olduğu nazara alınarak tefriki ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1'inci maddesi uyarınca iş mahkemelerinin görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, karşı davadada verilen kararın bu kısım yönünden karşı davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı karşı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı karşı davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince asıl davada verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı karşı davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince karşı davada verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1.

maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.