6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Muris payının devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbirde yaklaşık ispat

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1530 E. 2018/1123 K. · · İlk derece: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tespitistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir-İhtiyati Tedbire İtiraz mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Muris paylarının mülkiyeti ve gerçek değeri çekişmeli olduğunda, payların üçüncü kişiye devrinin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebi, HMK 390/3 uyarınca aranan yaklaşık ispat koşulu yerine geldiği için kabul edilebilir; ancak somut olayda şirket yönetiminin ortaklar aleyhine zararlandırıcı bir tasarrufta bulunduğu ispatlanamadıkça denetim kayyımı atanması talebi kabul görmez.

Ele alınan sorunlar

Muris paylarının devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir → ret

İddia: Davalı vekili, davacının davanın konusunu oluşturmayan hususta ihtiyati tedbir talep etmekte hukuki yararı olmadığını, gerçek pay değerinden devralma bildirimi ile mülkiyet ve pay sahipliği haklarının müvekkiline geçtiğini, önalım hakkının sonuçlarının doğduğunu, davacıların hakkının alacak talepleri ile sınırlı olduğunu, ihtiyati tedbir koşullarının bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: HMK 389 uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkânsız hale geleceği hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir; HMK 390/3 uyarınca tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Tarafların iddia ve savunmaları ile dosyaya yansıyan deliller karşısında, dosyanın geldiği aşama itibariyle murisin davalı şirketteki paylarının mülkiyetinin ve değerinin çekişmeli olduğu, dolayısıyla yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmiş olduğu, payların devrinin önlenmesi yönünde tedbir kararı verilmemesi halinde davacıların haklarını elde etmelerinin önemli ölçüde zorlaşabileceği sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

İhtiyati tedbirde teminat alınmaması → ret

İddia: Davalı vekili, teminat alınması talebinin gerekçelendirilmeden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yaklaşık ispat olgusunun gerçekleştiği ve tedbir koşullarının oluştuğu somut olay koşullarında, Mahkemece teminat alınmamasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalı şirkete denetim kayyımı atanması talebi → ret

İddia: Davacı vekili, davalı şirket ortaklarının bilgi vermekten kaçındıklarını, muris ve müvekkillerine yönelik hukuka aykırı borçlandırıcı iş ve işlemler ile mal kaçırma amacıyla şüpheli işlemler yapıldığının tespit edildiğini ileri sürerek şirkete denetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Davacı tarafça ileri sürülen iddialar karşısında şirkete denetim kayyımı atanmasını gerektirecek bir durum bulunmadığı yönündeki İlk Derece Mahkemesinin takdirinde isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket payının mülkiyeti ve değeri çekişmeli olduğunda, payın devrinin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinde HMK 390/3'teki yaklaşık ispat koşulunun ne şekilde değerlendirileceği ile denetim kayyımı atanması talebinin hangi koşullarda reddedileceği konusunda emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir yaklaşık ispat pay devri denetim kayyımı gerçek değerin tespiti önalım hakkı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 493/5TTK 494/2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389HMK 390/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1530

KARAR NO 2018/1123

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/04/2018(Ara karar) ve 24/05/2018 (ikinci ara karar)

NUMARASI 2018/249 Esas

DAVA

Şirket Payının Gerçek Değerinin Tespiti

TALEP İhtiyati Tedbir-İhtiyati Tedbire İtiraz

İSTİNAF KARAR TARİHİ 01/10/2018

Mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabul, kısmen reddine yönelik olarak verilen 16/04/2018 tarihli kararına süresi içinde davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından, ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine yönelik olarak verilen 24/05/2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı/itiraz eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TALEP

Davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekili, müvekillerinin murisi ...’ın 14/10/2017 tarihinde vefatı üzerine malvarlığının tespiti amacıyla tereke davası açıldığını, aynı zamanda müvekkillerinin murisin ortağı olduğu davalı şirkete ve davalı şirket ortaklarına 25/12/2017 tarihli ihtarname göndererek murisin pay sahibi olduğu hisselerin müvekkilleri adına devrinin yapılmasının ihtar edildiğini, şirket ortaklarının ihtarnameye olumsuz cevap verdiklerini ve bilgi vermekten kaçındıklarını, davalı şirketin 16/03/2018 tarihli cevabi ihtarında müvekillerinin paylarının TTK 493.maddesi kapsamında gerçek değerinden satın alınacağının ihtar edildiğini, bunun üzerine müvekkillerince davalı tarafça bildirilen değerin gerçek değerin çok altında olması nedeniyle itiraz edildiğinin, teklifin reddedildiğinin açıkça belirtildiğini ileri sürerek TTK 493/5 maddesi uyarınca murisin davalı şirket nezdinde bulunan paylarının dava tarihi ve hükme en yakın tarih itibariyle tespitine, müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğramasının önlenmesi, davalı şirket malvarlığının korunması ve şirketin zararlandırıcı faaliyetlerinin önüne geçilmesi amacıyla dava sonuçlanıncaya kadar davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına,ayrıca şirket hisselerinin devrinin önlenmesi yönünde teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ

İlk derece mahkemesinin 16/04/2018 tarihli ara kararı ile, dava sonuçlanıncaya kadar davalı şirketin payların devrini yapması halinde davacıların mevcut durumunda bir değişme olacağı ve haklarını elde etmelerinin önemli ölçüde zorlaşacağı, dolayısıyla payların devrinin engellenmesi yönündeki talebin haklı olduğu, ancak mevcut delil durumuna göre davalı şirketin yönetim kurulunun davacı ortaklar aleyhine zararlandırıcı, ortaklık paylarının değerinin düşmesine neden olacak karar ve tasarrufta bulunduklarının anlaşılamadığı gerekçesiyle davacı tarafın muris hisselerinin devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir isteminin teminatsız olarak kabulüne, davalı şirkete denetim kayyımı atanması yönündeki talebin ise reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Yine bu karara davalı vekili itiraz etmiş, mahkeme 24/05/2018 tarihli duruşmada itirazı değerlendirmiş, mahkemenin 24/05/2018 tarihli ara kararı ile, TTK 494/2 maddesi uyarınca muristen gelen şirket paylarının mülkiyetinin murisin ölümü ile derhal mürasçılar olan davacılara geçtiği, dolayısıyla davalı vekilinin aksi yöndeki savınmasının yerinde olmadığı, ancak davalı tarafın payların mülkiyetinin kendilerinde olduğunu düşünmesi nedeniyle paylar üzerindeki mülkiyet hakkının korunması gerektiği, tedbir kararı verilmemesi halinde davacıların muhtemel ciddi zararları olabileceği, ayrıca davacıların kendilerine ait paylar için teminat yatırmalarının da doğru olmayacağı, kaldı ki davalı şirket onay vermediği müddetçe davacıların ortaklık haklarını kullanmalarının mümkün olmadığı, dolayısıyla davalının bu tedbir kararından doğacak bir zararının da olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin payların devrinin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir kararına itirazının reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı/İhtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket ortaklarının müvekkiline bilgi vermekten kaçındıklarını, ayrıca tereke davasında incelenen kayıtlardan muris ve müvekkillerine yönelik bir takım hukuka aykırı borçlandırıcı iş ve işlemler yapıldığının ve mal kaçırma amacıyla şüpheli işlemler yapıldığının tespit edildiğini, davalı tarafın şirket paylarını devralmayı önermeleri ile artık payların mülkiyetinin şirkete geçtiğini ve paylar üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunabileceklerini iddia ettiklerini, oysa teklif edilen bedel gerçek değerin çok altında olduğu gibi mirasçılar tarafından kabul edilmiş bir bedel de olmadığını belirterek şirkete denetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tadbir kararı verilmesini talep etmiştir.

Davalı/İhtiyati tedbire itiraz eden vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; davacının davanın konusunu oluşturmayan hususta ihtiyati tedbir talep etmekte hukuki yararı olmadığını, müvekkilinin gerçek pay değerinden devralma bildirimi ile mülkiyet ve paysahipliği haklarının müvekkiline geçtiğini, mahkemece bu durumun gözardı edildiğini, müvekkili açısından önalım hakkının sonuçlarının doğduğunu, davacıların hakkının alacak talepleri ile sınırlı olduğunu, ihtiyati tedbir koşullarının da bulunmadığını, teminat alınması talebinin gerekçelendirilmeden reddedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek ihtiyati tebdir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, TTK 493/5 maddesi uyarınca şirket payının gerçek değerinin tespiti istemine ilişkin olup, davacı taraf aynı zamanda muris paylarının devrinin önlenmesi ve şirkete denetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davacılar, davalı şirketin hissedarı olan murisin vefatından sonra davalı şirkete ihtarname gönderilerek payların kendileri adına devrinin sağlanmasını talep ettiklerini, davalı şirketin payları gerçek değeri ile devralmayı önerdiğini, ancak teklif edilen bedelin gerçek değerin çok altında olması nedeniyle teklifin reddedildiğini ileri sürerek payların gerçek değerinin tespitini talep etmişler, davalı ise payların gerçek değerinden devralma önerisi ile paylarının mülkiyetinin kendisine geçtiğini, önalım hakkı doğduğunu, davacıların ancak alacak talebinde bulunabileceklerini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi 16/04/2018 tarihli ara kararı ile muris paylarının devrinin önlenmesi yönünde takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı vermiş, davalı şirkete denetim kayyımı atanması talebini ise reddetmiştir, 24/05/2018 tarihli ara kararı ile de davalı vekilinin pay devrinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararına itirazının reddine karar vermiştir.

HMK'nın 389. maddesi, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. "şeklindedir.

Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.

Somut olayda, tarafların iddia ve savunmaları ile dosyaya yansıyan deliller karşısında dosyanın geldiği aşama itibariyle murisin davalı şirketteki paylarının mülkiyetinin ve değerinin çekişmeli olduğu, dolayısıyla yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmiş olduğu, payların devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde davacıların haklarını elde etmelerinin önemli ölçüde zorlaşabileceği sonuç ve kanaatine varılmış olup, Mahkemece teminat alınmamasında da usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.

Diğer taraftan, davacı tarafça ileri sürülen iddialar karşısında şirkete denetim kayyımı atanmasını gerektirecek bir durum olmadığı yönündeki İlk derece Mahkemesinin takdirinde de bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekilinin ve davalı/ihtiyati tedbire itiraz eden vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekilinin ve davalı/ihtiyati tedbire itiraz eden vekilinin istinaf başvurularının HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

Peşin harçların karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan giderlerin üzerlerinde bırakılmasına,

Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 362.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 01/10/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/277078 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.