6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kefalet tarihi bulunmayan kefalet beyanının TBK 583 gereği geçersizliği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1447 E. 2018/1222 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla imza bulunsa da kefalet beyanında kefalet tarihi yer almıyorsa, TBK 583/1 uyarınca kefalet sözleşmesi şekil şartını taşımadığından geçersizdir; bu geçersizlik kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re'sen incelenir ve tarafların bu hususu ileri sürmemiş olması sonucu değiştirmez.

Ele alınan sorunlar

Kefalet beyanında tarih bulunmamasının kefaletin geçerliliğine etkisi → ret

İddia: Davacı vekili, kefalet tarihinin sözleşme tarihi ile aynı olduğunun aşikar olduğunu, davalının ödeme planlarında da kefil olarak imzasının bulunduğunu ve yargılama sürecinde davalı tarafından kefaletin geçersizliğinin ileri sürülmediğini belirterek ilk derece kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 583/1 uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Somut olayda davalının 21/06/2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, ancak sözleşmenin kefalet beyanı kısmında kefalet tarihinin bulunmadığı hususunda ihtilaf yoktur. Akdin sıhhatinin şekle tabi kılındığı hallerde, kanunun öngördüğü şekilde yapılmayan akitler geçersiz olduğundan bu husus mahkemece kendiliğinden incelenmelidir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 12.4.1944 tarih 14-13 sayılı kararı). Davacı vekilinin davalı tarafından kefaletin geçersizliğinin ileri sürülmediği yönündeki istinaf nedeni bu itibarla yerinde değildir; kefalet tarihinin sözleşme tarihi ile aynı olduğu ve davalının ödeme planlarında kefil olarak imzasının bulunduğu yönündeki iddialar da dinlenebilir ve yasal görülmemiştir. Davalının kefaletinin geçerli olmadığı, dolayısıyla bu sözleşmeden kaynaklanan borç sebebiyle davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği sonucuna varan İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin hükmü yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kefalet beyanında tarih unsurunun bulunmamasının TBK 583/1 kapsamında şekil eksikliği sayılarak kefaletin geçersizliğine yol açtığı ve bu geçersizliğin taraflarca ileri sürülmese de mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği yönündeki değerlendirme, benzer kefalet-şekil şartı uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet sözleşmesi şekil şartı kefalet tarihi müteselsil kefalet re'sen inceleme itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 583/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1447

KARAR NO 2018/1222

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/04/2018

NUMARASI 2017/655 E.-2018/377 K.

DAVA

İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/10/2018

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı .... Ltd. Şti. arasında akdedilen Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmelerinden 21/06/2013 tarihli sözleşmenin davalı tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, sözleşmeler uyarınca kullandırılan kredilerin geri ödemesinin zamanında yapılmaması nedeniyle hesap kat edilerek ihtarnameler keşide edildiğini, buna rağmen ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı taraf davaya yasal sürede cevap vermemiş, davalı vekili yasal süreden sonra sunduğu beyan dilekçesinde müvekkilinin 21/06/2013 tarihli sözleşmeye eş rızası için olduğunu düşünerek imza attığını, oysa imzanın kefil sıfatıyla alındığını, ayrıca bu sözleşmenin müvekkilinin eski eşi olan ... tarafından müvekkiline zorla dayatılan ve imzalatılan bir sözleşme olduğunu, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, takibin 21/06/2013 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefalet beyanına dayalı olarak başlatıldığı ancak davalının kefalet beyanında tarih bulunmadığından ,TBK 583 gereği davalının kefaleti geçersiz olduğu ve geçerlilik koşullarının re'sen incelenmesi gerektiğinden davanın reddine, davalı tarafın şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, davalının kredinin kullanılmasından fayda sağladığını, eşinin şirketinin kullanılan kredi ile finansman sağladığının açıkça ortada olduğunu, tarih olmadığı iddia edilen kredi sözleşmesinin tarihinin belirli olup, anılan sözleşmede daha sonra limit arttırımı dahi yapılmadığını, kefalet tarihinin sözleşme tarihi ile aynı olduğunun açıkça göstergesi olduğunu, ayrıca dosya içerisinde yer alan taksitli ticari kredi ödeme planındaki taksit tarihlerinin davalının hangi tarihte kefil olduğuna da karine teşkil etttiğini bu hususlarda hiçbir araştırma yapılmaksızın davalının da beyanı olmadığı halde verilen red kararının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğinden bozulması gerektiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava,davalının genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalaması nedeniyle kefalet sorumluluğuna dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

TBK 583/1.maddesinde ; kefalet sözleşmesi ,yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı düzenlenmiştir.

Somut olayda davalı hakkındaki takibin 21/06/2013 tarihli genel kredi sözleşmesindeki müteselsil kefaletine dayalı olarak başlatıldığı,davalının 21/06/2013 tarihli sözleşmede davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, ancak sözleşmenin kefalet beyanı kısmında kefalet tarihinin bulunmadığı hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır.Davacı vekili kefalet tarihinin genel kredi sözleşmesi ile aynı tarihli olduğunun aşikar olduğunu ve yargılama sürecinde davalı tarafından kefaletin geçersizliğinin ileri sürülmediğini beyan etmektedir.

Akdin sıhhatinin şekle tabi kılındığı hallerde ,kanunun öngördüğü şekilde yapılmayan akitler geçersiz bulunduğundan ,bu yönün mahkemece kendiliğinden incelenmesi gereklidir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 12.4.1944 tarih 14-13 sayılı kararı )Davacı vekilinin .davalı tarafından kefaletin geçersizliğinin ileri sürülmediği yolunda ki istinaf nedeni yerinde bulunmamaktadır.Bu sebeble davacı tarafın kefalet tarihinin sözleşme tarihi ile aynı olduğu ve davalının ödeme planlarında da kefil olarak imzasının bulunduğu yönündeki iddiaları dinlenebilir ve yasal görülmemiştir.Davalının kefaletinin geçerli olmadığı, dolayısıyla bu sözleşmeden kaynaklanan borç sebebiyle davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği sonucuna varan İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin hükmüne yönelik ileri sürülen istinaf sebebleri yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 11/10/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/276655 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2488 E. 2020/3590 K. · Onandı

Kefalet beyanında kefalet tarihinin bulunmamasının kefaleti geçersiz kılması

Gerekçe özeti

Kefalet şekle tabi bir akittir; kefalet beyanında kanunun öngördüğü unsurlardan olan kefalet tarihinin bulunmaması kefaleti geçersiz kılar. Şekle tabi akitte şekil eksikliği mahkemece re'sen incelenir; geçersiz kefalet sözleşmesinden kaynaklanan borç sebebiyle kefilin sorumluluğuna gidilemez.

Emsal değeri

Kefalet beyanında kefalet tarihinin bulunmamasının kefaleti geçersiz kılması ve bu şekil eksikliğinin mahkemece re'sen incelenmesi bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: kefalet sözleşmesi müşterek borçlu müteselsil kefil şekil şartı kefalet tarihi geçersizlik re'sen inceleme

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/2488 E.  ,  2020/3590 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.04.2018 tarih ve 2017/655 E- 2018/377 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.10.2018 tarih ve 2018/1447 E- 2018/1222 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı Kubbe Mekan Yatırımları Ltd. Şti’nin kullandığı genel nakdi ve gayri nakdi krediler için imzalanan sözleşmeyi davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine borçlulara keşide edilen ihtarnamelere rağmen ödeme yapılmaması üzerine başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davalının krediyi kullanan dava dışı şirketin ortağı ya da yöneticisi olmadığını, eşinin ticari geleceğinin tehdit altında olduğunu düşünerek ticari faaliyetine devam edebilmesi için sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığını, bu sebeple kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu sözleşmenin kefalet beyanı kısmında kefalet tarihi bulunmadığından davalının kefaletinin geçerli olmadığı, bu sözleşmeden kaynaklanan borç sebebiyle davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine, davalının süresinde kötüniyet tazminatı talebinde bulunmamış olması ve davacının kötüniyetli olarak icra takibi yaptığı hususu ispat edilemediğinden davalının da kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinafa başvurulmuştur.

Bölge adliye mahkemesince, 21.06.2013 tarihli sözleşmede davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, sözleşmenin kefalet beyanı kısmında kefalet tarihinin bulunmadığı hususlarında ihtilaf bulunmadığı, akdin sıhhatinin şekle tabi kılındığı hallerde kanunun öngördüğü şekilde yapılmayan akitler geçersiz bulunduğundan bu hususun mahkemece kendiliğinden incelenmesinin gerekli olduğu, davalının kefaletinin geçerli olmadığı, dolayısıyla bu sözleşmeden kaynaklanan borç sebebiyle davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, dosyanın İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.