6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul kararının yürütmesinin durdurulması talebinin reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1860 E. 2018/1346 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Genel kurul kararının iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İhtiyati tedbir (yürütmenin geri bırakılması) talebi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

TTK 449 uyarınca genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması talebinde, kanunda özel düzenleme bulunmadığından HMK'nın ihtiyati tedbir hükümleri tamamlayıcı olarak uygulanır; talep eden taraf, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmeli ve hakkın elde edilmesinin zorlaşacağına veya ciddi bir zarara ilişkin somut emare göstermelidir. Bu yönde yaklaşık kanaat oluşturacak bilgi ve belge bulunmaması halinde, taraflar arasındaki menfaat dengesi de gözetilerek tedbir talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması (TTK 449) koşullarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davacı, ibra edilmeme ve yönetim kurulu üyeliğine seçilmeme yönündeki genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulmaması halinde, aktif olarak şirket yönetimine katılamaması ve CEO ücretini tahsil edememesi nedeniyle telafisi imkansız zararlara uğrayacağını, hakim ortağın mali durumu gözetildiğinde şirketin geri dönülemez taahhütler altına girebileceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 449. maddesinde geçici hukuki korumanın hangi hallerde verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir. HMK 389 uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği veya gecikme nedeniyle ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde tedbir kararı verilebilir. HMK 390/3 uyarınca tedbir talep eden taraf, dayandığı sebebi ve türünü açıkça belirtmeli ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. Somut olayda, beyanları alınan yönetim kurulu üyelerinin olumsuz görüş bildirmiş olmaları da gözetildiğinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ilişkin yaklaşık kanaat oluşturacak bilgi ve belge dosyada bulunmamakta, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emare de mevcut değildir. Tarafların menfaat dengeleri de gözetilerek, ilk derece mahkemesinin icranın durdurulması talebinin reddine dair kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK 449 uyarınca genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması talebinde, TTK'da özel düzenleme bulunmaması nedeniyle HMK'nın ihtiyati tedbir hükümlerinin (HMK 389, 390/3) tamamlayıcı olarak uygulanacağı ve yaklaşık ispat ile ciddi zarar emaresi aranacağı yönündeki tespiti bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali yürütmenin geri bırakılması (icranın durdurulması) TTK 449 ihtiyati tedbir yaklaşık ispat menfaat dengesi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 449 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389HMK 390/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1860

KARAR NO 2018/1346

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/07/2018 Tarihli Ara Karar

NUMARASI 2018/483 Esas

TALEP GK Kararının icrasının durdulması

İSTİNAF KARAR TARİHİ 01/11/2018 (25/11/2018 yazım tarihli )

İhtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin 12/07/2018 tarihli ara kararın davacı vekilince istinafı üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin paydaşı olup , şirketin 14.05.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan 6 nolu kararla müvekkilinin ibra edilmeyerek hakkında sorumluluk davası açılmasına,7 nolu kararla,esas sözleşmeye aykırı olarak kendisi yerine hakim ortak tarafından önerilen ...'ın YK üyesi olarak atanmasına karar verildiğini,hakim ortak tarafından atanmış olan 3 yönetim kurulu üyesinin kendi hisselerine tekabül eden oylarla ibra edilmesine rağmen müvekkilinin ibra edilmemesinin TTK 357 maddesinde öngörülen eşit davranma ilkesine ve dolayısıyla dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,azlık hissedarları tarafından aday gösterilen müvekkilinin yönetim kuruluna atanmayarak tüm yönetim kurulu üyelerinin hakim ortak tarafından aday gösterilen üyelerden atanmasının esas sözleşmenin 12.

maddesine aykırı olduğunu,zira bu madde ile hakim ortağın 3 , diğer azınlık hissedarlarında 1 YK üyelik hakkı bulunduğunu, TTK.nun 360 maddesi gereği, YKnda temsil edilme hakkına sahip grup yada azınlık tarafından aday önerilmesi yönteminin tercih edilmesinin bağlayı olduğu, önerilen adayın haklı nedenle seçilememesi dışında, genel kurulun bu aday dışında başka bir kişiyi üye olarak seçemeyeceğini, TTK.nun 449 maddesi gereği, kararın icrasının pay sahipleri bakımından telafisi güç veya imkansız zararlara neden olacak nitelikte olması halinde icranın durdurulmasına karar verilmesi gerekeceği genel kurulda alınan 6 ve 7 nolu kararların yürütmesinin durdurulması kararı verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili ; genel kurul kararından sonra istifa eden YK üyesi yerine davacının seçildiğinin davacıya 01.06.2018 tarihli noterlik ihtarıyla bildirilmesine rağmen şart koşarak bunu kabul etmediğini, bu nedenle yönetim kurulu üyeliğine seçilmeme kararının konusuz kaldığı gibi, bu durumun davacı taraf için herhangi bir surette telafisi zor veya imkansız zarara yol açmayacağı gerçeğini ortaya çıkardığını, yine ibra edilmeme kararının yürütmesinin durdurulmamasının ne gibi telafisi imkansız zarara yolaçacağının açıklanmadığı, davacı tarafındanda diğer YK üyelerinin ibra edilmemesine rağmen kendi ibra edilmemesini iptal davasına konu etmesinin çelişkili davranış yasağı kapsamında kaldığını belirterek davanın ve yürütmeyi durdurma taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece 12/07/2018 tarihli ara karar ile; Anonim Şirket Genel Kurul Kararı aleyhine dava açılması kararın geçerliliğini etkilemeyeceğinden, uyuşmazlık konusu kararın uygulanmasının devamında önlenemeyecek zararların olacağı kanısına varılmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafın ve diğer azınlık hissedarlarının ihtiyati tedbir verilmemesi nedeniyle ciddi ve geri dönülemez zararlara uğrayacağı,müvekkilinin aktif olarak davalı şirketin yönetimine katılamıyor olması nedeniyle ekonomik olarak zor durumda olan davalı şirketin hakim hissedarı konumunda bulunan ... Holding'in Bankalardan yapılandırma talebinde bulunduğuda gözetildiğinde, davalı ... altından kalkamayacağı ve geri dönülemez taahhütler altına sokabileceği, davalı şirkette CEO olarak görev yapması ve aylık ücretinin 30.000 USD olması nedeniyle yürütmenin durdurulmaması halinde alacağı bu ücretin tahsilinin imkansız hale gelebileceğini, ileri sürülerek,davada verilen ara kararın kaldırılmasına,yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Talep, TTK'nın 449. maddesi uyarınca, genel kurul kararlarının iptali davasında, dava konusu genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması istemine ilişkindir.Mahkemece yönetim kurulu üyelerinin görüşünün alınması yönündeki şart yerine getirilmiştir..

TTK'nın 449. maddesinde hangi hallerde bu geçici hukuki koruma kararının verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.

Somut olayda;14.05.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan davacının ibra edilmeyip hakkında sorumluluk davası açılması ve YK üyesi olarak atanmamasına ilişkin 6 ve 7 nolu kararların yürütmesinin durdurulmaması halinde,beyanları alınan YK üyelerinin olumsuz görüş bildirmiş olmaları da gözetildiğinde, hakkın elde edilmesi veya önemli ölçüde zorlaşacağına ilişkin yaklaşık kanat oluşturacak bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında olmaması,tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmadığı, tarafların menfaat dengelerinin de gözetilerek ilk derece mahkemesince icranın durdurulması talebinin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden davacı /ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine .

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/11/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/276071 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.