6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Devir öncesi fazla ödeme iddiasının ispatlanamaması nedeniyle istirdat reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1368 E. 2019/1099 K. · · İlk derece: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan Mükerrer Tahsilat ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Devir öncesi borcun bulunmadığı ve fazla ödeme yapıldığı iddiasıyla açılan istirdat davasında, davacı tarafın devir tarihlerinden sonraki tarihli yazılarıyla borcu kabul ettiğinin belgelerle sabit olması ve yerinde inceleme yapılarak düzenlenmiş bilirkişi raporuyla borcun devam ettiğinin tespit edilmesi halinde, fazla ödeme iddiası ispatlanamamış sayılır ve istirdat talebi reddedilir. Ayrıca, alacağın üçüncü kişiye temliki karşılığında ödendiği ileri sürülen bedelin iadesini talep etme hakkı, temlik sözleşmesinin tarafı olmayan davacıya değil, temlik alan üçüncü kişiye aittir.

Ele alınan sorunlar

İhbar olunana yapılan ödemenin (temlik bedeli) istirdadını talep hakkının kime ait olduğu → ret

İddia: Davacı, ihbar olunan üçüncü kişiye yapılan devrin, temlik şartlarının davalı tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle geçersiz hale geldiğini, devre konu dosyalarda gerçekte alacak bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davanın konusu, ihbar olunan üçüncü kişiye devir öncesinde davalılarca yapıldığı ileri sürülen fazla tahsilatların istirdadıdır; ihbar olunan adına yapıldığı ileri sürülen 250.000-TL ödeme açıkça dava konusu yapılmamıştır. Kaldı ki bu ödeme dava konusu yapılmış ve davacı tarafça yapılmış olsa bile, ödeme üçüncü kişi (temlik alan) adına yapıldığına göre temlik sözleşmesinin geçersizliğini ve bu sözleşme uyarınca ödenen bedelin iadesini talep hakkı davacı şirkete değil, temlik alan şahsa aittir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İstirdat davasının hukuki niteliği (İİK 72/7 anlamında cebri icra tehdidiyle ödeme mi, hataen ödeme mi) → tartışılmadı

Gerekçe: İş bu davada İİK 72/7 madde uyarınca borçlu olunmadığı bilindiği halde cebri icra tehdidi altında yapılan ödemelerin istirdadı istemi söz konusu olmayıp, aksine ödeme yapıldığı tarihte borçlu olunduğu sanılarak hataen yapılan ödemelerin istirdadı istemi söz konusudur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacı şirketin taraf ve dava ehliyeti (sicilden terkin ve ihya) → kabul

Gerekçe: UYAP üzerinden incelenen Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ilgili dosyasından, davanın açıldığı tarihte davacı şirketin sicilden terkin edilmiş olduğu, yargılama sırasında adı geçen mahkemenin kararı ile davacı şirketin ihyasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüş olmakla, davacının taraf ve dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Devir öncesi/sonrası fazla ödeme iddiasının ispatı → ret

İddia: Davacı, tasfiye sırasında alınan rapora göre TMSF'na devrolunan bankalara ve devir sonrası TMSF'na yapılan ödemelerin fazla olduğunun tespit edildiğini, bu hususun banka kayıtlarından da anlaşıldığını, ilk derece mahkemesinin şirket tasfiye memurunun borç kapatma teklifine dayanmasının da hatalı olduğunu, zira tasfiye memurunun devirden 7 ay sonra atandığını ve şirketi tam temsil yetkisinin bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dosyada mevcut, tarafların kabulünde olan borç kapatılmasına ilişkin yazılardan; davacı şirket yetkilisince 18.08.2011 tarihli yazıyla şirketin tüm borçlarına karşılık 125.000-TL teklif edildiği, 27.12.2011 tarihli belgeyle de TMSF'den devredilen risklerle ilgili olarak 250.000-TL (BSMV ile 262.500-TL) ödeme karşılığında hacizlerin fekki ve risklerin üçüncü kişiye temlik edilmesinin talep edildiği görülmüştür. Bu belgelerde devir tarihlerinden sonra dahi davacı şirketin borçlu olduğu, şirket yetkilisince kabul edilmiş olup fazla ödeme iddiası davalı tarafça sunulan bu belgelerle çürütülmüştür. Kaldı ki dosyada mevcut ve yerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen 02.04.2018 tarihli bilirkişi raporu ile de dava dışı bankalara yapılan ödemelerin kısmi tahsilat niteliğinde olduğu, her iki davalıya devir sırasında ve dava tarihi itibariyle de davacı borcunun devam ettiği tespit edilmiştir. 04.07.2017 tarihli rapor aksi yönde ise de denetime açık ve hükme esas alınmaya elverişli nitelikte olmadığından raporlar arasında çelişki görülmemiş, davacının 02.04.2018 tarihli rapora itirazları da somut nitelikte olmadığından itibar edilmemiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince ispatlanamayan davanın reddi yönünde verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Alacağın üçüncü kişiye temliki karşılığında ödenen bedelin iadesini talep etme hakkının, temlik sözleşmesinin tarafı olmayan borçluya değil temlik alan üçüncü kişiye ait olduğu ve istirdat davasının İİK 72/7 anlamındaki cebri icra tehdidiyle ödeme değil, hataen ödemenin istirdadı niteliğinde olduğu yönündeki tespitler açısından emsal değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
taraf ve dava ehliyeti

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat temlik İİK 72/7 borç ikrarı taraf ve dava ehliyeti ihya belirsiz alacak hataen ödeme

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 72/7

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1368

KARAR NO 2019/1099

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/04/2018

NUMARASI 2016/407 E.-2018/474 K.

DAVA

İstirdat (Genel Kredi Sözleşmelerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/09/2019

İlk derece mahkemesince davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkili şirketin tasfiyeye girmeden önce 1993-1996 yılları arasında çeşitli bankalardan krediler kullandığını ve bankalar lehine ipotekler tesis edildiğini, bu bankaların farklı tarihlerde davalı TMSF’na devredildiğini, ne var ki bu devirlerden önce bankaların başlatmış oldukları icra takiplerine konu borçlar ödenmiş olup bu bankalara herhangi bir borcun kalmadığını, ancak tahsilatlar dikkate alınmadan devir işlemlerinin yapıldığını, daha sonra TMSF’nin ise alacağını diğer davalı .... A.Ş.’ne devrettiğini ve davalı .. A..’nin müvekkili ile diğer borçlular hakkında icra takipleri başlatıp mükerrer tahsilatlar yaptığını, 23.12.2012 tarihinde ise bu hak ve alacakları 250.000-TL karşılığında ihbar olunan ...

temlik ettiğini, davalılar tarafından yapılan fazla tahsilatların tespitinin gerektiğini, alacağın belirsiz nitelikte olduğunu, yapılan başvuruların olumsuz sonuçlandığını ileri sürerek müvekkilinin taraf olduğu kredi sözleşmelerinden kaynaklanan mükerrer tahsilatlar hesaplanarak TMSF’ye iade için yapılan başvuru tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 13.03.2018 tarihli dilekçesinde, dava değerini 108.160-TL olarak ıslah ettiklerini bildirerek bu tutarın davalıların uyguladıkları faiz oranları üzerinden faiz işletilmek suretiyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı TMSF vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, 1996 yılında bu bankalarca hesap kat ihtarları düzenlendiğini ve davacıdan kısmi tahsilatlar yapıldığını, 2001 yılında bakiye alacakların müvekkiline devredildiğini, ancak müvekkilince herhangi bir tahsilat yapılmamış olup 2005 yılında alacakların davalı varlık yönetimine devredildiğini, kaldı ki dava istirdat davası olup 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.Davalı ...A.Ş. vekili, davacının muhtelif bankalardan kullandığı kredilerden kaynaklanan alacakların ilgili bankalar tarafından TMSF’na, TMSF tarafından da müvekkiline 12.08.2005 tarihli sözleşme ile devir ve temlik edildiğini, kredilerin ödenmemesi nedeniyle ilgili bankalar döneminde davacının temerrüde düşürüldüğünü ve yasal takip başlatıldığını, davacıdan mükerrer tahsilat yapıldığı iddiasının ise doğru olmadığını, zira davacı şirket tasfiye memurunun 18.08.2011 tarihinde müvekkili şirkete müracaat ederek 125.000-TL karşılığında şirketin ve kendisinin borcunun kapatılması teklifinde bulunduğunu, ancak teklifin kabul edilmediğini, davacının olmayan borcunu ödemek istemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 1.937.207,96-TL devir bakiyeli alacağın müvekkiline temlikinden sonra 13.07.2007 tarihinde 5.880-TL ve 30.12.2011 tarihinde tahsilat sağlandığını, davacının da ikrar ettiği üzere 23.01.2012 tarihli alacağın ivazlı temliki sözleşmesi ile alacağın ...’e devir ve temlik edildiğini, bu temlik işlemine şirket yetkilisi ...

da muvafakat ettiğini, mükerrer tahsilat yapılmış olsa bile davacının talep hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı şirket tasfiye memurunun 18/08/2011 tarihli dilekçesiyle davalı ... A.Ş’ne daha önce götürmüş olduğu teklifi revize ederek 125.000- TL karşılığında davalı varlık şirketinde bulunan tüm şirket borçlarının tarafına temlik edilmesini teklif ettiği, bu talebin varlık şirketinin kayıtlarına girdiği, yine 27/12/2011 tarihli teklifinde de toplam 262.200- TL ödeme yapılması karşılığında davacı şirkete ait borçların dava dışı ... temlikinin talep edildiği, bu şekilde varılan mutabakatla davacı tarafın davalı tarafla olan alacak borç ilişkisinin sonlandırıldığı, ayrıca davacı yanın dava konusu borçların dava dışı ... temlikinden sonra davalılarca başkaca tahsilatlar yapıldığı iddiasının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Kararın gerekçesinde belirtildiği gibi davalılar elinde bulunan bir kısım dosyalar 3.şahıs ...’e temlik edilmiş ise de, temlik şartları dahilinde temlike konu dosyaların resmen 3.şahsa teslim edilmediğini, temlik şartları davalı tarafından yerine getirilmediğinden temlikin geçersiz hale geldiğini,temlik sonrası devre konu edilen dosyalar üzerinde yapılan incelemelerde dosyalarda alacak olmadığının görüldüğünü, yani olmayan bir alacağın 3.şahsa devredildiğini, 2-Davacı şirket hakkında 2012 yılında tasfiyeye müracaat edildiğini,, tasfiye sırasında alınan rapora göre de davacının, TMSF’na devrolunan alacaklı bankalara ve devir sonrası TMSF’na yapılan bir kısım ödemelerin fazla yapıldığının tespit edildiğini, bu hususun dosyaya celp edilen banka kayıtlarından da anlaşıldığını,3-Kararın gerekçesinin, şirket tasfiye memuru tarafından alacakların 3.kişi tarafından satın alınmasının sağlandığı hususuna dayandırılmasını da kabul etmenin mümkün olmadığını, zira ...

devirden 7 ay sonra 2012 yılında tasfiye memuru olduğunu, o nedenle şirketin tamamını temsil kabiliyetinin olmadığını,4-Davadaki taleplerinin, dosyaların devrinden önce yapılan fazla ödemeler olduğunu, ancak devir için yapılan ödemenin de fazla ödeme olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu fazla ödemelerin 3.şahsa devri söz konusu olmadığından bu ödemelerin istirdatını talep hakkının davacıda olduğunu, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında da bu hususların değerlendirildiğini ve müvekkilinin fazla ödemeler nedeniyle alacaklı olduğunun tespit edildiğini belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE

Dava, Genel Kredi Sözleşmeleri uyarınca kullandırılan kredi borçlarına ilişkin olarak fazla ödenen tutarın istirdatı istemine ilişkindir.Davacı, dava dışı çeşitli bankalardan kullanmış olduğu kredilere ilişkin borçlarını bankalarca başlatılan icra takip dosyalarına ödemek suretiyle kapatmış olmasına rağmen, bu bankaların önce fona devri nedeniyle alacakların davalı TMSF’na devredildiğini, daha sonra ise TMSF tarafından diğer davalı varlık yönetimine devredildiğini, oysa devir tarihlerinde ortada bir alacak bulunmadığını, ancak davalı .... A.Ş. tarafından yeni icra takipleri başlatılarak mükerrer tahsilatlar yapıldığını, şirketin tasfiyesi sırasında ise kendilerinden fazla tahsilat yapıldığını farkettiklerini ileri sürerek mükerrer tahsilatların istirdatını talep etmiş, davalı taraflar davacının borcu kapatma teklifi ile borç ikrarında bulunduğunu, dolayısıyla alacak talebinde haksız olduğunu, kaldı ki mükerrer tahsilatın söz konusu olmadığını savunmuşlardır.

Görüldüğü üzere davanın konusu, ihbar olunan temlik alan şahsa devir öncesinde, davalılarca yapıldığı ileri sürülen belirsiz alacak niteliğindeki fazla tahsilatların istirdatıdır. İhbar olunan ... adına davalı ... A.Ş.’ne davacı tarafça yapıldığı ileri sürülen 250.000-TL ödeme açıkça dava konusu yapılmamıştır. Kaldı ki dava konusu yapılmış ve bu ödeme davacı tarafça yapılmış olsa bile, ödeme 3.şahıs temlik alan adına yapılmış olduğuna göre temlik sözleşmesinin geçersizliğini ve bu sözleşme uyarınca ödenen bedelin iadesini talep hakkının davacı şirkete değil, temlik alan şahsa ait olacağı açıktır. İş bu davada İİK 72/7 m. uyarınca borçlu olunmadığı bilindiği halde cebri icra tehdidi altında yapılan ödemelerin istirdatı istemi söz konusu olmayıp, aksine ödeme yapıldığı tarihte borçlu olunduğu sanılarak hataen yapılan ödemelerin istirdatı istemi söz konusudur.Öte yandan dosya kapsamında bilgileri mevcut olup UYAP üzerinden incelenen Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/199 E.

sayılı dosyası içeriğinden, davanın açıldığı tarihte davacı şirketin sicilden terkin edilmiş olduğu, yargılama sırasında adı geçen Mahkemenin 2018/199. E., 2018/361 K. sayılı 19.04.2018 tarihli kararı ile davacı şirketin ihyasına karar verildiği, kararın kesinleştiği görülmüş olmakla, davacının taraf ve dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir.Dosya kapsamında mevcut tarafların kabulünde olan borç kapatılmasına ilişkin talep yazıları incelendiğinde, ihya dava dosyasındaki kabulden davacı şirket yetkilisi olduğu anlaşılan ... tarafından davalı .... A.Ş.’ne hitaben yazılan 18.08.2011 tarihli yazıda, ortağı ve kefili olduğu davacı şirketin tüm borçlarına karşılık daha önce her ne kadar 100.000-TL teklif edilmişse de bu kez teklifi revize ederek 125.000-TL olarak yükselttiklerinin, teklifin kabulü halinde gerek kendisinin gerekse şirket hakkında açılan dosyaların tarafından temliki veya dosyalardan ibraları karşılığında teklif olunan bedelin derhal ve defaten ödeneceğinin belirtildiği;

27. 12.2011 tarihli ... ve ... imzalı belgede ise , davalı .... A.Ş.’ne TMSF’den devredilen ... TMSF’na devrolunan bankalardan kullanmış olduğu nakit ve nakde dönüşmüş gayrinakit risklerle ilgili olarak, davalı şirkete nakden ve defaten 250.000-TL ve bu tahakkuk edecek BSMW ile birlikte 262.500-TL ödeme karşılığında, alacağın teminatında yer alan .....bağımsız bölümler üzerindeki ...tasarrufun iptali davasından konulan haciz ve sair takdiyatların fekki, bu fek gerçekleştikten sonra ....risklerin ....’e temlik edilmesinin talep edildiği görülmüştür.O halde her ne kadar davacı, davalılara alacak hakkının devri sırasında herhangi bir borcu olmadığını, aksine fazla ödemesi olduğunu ileri sürerek bu fazla ödemelerin iadesini talep etmiş ise de, yukarıda açıklanan belgelerde devir tarihlerinden sonra dahi davacı şirketin borçlu olduğu davacın şirket yetkilisince kabul edilmiş,fazla ödeme iddiası davalı tarafça sunulan bu belgelerle çürütülmüştür.Kaldı ki dosya kapsamında mevcut ve yerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenmiş olan 02.04.2018 tarihli bilirkişi raporu ile de dava dışı bankalara yapılan ödemelerin kısmi tahsilat niteliğinde olduğu, her iki davalıya devir sırasında ve dava tarihi itibariyle de davacı borcunun devam ettiği açık bir şekilde tespit edilmiş olup, öte yandan 04.07.2017 tarihli bilirkişi raporu aksi yönde ise de denetime açık ve hükme esas alınmaya elverişli nitelikte bir rapor olmadığından, her iki rapor arasında fark bir çelişki olarak görülmemiş, yine davacı tarafın 02.04.2018 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalara itirazları da somut nitelikte olmadığından itibar edilmemiştir.Bu durumda ilk derece mahkemesince ispatlanamayan davanın reddi yönünde verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 44,40-TL istinaf karar harcının, davacı tarafından peşin yatırılan 71,80- TL den mahsubu ile 27,40-TL fazla karar harcı ile 98,10-TL fazla başvuru harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

12. 09.2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/275148 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5342 E. 2021/5521 K. · Onandı

Mutabakat ve borcun temliki ile sona eren ilişkide mükerrer tahsilat iadesinin ispatı

Gerekçe özeti

Taraflar arasındaki ödeme teklifleri üzerine sağlanan mutabakat ve borçların üçüncü kişiye temliki ile alacak-borç ilişkisi sonlandırılmış, temlikten sonra başkaca (mükerrer) tahsilat yapıldığı ileri sürülüp ispatlanmamışsa, mükerrer tahsilatların iadesi istemi ispatlanamadığından reddedilir.

Emsal değeri

Sonuç, olaya özgü ispat değerlendirmesine dayanır; genel bir kural ortaya koymaz.

Kavramlar: mükerrer tahsilat alacağın temliki mutabakat ispat yükü TMSF alacağı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2019/5342 E.  ,  2021/5521 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.04.2018 tarih ve 2016/407 E- 2018/474 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 12.09.2019 tarih ve 2018/1368 E- 2019/1099 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.09.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... Sarı, davalılardan TMSF vekili Av. ... ile davalı ... Yönetimi vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin tasfiyeye girmeden önce 1993-1996 yılları arasında çeşitli bankalardan krediler kullandığını ve bankalar lehine ipotekler tesis edildiğini, bu bankaların farklı tarihlerde davalı TMSF’na devredildiğini, ne var ki bu devirlerden önce bankaların başlatmış oldukları icra takiplerine konu borçlar ödenmiş olup bu bankalara herhangi bir borcun kalmadığını, ancak tahsilatlar dikkate alınmadan devir işlemlerinin yapıldığını, daha sonra TMSF’nin ise alacağını diğer davalı RCT Varlık Yön. A.Ş.’ne devrettiğini ve davalı RCT Varlık Yön. A.Ş.’nin müvekkili ile diğer borçlular hakkında icra takipleri başlatıp mükerrer tahsilatlar yaptığını, 23.12.2012 tarihinde ise bu hak ve alacakları 250.000.-TL karşılığında ihbar olunan ...’e temlik ettiğini, davalılar tarafından yapılan fazla tahsilatların tespitinin gerektiğini, alacağın belirsiz nitelikte olduğunu, yapılan başvuruların olumsuz sonuçlandığını ileri sürerek müvekkilinin taraf olduğu kredi sözleşmelerinden kaynaklanan mükerrer tahsilatlar hesaplanarak TMSF’ye iade için yapılan başvuru tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 13.03.2018 tarihli dilekçesinde, dava değerini 108.160.-TL olarak ıslah ettiklerini bildirerek bu tutarın davalıların uyguladıkları faiz oranları üzerinden faiz işletilmek suretiyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.

İlk derece mahkmesince, davacı şirket tasfiye memurunun 18.08.2011 tarihli dilekçesiyle davalı ...Ş.’ne daha önce götürmüş olduğu teklifi revize ederek 125.000.-TL karşılığında davalı ... şirketinde bulunan tüm şirket borçlarının tarafına temlik edilmesini teklif ettiği, bu talebin varlık şirketinin kayıtlarına girdiği, yine 27.12.2011 tarihli teklifinde de toplam 262.200.-TL ödeme yapılması karşılığında davacı şirkete ait borçların dava dışı ...'e temlikinin talep edildiği, bu şekilde varılan mutabakatla davacı tarafın davalı tarafla olan alacak borç ilişkisinin sonlandırıldığı, ayrıca davacı yanın dava konusu borçların dava dışı ...'e temlikinden sonra davalılarca başkaca tahsilatlar yapıldığı iddiasının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince ispatlanamayan davanın reddi yönünde verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz davacıdan alınmasına, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.