Kefil hakkında icra takibinde kefalet limiti ve rehin ilişkisi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1503 E. 2019/1316 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ EmsalHak düşürücü süre
Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Banka / kredi / finans
Gerekçe özeti
Genel kredi sözleşmesine müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imza koyan ve kefalet tarihinde asıl borçlu ticari işletmenin ortağı olan kişinin kefaleti için TBK 584/3 uyarınca eş rızası aranmaz; bu husus kefil olduğu tarihten sonra şirket hisselerini devretmiş olmasından da etkilenmez. Rehinle güvence altına alınan bir alacakta, rehin teslime bağlı taşınır rehni niteliğinde değilse, alacaklı tahsilde tekerrür etmeme kaydıyla eş zamanlı olarak hem rehnin paraya çevrilmesi yoluyla hem de müteselsil kefil aleyhine ilamsız icra takibi yürütebilir. Ancak hüküm kurulmadan önce rehinli takip sonucu satış gerçekleşmişse, satış bedelinin alacağı tamamen karşılayıp karşılamadığının ve buna bağlı olarak kefilin sorumlu olduğu bakiye borcun tespiti gerekir; tahsilat alacağın tamamını karşılamaya yetmiyorsa kefilin kefalet limiti kapsamındaki sorumluluğu devam eder.
Ele alınan sorunlar
Davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı → ret
İddia: Davalı vekili, davanın itirazdan itibaren 6 aylık süre içinde açılmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: İİK 67. madde uyarınca itirazın iptali davasının, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürede açılması gerekmektedir. İcra dosyası kapsamında itirazın tebliğine ilişkin bir belgeye rastlanılmadığından, davanın hak düşürücü sürede açıldığı kabul edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ticari işletme ortağı/yöneticisi kefaletinde eş rızası şartı → ret
İddia: Davalı vekili, müvekkilinin kefaleti için eş rızasının alınmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK 584/1 uyarınca kefalet için eş rızası aranmakla birlikte, 6455 sayılı Kanun'un 77. maddesiyle eklenen TBK 584/3 fıkrası gereğince, ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz. Kefalet tarihinde asıl borçlu şirket ortağı olan davalının eş rızasının alınmamış olması kefaletinin geçerliliğine etki etmediği gibi, kefil olduğu tarihten sonra şirketteki hisselerini devretmiş olmasının da bir etkisi bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Temerrüt faiz oranının fahiş olduğu iddiası → ret
İddia: Davalı vekili, talep edilen temerrüt faiz oranının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Konusunda uzman bankacı bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı bankanın fiilen uyguladığı ve Merkez Bankasına bildirdiği akdi faiz oranının %27 olması nedeniyle, sözleşme hükmü uyarınca uygulanan %54 temerrüt faiz oranının uygun olduğu tespit edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Müteselsil kefil hakkında, rehinli takip sonucu tahsilat yapılmasının kefilin sorumluluğuna etkisi → ret
İddia: Davalı vekili, icra takibinin müvekkilinin kefil olarak imzaladığı araç kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, krediye konu araçlardaki rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte araçların satılmasıyla elde edilen satış bedelinin kefalet limitinin üzerinde olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK 586. madde uyarınca müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına giren kefile, alacaklı borçluyu takip etmeden veya rehni paraya çevirmeden başvurabilir; taşınır rehni teslime bağlı ise rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Somut olayda araç üzerindeki rehin teslime bağlı taşınır rehni niteliğinde olmadığından, davacı bankanın aynı anda tahsilde tekerrür etmeme kaydıyla hem rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi hem de kefil hakkında ilamsız icra takibi yapmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Ancak, iş bu davaya konu takipte tahsilde tekerrür etmeme kaydı bulunduğundan ve ilk derece mahkemesince hüküm verilmeden önce rehinli takibe konu araçların satıldığı taraflarca kabul edildiğinden, satış bedellerinin banka alacağını tamamen karşılamaya yeterli olup olmadığının ve buna bağlı olarak kefilin sorumlu olduğu bir borcun kalıp kalmadığının tespiti gerekmektedir. Rehinli icra takip dosyasında, toplam 334.622,49-TL alacağın 212.748-TL'sinin tahsili amacıyla başlatılan takipte iki araç sırasıyla 34.050-TL ve 132.000-TL bedelle satılmış, 18.04.2016 tarihli icra kapak hesabına göre tahsil edilen 162.744,89-TL mahsup edildiğinde bakiye borcun 176.428,34-TL olduğu görülmüştür. Dava tarihi itibariyle tahsil edilen tutar dava konusu alacağın tamamını karşılamaya yetmemektedir; bu tahsilat davaya konu icra takibinden sonra yapıldığından takip tutarından doğrudan düşülmesi mümkün değildir. Ödeme tarihi itibariyle ilamsız icra dosyasında kapak hesabı yapıldığında davalının kefalet limitine yakın bir rakamın bulunacağı, ödemenin borcun tamamını karşılamaya yetmediği ve takibin tahsilde tekerrür etmeme kaydıyla yapıldığı dikkate alındığında ilk derece mahkemesince verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Ticari işletme ortağı/yöneticisi tarafından verilen kefaletlerde TBK 584/3 uyarınca eş rızasının aranmayacağı ve teslime bağlı olmayan taşınır rehni ile güvence altına alınmış alacaklarda alacaklının rehin paraya çevrilmeden müteselsil kefile başvurabileceği, ancak hüküm öncesi rehinli satış gerçekleşmişse satış bedelinin alacağı karşılayıp karşılamadığının tespit edilmesi gerektiği yönündeki değerlendirmeler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- İtirazın iptali davası, İİK 67. madde uyarınca itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ müteselsil kefalet↗ kefalet limiti↗ eş rızası↗ hak düşürücü süre↗ rehnin paraya çevrilmesi↗ tahsilde tekerrür etmeme kaydı↗ teslime bağlı taşınır rehni↗ hesabın kat edilmesi↗ temerrüt faizi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/1503
KARAR NO 2019/1316
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 28/11/2017
NUMARASI 2016/1035 E.- 2017/944 K.
DAVA
İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/10/2019
Davanın kabulune yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı ...San. Tic.Ltd. Şti. arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinin davalı tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, sözleşme uyarınca kullandırılan kredilere ilişkin borcun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek borçlulara ihtarname gönderildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, öncelikle bu davanın itirazdan itibaren 6 aylık süre içinde açılmamış olması nedeniyle reddi gerektiğini, ayrıca icra takibinin müvekkilinin kefil olarak imzaladığı araç kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, krediye konu araçlardaki rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte araçların satılmasıyla elde edilen satış bedelinin müvekkilinin kefalet limitinin üzerinde olduğunu, kaldı ki müvekkilinin kefaleti için eş rızasının alınmadığını, talep edilen temerrüt faiz oranının ise fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı bankanın dava dışı asıl borçlu şirketten takip tarihi itibariyle 324.937,83- TL asıl alacak olmak üzere toplam 342.030,87- TL alacaklı olduğu, davalının ise borcun kefalet limiti olan 250.000-TL’lik kısmından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1- Davanın itirazdan itibaren 6 aylık sürede açılmadığını,2-Dava konusu icra takibinin müvekkilinin kefil olarak imzaladığı araç kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, krediye konu araçlardaki rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte araçların satılmasıyla elde edilen satış bedelinin müvekkilinin kefalet limitinin üzerinde olduğunu,3-Müvekkilinin kefaleti için eş rızasının alınmadığını,4-Talep edilen temerrüt faiz oranının fahiş olduğunu belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
GEREKÇE
Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan nakdi alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir. İİK 67.m. uyarınca iş bu davanın, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllk hak düşürücü sürede açılması gerekmekte olup, icra dosyası kapsamında itirazın tebliğine ilişkin belgeye rastlanılmadığından davanın hak düşürücü sürede açıldığı kabul edilmiştir. Dosya kapsamında mevcut delillerden, davacı banka ile dava dışı ...San. Tic.Ltd. Şti. arasında akdedilen 20.06.2013 tarihli 250.000-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesinin davalı tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, sözleşmedeki limit artışında ise davalının imzasının bulunmadığı, 20.07.2015 tarihi itibariyle hesap kat edilerek borçlulara ihtarname gönderildiği, tüm borçluların 04.08.2015 tarihi itibariyle temerrüde düşürüldükleri ve 28.08.2015 tarihi itibariyle ilamsız icra takibi başlatıldığı tespit edilmiştir.TBK’nun 584/1 m.
uyarınca kefalet için eş rızası aranmış ise de, 28/03/2013 tarihli 6455 sayılı yasanın 77.m. ile yapılan değişiklik ile anılan maddeye bir fıkra(584/3) eklenerek, ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eşin rızasının aranmayacağı kabul edilmiş olup, o halde kefalet tarihinde asıl borçlu şirket ortağı olduğu anlaşılan davalının eş rızasının alınmamış olmasının kefaletinin geçerliliğine bir etkisi bulunmadığı gibi, kefil olduğu tarihten sonra asıl borçlu şirketteki hisselerini devretmiş olmasının da bir etkisi bulunmamaktadır. Konusunda uzman bankacı bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak davacı bankanın fiilen uyguladığı ve Merkez Bankasına gönderdiği yazıda bildirdiği akdi faiz oranının %27 olması nedeniyle sözleşme hükmü uyarınca %54 temerrüt faiz oranının uygun olduğu, buna göre takip tarihi itibariyle davacı bankanın asıl borçludan 324.937,83-TL asıl alacak olmak üzere toplam 342.030,87-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Öte yandan, TBK’nun “Müteselsil Kefalet” başlıklı 586.m.
“Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir.” şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda, bilirkişi incelemesi ile asıl borçluya taksitli ticari araç kredisi kullandırıldığı ve çek karnesi verildiği, takibe konu borcun bu kredilerden kaynaklandığı tespit edilmiş, dava konusu icra takip dosyasında yer alan ödeme emrinde, bu alacağın 212.748-TL’lik kısmı için İstanbul ....İcra Müdürlüğü’nün ...
E. sayılı dosyası üzerinden rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçilmiş olması nedeniyle asıl borçlunun kalan 140.703,24-’den sorumlu olduğu, davalı kefilin ise kefalet limiti olan 250.000-TL’den sorumlu olduğu belirtilmiş ve tahsilde tekerrür etmeme kaydıyla ödeme talebinde bulunulmuştur. Araç üzerindeki rehin teslime bağlı taşınır rehni niteliğinde olmadığından (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 02.11.2015 tarihli 2015/10002 E., 2015/11357 K. sayılı emsal kararı), davacı bankanın aynı anda tahsilde tekerrür etmeme kaydıyla hem rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi, hem de kefil hakkında ilamsız icra takibi yapmasına engel bir durum söz konusu değildir. Öte yandan iş bu davaya konu icra takibinde “tahsilde tekerrür etmeme” kaydı bulunmakta ise de ilk derece mahkemesince hüküm verilmeden önce, rehinli takibe konu araçların satıldığı tarafların kabulünde olup, bu durumda satış bedellerinin banka alacağını tamamen karşılamaya yeterli olup olmadığının, buna bağlı olarak davalı kefilin sorumlu olduğu bir borcun kalıp kalmadığının tespiti gerekir(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 27.02.2018 tarihli 2016/19814 E., 2018/1011 K.
sayılı emsal kararı).Söz konusu rehinli icra takip dosyası incelendiğinde ise, 05.08.2015 tarihinde, toplam 334.622,49-TL alacağın şimdilik 212.748-TL’sinin tahsili amacıyla 2 adet rehinli araç üzerinden icra takibi başlatıldığı, dosya kapsamında mevcut İst. Anad. ....İcra Dairesi’nin ... Tlmt. Sayılı 22.03.2016 tarihli yazısında, 18.02.2016 tarihinde araçlardan birinin 34.050-TL ve diğerinin 132.000-TL bedelle satıldığının, ihalenin kesinleştiğinin belirtildiği, 18.04.2016 tarihli icra kapak hesabına göre tahsil edilen(ele geçen) 162.744,89-TL mahsup edildiğinde bakiye borcun 176.428,34-TL olduğunun belirtildiği görülmüştür.O halde iş bu dava tarihi itibariyle tahsil edilen tutarın dava konusu alacağın tamamını karşılamaya yetmediği açıktır, bu tahsilat davamıza konu icra takibinden sonra yapılan bir tahsilat olduğu için, tahsil edilen tutarın doğrudan bu takip tutarından düşülmesi mümkün değildir, ödeme tarihi olan 18.02.2016 tarihi itibariyle ilamsız icra dosyasında kapak hesabı yapıldığında ise davalının kefalet limitine yakın bir rakamın bulunacağı ortadadır.
Bu durumda ödemenin borcun tamamını karşılamaya yetmediği, ayrıca icra takibinin de tahsilde tekerrür etmeme kaydıyla yapıldığı dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 17.077,50- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 4.269,37- TL harcın mahsubu ile bakiye 12.808,13- TLnin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı gider avansından karşılanan 56-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.
24/10/2019
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/274192 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi